GeriKelebek Sert erkeğim höt dedim mi korkarlar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sert erkeğim höt dedim mi korkarlar

Eğlence dünyasının ünlü ismi Fatih Ürek, gizli dünyasının kapılarını ilk kez açtı. Sıradışı görüntüsüyle yıllardır konuşulan Ürek, ‘Üç kızdan sonra ben doğduğumda babam 40 büyükbaş hayvan kesmiş’ dedi. İşte Fatih Ürek’in bugüne kadar kimseyle paylaşmadığı, geçmişiyle ilgili müthiş açıklamaları...

Babam Erzurum’da pastırma, sucuk tüccarıydı. Üç kızdan sonra ben doğunca 40 tane büyükbaş hayvan kestirmiş. Ancak bir süre sonra iflas edip, hastalanmış. Küçücük bir çocukken Bursa’ya geldik. Çocukluğum yokluk ve sefalet içinde geçti. 6 yaşında çalışmaya başladım. İlk olarak bir terzinin yanında işe girdim. Ardından kumaşçıda, kuş satan bir dükkanda, mobilya mağazasında, züccaciye dükkanında, kuyumcuda ve son olarak da avukatlık bürosunda çalıştım. Yani aklınıza gelebilecek her işi yaptım. Ancak daha sonra televizyona, sinemaya, tiyatroya karşı ilgi duymaya başladım. Televizyonun başından kalkmazdım. Hiç unutmam işe giderken Bursa’daki tiyatronun önünde durur, saatlerce afişlere bakardım. Sonra birgün korka korka içeri girdim. Duvarda bir kurs açılacağı ve öğrenci alınacağı yazıyordu. Çekindiğim için kimseye bir şey söylemeden eve gittim. Aklımda hep o yazı vardı. Birgün yine tiyatronun önünde yazıyı okurken bir ağabey geldi yanıma. Elimden tuttuğu gibi bana bir form verdi ve o formu doldurmamı istedi. Anlamıştı sanatçı olmak istediğimi.

Formu doldurdum, sınava girdim ve kazandım. Elimden tutan kişi ise ‘Mahalle’nin Muhtarları’ dizisindeki Temel olan Erkan Can’dı. Böylece 9 yaşında tiyatroyla tanıştım. 10 yıl kadar aralıksız çalışmalarım oldu. Kaşımı ilk olarak o yıllarda bir oyun için aldırmıştım. Sonra da bu böyle devam etti...

Süslü olduğum için annem çok döverdi

Babam Bursa’ya geldikten sonra iflas ettiğini bir türlü hazmedemediği için ailesini terkedip gitmişti. Bizi ne aradı, ne sordu. Annem çok güçlü bir kadın olduğu için bütün çocuklarıyla tek tek ilgilendi. Ancak en sorunlu çocuk bendim. Bu yüzden aile içinde çok büyük tartışmalar olmuştur. O zamanlar da böyle süslü püslüydüm. Hep değişik kıyafetler giyerdim. İçimde vardı. Ablalarımın kullanmadığı kıyafetleri kendime göre değiştirirdim.

Bu durum bir süre sonra doğal olarak ailemi rahatsız etti. Sürekli annemden dayak yiyip oturuyordum. Ancak bir süre sonra başarılarımı görmeye başladıkça, annem de benim bu süslü halimi kabullenmeye başladı. Ve hep destek oldu. İşim bittikten sonra evime gelirdim. Kendimi hiçbir zaman sokaklara atmadım. Sağlam bir aile terbiyesi almıştım ve gerçekten çok katı kurallarım vardı. Eğer bu kurallarım olmasaydı belki de şimdi Taksim’de sürünüyor olacaktım. Hayatımı kurtaran tiyatro olmuştur.

İzzet Çapa’ya beddua etmiştim, evi yandı

Tiyatrodan para kazanamayınca, şarkı söylemeye başladım. İlk olarak Taylan Gazinosu’nda sahneye çıktım. İstanbul’a ise 20 yaşında geldim. Ve kurtlar sofrasında da kendimi asla ezdirmedim. Çok zor günler geçirdim. Ama pavyonlarda falan asla çalışmadım. Tesadüfler sonucunda Caddebostan’da Minder Bar’da ilk kez sahneye çıktım. Sonra Maçka’da Cartoon Bar’da sahne aldım. İlk olarak sosyetenin içine burada girdim.

Birçok kişinin piyasa girmesine yardımcı olmama rağmen, hep arkadaşlarımdan kazık yedim. Çeşme’de Dedikodulu Meyhane açılacaktı. Solist olarak başlayacaktım. Fakat İzzet Çapa ve Cenk Eren beni saf dışı ettiler. Bir gün İzzet Çapa’ya beddua ettim. İnşallah yanarsın dedim ve İzzet’in evi yanmıştı. Çok üzülmüştüm. Şimdi benim çok iyi arkadaşım.

Bülent Ersoy’dan sonra günah keçisi ben oldum

Yeni jenarasyon çok farklı. 10 yıl önce benim görüntüm çok göze batıyordu. 90’lı yıllara kadar sanat camiasında şorolo, travesti şarkıcılar vardı. Bu Bülent Ersoy ile gelen bir akımdı. 90’lı yılların başında birisi çıktı, şov yapmaya başladı, herkesin gözü ona takıldı. Her halimle farklıydım. Sahne, kostüm, makyaj, şov... İnsanların dikkatini çekmeye başladım. İşte bana karşı o yıllardan gelen bir önyargı var. Şimdi 2 binli yıllardayız. Mekroseksüel erkekler çıktı. Benden daha süslü püslüler, daha feminenler. Bu durum hiç kimsenin gözüne batmıyor. Şimdiki gençlerin yaptıklarını yıllar önce biz yaptık, eşcinsel, gay olduk. Bu işin günah keçisi ben oldum. Benden öncesinin günah keçisi de Bülent Ersoy’du.

Kendimi kadın hissetsem gider ameliyat olurdum

Bir de şuna çok sinirleniyorum. Diyorlar ki, kadın beyinli erkekler. Bu nasıl bir şeydir? Bana biri, ‘Sen kadın beyinli bir erkeksin’ dese, bunu asla kabul etmem. Kadın beyinli olsam gider ameliyat olur, kadın olurdum. Benim her şeyim yerimde. Fiziğimle erkeğim. Dış görünüşe aldanmamak gerek. Türkiye Cumhuriyeti’nde mavi renkte kimlik taşıyorum. Cinsiyetimde de erkek yazıyor. Ben hiçbir zaman kendimi kadın gibi hissetmedim. Bunun aşılması gerekiyor artık. Ayrıca ben çok fazla kırıtmıyorum ki. Her zaman buna çok dikkat ettim. Sahneye ya da dışarı çıktığım zaman, ‘Ay, uy’ demem. Sert taraflarım çok fazladır. Ben Doğulu bir ailenin çocuğuyum. Tam bir Dadaşız. Benim örf ve adetlerim, kurallarım vardır. Dolayısıyla çok sertimdir.. Dışarıda göründüğüm gibi değilim. Deli gibiyimdir. Kardeşlerime ağabeylik, aileme babalık yaparım. ‘Höt’ dediğim zaman korkarlar benden.

Kaş almak, makyaj yapmak normal hale geldi

Şimdi yeni bir tiyatro oyununa başladım. ‘Hamam’da küçük yaşta ameliyatla transeksüel olmuş bir kadını canlandırıyorum. Üstelik bu kadın, sosyal hayatta da kadın olarak yaşıyor. Hamamın işletmecisi ve evli. Canlandırdığım role tamamen bir oyuncu gözüyle bakıyorum. Gerçek hayattaki Fatih’le, oyundaki Fatih arasında hiçbir bağlantısı yok. Evet, sorunlarım var ama bunun tiyatroyla ya da canlandırdığım karakterle ilgisi yok. Sorunum nedir? Yaptığım şeyler hiçbir zaman ciddiye alınmadı. İnsanların beni tanımadan, ön yargılı davranmasına artık tahammül edemiyorum. Bu bir yargısız infaz. Fatih Ürek’i tamamen fiziğiyle, dış görüntüsüyle değerlendirmeleri kırıyor beni.

Şimdi metroseksüellik diye bir kavram var. Ortalıkta benden daha feminen insanlar dolaşıyor. Gencecik erkek çocukları öyle pantalonlar giyiyorlar ki, neredeyse kuyruk sokumları gözükecek. Ama bunun adı moda... Sorarım size bunun neresi moda? Kaş almak, makyaj yapmak o kadar normal bir hale geldi ki. Ben makyajı ya sahnedeyken yapıyorum ya da özel bir davete gittiğim zaman. Dışarıda makyajla dolaşmıyorum ki.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle