GeriKelebek Sinirlerim iflas etti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sinirlerim iflas etti

Armağan Çağlayan, son günlerin gündemden düşmeyen kadını Gülseren’le konuştu. Sinirlerinin iflas ettiğini söyleyen genç şarkıcı, gözyaşları içinde ‘Bu yarışı bırakmayacağım’ dedi.

Gülseren röportaja ‘Artık beni ciddiye alın’ dercesine simsiyah bir tayyörle geldi. Daha tokalaşır tokalaşmaz, kendisiyle ilgili hazırladığı dosyayı çıkarıp, elime tutuşturdu. Sinir sistemi iflas etmiş. Artık dokunsanız ağlıyor. Şarkının yeni düzenlemesini Ozan Çolakoğlu’nun yapıyor olmasının huzuru içinde eşiyle Paris’e döndü. ‘Bırakmayacağım bu yarışı’ diyen Gülseren kendini savundu:

Sanki savaşa gidiyorum

Ben jüriden birileriyle olmuşum ve büyük bir aşk yaşıyormuşum! Buraya gelmek için para vermişim! Eurovision yarışması bir mankenlik yarışması değil ama benim her şeyime laf söylediler. Bir televizyon kanalında canlı yayına çıktım. Kötü çıksın diye albümümdeki sesimle oynadılar! Sanırsınız ki ben savaşa gidiyorum. Hayır ben savaşa gitmiyorum! Ben müziğe inanıyorum.

Çalıştığım yerden hiç utanmam

Çalıştığım yere ‘batakhane’ dediler. Ama orası Fransızların bildiği çok ünlü bir caz kulübü. Eğer orası batakhane olsaydı, oraya müzik dinlemeye gidenler ne olacak peki. Eurovision’u kazanabilirim de, kazanamayabilirim de! Zaten Thai Chi benim için çok önemli. Bu felsefede içinizi hissetmek ve içiniz ne diyorsa ona göre hareket etmek gerekiyor. Benim içim çok güzel bir derece alacağımı söylüyor.

KALÇALARI TAM 93 CM.

Gülseren, ‘Bu kalçalarla olmaz bile dediler! Bu kadar da abartmasınlar artık! Kalçamla, göğüslerimle uğraştılar, çok saçmaladılar! Görüntü tabii ki önemli. Ama 52 kiloyum. 45 kiloya da düşmemeliyim değil mi? ‘ deyince ben de dayanamayıp, o çok sözü edilen Gülseren’in kalçasını sizler için ölçtüm. Tam 93 cm. Yani öyle televizyonlarda gözüktüğü kadar kocaman değil. Neredeyse ideal ölçülerde. Vallahi de billahi de 93 cm! Eksiği vardır, fazlası yoktur.

KİM NE DEMİŞTİ:

Mazhar Alanson: Bu kadın, dünyadaki en iyi, en büyük şarkıyı söylese de o fizikle, o kalçalarla, o Shakira gibi şeylerle bir şey yapamaz...

Anne-Marie David: Eurovision gibi bir yarışmayı kaldırabilecek nitelikte bir şarkı değil Rimi Rimi Ley. Fransa’da Gülseren’in ismini duymadım.

Işın Karaca: Kız resmen sahnede striptiz yaptı, çok çirkin bir görüntüydü. Kabadayı mı, şarkıcı mı belli değil.

Kendimi tanıtmam için bana zaman vermediler

Neredeyse 10 gündür onunla yatıp kalktık. Çocukluğumuzun ‘milli davası’ geri dönmüştü. İçimizde uyuttuğumuz ‘canavar’ uyanmıştı! Fransa’dan gelen Gülseren adındaki şarkıcı, ‘Rimi Rimi Ley’ şarkısıyla Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanınca, hepimiz bir laf ettik.

Gülseren, Maslak Princess Otel’e ‘Artık beni ciddiye alın’ dercesine, simsiyah bir tayyörle geldi. Daha benimle tokalaşır tokalaşmaz çantasından kendisiyle ilgili hazırladığı dosyaları çıkartıp, kendisini anlatmaya başladı Gülseren.

BEN ÇALIŞTIĞIM YERDEN HİÇBİR ZAMAN UTANMAM

- Kaç yıldır Paris’te yaşıyorsunuz?

23 yıldır Paris’teyiz. Babam İstanbul’da çok ünlü bir aşçıydı. Fransızlar babamı keşfediyor ve Paris’e bir Türk lokantasına aşçı olarak çağırıyorlar. Büyükelçilikte yapılan kokteyllerde hep babamı çağırıyorlardı aşçı olarak. Annem de çok meşhurdur Paris’te. ‘Tatlıcı teyze’ derler ona orada.

- Kaç yıldır Paris’te sahneye çıkıyorsunuz?

1983 senesinden beri. Bizim sürekli eşimle birlikte çalıştığımız bir yer var.

- Batakhane dendi oraya da...

Evet, dendi. Ama orası Fransızların bildiği çok ünlü bir caz kulübü. Orada Nina Simon da şarkı söyledi. Zaten Türkiye’de çıkan bu haberlerden sonra bu konu Fransız televizyonlarına da haber olmuş. Patronumuz bizi aradı ‘Çok ayıp ettiler. Burası dünya müziği yapılan bir yer’ dedi. Zaten tam 15 tane Türk gazetecisi ve kameraman çalıştığım yeri basmış neredeyse! Ama çeksinler! Ben çalıştığım yerden hiçbir zaman utanmadım.

- Peki gerçekten batakhanede çalışsaydınız ‘Evet batakhanede çalıştım, ne var bunda’ der miydiniz?

Eğer orası batakhane olsaydı, oraya müzik dinlemeye gelenler insan olmayacak mıydı? Müzik evrensel bir şey! Ben hep müziğimle tanınmak istedim. 8 Nisan’da yine Paris’te ‘Tutti Frutti’ adıyla bir şovum başlayacak.

- Sizin Eurovision’a katılmanızı kim istedi?

Ali Durgut, Paris’te THY görevlisidir. Bir akşam şovdan sonra eşimle beraber konuşurken, neden Türkiye’de bir şeyler yapmadığımızı sordu bana. Birkaç sene sonra da, ‘Eurovision’a katılır mısın’ dedi. Erdinç Bey, Ali Durgut’u aramış ve ‘Bir şarkımı Barış seslendirecek, diğer şarkım için bir sanatçıya ihtiyacım var’ demiş. Ali Durgut da ‘Tam istediğiniz gibi birisini tanıyorum’ diyor!

- Hiç dans grubunuzla, vokallerle prova yapmadınız mı?

Erdinç Bey’e dedim ki ‘Bizim işlerimiz var, bize bir plan verin. Biz de ona göre hareket edelim.’ Her şeyi yolladı bize. Aranjörlerle tanıştık, bu aranjörlere fikirler verdik. Onlar geri döndüler, Türkiye’de her şeyi bitirdiler. Bana sadece yapılan alt yapının üzerine şarkıyı okumak kaldı.

- Final gecesi gösterdiğiniz performanstan memnun musunuz?

Üç gün içinde yaptık her şeyi. Ben memnun değilim. Kendi kıyafetlerimi giydim mesela.

- Kaç gün sürdü her şey?

Bizi buraya bir ay önce getirdiler ama bütün hazırlık için üç gün çalışıldı. Kalan günlerde oturdum.

- Maddi kayba da uğradınız yani?

Tabii ki! Ben işimi bıraktım orada.

- Şu anda burada kaldığınız otelin masraflarını kim karşılıyor?

TRT karşılıyor. Ondan önce Erdinç Bey bizi doktorların misafirhanesinde misafir etti!

FİNAL GECESİ ÖKSÜZ EVLAT GİBİ KALAKALDIK

- Ali Durgut’un jüride olmasına rağmen bahis oynadığı yolunda iddialara ne diyeceksiniz?

Sorunuzu anlamıyorum! Hürriyet Gazetesi’nde böyle acayip haberler okudum. Ben şimdiye kadar hiç kimseye para verip sahneye çıkmadım!

- Ali Durgut’la onun sizi seyirci olarak izlemeye gelmesinden başka bir arkadaşlığınız var mı?

Hayır! Sadece beni tavsiye etmiş. Biliyor musunuz, biz hiç kimsenin favorisi değildik aslında. Kimse bize inanmadı. Final gecesi biz orada eşimle birlikte öksüzler gibi kaldık! Erdinç Bey bile bize inanmamıştı aslında. Bize tek inanan kişi Ali’ydi. Çünkü o sahnemizi görmüştü.

- Eurovision’un final gecesi mi öksüz kaldınız?

Kameramanlar, foto muhabirleri gelip başka sanatçıları çektiler, bizi hiç çekmediler. Pozlar veriyoruz bizi de çeksinler diye, ama kimse çekmedi! Sahneye çıktığımda bir ışık doğdu içime, dedim ki ‘Gülseren’in ne olduğunu sahnede göstermelisin!’

- Sahne performansınız için de çok şey söylendi. Neredeyse hakkınızda konuşmayan kalmadı. En çok hangisine sinirlendiniz?

Hepsini okumadım! Ben jüriden birileriyle olmuşum ve büyük bir aşk yaşıyormuşum! Buraya gelmek için kime para vermişim? ‘Bu kalçalarla olmaz’ bile dediler! Kalçamla, göğüslerimle uğraştılar, saçmaladılar yani.

- Yediğinize içtiğinize dikkat eder misiniz?

Çok fazla değil, normal!

- Kalçalarınızın kaç cm. olduğunu biliyor musunuz?

Bilmiyorum! Zaten ‘Hiç takma’ diyorlar bana. ‘Jennifer Lopez poposuyla meşhur oldu, sen de kalçanla olursun!’ diyorlar. Ama 52 kiloyum. 45 kiloya da düşmemeliyim değil mi?

- Bu söylenenlerden sonra diyete girip spora başladınız mı?

Hayır, hayır! Neden? Ben kendimi böyle iyi hissediyorum.

NEDEN BANA OY VERENLER ÇIKIP BENİ SAVUNMUYOR

- Bir gün Türkiye’de çok meşhur olacağınızı düşünüyor muydunuz?

İlk defa Türkiye’de bu kadar uzun süre kaldım ve inanır mısınız kendimi çok ezik hissettim. Neyse ki Thai Chi benim için çok önemli.

- Nedir felsefesi?

İçinizi hissetmek ve içiniz ne diyorsa ona göre hareket etmek.

- Ne diyor içiniz Eurovision finali için?

Çok güzel bir derece alacağımı söylüyor.

- Bir tek siz inanıyorsunuz!

Bir de eşim inanıyor.

- Bir sabah kalksanız ve size TRT’den telefon gelse ‘Bu şarkıdan vazgeçtik’ diye. Ne yaparsınız?

Kırılırım ama yoluma devam ederim. Fransız basınında bile ‘Türkler Fransa’da yaşayan bir Türk kızını bile savunamadılar’ diyorlarmış. (Burada artık neredeyse hıçkırarak ağlamaya başladı!) Sanırsınız ki ben savaşa gidiyorum. Hayır ben savaşa gitmiyorum ki! Ben müziğe inanıyorum. Kim ne derse desin, ben Kiev’e gitmek istiyorum ve vazgeçmeyeceğim.

- Şarkının bu sene Türkçe söylenecek olması bir dezavantaj mı sizce?

Bu sene TRT böyle istemiş, ben ne yapabilirim? 17 kişilik jüriden 14 kişi beni seçmiş. Bana jüride oy veren insanlar nerede? Niye ‘Evet biz onu seçtik, çünkü yedi parça içinde en iyisi oydu’ demiyorlar!

- Yarışmadan sonra verilen kokteyle sizinle aynı bestecinin şarkısını seslendiren Barış katılmamış. Nedenini biliyor musunuz?

Hayır bilmiyorum sebebini. Ama benim arkamdan o da kötü şeyler söylemiş. Vokalistlerimden duydum.

Kötü çıksın diye albümdeki sesimle bile oynandı

Bana hiç kimse kendimi tanıtmam için zaman vermedi ki! Eurovision yarışması bir mankenlik yarışması değil ama benim her şeyime laf söylediler. Benim Türkçem çok kuvvetli olmadığı için derdimi anlatamadım! İstedikleri gibi kesip yayınladılar. Ben bir TV’de canlı yayına çıktım. Yayından sonra ailem arayıp ‘Sesin çok kötü çıktı, çünkü kötü olması için ellerinden geleni yaptılar’ dedi. Düşünün, albümümdeki sesimle bile oynadılar! Ben en son dün TRT Koordinatörü’ne ‘Bizi çok yalnız bıraktınız’ dedim. Beni tanımadan kimse konuşmasın! Beni kimseyle karşılaştırmasınlar. Elimden gelen her şeyi yapacağım.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle