GeriKelebek Sezen'in karşısında zangır zangır titredim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sezen'in karşısında zangır zangır titredim

İstanbul'da sımsıcak bir sonbahar günü. Kızgın güneş Swissotel'in Cafe Suisse'nin terasındaki şemsiyeleri delip geçiyor. Otelin Pazarlama

İletişim Müdürü Zeynep Çiftçioğlu, söyleşi mekanım için her şeyi özenle planlamış. Birden ona birazdan buluşacağım Hande Yener'i sordum. ‘‘Yalanın Batsın’’ı çok sevdiğini

söyledi. Ve o anda Hande'yle

göz göze geldim. Gözlerinden ayakkabısına kadar bal rengine

bürünmüş olarak geliyordu.

Ercan Saatçi'nin son keşfini, Türk pop müziğinin bu son gözdesini hele bir tanıyalım dedik. Yaz boyu hangi radyoyu açsan ‘‘Yalanın Batsın’’, hangi TV kanalını izlesen ‘‘Bunun Adı Ayrılık’’. Öğrenelim bakalım kimmiş, kimlerdenmiş. Doğum tarihi 12 Ocak 1973 İstanbul. Genç yaşta yaşadığı büyük aşkını, acı sonla biten evliliğini ve 9 yaşındaki sevgili oğlu Çağın'ı anlattı. 27 yıla neler sığdırmış neler. Anneler, babalar, gençler, sevgililer, boşanmayı düşünen çiftler, şarkıcı olmayı hayal edenler. Hande'nin anlattıklarından hepinize bir hisse düşecek.

Nedendir kimi ailelerinin konservatuvar düşmanlığı. Ama azmin elinden ne kurtulur ki.

- Suadiye'deki Mudo Collection'da tezgáhtar olarak çalışırken Şişli'deki Ali Alta Moda'ya geçtim. Bunun nedeni sanatçıların oraya çok sık geldiklerini bilmemdi. Kafamı Sezen Aksu'yla tanışmaya takmıştım bir kere. Ben çocukluğumdan beri konuşmak yerine mütemadiyen şarkı söylerim. Erenköy Kız Lisesi'ni 2. sınıfta bıraktım. Vatandaşlık dersi öğretmeni bana kafayı takmıştı, üstüne bir de edebiyattan çaktım, imtihanlara bile girmedim. Ortaokuldan sonra konservatuvara gitmeyi çok istiyordum ama ailem göndermedi. Lisede müzik notlarım hep 10'du. Ünlü kanun sanatçısı rahmetli Hüsnü Anıl babamın halasının oğludur. Hep Sezen Aksu'yu taklit ederdim, özellikle ‘‘Sen Ağlama’’ ve ‘‘Hadi Bakalım’’ şarkıları dilimden düşmezdi. Onunla tanışıp yanında çalışarak müzik dünyasına girebilmek için tamamiyle çıldırmış bir vaziyetteydim. Bu arada şan hocası Erdem Siyavuyşgil'e gittim, sesimin ‘‘dramatik soprano’’ olduğunu, kesinlikle solist olabileceğimi söyledi. Bunu öğrendikten sonra Sezen Aksu olayını iyice tırmalamaya başladım. Bu arada şan dersleri almaya da başladım.

HÜLYA AVŞAR'A KONSER

Hande sanki kendi yazdığı bir masalı anlatıyor. Light tipi Amerikan sigarasından derin bir nefes çekti. Bal rengi lensleri gülüyordu.

- Bu arada Sezen Aksu'nun telefon numarasını buldum. Her gün ‘‘Ben Hande, vokal için arıyorum’’ diye not bırakıyordum aralıksız her gün. Her keresinde evde yok, şurada, burada diye cevaplar veriyordu telefona çıkanlar. Bir gün Hülya Avşar mağazaya geldi alışverişe. Bizim kızlar ona beni gösterip şarkıcı olmayı kafama koyduğumu, bunun için Sezen Aksu'ya ulaşmak istediğimi söylemişler. Hülya hanım benden bir şarkı söylememi istedi. Müşteri yoktu ondan başka, mağazanın ortasında şarkı söyledim. Bitince ‘‘Ben sana hemen yardımcı olacağım’’ dedi. İki gün sonra işe geldiğimde Sezen hanımla benim için randevu aldığını belirten notunu ilettiler. Bütün personel havalarda uçuyor, ben de inanamıyordum bir türlü. Öğleyi zor bulup Sezen Aksu'yu aradım. O sırada yeni evlendiği Ahmet Utlu'yla Podima'daki evinde balayındaydı. Bana on gün sonrası için randevu verdi. Hiç unutmuyorum, randevu gününden bir gün önce Turgut Özal vefat etti. Ulus'taki evine gittiğimde salonda eşi Ahmet, rahmetli Uzay Heparı da vardı. Benden şarkı söylememi istediğinde zangır zangır titredim. Önce ‘‘Yalnızlık Senfonisi’’ni, sonra ‘‘Oyun Bitti’’yi söyledim. Bilerek bu zor şarkıları seçmiştim, gözüne iyice gireyim diye. Dinledikten sonra beni arayacağını söyledi, ayaklarım yerden kesilmiş halde mağazaya döndüm. Aradan bir hafta geçmişti ki kızlar mağazaya Sezen Aksu'nun geldiğini söylediler. Şöyle katları geziyormuş gibi yaptı ama, aslında beni incelediğini hissettim. Birkaç gün sonra da stüdyoya çağırdı beni. Ve işte artık onun yanındaydım, rüyalarım gerçek olmuştu.

Ben bir ayakkabı delisiyim

BAHARİYELİYİM

Biz dört kuşak İstanbulluyuz, Kadıköy'ün Bahariye semtinden. Annemle babam on sene önce ayrıldılar. Babam şu anda Marmaris'te yaşıyor, evlenmiş. Bazen telefonla konuşuyoruz, o kadar.

LENS TAKARIM

Gözlerim aslında siyah ama bal rengi lens takıyorum, yüzüme ışık veriyor diye. Ayrıca gri, eflatun lenslerim de var. Saçlarımı da sarı yaptırdım.

AYAĞA BAKARIM

Ben bir ayakkabı delisiyim, ayakkabıya göre giyinirim. Önce ayakkabıyı seçerim, sonra ona göre kıyafet uydururum.

PAZARLIKÇIYIM

Alışveriş yaparken sıkı pazarlık yaparım, mutlaka indirim isterim.

BÜYÜK HAYALİM

Zengin olmak, lüks arabalar almak gibi hırsım yok. Levent'te küçük bir villam olsun istiyorum, yüksek sesle müzik dinlemek için.

DİKKATLİYİMDİR

Çok dikkatliyimdir, anlık şeyleri bile kaçırmam. Kendimi çok eleştiriyorum, çok inceliyorum.

KİN TUTMAM

Kindar olmak isterdim ama maalesef değilim. Mütevazı olmayan insanlara kızmam, çok gülerim.

GIRGIR BİRİYİM

Özel hayatımda çok gırgır biriyimdir, mecazi takılmaları çok severim.

Çekici kadınım

Kendimi güzel değil, çekici buluyorum. Yüzümü ve vücut hatlarımı beğeniyorum. 90-60-90 değilim, 36 beden giyiniyorum. estetik dekoltenin bana yakıştığının farkındayım. Hokka gibi güzellikten yana değilim, kimsenin de hoşuna gitmiyor artık. Hiç estetik yaptırmadım ama, burnumun üstündeki kemiği aldırmayı düşünüyorum. Gerçekte küçücük olduğu halde bazı çekimlerde inanılmaz büyük çıkıyor, beni delirtiyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle