GeriKelebek Şerefli üniformadan cesaret formasına
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    166
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şerefli üniformadan cesaret formasına

Şerefli üniformadan cesaret formasına
refid:14094227 ilişkili resim dosyası

Dikkat, bu bir spor haberi değildir! Galatasaray forması içinde, fotoğraftan size bakan insanların hiçbiri futbolcu da değil zaten. Onların hepsi kimi bombayla, kimi kurşunla, kimi mayınla vücutlarının birer parçasını kaybeden Güneydoğu gazileri. Peki bu fotoğrafta ne mi arıyorlar?

Galatasaray Pazarlama A.Ş’nin, bu sezon çıkardığı “Cesaret” temalı kırmızı formasıyla, yaşadıklarına gönderme yapıyorlar. Hepsinin hikayesi birbirinden sarsıcı, acıtıcı. Hikayelerini dinlemek için buluştuğumuzda, aralarında “Doğudaki yarışmaya İstanbul’dan katılıyorum” diyerek ti’ye alanlar da, yaşadıklarını çenesi titreyerek anlatanlar da vardı. Hepsi gazi olmaktan onur duyuyorlar. Ama iş bulamayıp tuvalet bekçiliği teklif edildiğinde ya da otobüslerde bedavacılıkla suçlandıklarında perişan oluyorlar. O insanların yüzüne iyi bakın, şükran borçlu olduğumuz bu insanlarla her an karşılaşabiliriz. Tıpkı gazeteci olan eski eşimin, PKK’lılar tarafından kaçırıldığında, kurtulması için operasyona katılmış askerle bu röportajda benim karşılıştığım gibi...

17 yıl geçti hâlâ kabus görüyorum

MEHMET KORKMAZ (37) Komando, 1993 Şırnak

Terhisime üç ay kalmıştı. Geceyarısı pusuya giderken mayına bastım. Ayak parmaklarım koptu, sağ gözümü kaybettim. Bir yıl tedavim sürdü. Önceden tekstilciydim artık o işi yapamıyorum. 10 yıl iş aradım, uygun bir şey bulamadım. Son 4 yıldır, İstanbul Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü’nde bekçilik yapıyorum. Doktor tedavilerim hâlâ sürüyor. Kendimi hep eksik hissediyorum. Aradan 17 yıl geçti hâlâ rüyalarıma giriyor. Kendimi birkaç kez camdan atmak istedim. Kore ve Kıbrıs gazilerinin resmi kıyafetleri var ama Güneydoğu gazilerinin yok. Biz de hiç olmazsa o kıyafetlerimize şeref madalyası takarak övünürdük.

Üç teröristin üstüne düştüm

EBUBEKİR CENAN (38) Uzman Çavuş, 1999 Van

Tedavilerim hiç bitmiyor. Bağırsaklarımda sorun devam ettiği için bazen gazımı tutamıyorum. Otobüste böyle bir şey yaşadığım zaman, herkes kötü bakıyor. Hangi birine başımdan geçeni anlatayım?

10 yıl boyunca hep o bölgede görev yaptım. Bir ihbar üzerine gittiğimiz yerde içi eşyalarla dolu bir sığınak bulduk. İmha ettik. Akşam altı civarıydı, aniden bir kayanın dibinde tamamen kamufle olmuş teröristlerle karşılaştık. Tabur olarak ateşe başladık. 13 kişiyi öldürdük. İlerlerken bir mağaradan robot gibi iki kadın terörist çıktı. Ateşe başladılar, yanımdaki astsubay orada şehit oldu. Ben de vurulmuştum, kendimi bir kayadan aşağı attım, üç teröristin üstüne düştüm. Ölü taklidi yaptım. Tabur arkadan geldiği için benim gerçekten ölüp ölmediğimi kontrol edemeden kaçtılar. İnce ve kalın bağırsağım, idrar torbam parçalandı. Sağ kulağım sağır oldu.

Amerikan gazileri baş tacı, bize hamallık

ERCAN DEDE (35) Er, 1996 Bingöl

Eşim erken doğum yapıyordu, hazırlıksızdım. Başhekime, gazilik kartımı gösterip “İndirim yapabilir misiniz?” diye sordum. “Benim için mi gazi oldun” dedi. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Operasyonda mayına bastım. Terhisime üç ay vardı. Sol bacağım dizaltından koptu, sağ gözümü kaybettim. Yarım saat sonra helikopterle hastaneye kaldırıldım. Tedavilerim bir yıl sürdü. Askere gitmeden önce ya şehit ya gazi olmayı çok isterdim. Ama şimdi bütün olup bitenlere baktığımda, “Biz oraya niye gittik” diye soruyorum. İçim rahat değil, ileriyi göremiyorum. Bu vatan hepimizin vatanı ama bu vatanı sadece biz mi seviyoruz? Başkaları niçin sadece cebini doldurmak için çalışıyor?
Dokumacıydım, sürekli ayakta duramadığım ve gözüm görmediği için artık o işi yapamıyorum. Sekiz yıl birçok iş yerine başvurdum. Hayır dememek için hep yapamayacağım işleri teklif ettiler. Hamallık teklif edenler oldu. Benim bacağım yok o yükü nasıl kaldırayım? Beni bacağımın, gözümün olmaması değil insanların vurdumduymazlığı daha çok yaraladı. Amerikan gazileri baş tacı ediliyor. Peki ya biz?

Profesyonel askerlik olsun

MURAT ZONP (36) Komando, 1995 Şırnak

Sakatlıklarımız yüzdelerle ölçülüyor. Eskiden bir bacak yüzde 45, ayak bilekten kopmuşsa yüzde 30’du. Şimdi bir bacak, bir göz yüzde 39. Derecelerin düşmesinin sebebi, daha az maaş vermek. O kadar onur kırıcı ki...

Gabar Dağları’nda gece yarısı 12’de pusuya düştük. Üzerime el bombası attılar, 14 şehit verdik. 10 kişi de yaralandık. Benim sol ayağım diz altından koptu. O saatte oraya helikopter inemediği için sabah 5’e kadar yaralanan arkadaşlarımızla, şehit arkadaşlarımızın başında bekledik. Hepimiz öleceğimizi zannettiğimiz için, Kelime-i Şahadet getiriyorduk. Sabah helikopterlerle hastaneye götürüldük. Tedavilerim bir yıl sürdü. Ailem perişan oldu. Ama yine en çok onlar bana destek oldu. Onlar olmasaydı, girdiğim bunalımdan kolay kolay çıkamazdım. İsyan etmiyorum, bunu yaşamamız gerekiyormuş. Şimdi ben de belediyede güvenlik görevlisiyim. Bu terör böyle devam edecekse, hayatında üç kez silah görmüş acemi askerler yerine, profesyonel askerlik sistemi getirilsin.

Saygı görmek istiyorum ama bedavacılıkla suçlanıyorum

FERHAT KOÇAK (37) Komando, 2000 Şırnak

Maddi beklentim yok. Toplumda saygı görmek istiyorum. Otobüse binerken gazi kartımı çıkarıp gösterdiğimde, kimliğimle karşılaştırmak istiyorlar. Bedavacılıkla suçlandığım çok oldu.

Şırnak’ta operasyon sırasında yüksekten düştüm ve omuriliğimden sakatlandım. Şu an omuriliğimi birbirine bağlayan 30 santimlik platin var. Uzun bir süre yatalak yattım. O süre zarfında orada yaşadıklarımı tekrar tekrar kafamda kurdum durdum. İki yılda normal hayatıma dönebildim. Askere gitmeden önce, kendi bilgisayar firmam vardı. Döndüğümde artık çalıştıramayacaktım. Şu an Büyükşehir Belediyesi’nde bilgi işlem şefiyim.

Kafam parçalandı, ben hala ateş ediyordum

SERHAT ÇAYLI (30) Komando, 2004 Elazığ

21 yaşındaydım, terhisime 60 gün kalmıştı. Elazığ-Diyarbakır sınırında karakol korumaya gönderilmiştim. Akşam 9 civarı, gece görüşüyle tarama yapıyordum. Mevziye yaklaşmama üç metre kala üzerime el bombası attılar. Sırtıma, gözüme her yere parçalar geldi. Ben ateş etmeye devam ediyordum. Yaralı haldeyken bu kez kafamın sağ tarafından mermi yedim. Vurulduğumu anlamamıştım, ateşe devam ettim. Bu esnada elimden yara aldım ve iki parmağım koptu. 3-5 dakikalık bir çatışmaydı, Allah’a “Beni buradan çıkar, bunlara beni yenik düşürme” diye yalvarıyordum. Arkadaşlarım desteğe gelince beni karakola indirdiler. Komutan beni telaşlandırmamak için, başını kayaya çarptın herhalde diyordu, helikopterle hastaneye sevk edildim. Şu an kafatasımda 9,5 santimlik bir açıklık var. Mobilyacıydım, başım yüzünden makine sesine dayanamadığım için işimi yapamıyorum. Ben Türk milleti huzurlu olsun diye savaştım. Şu an bir yerde sigortasız olarak çalışıyorum. Devlet iş hakkı verdi, ben o hakkı eşime devrettim, faizsiz konut kredisi kullandırdılar bir evimiz oldu.

Hâlâ çatışma sesleri duyuyorum

CEVDET BALTA (38) Komando, 1993 Şırnak

Üç günlük göreve çıkmıştık. Olayın olduğu gece dağda çatışmaya girdik. Parça tesirli bomba attılar. Tam arkama düştü. Sol kalçamdan topuğuma kadar yaralandım. Yaralandığımı ayağımı boşlukta sallanırken görünce anladım. Bir arkadaşım yanımda şehit oldu. Sürünerek arkadaşlarımın yanına gittim. İki yıl sürdü tedavim. Ayağımda sinir lezyonu var, sol bacağım çok ince ve delik deşik. 15 yıl çalışmadım, gazi maaşımla geçinmeye çalıştım. Şimdi belediyede işçiyim. Hâlâ otururken çatışma sesi duyuyorum, patlama olacakmış gibi tetikteyim. Rüyalarımda zaten hep çatışmanın içindeyim.

Çok iyi iş buldum deyip, tuvalet bekçiliği önerdiler

HÜSEYİN DEMİR (32) Komando, 1998 Van

Sana çok iyi bir iş bulduk, tuvalet bekçiliği yapacaksın dediler. Ne kadar onur kırıcı. Çocuklarımızın özel okulda okuma hakları var. Oğlumu müdüre götürdüm, “Gaziyim” dedim. “Gaziliği karıştırma” dedi. Bizler dilenci değiliz, onurlu gazileriz.

Sabah altıda 50 kişilik bir terörist grupla çatışmaya girdik. Biz 20 kişiydik. Bir arkadaşım, “vuruldum” diye bağırdı. Onu kurtarmak için koştum ama kolumda şehit oldu. O arada bende çapraz ateşte kaldım. Sol ayak bileğimden 10 santim yukarısına kadar kurşun yarası aldım. Sıhhiye çantası o gün tesadüfen bendeydi, yaramı kendim sardım. Sonra kobralar yetişip ateş üstünlüğü sağlayınca Skorsky’ler bizi almaya geldi. Kemiklerim paramparçaydı. 9 ay hastaneden çıkamadım. İki yıl ayağımda metal bir koruyucu vardı. Onu çıkardıklarında, ayağımın yorgana değmesini hissetmek benim için büyük mutluluktu. Askerden önce doğramacıydım, şimdi ben de belediyede işçi olarak çalışıyorum.

Ailemin tek çocuğuydum, perişan oldular

İSMAİL AYDIN (31) Komando, 2003 Bingöl

Gece 11.30’da pusuya düştük. Sağ ayağımdan, makineli tüfekle vuruldum. Helikopter inemediği için ilk müdahaleyi 9 saat sonra yapabildik. Bir yıl tedavim sürdü. Ayağımda hareket, kas, sinir kaybı, hepsi var. Ailemin tek çocuğuydum, perişan oldular. Ben arkadaşlarım gibi iş bulmak için uzun süre beklemedim. Şimdi belediyede satın almada çalışıyorum.

Diş teknisyeniydim, kolum parçalandı

KENAN ŞENVARDAR (35) Komando, 1995 Hakkari

Kuzey Irak’a operasyona gitmiştik. Sabah 6.30’da Zaho’da pusuya düştüm. Üç aylık askerdim ve öncü birlikte mayın dedektörcüsüydüm. 50 kişilik bir grup üzerimize mermi yağdırdı. Bana 13 kurşun isabet etti. 10’u çelik yeleğe, 3’ü de vücuduma. Sağ koluma Kanas suikast silahının mermisi, sol bacağıma ise iki Kalaşnikof mermisi girdi. Kanas mermisi çok büyük bir yara açtığı için kolumu dikemediler bile. Diş teknisyeniydim. Artık elimi kullanamadığım için pazarlama işleriyle uğraşıyorum. Devlet bizimle ilgili verdiği hakları geri alan yasalar çıkartıyor.

Her gece “Geliyorlar” diye sayıklıyorum

ÜMİT ŞİMŞEK (32) Komando, 1999 Siirt

Çatışma anındaydık, mevziye girdiğimizde arkadaşım mayına bastı. Sağ gözümü kaybettim. Sağ kulağım ise duymuyor. Vücudumda sayılmayacak kadar çok şarapnel parçası vardı. Psikolojik problemlerimi üzerimden atamıyorum. Önceden sakin biriyken, geçenlerde yol verme yüzünden birini yaraladım. Eşim, her akşam “Geliyorlar” diye sayıkladığımı söylüyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle