GeriSağlık 'Akp hükümeti çıldırmış olmalı'
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    24
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Akp hükümeti çıldırmış olmalı'

'Akp hükümeti çıldırmış olmalı'
refid:23406470 ilişkili resim dosyası

Gezi Parkı'ndaki ağaçların yıkılmasını önlemek için günlerdir eylemciler park içinde yatıp kalkarken, polis eylemcilere biber gazı, tazyikli su ve fiziki müdahelede bulunuyor.

İstanbul Tabip Odası Gezi Parkı'nda yaşanan olaylar için yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada sert eleştirilerde bulunulurken, şu sözlere yer verildi:

 

"AKP HÜKÜMETİ ÇILDIRMIŞ OLMALI"


 
İstanbul Valisi'nin ve İstanbul Emniyet Müdürü'nün görevi Taksim Meydanı'na AVM (Alışveriş Merkezi) yapacak müteahhitlerin rantını korumak değil, Gezi Parkı’nı yıktırmamak için seslerini duyurmaya çalışan duyarlı İstanbul halkının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.

 
 
Gezi Parkı’nı, ağaçlarını korumaya çalışanlarla birlikte İstanbul Tabip Odası’nın ilkyardım çadırına 31 Mayıs 2013 günü sabahın 05.00'inde gaz bombaları ve tazyikli sularla saldırmanın akılla, izanla, vicdanla bir izahını bulamıyoruz. Bu durum, AKP hükümetinin siyasi tutumu olarak görülecekse "siyasetiniz batsın!" demekten kendimizi alamıyoruz.

KAFA TRAVMASI, KOL KIRIĞI, BACAK KIRIĞI

 
Görevini kötüye kullanan, Gezi Parkı’nın yıkılmasını, ağaçların sökülmesini sağlamak, müteahhit firmanın çıkarlarını kollamak uğruna insanların üzerine gaz bombaları ve tazyikli sularla polisi saldırtan, "bir kafa travması, bir kol kırığı ve bir bacak kırığı ile yaklaşık yüz kişinin çeşitli yerlerinden sıyrık ve ekimozlar ile gaza bağlı zehirlenme" yaşamasına neden olan yöneticileri istifaya davet ediyoruz. Sergilenen vahşeti siyasi bir tutum olarak sürdüreceklerse hangi partinin görevlisi olduklarını açıklamalarını da bekliyoruz.

 

"BİLİRKİŞİ RAPORLARI DİKKATE ALINMIYOR"


 
Aralarında onlarca hekimin de bulunduğu; Gezi Parkı’nı savunan binlerce İstanbullu, bu ülkedeki rantçı, müteahhit-tüccar zihniyetine karşı, sağlıklı bir çevrede yaşamı, doğayı, paylaşmayı ve dayanışmayı örmek üzere Gezi Parkı’nda seslerini duyurmak için oturmaktaydı. Açılmış davalar daha sonuçlanmamışken, Gezi Parkı’nın betonlaştırılmasını uygun görmeyen bilirkişi raporları dosyalarda mevcutken, "biz karar verdik yıkacağız" diyen, tartışmayan, konuşturmayan, biat edilmesini bekleyen, konuşmak yerine gaz bombası atmayı yöntem olarak benimsemiş bir iktidarla karşı karşıyayız.

 

"TOTALİTER HÜKÜMET KİMYASAL SİLAH KULLANIYOR"


 
Kendi argümanını dahi savunamayan bu totaliter hükümeti, kimyasal silah olarak kabul edilen ve kronik rahatsızlığı olanların yoğun maruziyet durumunda ölümüne yol açabilecek "biber gazı" konusunda bir kez daha uyarmak istiyoruz. İçeriği itibariyle ölümcül sonuçlar doğurabilecek olan "biber gazı bombalarının" ayrıca özen gösterilmeden, hedef alınarak kişilerin üzerine ateşlenmesinin insanlara doğrudan mermi ile ateş edilmesinden bir farkı bulunmuyor. Her an bu gaz fişekleriyle yaralanan bir yurttaşımızın ölüm haberini alma endişeliyle yaşıyoruz.  Ülkeyi yönetenleri bu sorumsuz tutumlarından bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz.
 
Başta hekimler olmak üzere herkesi Gezi Parkı’nda simgeleşen bu doğa, çevre, insanlık ve var olma mücadelesinde taraf olmaya, bugünden itibaren meslek odaları, sendikalar ve "Taksim Dayanışması" platformunun çağrılarına katılmaya, destek olmaya davet ediyoruz.

 

PSİKİYATRİSTLER DE İSYAN ETTİ

İstanbul Tabip Odası'nın ardından Türk Psikiyatri Derneği de yaşananlara tepki gösterdi. Psikiyatristler yaptıkları yazılı açıklamada şu sözlere yer verdi:

 
Kentlerin yaşanan, canlı, sevilir yerler olması meydanları, parkları, doğal güzellikleri ile mümkündür. Kent merkezlerindeki parklar o kentin akciğerleridir: Kent yaşamının yorgunluğunun atıldığı, sıkıntısının dindirildiği,  telaşının giderildiği, her yaşta insanın huzur bulduğu alanlardır. Bir devletin temel sorumluluklarından biri halkına huzurlu yaşam alanları sağlamasıdır. Çağdaş ülkelerde her büyük kentte, kent merkezinde, insanların doğayla buluştuğu, kent yaşamının sıkıntılarından uzaklaştığı büyük park ve yaşam alanları vardır. İstanbul, Onun simgesi Taksim,  neo-liberal politikaların yarattığı  yeni kent anlayışına, AVM ve rezidans ormanları ile boğma girişimine kurban edilmek istenmektedir. Bir hekimin, bir psikiyatrın buna, toplumun ruh sağlığını bozan bu girişime sessiz kalması beklenemez.
 
Taksim Gezi Parkında yapılanları protesto için toplumun birçok kesiminden, farklı görüşlerde birçok yurttaş bir araya gelmiş ve barışçıl gösterilerle buranın AVM’ne ve ‘rezidans’a çevrilmesine itiraz etmişlerdir.


 
Demokrasilerde toplumun büyük kısmını ilgilendiren, simgesel önemi olan değişikliklerle ilgili kararlar çok çeşitli kesimlerin, meslek örgütlerinin, politik akımların tartışması ve beraber ve karşılıklı akıl yürütmesi ile olur. Bu açıdan bakıldığında bu ve benzeri barışçıl tepkilerin son derece önemli ve toplumsal uzlaşma için gerekli olduğu söylenebilir.


 
Taksim Gezi Parkı ile ilgili olayları ve güvenlik güçlerinin burada yapılanlara müdahalelerini endişe, üzüntü ve öfke ile karşılamaktayız. Barışçıl itiraz hakkını kullanan vatandaşların fiziksel şiddete maruz bırakılması, biber gazı ve tazyikli su ile yaralanması kabul edilemez. Çevrede kim olduğuna aldırmadan, çocukların olduğu gruplara, insanların kafalarına gaz bombası atılması her açıdan aşırı, insanlık dışı bir tepkidir. Vatandaşa düşmana saldırırken uygulanamayacak yöntemlerle, ambülans girişleri engellenerek saldırılması ve bunun bir AVM tartışması ile yapılması son derece vahimdir.
 
Türkiye Psikiyatri Derneği olarak İstanbul Tabip Odası’nın çağrısını tekrarlıyoruz:


 
Başta hekimler olmak üzere herkesi Gezi Parkı'nda simgeleşen bu doğa, çevre, insanlık ve var olma mücadelesinde taraf olmaya, bugünden itibaren meslek odaları, sendikalar ve "Taksim Dayanışması" platformunun çağrılarına katılmaya, destek olmaya davet ediyoruz.

 

 

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle