GeriKelebek Sıkıntılarım beni yaratıcı kılıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sıkıntılarım beni yaratıcı kılıyor

Sesiyle ve sakin tarzıyla, kendine has bir hayran kitlesi oluşturan Burcu Güneş, üçüncü albümü ‘Ay Şahit’le 2004 yazının en çok dinlenen parçalarından birine imza attı. Genç sanatçı, çocuk yaşta yaptığı evliliğini, Sertab Erener’le neden karşı karşıya getirilmek istendiğini, kendisini küçük yaşta olgunlaştıran acı kayıplarını Kelebek’e anlattı.

İstanbul’a geldiğimden bu yana, 6 yıl içinde üç albüm çıkarttım. İlki ‘Aşk Yarası’, sonra ‘Tılsım.’ Koral Sarıtaş, Tanju Arıkan, Garo Mafyan’ın müzik direktörlüğünde olmuştu ilk albümüm. Daha sonra Raks iflas etti, Universal aldı şirketi.

O sıralar benim şirketlerle kopukluklarım, 1999 depremi, ekonomik krizler derken 2001 yılında Aysel Gürel’in sözlerini yazdığı ‘Tılsım’ şarkısı albüme adını verdi. Tılsımlı bir güç beni korudu o atmosferden.

Ben konservatuvar mezunu değilim ama konservatuvarda da nasıl şarkı söyleneceğini, nasıl bir yorumcu olacağını öğretmiyorlar. Bu tip yetenekler doğuştan geliyor insana. Bende de, doğuştan gelen bu yeteneklerin varolduğunu düşünüyorum. Benim kaderim şarkıcı olmakmış, çıkar yolum yokmuş.

SERTAB VE IŞIN’I SEVERİM

Sertab konusu hakkında bunun belki de son konuşma olması lazım. Sertab, belki de benden 10 küsur yıl öndedir. Aynı jenerasyona ait değiliz. Sertab benim çok sevdiğim bir sanatçıdır. Polemiğe hiçbir zaman girmeyi düşünmüyorum.

Kıyaslamalar, birbirimize rakip göstermeler tamamiyle ses gücünden kaynaklandı. Ben hiçbir zaman negatif birşey konuşmadım, konuşmam da. Yurtdışındaki divaların biraraya gelmesi gibi, bizlerin de aynı sahnede buluşması ve mikrofonda konuşmamız, buluşmamız gerekiyor. Ben, Sertab ve Işın Karaca, bir sahnede buluşup, şarkılarımızla konuşmalıyız. Hepsi bu.

EUROVISION TEKLİF EDİLDİ

Sertab sonrası, Athena öncesinde, bana Eurovision’a katılmamla ilgili teklif gelmişti. Albümümün hazırlığındaydım, ama zaten düşünmüyordum da. Sertab’dan önce de böyle bir teklif gelseydi, yine kabul etmezdim herhalde.

Eurovision şarkı yarışması ve ülkemizi temsil etmek çok önemli ama yarışma defterlerini ben artık kapattım. Oradaki müziklerin ya da yeteneklerin yarıştırılmasını sevmiyorum.

ERKEKLER KORKAK

Nostaljik aşklar yaşamak istiyorum. Özellikle Türkan Şoray’ın filmlerindeki gibi bir aşk rica ediyorum! Benim kadar aşka aşık, benim kadar aşkta verici, aşka istekli birini bulduğum zaman aşk hayatım yoluna girecek.

Erkekler korkak, İstanbul’da daha korkaklar. Çünkü burada gerçek aşkın değil, fast food ilişkilerin peşindeler. O yüzden uyuşmuyoruz.

‘3 yıl sürer aşklar’ diyorlar. Hayır ben hala sokakta yaşlı çiftler görüyorum elele, aşklarına devam ediyorlar, sevgileri bitmiyor.

ANNEM HERŞEYİM

Annemle babam ben 7 yaşındayken ayrıldılar. Ama ben bir aşk çocuğuyum. Onlar daha sonra boşanınca, dedem, babaannem ve ben hayata devam ettik, annem gitmişti evden. Sonra dedemi, babaannemi ve her şeyim olan bu insanları kaybettim kollarımda. 1987’de dedemi, 1990 yılında babaannemi kaybettim.

Dedemin ilk yasinini ben okudum, babaannemi ben yıkadım. Çok erken yaşta bu acıları yaşadım. 18 yaşıma kadar babamda kaldım. Sonrasında İstanbul’a geldiğimde annemle yaşamaya başladım. Annem, bizim camiamızda kendimi daha steril hissetmemi sağlıyor. Bana hiçbir baskısı, oraya buraya gitme demesi yok. Ben çok evcimen bir insanım zaten. 4 yıldır müzik yolculuğuna devam ettiğim müzik direktörüm Tufan Taş’la müzik çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. İnanın ki arkadaşlarımla yemeği bile kırk yılın başı tercih ediyorum.

DAHA DA GÜÇLENDİM

Babam Ali Güneş şarkı söylerdi. Blues ve caz gitaristiydi. Ben de babamla birlikte 12 yaşımdan beri her yaz rutin sözleşmeli sahne alıyorduk tatil köylerinde. Bu albüm aralığında, 2002 yılında kaybettim ben babamı. 48 yaşında ilk kalp krizinde vefat etti.

Çok büyük bir şok yaşadım. Çok sarsıldım. Bunlar, röportajlarımda dramatize edildiğinde çok üzülüyorum. Çünkü büyük sıkıntı yaşayan insanların güzel duyguların ve anların çok daha değerini bildiklerini düşünüyorum. Aynı şekilde ben de bu sıkıntılarla daha güçlendim, daha olumlu bir insan oldum. Nietzche’nin sözü gibi ‘Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir’ diye düşünüyorum. Bütün yaşadığım sıkıntılar benim yaratıcılığımın kaynağı.

21’İMDE BOŞANDIM

Ben hala çocuğumun babasıyla tanışmadığımı düşünüyorum. 18 yaşında evlendim, 21 yaşında boşandım. Eşim Hakan Akkaya turizmciydi. Şimdi düşündüğümde ‘Bebekken bir ara evlendim’ diyorum.

Ben ilkokuldayken dedeme iğne vururdum. Etrafımdaki büyüklerime bile nasihat verebileceğim bir olgunlukta büyüdüm. Eşimin iflas etmesi, işinde ona destek oluşlarım oldu. Birbirimize olan aşkımız sevgiye bıraktı yerini. Hala beni arar, sorar. Örneğin çocuk konusu çok hassas benim için. Allah korusun ayrılık yaşamak, bağları kopmuş bir ailede çocuğumun yetişmesini istemem.

DION’LA AYNI SAHNEDE

Şu anda röportaj yaparken yıldız kaydı ve ben dileğimi diledim. Her yıldız kaydığında Celine Dion’la aynı sahnede düet yapmayı dilerim.

Mesleğimde zirvem Celine Dion’la aynı sahnede olmak! O, ağzından ruhunu çıkarıyor sanki. Hayallerim var ve hedeflerim onlar doğrultusunda ilerleyecek.

Kapalı giyinmem beni daha seksileştirdi

Her albümümde bir değişim yaşadığımı, parladığımı söylüyorlar. Şimdi ise seksapalitemin ön planda olduğu söyleniyor. Oysa, bir tek saç rengim değişti. Tam aksine dekolte giyinmiyorum ama ‘Çok seksi’ sıfatı kullanılıyor. Galiba benim kapalı giyinmem daha seksi oldu. Ben bakıyorum da, sokaktaki genç kızlar benden çok daha açık. Bence seksapalite kadının ya da erkeğin içinde varsa dışa yansıyan enerjisidir.

Ben bu albümde starling olarak Sibel Karakaşlı’yla çalıştım. Bir estetiğim yok, Allah benim fiziğimi hoş bir şekilde yaratmış. Şimdi bu görsel anlamda benim işimin avantajı olan birşey. Vücudunuzun, duruşunuzun estetiği yerinde olmalı diye düşünüyorum. Bu anlamda feet olmaya çalışıyorum. Yoga yapıyorum, yediklerime içtiklerime, gezip tozmama, her şeye dikkat ederek yaşıyorum.

Reiki ile iç dünyam ışıldadı

Bu albüm süresince Reiki-2’yi aldım. Burcin Ayanoğlu adlı, 65 yaşında bir hanımın öğrencisiyim. Ondan yaşam enerjisi fışkırıyor. Gördüğünde nur görüyorsun. Hayatında bir takım karışıklıklarda, hem psikolojik anlamda destek veriyor, hem de olayların akışında o enerjiyi yönlendirebiliyorsun.

Müziğin hakikaten rehabilite edici bir tarafı var. Yine de hayatta sağlam ve dik durabilmek için bir takım desteklere ihtiyaç duyduğumu gördüm. İnsan iç dünyasının ışımasıyla değişime uğrar. Tıpkı benim gibi.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle