GeriKelebek Seksenler 186.bölümde nikah krizi büyüyor! - İzle
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Seksenler 186.bölümde nikah krizi büyüyor! - İzle

Seksenler 186.bölümde nikah krizi büyüyor! - İzle

Seksenler dizisi bu haftada eğlenceli sahneyleriyle sevenlerinin karşısına çıktı. Ergun ve Nazlı'nın nihakı Seksenler'e damga vurmaya devam ediyor. Seksenler Dizisinin 186. bölüm fragmanında da gündem Nikah şahidi tartışması. Ergun ve Nazlı’nın düğün hazırlıkları başlamıştır. Nazlı nikah şahidi olarak en yakın arkadaşı Gülden’i isterken, Fehmi ise mahallenin büyüğü, Şimbil bakkal Mehmet’e şahit olması konusunda söz vermiştir ve.. İşte dizinin bu haftaki detayları

Ergun ve Nazlı’nın düğün hazırlıkları başlamıştır. Nazlı nikah şahidi olarak en yakın arkadaşı Gülden’i isterken, Fehmi ise mahallenin büyüğü, Şimbil bakkal Mehmet’e şahit olması konusunda söz vermiştir. Fehmi ve Nazlı birbirlerinden habersiz bu iki insana söz verirken, Gülden ve Mehmet şahit olacakları için çok heyecanlıdır. 

Seksenler 185.Bölüm. Fehmi, Ergun ve Nazlı’nın Evlenmesine İzin Veriyor! Ergun, uzun bir süredir aradığı maaşlı işi sonunda bulmuştur. Belediyede işe giren Ergun, Fehmi’nin güvenini kazanmayı başarır. Ergun’un iş bulmasına sevinen Fehmi, Rukiye ve Nazlı’ya düğün hazırlıklarını başlatmaları için izin verir. Başta Nazlı olmak üzere herkes çok heyecanlanmıştır.Öte yandan Komiser Rıza ve eşi Emel’in evlilik yıldönümüdür. Emel, evlilik yıldönümü akşamı için planlar yapar ancak büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktır.Mahalleli spor toto kuponu doldurur. Herkesin ortak olduğu spor toto kuponu noter huzurunda tastiklenir. Mahalleli arasında birbirinden komik anlar yaşanır. Gülden’in doğum sancıları günden güne artmaktadır. Ahmet ve Gülden’in bebekleri gelmek üzeredir. Öte yandan Elvan’la evlenmek isteyen Şahin, Pastacı Sami’nin tek şartını yerine getirmek için pastanede çalışmaya başlar. Rukiye ve Fehmi, Şahin’in Sami’nin yanında çalışmaya başlamasından çok mutlu olsa da, pastanecilik Şahin’e göre bir iş değildir. Şahin, pastanenin altını üstüne getirir.

Seksenler dizisinin amacı Türkiye’nin 1980’lerin başından günümüze değin geçen otuz iki yıllık geçmişini ve değişimini klasik bir Türk ailesi üzerinden anlatmaktır. Seksenler dizisinde sosyal hayattaki değişim, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediği gözler önüne serilir.  Seksenler dizisi kaybettiğimiz insani değerleri yeni nesillere tekrar kazandırmak amacıyla geçmişe yapılmış eğlenceli bir yolculuktur.  

Seksenlerde çocuk ve genç olanlar konu o yıllardan açıldığında yaşadıklarını müthiş bir özlemle hatırlıyor ve iştahla anlatmaya başlıyorlar çünkü Seksenler tam olarak içinden geçtikleri, iyi bildikleri ve hayatlarına damgasını vurmuş olan yıllar. O yılları yaşayanlar Seksenler dizisini izlerken tıpkı kendi eski fotoğraflarına bakarken yaşadığı gibi “vay be eskiden bu saçlarla mı dolaşıyor muşuz, bu vatkaları mı takıyormuşuz” türü bir nostalji yaşıyor ve eğleniyorlar. O yıllarda dinledikleri şarkıları duyuyor ve o şarkıları özlemle mırıldanıyorlar. Bazen de dönemin siyasi ve sosyal karışıklıklarını hatırlıyor, sokağa çıkmaya korktuğumuz, herkesin birbirine şüpheyle baktığı günlere dönerek hüzünleniyorlar.  Seksenler dizisi o yılları yaşamış olanlar kadar yaşamamış olan gençlerin ve çocukların da ilgisini çekiyor. Gençler hem anne babalarının yaşadıkları döneme hem de o yıllardan bu yıllara yaşanan büyük değişime şahit oluyor ve çok şaşırıyorlar. Belki de bir çok çocuk sobayı, merdaneli makineyi, pul yapıştırıp yolladığımız mektupları, anket defterlerini, siyah önlükleri, kolalı yakaları, sokaklarda koşturarak sürdüğümüz telli arabaları, misket dolu torbaları ilk defa Seksenler dizisinde gördü...

SEKSENLER 186. BÖLÜM FRAGMANI

Unutulan Değerleri Hatırlatan Dizi: Seksenler 
Hayatımıza giren pek çok yeniliğin bize getirdiği konfor kadar bizim değerlerimizden bir şeyler götürdüğü aşikar. Seksenler aile birliği, arkadaşlık, komşuluk, yardımlaşma gibi insan olmanın temel duygularının daha güçlü olduğu yıllardı. Cep telefonumuz yoktu ama her nasılsa birbirimizi daha çok görüşüyorduk, kaloriferimiz olmadığı için akşamları bir sobanın etrafında oturup sohbet ediyorduk. Artık evlerimiz kaloriferli ama biz ayrı ayrı odalarda yaşıyoruz. Ayrı odalarda yaşadığımız için birbirimizle daha az iletişim kuruyoruz. O yıllarda televizyonumuz tek kanallıydı, evlerimizde tek bir televizyon vardı ama seyrettiklerimizden daha çok zevk alıyorduk. Bilgisayarlarımız yoktu, sokaklarda ve boş arsalarda top oynuyorduk. Oyuncaklarımız yoktu ama kendi oyuncaklarımızı yapacak yaratıcılığımız vardı. Seksenler dizisi sayesinde aileler bu tip duyguları hatırlıyor ve çocuklarıyla paylaşacağı hikayeler anlatıyor. Özetle Seksenler dizisine romantik bir dönem komedisi demek yanlış olmaz. Seksenler dizisi aslında o yıllarda genç bir aile olan Özdemir ailesinin hüzünlü ve eğlenceli hikayesidir. 

Seksenler Dizisinin Hikayesi 
Seksenler dizisi kırk yaşındaki ortanca kardeş Nazlı’nın abisi Ahmet’e getirdiği bir teklifle başlar. Bu teklif yaşlı anne babalarının yaşadığı ve kendi büyüdükleri evin satılması ile ilgili babalarını ikna etmeleri üzerinedir. Hatıralarla dolu bu ev kat karşılığı satılırsa hepsi maddi olarak rahatlayacaktır ama önlerindeki en büyük sorun babanın buna nasıl ikna edileceğidir.   Üç kardeş o gece ikna etmek amacıyla babalarının karşısına çıkarlar. Bu evde hatıraları ile birlikte yaşayan babalarına evin satılması konusunu açmak bile bir derttir. Birlikte yedikleri yemek sırasında en büyük kardeş Ahmet yavaş yavaş geçmişteki günleri hatırlamaya başlar ve hatırladıkça babalarına bu teklifi götürmenin ne kadar zor olduğunu idrak eder. Çünkü babalarının bu evle kurduğu duygusal bağ aslında geçmişe olan özlemidir. Ahmet de eski günleri hatırladıkça bu duyguya kapılır.   Ahmet’in hatırladığı yıllar 1980’lerdir. Seksenler aslında hepsinin hayata adım attığı yıllardır. Geçmişe döndüğümüzde bu ailenin erken yıllarını, kavgalarını, sevgilerini, evliliğe ilk adım atışlarını, ilişkilerinin yapılanmasını görmeye başlarız. Örneğin günümüzde evli ve çocuklu olan Ahmet ile Gülden’in geçmişine döndüğümüzde asla olamayacak imkansız bir aşk hikayesine başlarız. Seyirci bu bölümler boyunca “Ahmet’in umutsuz aşkının nasıl olup da evliliğe dönüştüğünü” merak etmeye başlar.   Nazlı o yıllarda kendisine aşık olan iki gençten birini nasıl seçmiştir. Seçmediği adam yıllar sonra boşanmış olan Nazlı’nın karşısına çıktığında neler yapacaktır.  Dizi ilk bölümde babanın evin satılması teklifini öğrenmesi ile biter. Hayatını çocuklarına ve ailesine adamış olan Fehmi çocuklarına şöyle bir teklif götürecektir; “Eğer evin satılmasını istiyorsanız bir şartım var. Bir ay boyunca bu evde birlikte yaşayacaksınız”. Fehmi’nin tüm beklentisi ise birbirinden tamamen kopmuş çocuklarının bu bir ay boyunca tekrar birbirlerine bağlanmasıdır. Seyirci ise hem bu ailenin geçmişini yavaş yavaş öğrenecek hem de günümüzde hangi noktaya varacağını merak edecektir.   Maddi sıkıntılar içinde olan aile fertleri babanın bu teklifini mecburen kabul eder ve bu eski evde yaşamaya başlar.   Bu eski ev ve hatıralar Fehmi Bey’in çocukları ve torunları üzerinde büyük bir değişime neden olur ve zaman ilerledikçe tüm aile bireyleri evin satılması fikrinden vazgeçerler. Bu ev hepsini iyileştirmiştir. Aile dayanışması, geçmişte yaşanan hatıralar, bu Seksenler mahallesinde hepsinin kenetlenmesine neden olur. 

Seksenler Dizisinin Karakterleri 
 Seksenler dizisinin başrollerinde Rasim Öztekin, Özlem Türkad, Şoray Uzun, İlker Ayrık, Ayşe Tolga, Yasemin Çonka, Serhat Kılıç, Ceyhun Fersoy, Begüm Öner, Berat Yenilmez, Hakan Bulut ve Necmi Yapıcı gibi ünlü isimler vardır.
 Fehmi karakterine can veren usta oyuncu Rasim Öztekin, Seksenler dizisinde geleneksel-modern kıskacına takılıp kalmış bir babayı oynamaktadır. Nazlı, Ahmet ve Çağatay’ın babası olan Fehmi’nin en ünlü lafı “İcat Çıkartma”dır. 
 Rukiye karakterine can veren Özlem Türkad, Seksenler dizisinde, her geleneksel Türk annesi gibi çocukları ve babaları arasında paravan görevini gören bir annedir. Rukiye’nin bu hayattaki en büyük amacı çocuklarının SSK’lı bir işte çalışması ve hayırlı kısmetlerle evlenmesidir. Rukiye’nin en sık kullandığı cümle “ SSK’sı var mı çocuğum?” dur. 

Ahmet karakterine can veren Şoray Uzun, Seksenler dizisinde Gülden’e aşık olan ve tek isteği onunla mutlu bir yuva kurmak olan delikanlı bir gençtir. Ahmet, sadece Nazlı ve Çağatay’ın değil, tüm mahallenin de abisidir.   Nazlı karakterine can veren Yasemin Çonka, Seksenler dizisinde annesinin evlilik ısrarlarından sıkılmış, üniversite eğitimini tamamlamaya çalışan, mahallenin Ergun Plak’ına aşık genç bir kızdır. Önceleri bu aşkı ailesinden saklasa da şimdilerde Ergun ile olan birlikteliğini resmiyete taşıyıp nişanlandıkları için, ailesinin haberi vardır. Ancak ailesi bu birlikteliği hiç desteklememektedir. 

Çağatay karakterine can veren İlker Ayrık, Seksenler dizisinde ailenin laftan anlamaz, haylaz ama bir o kadar da duygusal olan en küçük çocuğudur. Şimdilerde askere gitmeye hazırlanan Çağatay’ın en büyük hayali, ünlü bir yazar olmaktır. Çağatay’ın en büyük hobisi ise futbol oynamaktır. Futbolcu olmaya çalışmış ama ne yazık ki becerememiştir. Gülden karakterine can veren Ayşe Tolga, Çınaraltı mahallesinin en güzel kızı, Nazlı’nın en yakın arkadaşı ve Ahmet’in eşidir. Başlarda Ahmet’e hiç yüz vermese de, sonrasında aralarında çok büyük bir aşk başlamıştır.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle