GeriKelebek Şehnaz küsmüştü Leyla barıştı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şehnaz küsmüştü Leyla barıştı

Bir dönemin en çok ilgi çeken dizilerinden ‘‘Şehnaz Tango’’ reyting alamıyor diye yayından kaldırılmıştı. Bu zorunlu ayrılık Perran Kutman'ın üç yıl süren küskünlüğüne neden oldu. Oysa ekranlara Şehnaz olarak veda eden Kutman, ‘‘Üzgünüm Leyla’’ ile yeniden aramıza dönüyor.

Büyülü bir kadın Perran Kutman. Öyle ki sanki çevresinde ışıktan bir hare var ve etrafındaki herkes bu güçlü ışığın etkisinde kalıyor. Evinde gerçekleştirdiğimiz röportajda; daha kapıdan girer girmez biz de etkilendik. Çünkü çok coşkuluydu, çok heyecanlıydı... Bir de ‘‘Ben 51 yaşındayım’’ dediğinde kulaklarımıza inanamadık. Evin içinde oradan oraya koşuşturan bu küçük kız bize şaka yapıyor olmalıydı.

Perran Kutman, ağzından çıkan her kelimeyi öyle hissederek, öyle içine sindirerek söylüyor ki; zannedersiniz ağzında çikolata var ve tadını çıkara çıkara yiyor. Anlayacağınız konuşmayı daha doğrusu söz söylemeyi, cümle kurmayı seviyor Perran Kutman.

Üç yıldır nerelerdesiniz, neler yapıyorsunuz?

‘‘Şehnaz Tango’’dan sonra küstüm ben. Şu reyting denen şey üzdü, kırdı beni. Eli, yüzü düzgün bir şey yaptığın zaman istenilen reytinglere ulaşmanın imkanı yok. O zamanda: ‘‘Siz belli bir kitleye hitap ediyorsunuz’’ dendi. Hayır ben belli bir kitleye hitap etmiyorum. ‘‘Perihan Abla’’ diye bir dizi film çektik. İkinci kanalda oynuydu ve izlenebilmesi için anten gerekiyordu. O dönem anten satışlarında bir patlama oldu. Demek ki, reyting aletleri yanlış yerlerde. Ayrıca adı geçen aletleri de hiç kimsenin gördüğünü zannetmiyorum. İşte bunlar beni küstürdü. ‘‘Doğru Türkçe konuşulan, saygın bir iş yapmak istiyorum. O saygın işi yaptığım zaman reyting endişesiyle kaldırılıyorsa demek ki uzun bir süre yapmamam gerekiyor.’’ diye düşündüm. ‘‘Bu arsızlığın, bu seviyesizliğin yok olacağına inandığım tarihe kadar ara veririm’’ derken, bir de baktım bazı şeyler küsüp geri çekildiğin zaman düzelmiyor. O zaman başka birilerine ‘‘Buyrun gelin bu işi siz yapın’’ demiş oluyorsun. Seyircinin karşısına çıkıp, o reaksiyonu gördüğümde doğru yapıp yapmadığımı anlayacağım. 6 Ekim'i bekliyorum.

Şimdi düşündüğünüzde, bu kadar uzun süre ara verdiğiniz için pişmanlık duyuyor musunuz?

Açıkçası iyi projeler de gelmedi. Ben Oya Yüce'ye bir hikaye anlatmıştım. O da keskin zekasıyla kaleme aldı. ‘‘Kış Güneşi’’ diye bir proje. Her zaman iddia ederim ki; ekalliyet bizi bırakıp gitmek mecburiyetinde kaldıktan sonra çok şey değişti Türkiye'de. Çünkü başka bir görgü, saygı yaşanıyordu onlar varken. Bu filmin konusu da oydu. Ama dizi olamazdı. Televizyon filmi olabilirdi ancak. Hala da olabilir. Onun dışında da iyi bir proje gelmedi.

Neler yaptınız? Dinlendiniz mi iyice?

Çok yorulmuştum. Türkbükü'nde evim var. Altı ay orada kaldım. Kıbrıs'a çok sık giderim. Senenin üç ayı Miami'ye gidip, kaldım. Özlediğim şeyleri yapabildim. Ailemle beraberdim. Fakat bu senenin başından itibaren artık bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyordum.

Eşiniz evde oturmanızdan hoşnut muydu? Yoksa çalışmaya yeniden başlamanıza seviniyor mu?

Çok üzülüyordu. Çünkü çalışmadığım zamanlar mutsuz oluyorum. Çok düz yaşıyorum. Her şeye sadece bakıyorum. Oysa çalıştığım zamanlar baktığımı görüyorum. O yüzden Koral keyif alıyor çalışmamdan. Daha dinamik oluyorum.

İkiniz de çok yoğunsunuz. Birbirinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Aslında çalışmak daha iyi. Böylece birbirinize anlatacak şeyleriniz oluyor. Ağlamalarım, yakınmalarım, şikayetlerim, mutluluğum, taşıyabildiğim karmakarışık duygularımla bir paket sunuyorum Koral'a.

Saçınızın telinden, ayak tırnağınıza kadar enerji dolu bir insan olduğunuzu görüyorum.

Neler üzer bu coşku dolu kadını?

Tabiatın insanı ne kadar onardığını annemden öğrendim. O yüzden doğadaki herşeyi görmeye çalışırım. Gördüklerimi içime hapseder, kötü günlerde o resimleri yeniden ortaya çıkarır mutlu olurum. Elbetteki beni üzen şeyler de var. Dost diye uzattığım elimi, dost görünüp dostça tutmayan kişiler çok üzüyor, çok yıkıyor. Toparlanamıyorum. Bir de son zamanlarda arka arkaya kaybettiğim dostlarım çok yıktı beni. Çok yalnız kalıyorum, paylaşabileceğim şeyler azalıyor, tenhalaşıyorum. Yalnızlık anlamında değil elbette. Cümleler azalıyor, zeka kullanma ihtiyacı hissetmiyor insanlar. O değerli dostlarımı kaybedince de tenhalaşıyorum iyice.

Hala televizyonda ‘‘Perihan Abla’’ oynuyor, biliyor musunuz?

Evet. Bir şey itiraf edeyim mi; ben de seyrediyorum. O zamanlar ‘‘Daha iyisini yapabiliriz’’ diye kusur buluyorduk. Şimdi ‘‘Ne iyi şeyler yapmışız’’ diyoruz. Çünkü çok büyük yürek kondu o işe. Bizden sonra bir çok mahalle dizisi çekildi ama hiçbiri ‘‘Perihan Abla’’ gibi olamadı.

‘‘Üzgünüm Leyla’’ nasıl bir kadın karakteri?

20 yıllık evliliğini eşinin ihaneti neticesinde silip atan bir kadın Leyla. Şehnaz'da ayakları yere basan bir kadındı. Ama Leyla biraz da komik, deli dolu... Bu biraz fazla Perran olacak galiba. Mesela benim dozum yoktur. Geçen gün rol arkadaşım Çetin Tekindor dedi ki: ‘‘Acaba beyle, hanımı kaldırsak mı?’’ ‘‘Tamam’’ dedim ama mümkün değil. Çünkü ben kuruyemişçiye gidiyorum: ‘‘250 gram fındık verir misin sevgilim?’’ diyorum. Ayol sen kuruyemişçiye niye sevgilim diyorsun ki? Düşünsene beni: ‘‘Çetin’’ derken, ‘‘Sevgilim’’ diyeceğim. Çetin bey öyle kibar, öyle beyefendi ki... Zaten Ankara'da öğrencileri ona: ‘‘Lord’’ dermiş. İsmiyle hitap etmem için henüz erken.

Oyunculukla ilgili içinizde kalmış birşeyler var mı?

Bir sinema filminde oynamayı çok istiyorum. ‘‘Aman ne kadar güzel oynadım’’ diyebileceğim bir filmim olmadı doğrusu. Kimse de bu konuda bir özen göstermedi. ‘‘Bu proje senin için hazırlandı. Gel bakalım, oyna’’ demediler. Televizyondan çok aldım ama sinema filminden bir ödül almayı istiyorum.

Elinizde imkan olsa dünya sinemasından hangi filmde rol almak isterdiniz?

Meryl Streep'in oynadığı filmleri çok beğenirim. Onun Clint Eastwood'la oynadığı ‘‘Yasak İlişki’’ mesela... Dantel dantel işlenmiş filmleri seviyorum. Bir de Annie Girardeou'yu çok severim. Onun Belmondo'yla beraber ‘‘Beklediğim Adam’’ diye bir filmi vardı. Benim gençliğimde oynamış bir filmdi. Genç kızlığımın sonlarında yakaladığım İtalyan asıllı bir Anna Maniani vardır. O kadının oynadığı rolleri oynamayı çok isterdim.

Son dönemlerde birçok Türk filmi çekiliyor. İçlerinde oynamayı istediğiniz film oldu mu?

‘‘Kaçıklık Diploması.’’ Kitabı okuduğumda bayılmıştım zaten. Bence biraz kara bir film oldu ama onda oynamayı çok isterdim doğrusu.

‘‘Perran Kutman komik bir kadındır ve komik rollere uygundur’’ görüşü çok yaygın. İnsanlar bunun dışında bir Perran Kutman ister mi sizce?

Sadece komedi oyuncusu değilim. Komedyenim. Her rolü oynayabilirim. Televizyonda arka arkaya ‘‘Gırgıriye’’ler oynarken, ‘‘Şehnaz Tango’’ işine soyundum. Koral bile beni uyardı, ‘‘tehlikeli iş yapıyorsun’’ diye. Ama yüzümüzün akıyla çıktık. Bugüne dek oynadığım karakterler akıllarda kaldı. Bundan sonra sağlığım ve ömrüm elverdiğince iki karakterimin daha olmasını istiyorum. Çünkü ben hep birileri oldum. Düz insanlar çizmedim. Benden o malzeme çıkar. Aslında sağlam, kapı gibi bir Anadolu kadınını oynamayı çok istiyorum.

Düz bir oyuncu olmadım

Bugüne dek bir çok karakter yarattı Perran Kutman. ‘Perihan Abla’nın Perihan’ı, ‘Kızlar Yurdu’nun Müstesna’sı, ‘Şehnaz Tango’nun Şehnaz’ı, şimdi de ‘Üzgünüm Leyla’nın Leyla’sı... ‘Her zaman Allah’a dua ediyorum. Bana sağlık ve ömür versin, canlandıracağım iki kadın karakteri daha olsun. Çünkü ben de o malzeme var’ diyor sanatçı. ‘Şehnaz Tango’nun reyting almaması yüzünden yayından kaldırılması onu çok üzmüştü. Ama 6 Ekim’de yeniden bizlerle olacak.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle