GeriKelebek Sorumsuzca bırakıp gittiği için Çelik’e çok kızgınım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sorumsuzca bırakıp gittiği için Çelik’e çok kızgınım

Sorumsuzca bırakıp gittiği için Çelik’e çok kızgınım
refid:3946968 ilişkili resim dosyası

Çelik Erişçi’den geçen yaz boşanan manken Buket Saygı, 19 aylık oğlu Ata ile yaşadığı evin kapılarını Kelebek’e açtı. Boşanma, Çelik ve Seray Sever üzerine ilk kez samimi açıklamalarda bulunan Saygı, "Bizi tek başımıza bırakıp gittiği için Çelik’e çok kızgınım. Ona olan sevgim tükendi" dedi.

10 ay önce bu eve geldiğimde karşımda çok mutlu bir aile vardı. Ama şimdi oğlunuzla, bu koca evde tek başınızasınız. Boşanma sonrasında neler yaşadınız?

Çelik, boşanmak istediğini söylediğinde her şey çok kötüydü. Boşandıktan sonraki iki ayda gerçekten zor bir dönem geçirdim. Çünkü hiç beklediğim bir şeydi, şaşkındım. Bir de çocuk dolayısıyla farklı bir depresyon geçiriyordum. Hepsi üst üste gelince sinirlerim bozuldu. Kendimi toparlamam iki ayı buldu. Sonrasında olayları idrak etmeye başladım. Yani mantığımı çalıştırdım. Çok geçmeden de kendimi toparladım.

- Çelik’le röportaj yaptığımızda bana, sizin kıskançlıklarınızdan bunaldığını, yorulduğunu, bu yüzden boşanmak istediğini söylemişti. Sebep gerçekten kıskançlık mıydı?

Ata’dan dolayı depresyonda olduğum için o dönem Çelik’in yaşadığı sıkıntıları anlayamamışım, ona yardım edememişim. Onun sıkıntılarına bir de benimkiler eklenince pes etti demek ki. Tabii bunlar sonradan anladığım şeyler. O yüzden boşanmayla ilgili hakikaten anlatabileceğim çok şey yok. Kıskançlık, bu sorunların içinde Çelik’i yıpratmış ve yormuş olabilir. Ama son zamanlarda, özellikle Ata’dan sonra bu anlamda hiç sorun yaşamadık. Hatta tam tersi ilgim Ata’ya çok fazla kaydığı için Çelik’i boşladığımı bile düşünüyorum. Şu an ise kıskançlık duygum kalmadı. Çelik bu duyguyu yok etti. Beni 10 yaş büyüttü.

- Yani depresyon nedeniyle eşinizin yaşadığı sıkıntıları göremediniz, böylece sorunlar başladı...

Evet. Ama sonradan "Keşke şunlar olmasaymış" dedim. Mesela çocuğum konusundaki takıntılarımdan kurtulabilirdim.

- Nasıl takıntılardı bunlar?

Ata’yı ilk 6 ay kimseye bırakmadım, kimseye dokundurmadım. Bu hijyen hastalığı gibi bir şeydi. Evde bakıcı vardı ama Ata’ya yaklaşamazdı. Hiç evden dışarı çıkmadım. Evi çekip çeviriyor, yemek işleriyle falan hep tek başıma ilgileniyordum. Benim durumumu siz düşünün artık. Bir de bütün bunların üstüne uykusuz geceler eklenince, sinir sistemim iyice yıprandı. Yine de oğlumu kimseye vermiyordum. Artık çıldırmak üzereydim. Bunları niye yaptığımı da bilmiyorum. Şimdi düşününce çok yanlış olduğunu görüyorum tabii.

- Loğusalık sendromu bu olsa gerek...

Kesinlikle. Hatta bunu doktoruma da danışmıştım. O da bunun bir tür depresyon olduğunu, bu konuda yapılacak bir şey olmadığını, ancak çevremdekilerin desteğiyle kendimi toparlayabileceğimi söylemişti. Çelik çok yardımcı oldu ama onun da daha fazla yapacağı bir şey yoktu.

BENİM DE YANLIŞLARIM OLDU

- Peki sonra ne oldu?

Öyle bir noktaya geldim ki, her şeyi bıraktım. Saldım kendimi. Sadece Ata’yla ilgilendim. Evimle, Çelik’le hiç ilgilenmedim. Aynı durumda ben olsaydım, yani aynı şeyleri Çelik bana yapsaydı, çok üzülürdüm. O yüzden bizim boşanmamızda benim bu her şeyi bırakma durumumun büyük etkisi vardır. Biz birbirimizi anlayamadık sanırım. Ben bu sendromu çok ağır geçirdim. Çelik böyle bir şeye inanmıyordu. Kadınların bunu koz olarak kullandıklarını söylüyordu.

- Ev içinde sürekli mutsuz bir kadın görmek onu da çok bunalttı demek ki...

Evet, sabahları çok mutsuz uyanıyordum. Bir yıl boyunca da bu böyle sürdü. Çünkü Ata’dan dolayı hiç uyuyamıyordum. O da mutsuz bir kadın görmekten sıkılmıştır tabii. Ama yine de anlayış göstermesini beklerdim. Ne yazık ki o anlayışı göremedim. Şu an ise çok mutluyum. Oğlumla yalnız yaşıyorum, onunla geziyorum, boş zamanlarımda kendimi geliştirecek şeyler yapıyorum, çok arkadaşım oldu. Evliyken bunları yapmıyordum. Mesela hiç arkadaşım yoktu.

- Boşanmanız iyi mi oldu, kötü mü?

Şu anki psikolojim ve mutluluğum nedeniyle iyi olduğunu düşünüyorum. Eğer evliliğim Çelik’le ilk yıllardaki gibi devam etseydi kötü olduğunu düşünürdüm.

- Konuşmalarınızdan Çelik’e kırgın olduğunuzu hissediyorum...

Benim de çok yanlışlarım oldu. Ama sonuç olarak çok zor bir dönem geçiriyordum. O zor dönemleri atlattıktan sonra boşanmak istediğini söyleyebilirdi. Zaten ona ilk söylediğim "Neden şimdi, niye bu kadar hızlı" oldu. Zamana ihtiyacı olduğunu söyleseydi, ona zaman verebilirdim. Yani ille de boşanmamız gerekmiyordu, çünkü ortada çocuğumuz vardı. Bu kadar mantıklı ve zeki birisinin Ata’ya rağmen apar topar karar vermesine çok şaşırdım. Hem şaşırdım hem de ikimizi pat diye ortada bıraktı diye sinirlendim, kızdım, üzüldüm. Çünkü yaptığı çok büyük sorumsuzluktu.

- Bir ailenin sorumluğu, çocuk, bunlar Çelik’e ağır mı geldi diyorsunuz?

Gözünü korkutmuş olabilir. Çünkü Ata’dan sonra sorumluluğu çok artmıştı. Belki bu ağır sorumluluklara hazır değildi. Bence her şeyi bir anda bırakıp gitmek, bütün sorumluluklardan kaçmak istedi. Ne olursa olsun o benim her zaman hayatımda olacak. Bir kere insan olarak ona hayranım.

- Karı-koca olarak yürütemediniz, arkadaş olarak nasılsınız peki?

Bu konuda kendime inanamıyorum. Boşandıktan iki ay sonra artık Çelik’e kızmamaya başladım. Neden bizi bırakıp gitti şeklinde tepki göstermedim. Dolayısıyla çok iyi anlaşmaya başladık. Şu anda arkadaşız.

- Flört, sevgili, eş durumunu özlüyor musunuz?

Evet. O aşkımız, sevgimiz bambaşkaydı. Ona aşık oldum, aşık olarak evlendim. Onun sıkıntı yaşadığı üç yıl, benim için gerçekten çok güzel yıllardı. Sonunda dayanamadı gitti ama güzel yıllardı. Şu aralar hálá ona karşı heyecan duyup duymadığımı tartıyorum. Her seferinde de görüyorum ki artık Çelik’e karşı o eski heyecanım kalmamış. Yani aşk bitmiş. Artık onu bir arkadaş olarak görmeye başlamışım.

- Peki bu aşkın bitmesinde Çelik’in boşandıktan sonraki davranışları da etkili olmuş olabilir mi?

Boşanmak beni çok yıprattı. Boşandıktan sonra Çelik’in davranışları da tuz biber oldu. Hep o hatalı demek istemiyorum. İş zamanlarında ona tolerans gösterip destek veremedim, kabul. Ben de hatalıyım. Ama ben de evliliğim için işimi bıraktım. Evime vakit ayırdım. Bizim fedakarlık konusunda hatalarımız oldu galiba.

SERAY’LA AŞK YAŞAMIYOR

- Kısacası bu evlilik Seray Sever yüzünden bitmedi...

Asla! Boşandıktan sonra Çelik’teki bir takım değişiklikler tabii ki beni şaşırttı. Yani benim hakkımda, "Eve gidiyorum, Ata’yı görmek zorundayım ama Buket’i görmek çok canımı sıkıyor, evden kaçmak istiyorum" gibi şeyler söylemesi beni ondan soğuttu. Seray’la da aşk falan yaşamıyor. Yaşasa hissederdim. Onun Seray’a karşı bir şey hissettiğini sanmıyorum.

- Popülaritesini kaybettiğini düşünüp, gündeme gelmek istedi belki de...

Onu da düşündüm ama Çelik böyle bir şey için beni ve Ata’yı kullanacak biri değil, asla yapmaz! Demek ki gerçekten büyük bir bunalım içindeydi. Çünkü onları yapan Çelik, benim tanıdığım Çelik değildi. Yaptıkları çok garibime gitti.

- Bir süredir mühendis Ali Başar’la birliktesiniz. Ona aşık mısınız?

Hakikaten onunla sevgili değilim. Ama ne olacağını bilmediğim de bir pozisyondayım. Bir kere çok iyi anlaştığım biri. Güvenebildiğim, her şeyimi paylaşabildiğim çok iyi bir arkadaşım. Bir aydır birlikte vakit geçiriyoruz ve ben onunla bir arada olmaktan çok hoşlanıyorum. Çok keyifli zaman geçiriyoruz. Gidişat ne olur bilmiyorum. İkinci bir evlilik şu an zor. Karşı tarafın beni evliliğe ikna etmesi için çok uğraşması gerekecek.

- İş hayatınıza yani podyumlara geri döndünüz, değil mi?

Gaye Sökmen Ajans’a girdim. Defilelere yeniden çıkacağım. Katalog çekimlerim olacak. Bu arada bir kanalda moda programına başlayacağım. Bir de dizi film görüşmelerim sürüyor. Kendi hayatımı da düşünmek zorundayım. Ata’yla bu hayat içinde beraber yürümek zorundayız. Maddi açıdan bir şeyler kazanmak ve ayakta durmak zorundayım. Aslında zorunda değilim. Çelik her ihtiyacımızı karşılıyor. Ama ben yine de çalışmak, kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum. Kendime güvenimin yerine gelmesi için çalışmalıyım.

Artık bir araya gelemeyiz

- Sevgililer Günü’nde Kelebek’i okudunuz mu? Çelik’in yeni şarkısının sözlerini yayınladık. "Bu ayrılık ne olur bitsin" diyor...

Evet okudum ve çok hüzünlendim. Mutluyken niye böyle oldu diye düşünüyor insan tabii. Yeniden bir araya gelme durumu olur mu, ben kendi açımdan cevap vereyim, hayır! Dediğim gibi soğudum. Sevgi, bir an içinde bitecek bir şey değil. Ben iki ay çok acı çektim. Ve her sorulduğunda da "Eşimi çok seviyorum" dedim. Fakat bu sevgi zaman içinde tükendi. Tükenmesinde Çelik’in boşandıktan sonraki yaşam tarzının büyük etkisi var. Biz artık aynı ev içinde mutlu bir karı-koca olamayız. Bunu dudaklarım değil, yüreğim söylüyor.

İntikam almak istemiyorum

- Ali Başar’la olan arkadaşlığınızla ilgili hiç Çelik’le konuştunuz mu, o ne diyor?

Ben çok rahatım bir kere. Eğer Ali benim sevgilim olsaydı, bu kadar rahat çıkıp ortalarda dolaşmazdım. Ben bu kadar rahat davranınca Çelik de ister istemez ne oluyor diye panik oldu. Bu konu için uzun süre beni aramadı. Sonra bir gün "Neler oluyor hayatında" falan dedi. Ben de iyi şeyler olduğunu, yeni arkadaşlar edindiğimi, mutlu olduğumu söyledim. Onun dışında da başka bir şey konuşmadık. Zaten bir şey sorma hakkı da ne kadar var, onu düşünmek gerek. Bu kadar da gaddarım.

- Belki de intikam alıyorsunuzdur?

Kompleks yapsaydım, intikam alırdım. Çelik’e kendimden beklemediğim kadar pozitif davranmaya başladım. Ne nefret ediyorum ne de intikam almak istiyorum. Ben sadece onun mutlu olmasını istiyorum. Çünkü bugüne kadar hiç kötülüğünü görmedim.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle