GeriKelebek Sinema benim aşkım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sinema benim aşkım

Sinema benim aşkım
refid:13487529 ilişkili resim dosyası

Türkan Şoray, her Cumartesi “Sinema Benim Aşkım” adlı programıyla NTV ekranında.... “Bu programla sinema emekçilerini kucaklamak, emekçiler adına ekrandan sesimi duyurmak istiyorum” diyen sanatçı, programının sinema öğrencileri için ders niteliği taşıyacağını da sözlerine ekledi.

Bugün, NTV’de, “Sinema Benim Aşkım” adında bir programa başlıyorsunuz. Birikimlerinizi, deneyimlerinizi, anılarınızı ekrana taşıyacaksınız. Öncelikle hayırlı uğurlu olsun diyorum Türkan Hanım...

- Çok teşekkür ederim. Sinema, benim için gerçekten çok büyük bir aşk. Ben sinemayla besleniyorum, varoluş nedenim sinema.

* Bu proje nasıl ortaya çıktı?          

- 1960’lardan bugüne sinemadaki değişimin canlı tanığıyım. Sinemanın içinde doğdum, büyüdüm, kızımı dünyaya getirdim, gençliğimi o dünyanın içinde yaşadım. Benim dışarıda bir hayatım olmadı. Sinema eşittir Türkan Şoray’ın hayatı demektir. ışte bütün bu hayatı kitap olarak yazmayı düşündüm. Bunu yine yapacağım, ama bu arada bir şeyler oldu. Evimde eski kasetler vardı. O kasetlerin DVD’sini yaptırmak isterken, inanılmaz görüntüler karşıma çıktı. Kamera arkası görüntüler, Atıf Yılmaz’la diyaloglarımız, set işçileri ile diyaloglarımız... Bu görüntüler beni çok etkiledi. Ve bunları seyircimle paylaşmak istedim. Televizyon programı yapma fikri de öyle doğdu. Aslında ben hem bu TV programıyla hem de yazacağım kitapla, sinemayı ve sinema emekçilerini kucaklamak istiyorum.

* Siz kendinizi hiçbir zaman star olarak görmediniz...

- Evet öyle. Bunu hep söylerim, ben bir sinema emekçisiyim. Hiçbir zaman star havalarına girmedim, şöhretim diye ortalarda dolaşmadım. Hep sanat, meslek aşkıyla yanıp tutuştum. Onun için bu programı hem seyircilerime hem de beni var eden sinemaya vefa borcu gibi düşünebiliriz. Bu programı gerçekleştirirsem, içsel olarak çok rahat edeceğimi düşünüyorum. Çünkü bir vazifemi yerine getirmiş olacağım. Bu programın macerası yaklaşık 1,5 yıldır sürüyor. Birkaç kanal ve üniversite ile görüştükten sonra, NTV’nin doğru bir adres olduğuna karar verdim. Bu programda kendi sinemama da başka bir gözle bakacağım.

BEN KENDİMİ BEĞENMEM

* Yani bir anlamda kendinizi eleştireceksiniz...


- Evet... Ben sinemada neler yaptım, hatalarım, yanlışlarım, doğrularım nelerdi, bunları da ekrana getireceğim. Bir de ben kendimi acımasızca eleştiririm. Kendimi beğenmem. Neden bazı şeyleri yapmamam gerekiyordu, onlar bana ne kattı, neler alıp götürdü, toplumun değişmesiyle birlikte sinemadaki değişim gibi pek çok konuyu anlatmaya çalışacağım.

* Bu program bir anlamda belgesel niteliğinde olacak yani, öyle mi?

- Kesinlikle... Kendi filmlerimden örneklerle, kendi bakış açımla, Türkiye’deki toplumsal değişimi ve sinemanın değişimini aktaracağım. Çünkü benim sinemam da çok değişti. 1960’larda yaptığım filmlerle birlikte toplumun değişmesi, 80’lerde feminizmin gelmesiyle birlikte benim de kişiliğimin değişmesi gibi ektileşimleri ekrana taşıyacağım. Sinema filmlerim benim de kendimi tanımama neden oldu çünkü.

* Aslında siz filmlerinizde rol yapmadınız...

- Doğru. Hayatımla çok çakışan filmlerim olmuştur. Hayatımın ve kişiliğimdeki değişim filmlerime de yansımıştır. Kişiliğinizin değişmesiyle birlikte seçtiğiniz roller de farklılaşıyor. Hayata bakışınıza göre roller seçiyorsunuz.

* Yani kamera “stop” diyince pek bir şey değişmedi. O canlandırdığınız kadın aslında Türkan Şoray’ın ta kendisiydi...

- Evet... Çünkü beni yansıtacak, beni ifade edecek roller daha cazip geldi ve o rolleri seçtim hep. Aslında canlandırdığım o roller beni değiştirdi. Yani filmlerime bakarak bendeki değişimi tahlil edebilirsiniz. 1960’larda çok daha içine kapanık, pasif bir yapıya sahiptim ve bu filmlerime de yansıyordu. Sonra 70’ler, 80’ler ve 90’larda daha dik, ayağı yere sağlam basan, özgüveni yerine gelmiş bir kadın vardı, bu durum canlandırdığım karakterlerle de çakışıyordu.

SİNEMA SEKTÖRÜ TEK YUMRUK OLACAK

* Bu akşam programınızın ilk bölümü ekrana gelecek. İlk bölümde neler izleyeceğiz?


- Ben bir dönemi anlatacağım için bunu kronolojik olarak yapmayı düşünüyorum. Sinemaya girdiğim yıllardan başlayıp bugüne kadar geleceğiz. Birlikte çalıştığımız oyuncu arkadaşlarımızla sohbetlerimiz olacak. Sinema bir ekip işi. ıyi senaryolar olmasaydı, yönetmenler bu kadar yetenekli olmasaydı, ışıkçısı, kameramanı, senaristi, müzikçisi, set çalışanı olmasaydı biz olmazdık. Ama ön planda olduğumuz için hep bizler anıldık. ışte ben bu programla, arkamızdaki o büyük isimleri de insanlara tanıtmak istiyorum. Sinema okuyan öğrencilere de ders niteliğinde bir şey hazırlamak istedim, umarım bunu başarabilirim.

* İlk programın konukları Göksel Arsoy ile Nebahat Çehre. Onlarla hangi filmleri konuşacaksınız ve hangi dönemi anlatacaksınız?

- Onlar benim ilk dönemden arkadaşlarım. Göksel Arsoy ile insanların beni tanımadığı zamanlar filmler yaptık. ılk programda o yüzden kendisi benim konuğumdur. Nebahat’le de “Acı Hayat”ta beraber çalıştık. Programda paylaştığımız çok hoş anıları anlatacağız. Aslında bu programda çok şey olacak. Sansürün neden uygulandığı, sansür yürüyüşleri ekrana gelecek, huzur evlerini mutlaka ele alacağım. Sanatçılar için biliyorsunuz huzur evi sözü verildi, temeli atıldı ama yapılmadı. Bunun hesabını soracağım... Telif haklarının hesabını soracağım. Televizyon büyük bir güç. Ben de bir gücüm, sinema da büyük bir güç. Üç güç birleşip, bütün emekçiler adına ekrandan sesimi duyaracağıma inanıyorum.

* Sinema sektörü, sayenizde tek yumruk olacak...

- Bunu oluşturacağımı zannediyorum.

* Programın sunumlarını da siz yazıyorsunuz, değil mi?

- Evet, bütün metinleri ben yazıyorum ve ben sunacağım...

* Size destek olan isimler var mı?

- Tabii ki var. Sevgili Atilla Dorsay var. Kendisi sinema danışmanlığımızı yapıyor. Engin Ayça’nın da yazılarından yararlandım. Agah Özgüç ise zaman zaman danıştığım isimlerin başında geliyor.

BU YIL YÖNETMEN KOLTUĞUNA OTUYORUM

* Bu yıla ait iki projeniz var, biraz da onlardan söz eder misiniz?


- İki film projem var. Birini ben yöneteceğim. Bu bir kadın hikayesi... Orada oyuncu olarak yer almayacağım ama, sadece yöneteceğim. 10 yıldır üzerine çalıştığım bir proje. Allah’ın izniyle bu yıl o filmi çekeceğim. Bir de toplumda dışlanmış bir kadının, kişiliğini ispat çabasının anlatıldığı bir proje var, orada da oyuncu olarak kamera karşısına geçeceğim. Hem yönetip, hem oynama çılgınlığını bir daha yapmam yani. Onu dört kez yaptım.

* Peki yönetmenliğini yapacağınız filmin kastı oluştu mu kafanızda?

- Zuhal Olcay ve Başak Köklükaya var kafamda. ıkisini de çok beğeniyorum. Bir de Zerrin Tekindor... Ben yönetmenliği çok seviyorum. Yurtdışındaki festivallerde yürümek, bu zevki bir kez yaşamak istiyorum.

* “Altın Kızlar” projesi üzdü mü sizi?

- Ben bu dizinin bitmesini çok doğal karşıladım. Çünkü seyirci tepki gösterdi. Seyircinin alıştığı kişiliklerin dışındaydık. Bu çok normal bir tepki. Ben bunun böyle olacağını biliyordum. Arkadaşlarımla bir arada olmak için bu projeye “Evet” demiştim. Dört arkadaş bir araya geldik, çok tatlı günler geçirdik. O yüzden pişman falan değilim...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle