GeriSağlık 'Ünlü olmanın bedeli ağır'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Ünlü olmanın bedeli ağır'

'Ünlü olmanın bedeli ağır'
refid:29997416-spot ilişkili resim dosyası

Her mesleğin bir zorluğu, sağlık açısından daha fazla dikkat ve özen gerektiren bir yönü vardır. Konuya televizyon ve sinema dünyası açısından baktığımızda, Dr. Sinan Akkurt’un verdiği bilgiye göre en büyük risklerden biri aşırı elektromanyetik kirliliğe maruz kalmaları.

Parlak sahne ışıkları altında, kameralar karşısında ve tüm gözler onların üstünde. Ancak ünlü olmak demek sağlığınıza da ayrı bir bedel ödetebilir. Çünkü kamera, spot ışıkları, , yüksek elektronik donanımlı, aşırı elektrik yükü olan televizyon stüdyoları, konser salonları, kulisler ve dizi setleri normal bir insanın kaldırabileceği günlük 10 Hz’lik elektromanyetik yükün 1000 katı yük oluşturuyor.

Dr. Sinan Akkurt, etrafımızdaki elektronik cihazlardan alınan yüksek elektromanyetik kirliliğin bağışıklık sistemini zayıflattığını söylüyor.

GHz’lere ulaşan frekansları ile ses ve görüntü sistemleri bardağı taşırıyor

Özellikle GHz’ler seviyesine ulaşan elektromanyetik kirliliğin sağlığı tehdit eden önemli bir unsur olduğuna dikkat çeken Dr. Sinan Akkurt, “Vücutlarının doğal olarak kaldırabileceğinin 1000 misli bir yük altına giriyorlar. Genel olarak hayatımızda cep telefonu, kablosuz İnternet ve elektronik cihaz kullanımı zaten hat safhada. Bir de iş ortamındaki ses, görüntü sistemleri eklenince bardağın taşması söz konusu oluyor.” dedi.

Ünlü olmanın bedeli ağır

SABAH DİNÇ KALKAMIYORSANIZ SEBEBİ ELEKTROMANYETİK KİRLİLİK OLABİLİR

Dr. Akkurt sabah yorgun uyanmanın nedeninin de bu olabileceğini belirtiyor, “Vücudumuzun kaldıramayacağı kadar elektromanyetik kirlilik, oluşturduğu hücresel stres nedeniyle bağışıklık sisteminin gücünü kaybetmesine, kendimizi yorgun ve halsiz hissetmemize ve verimliliğimizin düşmesine neden olur. Dikkat ederseniz ünlülerin birçoğu yaşam koçları ile çalışıyorlar, böylelikle uyku, beslenme ve spor faaliyetlerini bir düzene sokmaya çalışıyorlar. Ancak iyi beslenmeye, düzenli uyumaya ve spor yapmaya rağmen bitkin hissedilmesinin sebebi vücuttaki elektromanyetik yüklerdir. Radyasyonun doğurduğu hücresel stres, kansere kadar uzanan birçok hastalığa davetiye çıkarır.”

ELEKTROMANYETİK KRİLİLİĞE KARŞI 9 PRATİK ÖNERİ

Dr. Sinan Akkurt, radyasyona daha az maruz kalmak ya da etkilerini hafifletmek için diğer önerilerini şöyle sıraladı:

- Doğal yoldan ikamesi olan tüm elektrik aletleri yaşamımızdan çıkaralım; solaryum, elektrikli traş makinası, bebek telsizi, yürüyen merdiven gibi… Elektrik yerine pille çalışan cihazları tercih edelim; radyo, alarmlı saat, oyuncak vs… Elektrikli aletler çalışırken 1 metreden fazla yakınlarında durmayalım; çamaşır / bulaşık makinası, fotokopi makinası gibi… Mecburen kullandığımız elektrikli aletleri de sürekli değil, mümkün olduğunca aralıklı olarak kullanmaya özen gösterelim; navigasyon cihazı, saç kurutma makinası, klima, elektrikli süpürge gibi… Kullanmadığınız elektronik aletleri bekleme modunda tutmayalım, kökten kapatalım ya da fişten çekelim.

Ünlü olmanın bedeli ağır

- Gelelim cep telefonlarına… Mümkün olduğunca kulağımıza dayamadan kablolu kulaklık ya da hoparlör seçeneğiyle kullanalım. Mavidiş (bluetooth) kulaklıkları kesinlikle tercih etmeyin. Cep telefonun az çektiği yerlerde değil, iyi çektiği yerlerde konuşmaya dikkat edin. Çocuklarda ve gençlerde sinir sistemi ve beynin gelişimine devam ediyor olması dolayısıyla, yetişkinlerden daha çok risk altında olduğu bir gerçek. Bu nedenle 16 yaş altındaki çocukların cep telefonu kullanmaları, Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmemektedir. Aynı şekilde hamileler ve yaşlılar da zorunlu olmadıkça cep telefonu kullanmamaya özen göstermeliler.

- İnternet bağlantısında kablolu modem, sabit telefonlarda da telsiz yerine kablolu olanları tercih edin. Bilgisayarda çalışırken bir antene çok yakın mesafede saatlerce oturuyorsunuz ve radyo frekans alanlara maruz kalıyorsunuz demektir. Bunu azaltmak ve önlemek için kablosuz teknolojileri mümkün olduğunca kullanmamayı tercih ediniz. Wi-Fi (kablosuz erişim) özelliği olan dizüstü bilgisayar kullandığınızda ve açık tutulduğunda cihazınız bir anten görevi görür ve etrafınızdaki tüm RF dalgaları toplar. Kablosuz İnternet’i kullanmadığınızda bilgisayarın Wi-Fi özelliğini kapatmayı unutmayın.

- İş yerinde çalışırken her iki saatte bir 5’er 10’ar dakikalık aralar verebilirsiniz. Bu aralarda temiz hava alabilir, basit egzersizler yapabilirsiniz. Saatlerce sabit durmaktan ve sürekli aynı frekanslara maruz kalmaktan iyidir.

- Yine iş yerinizde ya da evinizde bitki yetiştirmeyi deneyebilirsiniz. Özellikle çok büyük kaktüsler radyasyonu alabilir. Kaktüslerin dikenleri havadaki elektriklenmeyi kendisine çeker, dolayısıyla saksısı ne kadar büyükse o kadar çok radyasyon emme kapasitesi vardır. Bunun sebebi bitkinin emdiği radyasyonu topraklamasıdır; zaten bitkinin kendisi de toprak üzerindedir.

- Radyasyona maruz kalmış vücuttaki hücre ve dokuların kendisini tamir edebilmesi açısından beslenme de önemlidir. Bunun için et, süt, yumurta gibi protein ağırlıklı bir beslenme şekli ve özellikle her gün mutlaka bir kase yoğurt tüketimi yararlıdır. Yoğurt, radyasyonla vücuttan atılan maddeleri yerine koymak için kullanılır.

- Mikrodalga fırında, ani pişirici fritözlerde hazırlanmış herhangi bir yiyeceği tüketmeyin.

- Yatak odanızda bilgisayar, televizyon, telefon bulundurmayın. Hatta komşularınızın da yatak odanızın duvarına değen bir elektronik cihazları bulunmadığından emin olun.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle