GeriKelebek Savaşı anneler bitirebilir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Savaşı anneler bitirebilir

Savaşı anneler bitirebilir
refid:21585867 ilişkili resim dosyası

Bu yılın Çanakkale Savaşı’nı konu alan ilk filmi Sinan Çetin’den geldi. Savaşa, zafere, şehit olmaya güzelleme yapmak yerine barışı öven, bunu da oldukça sıra dışı bir şekilde yapan bir film Çanakkale Çocukları. Hikâyesini savaşa giden iki oğlunu geri almaya kararlı, gözü yaşlı ama güçlü bir annenin üzerinden anlatıyor. Sinan Çetin “Her anne cepheye gidip çocuğunu alsa, eve getirse savaşlar olmazdı” diyor.

ÇANAKKALE ÇOCUKLARI
Yön: Sinan Çetin
Oyn: Haluk Bilginer, Rebekka Haas, Oktay Kaynarca, Yavuz Bingöl, Wilma Elles
Tür: Dram

Bu yıl bu kadar çok Çanakkale filminin vizyon tarihi bekliyor olmasını ‘Fetih 1453’ filminin gişedeki hatırı sayılır başarısına bağlıyorum.
Tarihten yapraklar aralayan kahramanlık filmlerinin iş yaptığını gören rotayı Çanakkale’ye çevirdi tabii.
Sinan Çetin ise üç buçuk yıl önce başlamış bu filmin altyapısını oluşturmaya.
Bu açıdan diğerlerinden ayrıldığını söylemem gerek.

BÖYLE ELEŞTİRİYE CAN KURBAN

Çanakkale Çocukları’nın Çanakkale filmi olarak ayrı bir yerde duruyor olmasının bir başka nedeni de amacının savaşı ve kahramanlıkları anlatmaktan çok, savaşa karşı gelmek olması.
Filmin galasında başrol oyuncularından Oktay Kaynarca, “Bu filme eleştiri gelecekse en çok Çanakkale Savaşı gibi Türk tarihinin önemli bir dönüm noktasından yola çıkıp, savaş kötüdür, gereksizdir mesajı veriyor olmasından gelecektir” dedi.
Sinan’ın cevabı ise “Böyle eleştiriye can kurban” şeklindeydi.

/images/100/0x0/55eb68d8f018fbb8f8bf429b

HER ANNE CEPHEYE GİTSE

Oktay Kaynarca’nın haklı olduğu yanlar var tabii.
Çünkü Çanakkale Çocukları, bu savaş olmasaydı, cephede ölen gençler çok daha iyi işler başarabilirdi, analar ağlamaz, çocuklar ölmezdi, keşke bu savaş olmasaydı diyor.
Diğer yandaysa vatanı savunmak zorunda olan, şehit olmak ayrı bir mertebedir diye haykıran insanlar topluluğu var.
Bu film için keşke savaş karşıtlığını başka bir savaş üzerinden yapsaydı diyenler çıkacaktır.
Ama Sinan Çetin kadın bakış açısıyla yaklaşmış savaşa.
“Her anne cepheye gidip çocuğunu alsa eve getirse savaşlar olmazdı” diyecek kadar da net bu konuda.
Savaş çığırtkanlığı yapanların erkekler olduğu görüşünde.
Kadınlar bitirebilir savaşları diyor.
Bunu da iki çocuğu Çanakkale’de iki ayrı cephede karşı karşıya gelen bir kadın olan Avustralya asıllı İngiliz Katherine üzerinden yapıyor.

BEYAZ KIYAFETLİ BİR ANNE KIRMIZI ÇARŞAFLAR

Gerçeküstü izlenimi veren sahnelerle açılıyor film.
Beyazlar içindeki bir kadın beyaz çarşafların kurutulduğu bir bahçede birden bir kâbusla karşılaşıyor.
Çarşafların bir anda kırmızı renge dönmesinin nedeni savaş.
Kadın rüyasında iki oğlunun Çanakkale Savaşı’nda birbirini öldürdüğünü görüyor.
Üstelik biri Anzak, diğeri Osmanlı siperinde.
Bunu kocası Kasım Bey’le paylaştığında kocası söylediklerini duymazdan geliyor.
Anneyse kararlı, vatan millet diyerek her fırsatta savaş çığırtkanlığı yapan kocası her ne kadar aksini söylese de o oğullarının cephede olduğundan emin.
Kadının zoruyla cepheye gidiliyor.
Ve o kadın, tek başına, anne yüreğiyle, Çanakkale cephesinde çok şey değiştiriyor.

SİNAN ÇETİN’İN RÜYASI

Daha iyi yapılabilse filme çok daha fazla şey katacak dijital efektler kimi sahnelerde izleyenleri düşler alemine götürüyor.
O düşler alemi yaşamı, ölümü ve bunlar arasındaki geçişi simgeleyen savaşı sorgulamamızı sağlıyor.
Kadının gücünü ortaya koyduğu için kadınların seveceği bir film Çanakkale Çocukları.
Çanakkale Savaşı’ndan çok, genel anlamda savaşı ve evlatları cepheye giden annelerin yüreğindeki fırtınaları anlatıyor.
Çanakkale Savaşı sadece bir sembol, bir aracı Sinan Çetin için.

“BEN OYNAYAMAM, UTANIRIM” DEMİŞ AMA...

Filmin tamamı Sinan Çetin’in Durusu’daki arazisinde çekilmiş.
Gala da burada askerlerin, cephelerin, ölüm çukurlarının arasında kurulan açık hava sinemasında yapıldı.
Filmdeki savaş sahneleri öyle çok kapsamlı ve bol figüranlı olmasa da hayli etkileyici.
Bunda makyajın, çekimlerin, müziklerin rolü büyük.
Oyunculuklara gelirsem.
Öncelikle “Ben oyuncu değilim, Sinan bu rolü bana niye verdi, utanıyorum” diye alçakgönüllü davranan ve galada olsun röportajlarda olsun geri planda kalmayı tercih eden Rebecca Haas Çetin’i tebrik etmek istiyorum.
Sarıldığı, bağrına bastığı, ayrı düştüğünde üzüldüğü, kavuştuğunda sevindiği çocukların kendi çocukları olması mutlaka etkili olmuştur. Ama pek çok sahnede o kadar doğal ve gerçekçi ki, Sinan Çetin’in seçiminde ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.
Usta oyuncular Haluk Bilginer, Oktay Kaynarca ve Yavuz Bingöl beklendiği gibi, iyiler.
Demir Demirkan film içinde hoş bir renk olmuş. Oyuncu olmasa da aykırı durmuyor, genel oyunu bozmuyor, gayet de iyi görünüyor.
Keza yabancı askerler de, özellikle de İngiliz subayını oynayan Mehmet Kavasoğlu...

SİZİN SAVAŞ CÜMLENİZ BAKALIM HANGİSİ OLACAK

Savaş karşıtı mesajını şiddet sahneleriyle olduğu kadar bir annenin acısı üzerinden veren Çanakkale Çocukları bugüne dek izlediğim en sıra dışı savaş filmlerinden biri.
Birden fazla finali olduğu bir gerçek.
Ama hepsi de ayrı bir dert anlatıyor, ayrı bir cümle kuruyor.
Bu anlamda gelecek eleştirileri de iyi göğüslüyor.
Sizin savaş cümleniz hangisiyse, alıp, üzerinde düşünmeye devam edebilirsiniz.

Sinan Çetin
KADIN AÇISINDAN SAVAŞIN İÇİNDEKİ KADIN
Ben ilk defa kadın açısından, savaşın içinde kadını anlattım. Bir kadının acısı var bu filmde. Çanakkale’de çocuklarını kaybeden hem yabancı hem de Türk bir annenin acısını anlattım. Çünkü savaşlarda erkekler dövüşüyor, çocuklar ölüyor ve ağlayan anneler. Zafer, galibiyet, mağlubiyet hiç değişmiyor. Her defasında bu üçgen var. Film tamamen bir annenin, savaşan iki oğlu için verdiği çaba ve üzüntü üzerine kurulu.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle