GeriKelebek Taciz sahnesi çekip tacizcilere malzeme vermedik
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taciz sahnesi çekip tacizcilere malzeme vermedik

Kimselerin daha önce girmeye cesaret edemediği kapılardan, büyük bir cesaretle içeri dalan iki genç sinemacı: Mert Fırat ve İlksen Başarır. Önce sağır ve dilsiz bir gencin aşkını anlattıkları ‘Başka Dilde Aşk’ filmiyle karşımızdaydılar, şimdi de Türkiye’nin en büyük tabusu ensestle... Orta sınıf bir aile babasının, çocuklarına tacizinin anlatıldığı ve senaryosunu birlikte yazdıkları ‘Atlıkarınca’, 47. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazandı. Onlar bu filmi yapmaya cesaret ettiler, siz de 18 Mart’ta gösterime girecek bir tabuyla yüzleşme cesaretini gösterin

? Ensest gibi bol dikenli, tabu olan bir konuda film yapmaya nasıl cesaret ettiniz?
MERT FIRAT: ‘Başka Dilde Aşk’ filminden sonra, bazı üniversiteler işaret dili dersi koydular, bizden sonra başka filmlerin DVD kopyalarına da altyazı girdiler. Toplumsal olarak çok güzel geri dönüşler oldu. Bu bizi çok motive etti ve tabu olan ensest için de bir kamouyu oluşturup, tabunun yıkılmasına yardımcı olabiliriz diye düşündük.
İLKSEN BAŞARIR: Ensest, üniversiteden beri duyunca tüylerimi diken diken eden bir konuydu. Elimizde film yapmak gibi çok büyük bir güç varken ve bu meseleden bu kadar rahatsız oluyorken, bir şey yapmamak rahatsız ediyordu. Daha önce kimsenin bu konuda bir şey yapmaması da isyan ettiriciydi.
? “Yapmayın etmeyin, bulaşmayın bu meseleye” diyenler oldu mu?
FIRAT: “Ne gerek var, 10’uncu filminizde yapın, kendinizi iyice ispat edin, popüleriteyi alıp yürüyün ondan sonra yaparsınız” diye bizi yüreklendirdiler tabii! “Herkesle aynı fikirde değilsek doğru yoldayız” dedik ve önümüze baktık.
? Size had bildiren, ucu zehirli oklara karşı kalkanlarınız hazır mı?
BAŞARIR: Kim ne kadar ok fırlatırsa o kadar iyi. Onlar fırlattıkça, bu mesele daha konuşulur hale gelir. İstediğimiz de bu zaten.
? Bu kadar bıçaksırtı bir mevzuyu, seyredenleri irite etmeden nasıl bir sinema diliyle anlattınız?
BAŞARIR: Filmde hiçbir taciz sahnesi yok. İmgelerle anlattık. Aksi taktirde filmin istismar edileceğini düşündük. Sinemada bir olayı göstermeden anlatabilmenin bin bir türlü yolu var, zaten sinema bu yüzden güçlü bir sanat.
FIRAT: Çocukların istismarına karşı çıkarken, internete kesilip biçilerek koyulacak sahnelerle istismarın kendisi olmak, pedofiliye hizmet etmek istemedik. Bir kız ya da erkek çocuğunu arzu nesnesi olarak göstermek, tacizin ta kendisi zaten.

KONUŞULMASI DEĞİL KONUŞULMAMASI AYIP

? Seyirci sinemadan karnında bir yumruk, boğazından bir yumruyla mı çıksın istiyorsunuz?
BAŞARIR: Ensestten rahatsız olduklarını dile getirsinler istiyoruz. Bunu konuşmanın ayıp olmadığını, tam aksine konuşmadıkça mağdurun mağduriyetini, tacizcinin de cesaretini arttırdıklarını düşünmelerini istiyoruz. Sinemacı olarak, ben bir filmle bu konuya bir çözüm getiremem ama çözüm getirebilecek insanları tetikleyebilirim belki.
FIRAT: Kamuoyu, ensestle ilgili bir şeyler yapılması için talepte bulunsun, baskı yaratsın istiyoruz. Sığınma evlerinin artırılması, rehabilitasyon merkezlerinin açılması, hukuk danışmanlarının hizmet vermesi için kamuoyu oluşsun istiyoruz.
? Filmin yapım aşamasında ne tür karın ağrıları çektiniz?
BAŞARIR: Yazım süreci çok zor oldu. Ensestle ilgili araştırmalar yaparken, bütün o okuduğumuz şeyler gitgide birikti, üzerimizde ağırlık oldu. O yüzden yazarken bazen durup ara verdik. Ama bir şey zor diye, bundan kaçınmamak gerekiyor.
? Filmde 14 yaşında bir çocuk oyuncu var. Ona bu filmi nasıl izah ettiniz?
BAŞARIR: Senaryoyu hem Zeynep, hem ailesi okudu. Aile bu durumu ona anlattı. Zaten aileler bütün çocuklara belli bir yaştan itibaren, uygun bir dille bunu anlatmalılar. “Kimse sen istemeden odana giremez, banyodayken yanına gelemez, sen istemeden dokunamaz” mesajını vermek lazım.


FAÇASI YEMEYENLER BU ROLÜ REDDEDER

? Çocuğuna cinsel taciz uygulayan bir baba rolü, sizin için riskli bir rol değil miydi? Tedirgin oldunuz mu?
FIRAT: Tabii ki kaygılarım oldu ama çabuk geçti. Yakışıklı aşk delikanlısı teklifi gelince koşa koşa gidiliyor, böyle bir role de “Oynamam” deniyorsa ortada bir riya var demektir. Böyle bir konudan rahatsızsam, bunu oynamamak riyakârlıktır. Böyle filmler ve roller için “Hassas konulara girmek benim sinemamda yer bulan bir şey değil” demek, “Benim façam yemiyor, riyayı böyle kapatıyorum” anlamına geliyor. Böyle rolleri bizler oynamayacaksa kim oynacak?
BAŞARIR: Sosyal sorumluluk üstlenmişiz gibi ortaya atmıyoruz kendimizi ama yapmak istediğimiz şeyler bunlar. İnsan niye sanatla uğraşır ki zaten; duruşunu, fikrini sanata yansıtmak için.

FIRAT: Ama bu eğlenceli filmler yapmayacağımız anlamına da gelmez. Onu da yaparız ama orada da mutlaka sosyal bir meseleye dikkat çekeriz.
? Her iki filmde de birlikte çalıştınız. Artık ikili misiniz?
BAŞARIR: Evet, galiba öyle. Ben yardımcı yönetmenken bir erkek oyuncu arıyorduk bulamıyorduk. Anneme gittiğim bir akşam ‘Binbir Gece’de Mert’i gördüm ve ertesi gün yönetmene gidip, “Dün akşam dizide bir çocuk seyrettim aradığımız o olabilir ama kim olduğunu bilmiyorum” dedim. Mert’le öyle tanıştık ama o film daha sonra çekilemedi. Mert bir gün ‘Başka Dilde Aşk’ın konusundan bahsetti, “Kendin yaz” dedim. “Hiç senaryo yazmadım” deyince, birlikte yazmaya karar verdik. Zaman zaman birbirimize çok sinir oluyor, çok kavga ediyoruz. Çünkü çok aynı kafadayız, bu hem iyi hem kötü bir şey. Çalışma disiplinlerimiz aynı. O yüzden de rahat çalışıyoruz ama maraz çıkarmaya çok meyilliyiz.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle