GeriKelebek Suriye Türkiye hattında bir hasretlik öyküsü
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Suriye Türkiye hattında bir hasretlik öyküsü

Suriye Türkiye hattında bir hasretlik öyküsü
refid:17070235 ilişkili resim dosyası

Sinan Akyüz’ün yedinci kitabı ‘Piruze/Şam’da Bir Türk Gelin’ gerçek bir hikâyeye dayanıyor. Piruze, zengin ve yakışıklı Şamlı bir gence âşık olup evleniyor, üç çocuk annesi oluyor. İhanet ve şiddetin her türlüsüne maruz kaldığı 12 yıl geçiriyor. Çocuklarını bırakıp Türkiye’ye kaçıyor. Piruze o korkunç geçmişi anlattı

Piruze’nin babası diplomattı. Avrupa’da büyüdü, liseyi İngiltere’de bitirdi. 1980’de Şam Büyükelçiliği’ne atandıklarında gördüğü manzaraya inanamadı. Üniversiteyi İngiltere’de okumak istiyordu, babası tek başına gitmesine izin vermedi. Kısa sürede Şam’ın ileri gelen ailelerinin çocuklarıyla kaynaştı. Güzelliğiyle, dikkatleri çekmekte gecikmedi. Yasemin kokan Şam gecelerindeki partilerden birinde yakışıklı ve zengin Wassim’le tanıştı ve âşık oldu. 18 yaşındaydı. Anne babasının karşı çıkmasına rağmen evlendi. İki mutlu yıl rüzgâr gibi geçti. Kayınpederi ölünce kocası, annesinin evine taşınacaklarını söyledi. 12 yıllık kâbusu böylece başladı. Piruze’nin kayınvalidesi Affaf, her türlü zorbalığı yaptı gelinine. Hizmetçisi de eziyet etmekten geri durmadı, kocası Wassim’in sevgilisi oldu. Üç oğlan annesi olduğunda, hamileliğinde, lohusalığında dayak yedi. Ayrı eve taşınma, Ürdün’de görevli baba ocağına gitme isteği engellendi. Bunlar yetmezmiş gibi İngiltere’den dönen kayınbiraderi Mazen’den dayak yedi. Çalışmak, evden dışarı adım atmasını sağlayacaktı. Çocuk ve anne giyim mağazası açtığında Türk büyükelçisi, Türk Bakan, Şam’ın elitleri katıldı. Satışlar çok iyi gidiyordu ama çalışmasına tahammül edemeyen kocası, kendisinden habersiz mağazayı devretmekte gecikmedi.

Kocası tam bir yalancı çapkındı. Piruze her gün ihanet gerçeğiyle karşılaşsa da kapana kısılmıştı. İmdat istediği en yakın kadın arkadaşlarının ihanetine uğradı. En ölümcül darbeyi, 1992’de üç oğluyla kaçmak için yardım istediği Mira’dan aldı. Havaalanında İstanbul’a uçmak üzereyken kocasına ihbar edildi. Kocası ve adamları kovalarken, “Elbet bir gün buluşacağız” diyerek üç yavrusunu da valizleri gibi bırakıp kaçtı. Üzerinde 500 dolardan başka hiçbir şeyi yoktu. Otobüse, trene bindi. Şehir şehir dolaştı. Gidecek yeri yoktu. Suriye yasalarına göre kocasının oluru olmadan yurtdışına çıkamıyordu. Ama kararlıydı. Taksiye bindi, Hatay Samandağ Sınır Kapısı’na gitti. Suriyeli görevliye son parasıyla iki kez rüşvet verdi ama gece olmuş, son otobüsü kaçırmıştı. Yürüyerek geçtiği 100 metrelik sınır hattının sonuna geldiğinde bayıldı. Gözlerini açtığında Türk tarafındaki karakoldaydı. Minibüsle Hatay’a, oradan İstanbul’a geldi. Boşanmak için gittiği avukatla iki yıl sonra evlendi. Suriye yasaları oğullarının velayetini babalarına verdi. Defalarca gittiği Suriye’den oğullarını göremeden üstelik dayak yiyerek döndü. Oğullarının yüzüne, kokusuna, fotoğraflarına hasret yıllar geçti. Şimdi başarılı bir iş kadını, mutlu bir eş. Ve babalarından gizlice oğullarıyla kurduğu diyalog
sayesinde mutlu bir anne.

SİNAN AKYÜZ ANLATIYOR
Kadınlar Piruze’yi örnek alacak

? İnanılması güç bir serüveni birinci ağızdan dinleyip romanlaştırdınız. Dinlerken neler hissettiniz?
- İki ay boyunca anlattı. Piruzeyi dinlerken de ağladım; ses kayıtlarını deşifre ederken ve yazarken de.... Çok dokunaklı bir hikâye. Eve geldiğimde karıma sımsıkı sarılıyor, onu anlamaya çalışıyordum. Piruze’nin benim diğer kitaplarımdan apayrı yeri var. Yaşamının her kesiti çok keskin ve sarsıcıydı. Şu ana kadar kadınların gerçek yaşamları üzerine romanlar yazdım ama Piruze aldı beni bilmediğim dünyaya, Ortadoğu’ya götürdü.
? Suriyeli erkek Batı’da eğitim alsa da gelenekler ağır basıyor...
- İnsanların yaşadıkları coğrafyaların bir fabrika ayarı var. Üç yabancı dil bilseniz de ABD, İngiltere’de okusanız da siz, ailenizin kökeninden gelen fabrika ayarlarıyla dünyaya geliyorsunuz. Ortadoğu’nun fabrika ayarı değişmiyor.
? Ortadoğulu kadın da bu ayarı değiştiremiyor. Suriye’de de baskıcı kanunları erkeğin elini güçlendiriyor. İkinci, üçüncü, dördüncü eşi alma gücü veriyor.
- Değiştiremiyor çünkü kadının söz hakkı yok. Sadece kocayı elinde tutma derdi var. Kocası için cinsel obje. Seksi olmak, giyim kuşamına dikkat etmek zorunda.
? Piruze çocuklarını
görmek için Suriye’ye gittiğinde, kayınbiraderinden yediği
dayağı birkaç cümleyle öyle anlatıp geçiyorsunuz ki balyoz etkisi yapıyor.
- Günümüzde okuru bir sokağa sokup 30 sayfa anlatma lüksü yok. Piruze’nin derdini anlatmak zorundayım. İçi zaten kabarmış. Benim yeniden köpürtmeme gerek yok. Bu kitabı okuyan kadınlar, kendi ayakları üstünde duracak. Piruze’yi örnek alacak. Şam ve Halep’te kaçış yolunu ararken, “Başka gidecek yerim yok” diyor ve cesaretini topluyor. Umarım bu kitap hasret annelerine bir yol, destek olur. Piruze’yi okuyan birçok kadın, “Aslında benim hayatımı yazmış” diyecek. Herkes kendinden bir şey bulacak.

PİRUZE ANLATIYOR
Büyük oğlumu 16 yıl sonra görebildim

1992’de Türkiye’ye gelip boşandıktan sonra eski eşim bütün stratejisini oğullarımı görmememe üzerine kurdu. Üç oğlum da üniversiteyi bitirdi. Büyük oğlum Amer’i Suudi Arabistan’a gönderdi. İki yıl uğraştım, kadın olduğum için Suudi vizesi alamadım. Oğlum da gelemedi, çünkü amele statüsünde gönderildiği için yurtdışına çıkamadı. Amer’le 2008’de görüştüğümde 29 yaşındaydı. En küçük oğlum Rami’yi (21), geçen aralık ayında, 19 yıl sonra görebildim. Ortanca oğlum İmad şimdi 24 yaşında. Eski kocamın görüştüğümüzden haberi yok. Çocuklar babalarıyla aynı evde yaşıyor ve çok baskı altındalar. Bütün fotoğrafları toplatıp saklamış. Fotoğraf yasağı koymuş ki bana göndermesinler. Gizlice gönderdiğim hediyelerin etiketlerini kesiyorum. Geçen yıl Amer’le Beyrut’ta buluştuk. Üç gece otelde oğlumla koyun koyuna yattık. Çocukluğundaki gibi sırtını kaşımamı istedi (Ağlıyor). Kaybolan yılları birkaç güne sığdırmak kolay değildi.

 

 


 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle