GeriKelebek Şehrin en popüler bistrosu Lucca’nın sırrı ne?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şehrin en popüler bistrosu Lucca’nın sırrı ne?

Şehrin en popüler bistrosu Lucca’nın sırrı ne?
refid:3946496 ilişkili resim dosyası

Hızlı bir İstanbul gecesine hazırlanıyorsunuz. Ohhh, Allah artırsın. Peki kalkış nereden? Çünkü size her şeyden önce iyi bir apron gerek. Mesela işten geliyorsanız önce bir gevşeyin. Karnınız açsa bir şeyler çöplenin, birini bekliyorsanız biraz yumuşayın. Etrafa bakın, kafanız dağılsın. Nerede mi? Mesela Lucca’da. Bu konudaki üstünlüğünü bir yıldır kimselere kaptırmıyor, kaptıracağa da benzemiyor.

Lucca ilginç bir yer. Burada, şehrin en hızlı playboylarına ya da kar-kıyamette bile açık ayakkabı giymiş, full transparan hatunlara rastlayabilirsiniz. ("Kaya-Feraye çifti" medyaya ilk kez burada yakalanmıştı.) Ama pusetteki bebeğiyle gelmiş, dergi okuyan bir anne de şaşırtıcı görüntü değil Lucca için. Deniz Akkaya’nın bir yan masası olsa bile!

Geniş, aydınlık ve sıcak bir mekan Lucca. Dede işi sandalyeler, koltuklar falan koymuşlar. Ben en çok avizelerini beğeniyorum. Üstünüze gelmeyen bir kalabalığı var ama kendinizi ortada sap gibi de hissetmiyorsunuz. Müzik kıvamında, ışık-dekor-personel iyi. "Ecnebi misafir götürecek yer" denir ya, işte tam öyle bir yer bu Lucca.

Adres: Cevdetpaşa Cad. No: 51/B Bebek Tel: 212 257 12 55

Lucca’da ne buluyorlar?

Pınar Altuğ (oyuncu)

Hemen her gün orada


Evime çok yakın. Yemekler muhteşem, servis süper, ortam kaliteli. Dört peynirli makarna ve cheeseburger ilk tercihim. Herkes tanıdık, mutlaka birilerine rastlarsınız ama kimse yoksa da bir şey değişmez, çalışan ekip var.

Doğa Rutkay (oyuncu)

İki günde bir orada


10 dakika bile uğrasam kendimi iyi hissediyorum. Bir de kuaförüm Yaşar Coka da hemen yanında, bir taşla iki kuş. Haftanın 3 günü orada gececi olduğum söylenebilir. Makarna ve salataları tercihim. Lise kantinimi hatırlatıyor. Yaşasın Lucca!

Ece Sükan (manken)

10 günde bir uğruyor


Mekan güzel, müzik güzel, Cem Mirap arkadaşım. O civarda otursam daha sık giderdim, 10 günde bir ve daha çok gündüzleri gidiyorum. İş arasında mola için. Benim favorim biftekli salata. Hakan Yıldırım, Ahu Yağtu gibi arkadaşlarımla gidiyorum.

Volkan Büyükhanlı (mimar)

Haftada iki banko


Her zaman bir "meeting point" (buluşma noktası) özelliği taşıması tercih sebebim. Haftada 2-3 kez uğruyorum. Ben genelde iş çıkış saatlerini tercih ediyorum ama trafikten ötürü öyle her aklıma estiğinde gitmeye cesaret edemiyorum. Yemek tercihim karışık peynir tabağı ve ördek roll.

Montları arabada bırakın

Lucca, bundan bir buçuk yıl önce Bebek merkezdeki Türk Ticaret Bankası’nın yerine açıldı. Sahibi Cem Mirap uzun süre New York’ta yaşamış. Sabah 10.00’dan gece 02.00’ye kadar açık. Şarap soslu bonfile 21, bonfile salatası 16, bir bira ise 10 lira. Özel toplantılar hariç rezervasyon almıyorlar. Pazar brunch’ları pek popüler. DJ yemek müziği yapıyor, gece ilerleyen saatlerde müzik hızlanıyor. Eğer arabayla gidecekseniz, montları arabada bırakın, içeride sorun oluyor. Vale parking 30 saniyede otonuzu getiriyor. Cevdet Paşa Caddesi No:51, Bebek. (212) 257 12 55

Conrad Oteli’nin içi Fas Sultanı’nın çadırı gibi

Dışarıdaki Sibirya iklimine inat 5 yıldızlı otellerin içinde Mağrib rüzgarları esiyor. İstanbul iki büyük oteli birden aynı anda Fas günleri düzenlemeye başladı. Biri Hyatt Recency’nin içindeki Agora’da. Yarından itibaren ayın 26’sına kadar Fas Yemek Festivali var. Açıkbüfe akşam yemeği 80 lira, (212) 368 12 34.

Fas çılgınlığının diğer ayağı ise Conrad’da. Buradakine ben de gittim. Conrad’ın içini görseniz, kendinizi Fas Kralı’nın çadırında (kralın çadırı var mı bilmem ama) sanırsınız. Sarıklı garsonlar servis yapıyor, Fas saz ekibinin yaptığı müziğe zılgıtlar, yalelliler karışıyor. Lobiye girer girmez karşınıza tuhaf kıyafetler içinde, bazıları zenci 8-9 kişilik bir güruh çıkacak. Korkmayın, onlar Fas karşılama heyeti. Bir çeşit kılıç-kalkan yani. Sakince gülümseyerek, ellerini başınızın iki yanına koyun. Bu galiba "selam" demek. Onlar da aynısını yapıyor ve geçmenize izin veriyorlar. Monet Restoran ve lobi, Faslı mankenlerin geleneksel giysileri sergiledikleri podyum olarak kullanılıyor. Podyumun solunda ud, kanun gibi tanıdık çalgıları kullanan müzisyenleri göreceksiniz. Yemeklerse, öğle ve akşam açık büfe olarak (75 dolar) tam karşıda. Kazablanka’nın en şık otellerinden Le Royal Mansour Meridien’in aşçıları hazırlıyor. Ekşi soslu enfes bir kuskusları var. İrmiği buharda pişirerek yapıyorlar. Yanına da bütün gün hafif hafif pişirilen meşhur Fas etlerinden tavsiye ederim, ağızda bir dağılıyor ki ooğff of! Faslıların çay dedikleri baharatlı bir sıcak içecekleri var. Çay niyetine içmezseniz süper, yemeğin üstüne mutlaka isteyin derim. (212) 227 30 00.

Düzgünler partisi

İstanbul Social Club diye bir organizasyon var. İnternette oluşturulmuş bir kulüpler topluluğu. İlgi alanınıza göre üye oluyor, etkinliklerini falan takip ediyorsunuz. Geçen hafta Cihangir’de bu kulüplerden duzgunadam.com’un partisi vardı. Düzgünadam külübüne, artık ciddi ilişki düşünen, 30’larına gelmiş insanlar üye oluyor. Parti ise, üyelerin tanışma-kaynaşma gecesi. Yer Zürih Otel’in beşinci katındaki 607. Hani şu, Nurseli İdiz’in cam-çerçevesini indirdiği mekan. (212. 249 33 89). Kulübün 950 üyesi var. Genelde beyaz yakalılar. Kurucusu Mehmet Çavdaroğlu partideki herkesi tanıyor. Birbirlerini internetten bilen insanlara yüzyüze tanışmaları için o yardımcı oluyor. Ben mi? Bu kadar "düzgün" insanın içinde, tabii ki sıkıldım. İnsanın içinden geçmiyor değil. Şimdi bu düzgünler partisinde Nurseli İdiz ile ikimiz olsak, ben açsaaam o vursa; o kırsaaa ben patlatsam!

Herkes bundan içiyor

Geçen hafta Refresh’teki Paul Van Dyk partisine gittim. Müzik ne kadar iyiyse, organizasyon da o kadar kötüydü. Her neyse, partide yeni bir içecek gördüm. Herkesin elinde bundan. Şöyle yakından bir baktım ki, ana! Kutusunun üstünde canabis (kenevir) resmi var. Adı da Jamaica! Tamam dedim, burası birazdan uçacak. Ben niye rakıyla uğraşıyorum ki? Seferberlik varsa, beni de yazın. Gittim aldım Jamaica’dan. Üstünde alkolle karıştırmayın yazıyor. Kim, n’aapsın ki alkolü? Fakat Jamaica’yı iç iç, haşhaşlı ekmek kadar bile etkisi yok. Sonra kutuya dikkatlice bir daha baktım. Meğer benim canabis resmi, palmiye resmiymiş. Ama öyle benzetmişler ki, ayırmanın imkanı yok. Namussuz namuslular!

Yorumları Göster
Yorumları Gizle