GeriKelebek Şeker hastalarında uzuv kaybı riski
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şeker hastalarında uzuv kaybı riski

Şeker hastalarında, kan şekerinin kontrol altına alınmaması halinde, özellikle ayaklarda ciddi sağlık sorunlarının görülebildiği, zamanında müdahale edilmediğinde ayak ve bacakların kesilebileceği belirtildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Başkal, dünyada 240 milyon ve Türkiye'de de 6 milyondan fazla şeker hastası bulunduğunu söyledi.

Yaşam süresinin uzamasının kronik hastalıklara yakalanma riskini yükseldiğini belirten Başkal, diyabetiklerin sayısının da her geçen gün arttığını kaydetti.

Başkal, yapılan araştırmalara göre dünyada her 20 dakikada 1 kişinin diyabete bağlı kalp krizi ve felç geçirdiğine, her 60 dakikada birinin böbrek bozukluğu nedeniyle diyalize girdiğine ve her 90 dakika bir kişide körlük görüldüğüne dikkati çekerek, hareketsiz yaşam, kalp hastalıkları, obezite, stres ve hipertansiyonun diyabete neden olduğunu ifade etti.

Şeker hastalığının yüzde 30 genetik olma özelliği taşıdığını belirten Başkal, özellikle ailesinde şeker ya da yüksek tansiyon hastası bulunan, kolesterol değerleri yüksek ve obezite sorunu bulunanların risk altında olduğunu, bu durumda olanların düzenli aralıklarla açlık ve tokluk kan şekeri testlerini yaptırmaları gerektiğini vurguladı.

Başkal, şeker hastalığının ilk safhada belirti vermediğine işaret ederek, “Belirtilerin ortaya çıkması hastalığın ilerlediğinin göstergesidir. Bu durumda da çok su içme, sık idrara çıkma, fazla yemek yemeye rağmen aşırı kilo kaybı görülebilir” dedi.

“HİS KAYBI GÖRÜLEBİLİR”

Şeker hastalarında kan şekerinin kontrol altına alınmaması halinde özellikle ayaklarda ciddi sağlık sorunları görülebildiğini ifade eden Başkal, zamanında müdahale edilmediğinde uzuv kayıplarının söz konusu olabileceği uyarısında bulundu.

Başkal, şeker hastalarında ayaktaki kızarıklık, sıcaklık artışı, hassasiyet ve şişliğin enfeksiyon belirtisi olduğuna dikkati çekerek, “Sağlıklı kişilerin ayaklarında ise çatlaklar, yaralar, kaşıntılı bölgeler bulunmaz, renk ve sıcaklık farkı olmaz” dedi.

Hastalığının ayakları 2 yolla etkilediğini anlatan Başkal, şunları kaydetti:

“Ayağı besleyen damarlar daralabildiğinden kan dolaşımı bozulabilir ya da ayağa gelecek sinirler zarar görebilir.

Soluk, soğuk veya morarmış bir ayak, çoğu zaman dolaşım bozukluğunun bir sonucudur. Ayağın kan dolaşımı bozulduğunda bu bölgeye enfeksiyonlarla mücadele etmek için gerekli oksijen, besinler ve kan hücreleri yeterince ulaşamaz. Bu da ayağın savunmasız kalmasına neden olur.

Kan şekerinin uzun süreli yüksek olması sinirlere zarar verebilir ve diyabetik nöropati ortaya çıkar. Bu da sinirlerin ağrı ve diğer duyuları
iletmesini engellediğinden his kaybı görülebilir. Hastalar ayaklarındaki küçük  sıyrık ve yaralı fark etmezler. Bu yaralar tedavi edilmediğinde iltihaplanabilir ve ayağın hatta bacağın kaybına kadar gidebilecek ciddi bir enfeksiyona neden olabilir.”

Diyabetik ayak yaralarının hastaneye yatışların en önemli nedeni olduğuna da dikkati çeken Başkal, şeker hastaları için yapılan harcamaların yüzde 20'sinin ayak problemlerine yönelik olduğunu söyledi.

Başkal, “Diyabetik ayak şeker hastalarının yüzde 15'inde görülür. Tip2 diyabetiklerin yüzde 50'si de risk altındadır. Travma dışı nedenlerle gerçekleşen ayak-bacak kesilmelerinin yüzde 40-60'ı şeker hastalığının kötü kontrolü nedeniyledir. Diyabetik ayak, hastanın eğitimi, ayak bakımıyla temizliğine dikkat edilmesi ve iyi kan şekeri kontrolü ile önlenebilen bir komplikasyondur. İyi kan şekeri kontrolü ile uzuv kaybı riski yüzde 60 azalmaktadır” diye konuştu.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle