GeriStil Seni yendim Paris!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Seni yendim Paris!

Seni yendim Paris!
refid:28137049 ilişkili resim dosyası

Paris Couture Haftası’nda moda eleştirmeni Suzy Menkes’den tam not alan Dice Kayek hepsi el işi olan koleksiyonunu anlattı.

“Modern ve gerçek kadınlar için tasarlanmış, güçlü parçalar...” Vogue International’ın editörlüğünü yapan moda eleştirmeni Suzy Menkes, Dice Kayek’in Paris Couture Haftası’nda sergilediği ‘Dollhouse’ yani ‘bebekevi’ koleksiyonunu böyle tanımlıyor. Ayşe ve Ece Ege kardeşlerin kurduğu Dice Kayek, ikinci kez Paris Couture Haftası’nda Palais de Tokyo’da tasarımlarını sergileyerek, organizasyonun ses getiren defilelerinden birini yaptı.

“Evet de, sürekli birileri yurtdışına gidip defile yapıyor. Nedir bunun önemi? Bu Couture Moda Haftası’nın farkı nedir diğerlerinden” diye soranlardansanız, durumu kısaca özetleyelim. Birincisi, bu organizasyonda sergilenen her şey ‘el emeği, göz nuru.’ Yani, el işçiliği şart, herhangi bir seri üretim, konfeksiyon işinin bu haftada yeri yok. Chanel’den Dior’a kadar katılan her marka, işlemesinden kalıbına yarattıkları tüm parçaları atölyelerde terzilerine özel olarak diktiriyor. Koleksiyonun hazırlanması haliyle hazırgiyime kıyasla çok daha zor olduğundan atölyede en az 5 ay geçiriliyor. Dice Kayek’in kurucularından Ece Ege hazırlık sürecini şöyle özetliyor: “Koleksiyonda 23 parça gösterdik. Her biri için inanılmaz bir işçilik söz konusuydu. Mesela ‘Tetris’ isimli elbisenin işlemelerinin yapılışı ve monte edilmesi 3 ay sürdü. Her detay elde yapıldı. Her bir parça Paris’teki atölyemizde 6 ayda hazırlandı. Koleksiyonun yapım aşamasında deconstruct (yap-boz) ve reconstruct (yeniden yapmak) gibi yenilikçi teknikler kullandık. Bu teknikle iki değişik konseptte olan elbiseleri bozarak, orijinallerinden farklı üçüncü bir parçaya dönüştürdük.”

Seni yendim Paris

Ayşe (solda) ve Ece Ege

Koleksiyonun yapısına gelince... Ayşe ve Ece Ege, amaçlarının modayla sanatı birleştirmek olduğunu söylüyor: “İlham kaynağımız, üç önemli çağdaş sanatçı: Hans Bellmer, Louise Bourgeois ve Anette Messager. Ortak noktaları
yorumladıkları oyuncak bebekler. Onların ışığında modern bir oyuncak bebek evini yaratmaya çalıştık.”

İŞİ OLMAYAN GİREMEZ!

Dice Kayek’in organizasyonla ilgili gururlandığı başka bir konu, çoğu markanın kapıdan çevrildiği organizasyona ikinci kez çağırılmış olmaları... Bunun önemini de kısaca anlatalım: Couture haftasının diğer bir özelliği ise ‘parayı verenin düdüğü çalamaması’ durumu. Yani, New York, Paris ve Milano Moda Haftası’nda eğer belli bir miktarı gözden çıkarırsanız, resmi takvimde yer almasanız bile ‘araya kaynak yapma’ sistemiyle organizasyona dahil olabiliyorsunuz. Salon kiralayıp defile yaparak satın almacıların, blogger’ların ve moda editörlerinin dikkatini çekebiliyorsunuz. Üstelik resmi takvime girmenin koşulları da o kadar ağır değil. Ama Paris Couture Haftası’nda iş değişiyor. Son iki sezondur Fransız Pret-a-Porter ve Haute Couture Federasyonu başkanının değişmesiyle takvime girmek başlı başına zorlu bir süreç haline geldi. Kıssadan hisse, markanın Paris yolculuğu gayet iyi gidiyor, Darısı diğer modaevlerinin başına...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle