GeriKelebek Sinema
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sinema

11 yıl sonra Ruanda iç savaşından gerçek bir hikaye

Hotel Rwanda Yön: Terry George Oyn: Don Cheadle, Sophie Okonedo, Jaquin Phoenix

Afrika’nın Oskar Schindler’i olarak tanınan Paul Rusesabagina’nın gerçek yaşam öyküsü... 1994 yılında Ruanda’da Hutular ve Tutsiler arasında kanlı çatışmalar yaşanmaktadır. Sadece üç ayda toplam bir milyon kişi öldürülmüştür. Paul Rusesabagina, 1268 Tutsi’yi müdürlüğünü yaptığı otele saklayarak ölümden kurtarır. Kendisi de bir Hutu kabilesi üyesi olan Rusesabagina, Tutsi kabilesinden Tatiana ile evlidir.

Hotel Rwanda, 11 yıl önce Ruanda’da yaşananlara ışık tutmakla kalmıyor, katliam karşısında sessiz kalan, yaşananları görmezden gelen ABD ve Avrupa ülkelerinin, Afrika üzerindeki politikalarını da eleştiriyor. Karşımızda işin kolayına kaçıp, bu insanlık ayıbının trajik öyküsüne sırtını dayayan bir film değil, aksine olayları tüm boyutlarıyla ele alan bir çalışma var. Oscar ödüllü Babam İçin ve Boksör filmlerine yazdığı senaryoların ardından, O da Bir Anne ile yönetmenlikteki başarısını da kanıtlayan Terry George imzası taşıyan Hotel Rwanda; gerçekçi, objektif ve yalın anlatımıyla büyük övgü hak ediyor. Bu yıl İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen ve biletleri kısa sürede tükenen çalışma, En İyi Orijinal Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu (Don Cheadle) ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sophie Okonedo) dallarında Oscar’a aday gösterilmişti. Tartışmasız haftanın en iyisi.

Bir Beat kuşağı öyküsü

Young Adam Yön: David Mackenzie Oyn: Ewan McGregor, Tilda Swinton, Peter Mullan

Yazar olmaya çalışırken kaybedenleri oynamayı öğrenen serseri ruhlu Joe (McGregor), Glasgow’la Edinburgh arasında yük taşıyan bir tekne işleten Les Gault’un yanında işe girer. Ancak kısa süre içerisinde Joe, Les Gault’un karısı Ella ile tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Joe’nun bir gün nehirde yarı çıplak genç bir kadın cesedi bulması ve Gault’un karısının kendisini aldattığını öğrenmesiyle öykü karanlık sulara yelken açar. Beat kuşağının önemli temsilcilerinden Alexander Trocchi’nin aynı adlı kült romanından uyarlanan Tutku Nehri, savaş sonrası İngiltere’de halkın ruh durumuna ayna tutuyor. Aynadan yansıyanlar ise oldukça kasvetli. Joe’nun yaşadığı ikilemler ve çıkışsızlık, bize hayatın usta bir kumarbaz olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Yönetmen David Mackenzie, sağlam karakter analizleri ve dürüst anlatımıyla Joe gibi hayata rest çeken Beat kuşağına dair çok özel ayrıntılar sunuyor. Bu ayrıntılarda hiçlik duygusu fazlasıyla baskın. Not: Ewan McGregor’un çıplak vücudunu sahnelediği bölümler, ABD’de film vizyona girmeden önce çıkartılacaktı. Ancak bu makaslama operasyonunu bizzat McGregor engelledi.

Geçmişle hesaplaşmak şart mı?

House of D Yön: David Duchovny Oyn: Anton Yelchin, Robin Williams, Tea Leoni, David Duchovny

Geçmişinden kaynaklanan birtakım problemlerle boğuşmakta olan Tom Warshaw (Duchovny), Paris’te bohem hayatı sürmekte olan Amerikalı bir sanatçıdır. Gerçekte kim olduğunu keşfetmek, ailesi ve arkadaşlarıyla hesaplaşmak üzere evine dönmeye karar verir. Onun yolculuğu sırasında biz de kendimizi 1970’lerin başında, New York Greenwich’te buluruz. Dul annesi Katherine (Tea Leoni) ile yaşamakta olan 13 yaşındaki Tom (Anton Yelchin), okulunda hademe olarak çalışan zeká özürlü Pappass (Robin Williams) ile sıkı dosttur. Annesi ölen babasının yasını tutarken o, dostluğun ve ilk aşkın ne olduğunu keşfetmeye çalışmaktadır. Pappass’ı korumak adına ve okuldan atılmak pahasına yalan söyleyecek ve bu yalan, hayatının 30 yıl sonrasını bile etkileyecek kadar derin ve trajik olaylara yol açacaktır...

Gizli Dosyalar (The X-Files) dizisindeki ajan Fox Mulder rolüyle tanıdığımız David Duchovny’den ilk uzun metrajlı film denemesi. Yönetmen, kendi yaşam öyküsünden esinlenmiş, ancak ortaya yavan bir film çıkmış.

Rusya’nın Matrix’i

Night Watch Yön:
Timur Bekmambetov Oyn: Konstantin Khabensky, Vladimir Menshov, Valeri Zolotukhin

Aydınlık ve karanlık ya da iyi ile kötü arasındaki sonsuz savaştan kimse galip çıkmamıştır. Çünkü iki güç arasında kusursuz bir denge vardır. Ateşkesin, The Great Order (Büyük Emir) adlı kehanetin ortaya çıkmasıyla son bulacağını her iki taraf da bilmektedir. Bayağı karışık, simgesel bir öykü değil mi? Filmde herşey Hollywood usulü açık ve net anlatılmıyor. Bir de buna karakter enflasyonu eklenince, olay örgüsünü çok iyi takip etmek gerekiyor. İpin ucunu kaçırırsanız, yönetmenin çok fazla detaya yer verme isteğinin yarattığı senaryosal sorunların ortasında boğulup kalırsınız. Sergie Lukyanenko’nun çok satan üçlemesinin aynı adlı ilk romanından uyarlanan Gece Nöbeti, ülkesi Rusya’da ilk üç haftada 13 milyon dolar hasılat elde etti. Rusya’nın Matrix’i kabul edilen film; Blade ve Yüzüklerin Efendisi gibi birçok fantastik yapımdan izler taşıyor. Ancak görsel efektleri ve aksiyon sahneleri kaçırılmayacak cinsten. Fantastik film fanatiklerinin kesinlikle ıskalamaması gereken bir yapım.

Norveç’ten başarılı bir gerilim filmi

Naboer Yön:
Pal Sletaune Oyn: Kristoffer Joner, Cecilie Mosli, Julia Schacht

John, yan dairesinde oturan Anne ve Kim adlı iki kız arkadaşın davetini kıramaz ve onlara misafir olur. John bu iki kız hakkında hiçbir şey bilmemektedir, ancak onlar kahramanımız hakkında çok detaylı bilgilere sahiptir. John ertesi gün işe gittiğinde iki gün işyerine uğramadığını öğrenir. John’u daha birçok garip olay beklemektedir. Eating Out (1993) ve Amatorne (2001) filmlerinin Norveçli yönetmeni Pal Sletaune, Amerikan Güzeli gibi bir başyapıtı senaryosunu beğenmediği için geri çevirmesiyle tanınıyor. Yönetmen, Roman Polanski’nin Repulsion filmine göndermeler yaptığı Kapı Komşusu’nda Hitchcock ve David Lynch gibi ustaların izinden gidiyor. Klostrofobik bir ortamda, yer yer erotizme de yer veren film, sürpriz finallerle ters köşeye yatmayı baştan kabul eden, ayrıntı avına çıkmaya hevesli izleyiciler için yerinde bir tercih olabilir.

İnsansız uçak cinnet getirirse

Stealth Yön: Rob Cohen Oyn: Josh Lucas, Jessica Biel, Jamie Foxx

ABD Deniz Kuvvetleri pilotları Ben Gannon (Josh Lucas), Kara Wade (Jessica Biel) ve Henry Purcell (Jamie Foxx), insansız hava savaş aracı EDI’nin test uçuşlarına katılmak üzere görevlendirilir. Görev sırasında EDI’ye yıldırım çarpar. Bu hasar EDI’nin hassas yapay zekasının cinnet getirmesine neden olur. Çin’deki görevinde EDI emirlere uymaz ve dünyayı nükleer savaşın eşiğine getirir.

Kubrick’in 2001’ini hatırlatan, insanoğlu ile makinenin sonsuz savaşıyla karşı karşıyayız. Tabii yönetmen Hızlı ve Öfkeli ve Yeni Nesil Ajan filmlerinden tanıdığımız aksiyon delisi Rob Cohen olunca felsefe biraz sığ kalıyor. Cohen, aksiyon olgusunu yine son damlasına kadar kullanıyor. Film satır aralarında ABD’nin insansız uçak projesinde şakasının olmadığını, 20-30 yıl içeresinde Teksas’taki pilotların soğuk kolalarını yudumlarken dünyanın herhangi bir yerinde nokta harekatı yapabileceğinin de sinyallerini veriyor. 130 milyon dolarlık Görünmez Savaşçı, sadece aksiyon tutkunlarının ilgisini çekeceğe benziyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle