GeriKelebek Tabutla sanat eseri yaptı polisler bastı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tabutla sanat eseri yaptı polisler bastı

Sigara kutularından kimliklere, banknottan Süpermen kıyafetlerine kadar her şeyi kullanıyor. Yarattığı enstalasyonlar, çektiği videolar ve yurtdışında katıldığı bienaller ile Türkiye’de güncel sanatın önde gelen isimlerinden biri.

33 yaşındaki Halil Altındere, resim eğitimi almış ama henüz tuvale elini sürmemiş. Güncel sanat alanında yaptıkları da, çoğu kişi için sanat adına bir şey ifade etmiyor zaten. Üstünde çalıştığı bir projede kullandığı tabut yüzünden evini basan polise göre o ne ressam ne de sanatçı mesela. Yine de Atatürk’ün yüzünü kapattığı 1 milyon liralık banknot tasarımı, internette en fazla dolanan ‘forward’ mesajların başında.

Kendisi böyle bir tanımlama yapmasa da ‘muhalif’ bir sanatçı Halil Altındere. Eserleri eleştiri dolu. Alışıldık olanla dalga geçiyor, ‘Humour Protest’ yani mizahi protesto yapıyor. Yapıtlarına verdiği isimler de bunu anlatıyor. Türk parası üzerinde yaptığı rötuşlar ve kimlik kartı çeşitlemeleri ile oluşturduğu ‘Tabularla Dans’ serisi, MHP’nin sloganlarından ‘Ya Sev Ya Terket’ yazısıyla yaptığı çalışma, yakalanan yasadışı örgüt üyelerine emniyette Türk bayrağı önünde verdirilen pozları andıran bir şekilde durup, kurşunlarla ‘Seni Seviyorum’ yazması, işlerinden birkaç örnek sadece... Küratörlüğünü yaptığı sergi isimleri için de farklı değil durum: Kötüyüm ve Gurur Duyuyorum, Seni Öldürdüğüm İçin Çok Üzgünüm...

EVE GİREN TABUT ÇIKMAYINCA

Kullandığı malzemeler de, o bildiğimiz meşhur Rönensans ressamlarınınkinden farklı epey... Ufak bir kamera, fotoğraf makinesi, kendi bedeni ya da aklına gelen her şey... Öyle olunca yaptığı işlerin kubul görmesi de zorlaşıyor. Bir keresinde tabut kullanarak yaptığı üç boyutlu bir eseri başına iş açmış. Tabut yüzünden başına gelenler, fıkradan farksız: ‘Bir yapıtımda normal boyutlarda bir tabut kullanmıştım, yan tarafında çekmeceleri vardı. Onların tamamını açtığınız zaman bir insan figürü tamamlanıyordu. 1999’da AKM’de sergilenmişti bu işim. Sergiden sonra eve geri getirirken komşular görmüş. Önce ‘Bu evde cenaze var herhalde’ demişler. Ama cenaze çıkmayınca şüphelenip polisi aramışlar. Polis evi bastı, ‘Cesedi nerede saklıyorsun’ diye çıkıştılar. ‘Ceset yok, bu bir tabut değil, ben ressamım, bu da bir sanat yapıtı’ dedim. ‘Sen mi öğreteceksin bize neyin sanat olup olmadığını, resmi göster o zaman’ dediler. Gerçekten de resim yoktu etrafta, 5 sene lisans yapmışım, yüksek lisansımı tamamlamışım ama klasik anlamda bir resmim yok. Sanatçı olduğumu ispatlamak için eser göstermeye çalıştım. Nereye elimi atsam suç aleti çıkarmış gibi oldum. Kimlik çalışmamı göstereceğim, eliyle yüzünü kapamış insanlar var. Polisler ‘Türk vatandaşlığından mı utanıyorsun, sen nerelisin bakiyim’ diyorlar. ‘Mardinliyim’ diyorum, ‘Hımm’ diyorlar. Atatürk çalışmamı gösteriyorum ‘Bakın bu gazetelerde de çıktı’ diyorum ‘Vaay Atatürk’e hakaret’ diyorlar. Ortada hiç bir şey kalmayınca ‘Tamam gidiyoruz’ dediler.’

ÇOK KİŞİYE ULAŞMAK ÖNEMLİ

Halil Altındere’yi bu kadar popüler hale getiren, aslında ona ait olduğu bilinmese de, yarattığı işlerin internette sürekli dolaşımını sağlayan kolay anlaşılır üslubu. Atatürk’ün yüzünü kapattığı Türk parası örneğinde olduğu gibi anlatmak istediklerini çok kolay imgelere dönüştürebiliyor: ‘Ben her zaman sadece sanat çevrelerinin anlayabileceği soyut ya da metoforik sunumlardan kaçınıyorum. Benim için önemli olan daha çok kişiye ulaşmak.’

Ama bir yandan da anlatacağı düşüncenin derinliği önemli onun için. Türkiye’de güncel sanat alanında yaşanan en büyük çelişki, işte bu iki kavram arasında bir türlü tutturulamayan denge Altındere’ye göre. ‘Ya çok soyut, ya da tamamen gösteriye yönelik dekoratif işler üretiliyor burada’ diyor.

Bu konuda kendine belirlediği kıstas çok basit aslında. Sergisini gezen bir anneyle, bir çocukla, bir sanat profesyoneliyle de diyaloğa girebilecek imgeler kullanmak.

Güncel sanat, Türkiye’de, İstanbul’daki birkaç sanat merkezi dışında ve Altındere ile birlikte bir avuç genç sanatçının temsil ettiği bir alan sadece. Altındere, bunun böyle olmasından biraz da galeri sahiplerini sorumlu tutuyor. Güncel sanatı illa desteklemeleri gerekmiyor olsa da sanat diye pompaladıkları şeyin aslında içi boş bir gösteri olduğuna inanıyor.

KİMLİK KARTI VE 1 MİLYON TL

Halil Altındere, yaptığı tasarımların yanı sıra küratörlük ve Art-ist dergisinin de editörlüğünü yapıyor. Çukurova Üniversitesi’nde gördüğü resim eğitimini 1996’da bitirdi. İlk sergisini 1995’te İstanbul’daki Genç Etkinlik’te açtı. 1996’da 15 kişilik bir grupla ‘Disiplinlerarası genç sanatçılar’ isimli bir oluşum kurdu. 2000’de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümünde yüksek lisansını tamamladı. İlk çarpıcı eseri, ‘Tabularla dans’ serisinde yer alan ‘Kimlik Kartı’. 1997’deki İstanbul Bianeli’ne de bu eseri ile katıldı. Aynı bianelde daha sonra gazetelerin ekonomi sayfalarına konu olan ‘1 milyon Türk Lirası’ eseri de sergilendi. Altındere, yarattığı eserlerinin yüzde 80’ini yurtdışına satıyor. Ama bunun piyasası nedir, hangi eserini kaça sattı o konuda bir şey söylemek istemiyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle