GeriKelebek Sinema
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sinema

Hollywood’dan FIFA destekli futbol filmi

Goal Yön: Danny Cannon Oyn: Kuno Becker, Alessandro Nivola, Stephen Dillane

Dünya’nın en çok ilgi gören spor dalı futbola dair çok az filmin çekilmiş olması gerçekten ilginç! Dünya sinemasına hükmeden Hollywood’un, futbolla zerre kadar ilgisi olmayan Amerika’nın sınırları içerisinde olması aslında her şeyi özetliyor. Geçtiğimiz yıl FIFA, Hollywood’un futbola duyduğu antipatiyi kırmak istercesine bütün kaynaklarını seferber ederek bir futbol filmi çektirmeyi başardı.

Gol, birer sene arayla gösterime girecek üç filmden oluşan kapsamlı bir proje. İkinci film 2006’da, üçüncü film ise 2007’de gösterime girecek. Serinin üçüncü filminin çekimleri 2006 Almanya Dünya Kupası Finalleri’nde yapılacak. FIFA filmlerin gerçekçi olması için kulüpler ve futbolcularla anlaşmaları şimdiden yaptı bile.

Filmin öyküsüne gelince: 10 yaşındayken ailesiyle birlikte Meksika’dan Amerika’ya göç eden Santiago Munez’in (Kuno Becker) tek bir arzusu vardır o da futbol oynamak. Babasının yanında bahçıvanlık yapan Santiago, Los Angeles’ta oynadığı bir amatör maçta, eskiden bir futbol simsarı olan, ama şimdilerde araba tamirciliği yapan Glen Foy (Stephen Dillane) tarafından keşfedilir. Foy, Newcastle United’ın menajerini, Santiago’yu izlemesi konusunda ikna eder. Santiago babasının karşı çıkması üzerine evi terk edip soluğu İngiltere’de alır...

Futbolun neredeyse din kabul edildiği İngiltere’nin mekan olarak tercih edilmesi filme ayrı bir hava katmış. Bir diğer artısı ise Newcastle’ın gerçek maç görüntüleriyle kurgusal öykünün birleştirilmesi. Bu durum futbol filmlerinin en büyük handikapı olan gerçeklik duygusunu büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Ancak tüm bu artılara rağmen Gol, gerçek futbol aşkını tam anlamıyla perdeye taşıyamıyor. Halbuki CSI dizisinin yönetmenlerinden Danny Canyon, futbola olan tutkusuyla tanınan bir isim. Belki bu durumun en büyük nedeni, başta Amerika olmak üzere futbola yeni pazarlar açmak isteyen FIFA’nın olayın içinde olması. Filmde gerçeği yansıtmayacak derecede steril bir ortam oluşturulmuş. Basmakalıp birkaç kötü karakter dışında her şey toz pembe gelişiyor. Futbol taraftarı olmanın ne anlama geldiği, bu kadar basit bir oyunun neden milyarları peşinde koşturduğu unutulmuş. Tüm iyi niyetine rağmen ne yazık ki, Gol , Rocky filmini hatırlatan klişe bir zirveye yükseliş öyküsünden öteye geçemiyor. Bu arada David Beckham, Raul Gonzales, Patrick Kluivert, Alan Shearer, Zinedine Zidane gibi ünlü futbolcuların filmde rol aldığı her yerde açıklanıyor. Evet, hepsi de bu filmde var ancak sadece konu mankeni olarak. Beckham, Raul ve Zidane’ı 30 saniyelik bir parti sahnesinde izleyeceksiniz. Shearer ve Kluivert’ı ise sadece maç ve antrenman görüntülerinde.

ETA’yı çökerten adam anlatıyor

El Lobo Yön: Miguel Courtois Oyn: Eduardo Noriega, Patrick Bruel, Jose Coronado

İspanya’da büyük tartışmalar yaratan Kurt, haftanın en iddialı yapımlarından birisi. Çünkü film, eylemleriyle İspanya’da hayatı durduran ETA örgütüne, 1973 yılında sızmayı başaran El Lobo (Kurt) lakaplı İspanyol gizli servis ajanı Mikel Lejarza’nın kilit rol oynadığı Kurt operasyonunu en ince ayrıntısına kadar deşifre ediyor. Kurt operasyonu en güçlü olduğu dönemde ETA’nın tepedeki adamları da dahil olmak üzere örgüt elemanlarının büyük bir kısmının yakalanmasına neden olmuştu. ETA tarafından her yerde aranmasına rağmen Kurt, yüzünü değiştirerek ortadan kaybolmayı başarmıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen ETA komandolarının hálá aradığı Mikel Lejarza’yı filmin yapımcısı Melchor Miralles buldu ve konuşmaya ikna etti. Zaten filmin bu kadar tartışma yaratmasının nedeni de öykünün birinci ağızdan, yani Mikel Lejarza’nın anlattıklarından yola çıkılarak çekilmiş olması. Mikel Lejarza’yı Novo filminden hatırladığımız, İspanya’nın en karizmatik oyuncularından biri olan Eduardo Noriega canlandırıyor. En İyi Özel Efekt ve En İyi Kurgu dallarında GOYA ödülü kazanan Kurt, derin devlete dair komplo teorilerine ve İspanya’nın yakın tarihine ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir yapım.

Jigolo Avrupa’da

European Gigolo Yön:
Mike Bigelow Oyn: Rob Schneider, Eddie Griffin, Jeroen Krabbe

1999 yapımı Erkek Jigolo, jigoloların yaşadığı psikolojik baskıyı, her an göreve hazır olmanın zorluklarını perdeye taşıyordu. Ve bu ilginç öykü 100 milyon doların üzerinde hasılatla ödüllendirilmişti. Altı yıl aradan sonra bu hafta vizyona giren devam filmi Avrupalı Jigolo, adından ve mizahi afişinden de anlaşılacağı gibi Rob Schneider’ın Avrupa maceralarını anlatıyor. Tabii bu tema, seks içerikli esprilere kültür çatışmasının da eklenmesine vesile olmuş.

İlk filmin kahramanı Deuce Bigalow’u eski işi olan balık tanklarını temizlemeye geri dönmüş olarak görüyoruz. Ancak Bigalow için sıkıcı günler, eski patronu T.J. Hicks’in adının Avrupa’nın en önemli jigololarının cinayetlerine karışmasıyla son buluyor. Bigalow eski patronunun adını temize çıkartmak için hemen harekete geçiyor. İlk film kadar ilgi görmeyen Avrupalı Jigolo, öncelikle Rob Schneider fanatiklerine sesleniyor.

Transilvanya mağaralarında dehşet

The Cave

Yön:
Bruce Hunt Oyn: Cole Hauser, Morris Chestnut, Eddie Cibrian

Bir grup bilim adamı, Romanya ormanlarında 13. yüzyıldan kalma bir manastırın içine girdiklerinde, devasa bir mağarayla karşılaşır. Hemen Amerika’dan bir grup mağara araştırmacısı ülkeye çağrılır. Araştırmalar sırasında bir patlama olur. Dışarı çıkış yolları patlamayla kapanan kahramanlarımız çok geçmeden korkunç yaratıklarla yüzleşir...

Mağara, reklam dünyasından sinemaya transfer olan Avustralyalı yönetmen Bruce Hunt’ın ilk filmi. Hunt, The Matrix serisinde yönetmen yardımcılığı yapmıştı. Ancak dışarıdaki eleştiriler, Hunt’ın The Matrix’teki deneyimini perdeye yansıtamadığı ve filmin fazlasıyla Alien’ı hatırlattığı yönünde. Zaten film, imdb’den de 10 üzerinden 4.6 gibi düşük bir not almış. Ama ‘Ben ille de eşsiz mağara görüntüleri eşliğinde yaratığı bol bir aksiyon izlemek istiyorum’ diyorsanız Mağara, sinemalarda sizleri bekliyor. Not: Film, Romanya’nın 12 bine yakın mağara bulunan Transilvanya bölgesinde çekildi. Film ekibinde görev alan Romanya National Geographic editörü Dr. Christi Lascu, 1980’lerin sonlarında bu mağaralarda 35’e yakın yeni küçük organizma keşfedildiğini belirtiyor. Tabii bu küçük organizmaların filmdeki vahşi yaratıklarla hiçbir alakası yok.

Bir sanal aşk masalı

Must Love Dogs Yön: Gary David Goldberg Oyn: Diane Lane, John Cusack , Dermot Mulroney

Malum teknoloji çağında yaşıyoruz. Artık ilişkiler sanal ortamda filizleniyor. Avrupa’da gençler tişörtlerine ‘icq’ numaralarını bastırıyor, çöpçatan siteleri kıtalararası evliliklere imza atıyor. Emmy ödüllü Gary David Goldberg’ın, kadın okuyucuların taptığı yazar Claire Cook’un çok satan romanından uyarladığı ‘Aşkla Randevu’ da internet alemindeki aşkları ve yaşanan trajikomik olayları ele alıyor.

Öykümüz şöyle gelişiyor: 30’una merdiven dayadığı bir dönemde eşinden boşanmak zorunda kalan anaokulu öğretmeni Sarah Nolan (Diane Lane) yalnızları oynamaktadır. Kız kardeşleri, perfectmatch (mükemmel eş) adlı çöpçatan sitesine, ablaları hakkında şehvetli, baştan çıkartıcı sıfatların da geçtiği bir mesaj bırakırlar. Haliyle bu mesaj trajikomik buluşmalara neden olur. Sarah tam ümidini kesmişken, tekne üreticisi Jake Anderson’la (John Cusack) tanışır ve ‘internetten adam çıkmaz’ önyargısını rafa kaldırır.

Romantik komedi klişelerine sırtını dayamasına rağmen Aşkla Randevu, farklı öyküsüyle hafta sonunda komedi arayanların tercihi olabilir. Not: Yönetmen Gary David Goldberg, John Cusack’a canlandıracağı karakterin diyaloglarında değişiklikler yapabileceğini belirterek senaryoyu yollamış. Cusack da üşenmemiş yönetmenine tam 35 sayfalık bir değişiklik listesi yollamış.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle