GeriKelebek Sizce çizgi filmlere benzemiyor muyum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sizce çizgi filmlere benzemiyor muyum

Sizce çizgi filmlere benzemiyor muyum
refid:19672884 ilişkili resim dosyası

20 Aralık 2011’de yüz nakli konusunda dört hastaneye onay verilidiğini okuyunca aklıma minik Sinem geldi. 2004’te vücudu ve yüzünün neredeyse tamamı yanan Sinem, tek parça bir yüz nakliyle hayatına daha mutlu devam edebilir miydi?

Sinem ve geçirdiği 20 ameliyatını yapan Prof. Dr. Murat Topalan’la bir araya geldik. Her şeyden önce Sinem’in mutluluğunda hiçbir maraz olmadığını gördüm. 12 yaşında olup da kendiyle bu kadar barışık bir ergen daha görmedim. Görüntüsüyle gram derdi yok. Bize süpermodel pozları verirken çok eğlendi. Yüz nakli konusundaysa ancak aday adayı olabilirdi. Çünkü daha çok küçük...

Sinem’i 2007’nin son günlerinde tanıdım. 7 yaşında, birinci sınıfa adapte olmaya çalışan bir kız çocuğuydu. 4 yaşında sığındıkları deprem çadırında çıkan ateş vücudunun neredeyse tamamına değmişti. Saçları, göz kapakları, burnu, kulakları, elleri, bacakları tamamen yanmıştı. Son üç yılda 15 ameliyat geçirmişti. İÜ Çapa Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Topalan karnından ürettiği yeni deri dokusunu, zar ve damarları altı aylık aralıklarla yüzüne nakletmişti. Sıfırdan burun, alt dudak, yanak yapmıştı. Sinem ameliyat sonraları bir aya varan zorlu yoğun bakım şartlarına direnmiş, küçücük bedeniyle her defasında ölüme kafa tutmuştu. İlkokula başladığı yıl öğretmenin ve sınıftaki 55 arkadaşının onu kabul etmesi hiç kolay olmamıştı. Korkup itmeler mi isterseniz, sınıfın en ücra köşesinde bir sandalyeye oturtmalar mı!
Hatta bir ara kovdular okuldan. Ama pes etmedi! Okuma yazma bilmeyen annesini bir şeyler yapmaya zorladı. Ümran Hanım, Sinem’in doktorlarını araya sokup okul müdürünü ikna etti. Doktorlar öğrenci ve velilere psikolojik destek verdi, Sinem okula döndü. Kendini yeni yeni kabul etmeye başladığı zamanlarda mücadelesini yazdık ve her koşulda arkasında olduğumuzu ilan ettik! Ve şimdi... Sağlık Bakanlığı Türkiye’deki yüz nakli için ilk onayı 20 Aralık 2011’de dört hastaneye GATA, Hacettepe, Akdeniz Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi’ne verdiğini duyunca aklıma hemen Sinem geldi. Olabilir miydi? Sinem yüz nakli konusunda bir aday mıydı? Sinem, annesi ve doktoru Prof. Dr. Murat Topalan’la bir araya geldik.

TRT MUHABİRİ KURTARICISI OLDU

Sinem ailenin en küçüğü. 2000 doğumlu. Belediye emeklisi babası o doğduktan bir yıl sonra aracıyla trafik kazası geçirip öldü. Annesi en büyüğü bile yirmisine basmamış sekiz çocukla kalmıştı. Büyüklerinin deprem dediği, bir anda yeri gök, göğü de yer yapan meretle 4 yaşında tanıştı. Evlerinden sağ kurtulmaları mucizeydi. Kendileri gibi babasız iki aileyle bir çadıra yerleştirildiler. 11 yaşındaki ablası Bedriye ders çalışmak için bir mum yaktı. Bir saat geçti ya da geçmedi göz kapakları uykuya yenik düştü, mum devrildi, çadır tutuştu. Annesi Ümran Köroğlu kabus geceyi titreyerek anlatmıştı 2007’de: “Çadır patlamış, Bedriye yanarak kaçmış. Komşular tutmuş, su dökmüşler. Giysileri naylonmuş ya vücuduna yapışmış, ondan da ciğerleri buharlaşmış. İki ay zor yaşadı. Ben Sinem’in aleve düştüğünü görmüşem. Bağırmışam ama kıpırdayamamışam, kızımı kurtaramamışam, ablası Şerife kurtarmış.”
Yangından beş ay sonra Tanrı kurtarıcı olarak Fatma Demir’i gönderdi. TRT’de muhabirdi. Erzurum’a iş için gelmiş, ailenin yaşadığı dramı duymuş, evlerine gitmişti. Şerife’nin durumu nispeten iyiydi ama Sinem’in kafasında hala açık yaralar vardı. Evde değil hastanede olması gerektiğini herkes anlardı. Öncelikle kısa bir haber yaptı, TRT ve arkadaşlarının yardımıyla Köroğlu ailesini İstanbul’a getirdi. Evde kaderine terk edilen Sinem, tam altı ay İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yanık Tedavi Merkezi’nde kaldı. Açık yaraları iyileşti, yürümeye başladı.
Altı ay sonra ailenin İstanbul’da yaşaması gerektiğine karar verildi. Sinem’in geçirmesi gereken onlarca ameliyat vardı. Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali yardım elini uzattı. Fındıkzade’de hastaneye yakın bir yerde aileye ev kiraladı. Tıbbi malzemelerin masraflarını üstlendi. Hala bu evde oturuyor ama Tayyip Erdoğan’ın özel kalemi kendilerine ait bir ev sözü de vermiş.

Dört hastane sekiz hasta belirledi
PROF. DR. MURAT TOPALAN

Yüz nakli için onay 29 Aralık 2011’de çıktı. Sekiz kişi yüz nakli için seçildi. Yeni yüz arayanların listesinde çeşitli nedenlerle yüzü tanınmaz hale gelen kişiler bulunuyor. Yüz nakli dünyada ilk kez 2005’te Fransa’da yapıldı. Daha önce özel izinle kol ve rahim nakli yapan Akdeniz Üniversitesi onay alan ilk hastane oldu. Komisyondaki Prof. Dr. Ömer Özkan bu nedenle ilk nakli yapabilir. Yüzlerce hasta arasından en uygun aday olarak dört kişiyi belirlediler bile.
Hacettepe Üniversitesi de yüz nakli için izin alan üniversitelerden... Prof. Dr. Serdar Nazif Nasır, verici bulunduğu zaman Türkiye’nin ilki olmak istediklerini söylüyor. Hacettepe’nin listesinde özel hazırlanan bir hastası bulunuyor. Gazi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Selahattin Özmen de iki hasta belirlediklerini anlatıyor. GATA’da ise Prof. Dr. Fatih Zor’un bir hastası yüz nakli için sırada bekliyor.

SİNEM ADAY ADAYI

Ama Sinem için henüz erken. Çünkü bu operasyonda 18 ideal yaş. Hem kendiyle ilgili karar verebileceği için hem de ameliyat sonrası verilecek ilaçlar büyümeyi durduracağı için. Ama son yıllarda dünyada bu yaş 15-16’lara kadar düştü. Zaten uygun donör bulunması minimum 3-4 yıl aldığından, Sinem’i aday adayı olarak görebiliriz. Sinem’in ilk haliyle şimdiki hali arasında inanılmaz bir fark var. Okulundan, sosyal ilişkilerinden kaybı yok. Gözü görüyor, ağzı çekilmiyor. Yüz nakli için sıra bekleyenler ondan kat be kat kötü durumda. Ama tıbben eksikleri var. Kulak yapamıyoruz, saç yapamıyoruz. Peruk kullanıyor. Sinem 16-18 yaşını geçtiğinde, yaptığımız tüm ameliyatlardan vazgeçip tek parça bir yüz nakli yaparsak, göz kapağından, kulağına, dudağına kadar, hayat boyu yaşamını daha kaliteli bir şekilde devam etme şansı yakalayacak.
10-15 cerrahın aynı anda çalışması lazım. Bu konuda sorunumuz olamazdı ama üniversitenin her kademesinin işbirliği ve isteği de gerekiyordu. Düşünsenize Kadavra Artvin’de bulundu. Helikopter kaldırmanız lazım. Ekibin dokuyu alması ve soğutucuda getirmesi gerekiyor. Aynı anda 3 ameliyathane, 10 cerrah bloke olacak ve 24 saatten fazla ameliyathanede kalmayı göze alacak. İstanbul Üniversitesi’nde bu sinerji yaratılamadı.”

BACAKLARI UZADI AMA TAM GÜN’E TAKILDI

Murat Topalan tam gün yasasından dolayı Çapa’da ameliyat yapamıyor. Yıllık iznini kullanıyor sonrasında da emekli olmayı planlıyor. Bu Sinem için çok kötü bir haber, çünkü acil yapılması gereken ameliyatları var. Genç kız olduğu için yüzünün onarılması için kullanılan göğüs dokusu büyümeye ve sarkmaya başladı. Ama en acili bacakları. Bacaklar uzadığı için derisi yırtılma noktasına geldi. Üçüncü bir ameliyatla da birleşik parmak aralarının açılması gerekiyor. Özel izin istiyorlar.

NAKİL İÇİN GEREKEN ŞARTLAR

* Vericinin yüz nakli yapılacak kişiyle aynı cinsiyette olması gerekiyor. Cinsiyet farklılığında bir sürü sorun çıkabilir.
* Yaşların birebir olması gerekmiyor. 8-10 yaş fark kabul ediliyor.
* Neye ihtiyacınız varsa alıyorsunuz. O dokuları soğutarak, bozmadan ameliyatı yapacağınız yere getiriyorsunuz. Her ne kadar kadavradan da olsa dokuları aldıktan sonra ona silikondan bir yüz yapmak zorundasınız. Bu etik olarak çok önemli.
* Yeni yüz ölen kişiye benzemez. Alakası yok. Yüz yapısı değişmiyor çünkü eksiği yerine koyuyorsunuz. Bunu altındaki iskelet yapısına çatıya uyan bir örtü olarak düşünmek gerek.
* Cilt rengi büyük önem taşıyor.
* Kilolarının yakın olmasına bakılıyor.
* Doku uyumuna ve hastalıklara her organ naklinde olduğu gibi önemli.

BEN BU HALİMİ BEĞENİYORUM

Beşinci sınıftayım şimdi. Geldiğiniz zamanı hatırlıyorum. Okula yeni başlamıştım. En sevdiğim ders müzik. Hadise ve İsmail YK’yı çok seviyorum. Tanıştırabilir misiniz? Sihirli Annem favori dizim. Okulda en yakın arkadaşım Merve, Seda ve Sena. Annem koymadığı için dışarıda görüşemiyoruz ama okulda güzel oynuyoruz. Bugün buraya gelmeseydim futbol oynayacaktım. Büyümekten korkuyorum, hep küçük kalmak istiyorum. Büyümek, iş-güç bulmak yorucu işler. Büyüyünce kalp doktoru olmak istiyorum ama fotoğrafçılık da çok aklıma geliyor.
Yüz nakli iyi bir şey ama korkuyorum. Riskli olabilir diyorlar. Tutmazsa da tutmasın, gerçi ben bu halimi seviyorum. Ameliyatlara da girmek istemiyorum artık. Sonrası çok sancılı oluyor. Bence şu anda çok iyi. Çok sevimliyim işte, çizgi filmlere benzemiyor muyum sizce? Sekizinci sınıfa gelene kadar bu okuldayım. Korkmuyorum yeni okula gitmekten ama yeni birileriyle anlaşabilir miyim bilmiyorum. Okul da her gün yeni bir şey öğreniyoruz ama her geçen gün çok zorlaşıyor. Yazarken yoruluyorum, dinlenmeme izin veriyorlar, sonra devam ediyorum.”

Ben isyan ediyorum Sinem sakinleştiriyor
ANNE ÜMRAN KÖROĞLU

İlkokulda dört yıl çok güzel geçti. Çünkü her zaman kendine güvendi. Birinci sınıfta dışlandığı zaman “Anne ben bu işi başaracağım” dedi hep. Benim okuyup-yazamamam ona çok dokunuyordu. “Hayatım boyunca kimseye ‘şurada ne yazıyor’ diye sormayacağım” diyordu, yaptı da. Güzel buluyor kendini. Artık alıştı. Arkadaşları ve çevremiz alıştı. Sokakta ilk kez görenler kötülük yapıyor. Çığlık atıyor, bir yaratığa benzetiyor, gülüyor. Kulaklarımız duyuyor tabii, çocuk da duyuyor ben üzülüyorum, ağlıyorum. O ne diyor biliyor musunuz: “Boşver anne söylesinler, gülsünler. Sen hiç onlara takılma. Bizi gören Allah onları da görür. Onca arabalar geçiyor, birinin altından kalmayacaklarını ne biliyorlar? Biz de bilmiyorduk böyle olacağını. Sen beni pijamamı giydirdin yatırdın, alev geldi benim vücuduma yapıştı.” Ben isyan ediyorum, o takılma diyor. Ben keşke ben de Sinem’in elini tuttuğumda diğer annelerin çocuklarının eli gibi bir el hissetsem diyorum ama kendi bunu hiç sorun yapmıyor. Yüz naklinde da hoca ne derse o. Bir tek özel okula gitmeyi çok istiyor Sinem. “Anne hazırlıklı ol” diyor, nasıl olacaksam...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle