GeriKelebek Son trend: Çağdaş sanat koleksiyonerliği
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son trend: Çağdaş sanat koleksiyonerliği

Son trend: Çağdaş sanat koleksiyonerliği
refid:16947193 ilişkili resim dosyası

İstanbul Modern Sanatlar Müzesi’nde altı hafta sürecek bir seminer başladı: Levent Çalıkoğlu ile Çağdaş Sanat Koleksiyonerliği. İlk kez düzenlenen bu seminere 70’den fazla kişi 500 TL verdi ve öğrenci oldu… Levent Çalıkoğlu moderatörlüğünde Saruhan Doğan gibi koleksiyonerleri, Taner Ceylan gibi sanatçıları, Rafi Portakal gibi müzayedecileri dinleyen öğrencilerin kimi bankacı, kimi doktor, kimi otomotiv bayii ortağı. Kimi koleksiyoner, kimi koleksiyoner adayı… Hepsi tek bir şeyin peşinde, o da bilgi… Kursun katılımcılarıyla Türkiye’de modern sanatın kat ettiği yolu, koleksiyonerliğin ne olup ne olmadığını, seminere olan yoğun ilginin sebebini konuştuk

ALEV KAHRAMAN: Temel bilgileri öğrenip öyle başlayacağım

Profesyonel hayatta emlak yöneticisiyim. Bu seminere, sanat ile ilgili birikimimi profesyonel anlamda derinleştirmek için katıldım. Yaklaşık 25 senedir büyük bir amatör ruh ile sanata gönül vermiş durumdayım. Koleksiyoner değilim. Şu an bulunduğum nokta amatör olarak yoğun bir şekilde konu ile ilgilenmek ve orta vadede temel bir bilgi zeminini oturtturduktan sonra, koleksiyonerliğe başlamak.  Kursun konuşmacıları yoğunlaşma konusunun ne kadar önemli olduğunu, yani ‘Ben neyi topluyorum veya toplamak istiyorum’ meselesinin önemini çok iyi anlattılar. Kumar faktörü bu işin temelinde var. Tıpkı borsa işinde olduğu gibi.

SERAP DOĞU: Bu bir kumar, blöf de kayıp da olabilir

Mesleğim danışmanlık. Bu kursa Türkiye’deki çağdaş sanat dünyasını koleksiyoner gözü ile tanımak için katıldım. İki senedir resim alıyorum. Bundan sonra daha hedef odaklı ve bilinçli alımlar yapmak istiyorum. Genç ve çağdaş sanatçıların eserleri beni ilgilendiriyor. Beğeniyorsam ve heyecanlanıyorsam alıyorum. Sanat borsa ve gayrimenkul gibi bir yatırım aracı oldu artık Türkiye’de… Dikkatli davranmak gerekiyor. Bu seminere gelmemin bir sebebi de bu mekanizmayı anlamak istemem. Bence eser almak bağımlılık yaratıyor. Çünkü her eser büyük bir puzzle’ın parçası gibi. Profesyonel koleksiyonercilikte kumar payı ciddi bir faktör. Blöf yapabilirsiniz ama kaybedebilirsiniz de…

RONİ RODRİGUE: Birçok insan kazık yediğini düşünüyor

Otomotiv bayiliği ortağıyım. Bu seminere konu ile ilgili sınırlı olan bilgimi geliştirmek amacıyla katılıyorum. Fotoğrafa meraklı olduğumdan sergileri takip ediyordum. Son iki yıldır çağdaş sanat eserlerinin de ilgimi çektiğini fark ettim. Benim için koleksiyoner olma niyetlisi demek daha doğru olur sanırım. Bence modern sanata ilginin artmasında basın ve yeni açılan çok sayıda sanat galerisinin büyük etkisi oldu. Maalesef fiyatlandırmaların neye göre yapıldığı bilinmiyor.

ZEYNEP ÇELİKEL:Eser almak bağımlılık yaratıyor

Aslen finansçıyım. Bu seminere koleksiyoner olmak ne demek, onu öğrenmek için yazıldım. Modern sanatla altı senedir ilgileniyorum. Kendimi potansiyel koleksiyoner olarak adlandırabilirim. Eser almak kesinlikle bağımlılık yaratıyor. Yeni bir sergiye gitmeden önce eşimle birbirimize kesinlikle almayacağımız üstüne sözler verip galerilerden asla tutamadığımız sözler ve yeni eserlerle ayrılıyoruz. Eğer amaç zengin olmak, servetine servet katmak değilse kumar riski yok bence. Egoma yenilmediğim sürece ve tecrübeyle pekişecek sezgilerimle yanılmalardan uzak kalacağımı düşünüyorum.

DR. CEM AKINCITÜRK:Fiyatlar suni bir şekilde şişiriliyor

Doktor ve eczacıyım. Çağdaş sanat koleksiyonerliği seminerine iki nedenle katıldım. Birincisi sanata olan ilgim, ikincisi de oğlumun sanatçı olması. Oğlum Londra’da yaşayan bir ressam. Kendisini ve çizgisini, daha iyi anlayabilmek, sanatla ilgili tartışmalarımızı daha ileri boyutlara taşımak amacı ile katıldım. Son 10 senedir ilgiliyim bu alanla. Ama henüz kendime koleksiyoner diyemem. Türkiye’deki gelişmenin çok gecikmiş olduğunu ancak şu anda bazı fiyatların suni bir biçimde şişirilmiş olduğunu düşünüyorum. Ben yatırım amaçlı eser toplamadığım için kumar boyutu sıfır.


ÖZGE NAM:Henüz koleksiyoner değilim ama 15 sene sonrasını kimse bilemez

22 yaşında ve henüz üniversiteden mezun olmuş bir insan olarak diğer katılımcılardan biraz daha farklıyım. Okuduğum bölüm nedeniyle (Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar) geçen üç yıl kapsamlı bir şekilde sanat tarihi ve yönetimi dersleri aldım; ama tabii bu sadece derslerde gördüğüm tablolar ve okuduğum makalelerle sınırlıydı. Modern sanatla da bu dönemde tanıştım. Bu seminere katılma amacım da bu zamana kadar öğrendiğim akademik bilgilerin dışında sanat alanında farklı şeyler öğrenmek ve farklı bakış açıları kazanmak. Bu alanda en önemli şey olan bilgiyi daha doğru bir adresten öğrenemezdim ki! Yani koleksiyoner değilim, yakın bir gelecekte de olmayı düşünmüyorum. Ama 15 sene
sonrasını kimse
bilemez değil mi?

LEYLA ALATON:Bundan sonra kimse beni ne teknesinin boyu ne de evinin dekoru ile kıskandırabilir

- Ben bu seminerlere hem yeni şeyler öğrenmek hem de bildiklerimi teyit etmek için katıldım. Modern sanatla Amerika’dan döndüğüm 1986’dan beri ilgiliyim… Ama yoğun olarak ilgilenmeye Akbank Sanat’ın danışma kurulundaki yerimi aldıktan sonra başladım. Dedim ki, bu konu benim içimi gıdıklıyor, böyle bir dünyayı keşfetmek bir lüks olmamalı. O yüzden son yıllarda bütün antenlerimi bu konuya çevirdim. Çok zevk alıyorum. Türk çağdaş sanatı, içinde bulunduğumuz bu yıllarda dünyaya açılıyor. Ve zannediyorum ki biz de bunun bir parçasıyız.

TEK KISTASIM KENDİ ZEVKİM

Koleksiyoner olmak çok zor. Ünlü koleksiyoner Saruhan Doğan’ın konuşmasına bakarsak Türkiye’de üç tane var. Ben onun kıstaslarına göre kesinlikle koleksiyoner değilim. Ama bu işin içindeki insanlar evime gelip duvarlarımdaki eserlere baktıklarında, ‘Koleksiyonun çok güzelmiş’ diyorlar. Neye göre eser alıyorum biliyor musunuz? Tek kıstasım kendi zevkim. Ruhuma iyi geliyorsa okey. Beni mıknatıs gibi çekiyorsa tamamdır. Ama tabii ki sanatçı bir galeriye bağlı olacak, müzelerde işleri sergilenecek… Bir onay mercii şart.
Ben çağdaş fotoğraf biriktiriyorum. Hem de çağdaş Türk sanatçılarının işlerini alıyorum. 2000 ve sonrası… Aldığım işlerin kendi aralarında enteresan bir uyum var. Birlikte yaşamayı seviyorlar. Türklerle yabancılar bile alakasız durmuyor.
Türkiye’de modern sanatın bu kadar hızlı gelişip bu kadar çabuk popüler olması bir rüzgâr bence. Şu anda o rüzgârın sert etkisi altındayız. Ama kesinlikle herkes kendine çekidüzen verecek, ayakları yere basacak.


 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle