GeriKelebek Roman prensesi Sergül 1 yaşında
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Roman prensesi Sergül 1 yaşında

Roman prensesi Sergül 1 yaşında
refid:9618426 ilişkili resim dosyası

İstanbul Balat’ta Lonca Mahallesi, köklü bir Roman semti. Murat Divandiler babasının, dedesinin, büyük büyükdedesinin doğduğu bu mahallede sürdürüyor hayatını. Kendi çevresinde çok ünlü bir terzi. Namı diğer Kobra Murat 36 yaşında. 12 yıl önce aynı mahalleden Emine adında dünya güzeli bir kızla evlendi. Oğulları Doğuş (11) ve Yiğithan’dan (7) sonra, mutlaka bir kız çocuk sahibi olmak istediler. Altı yıl sonra dilekleri yerine geldi, 30 Temmuz 2007’de Sergül dünyaya geldi.

Roman prensesi 1 yaşında

Murat Divandiler, bebeğini ilk kucağına aldığında, "Kızım bir yaşına bastığında dillere destan bir doğum günü yapacağım" diye söz verdi kendine. 28 Temmuz’da başlayan şölen üç gün iki gece sürdü. Yabancıların kabul edilmediği bir klan düğünü gibiydi bu. Gazeteci olduğum için değil, Kobra Murat’ın komşusu olduğum için bu şölene davetliydim.

Kobra Murat, kızı doğar doğmaz, birinci yaş günü kutlaması için hazırlıklara başladı. İşten arta kalan zamanını şölen hazırlıklarına vakfetti, eşi, babası, halaları, teyzeleri, kayınvalidesi, teyze kızları yani tüm akraba elini taşın altına koydu. Kobra, onların kostümlerini kendisi dikti. Bebeğin tahtının yapımı aylar önce başladı. Puseti süslendi. Şemsiyeler, rengarenk yelpazeler imal edildi, koltuklar giydirildi. Şölenin üç gün üç gece sürmesine karar verildi.

Şenlik 28 Temmuz pazartesi günü öğlen başladı. Kobra Murat’ın, Lonca’nın sırtlarındaki evinin önüne çalgıcılar için ses sistemi kurulmuş, sokağa beyaz plastik sandalyeler atılmıştı. Kuaförden dönen kadınlar bir bir kostümlerini giyip şenlik meydanına çıktı. Enstrümanlar çalmaya başladı. Önce bebek getirildi meydana, pusetine oturtuldu. Baştan aşağı sarı kostümler, gösterişli yelpazelerle anne arzı endam etti. Her iki kolu bileklerinden dirseklerine kadar Adana işi altın bileziklerle süslüydü.

BABASI KIZINA 18 AYAR ALTIN AYAKKABI GİYDİRDİ

/images/100/0x0/55eb1882f018fbb8f8aac173


Hanım sultanın yerini almasından sonra Kobra Murat, Sergül’e altından, evet 18 ayar altından yapılma bir çift ayakkabı giydirdi. Başına taç takıldı. Minik bebeğin kollarında o kadar çok altın bilezik vardı ki, elini kaldıramıyordu. Müzik ansızın değişti ve meydandaki bir evden beş tane şıkır şıkır dansöz çıktı sokağa. Oynaya oynaya gelip bebeğin başında toplandılar. İşte o anda Sergül’ün tipik bir Roman bebeği olduğunu cümle alem gördü: Küçük kız kollarını mümkün olduğu kadar kaldırıp müziğe el uydurmaya çalıştı.

TEYZE KIZI RECAL SÖYLEDİ ABİM MAĞARADA DOĞMADI

Ardından "recal" kısmı başladı. Teyze kızlarından biri mikrofonu alıp "bir recalim vaaaarrr" diye haykırdı. Onların dilinde "recal", "söyleyecek bir sözüm var" anlamına geliyor. Teyze kızı bir elini beline koyup recalini söylüyor: "Bir recalim vaaaarrr. İbrahim Tatlıses mağarada doğdu. Büyüdü imparator oldu. Benim abim Kobra Murat mağarada doğmadııı. Dedemiz Dülger Ahmet’in bir Rum’dan satın aldığı konak misali saraydan attı ilk bakışlarını alemeeee. Krizlerde herşeyini kaybetti ama azmini yanında tuttu. O Osmanlıların torunuydu. İmparatorlar gibi asilzade bir cedden geldi. Çalıştı ve feleğin onları düşürdüğü yerden kalkıp tekrar imparator oldu. Bir recalim vaaarrrr. Murat abim fakirlikten çıktı ve anlı şanlı bir düğün yaptı kendine. Tam 72 saat videyoya çektirdi. Recalime inanmayanın bu videyolar gözüne girsin. Çocukları oldu. Onları şehzadeler gibi sünnet ettirdi. Şimdi sıra Sergül’ümüzde. Bugün onun doğum düğünü için yola çıkıyoruz. Duyduk duymadık demeyiiinnnnnn."
/images/100/0x0/55eb1882f018fbb8f8aac175


KAPI KAPI DOLAŞARAK HERKESİ ŞÖLENE ÇAĞIRDILAR

Recal okundu, davet başladı. (Romanlar davetiye bastırmayı görgüsüzlük sayıyor.) Kapı kapı dolaşıp yüz yüze davet ediliyor akrabalar ve komşular. Saz heyeti ve dansözlerle birlikte. Bebek süslü pusetiyle en önden gidiyor. Dansözler yol boyunca bebeğin etrafında dönüp oynuyor. Her evin kapısının önünde duruluyor ve gruptan iki kadın öne çıkıp, "A be teyze kızım, a benim küp göbeklim, a benim koca götlüm, çarşambaya düğünümüz derneğimiz var. Ne işin olursa olsun bırakıver, ellerini yıkayıp geliver alayınla birlikte..." diye çağrı yapıyor. Böyle böyle tam üç saat sürdü yolculuk.

Salı günü kandil olduğundan bir ara verildi, çarşamba sabahı şenliğin yapılacağı Lonca meydanı düzenlenmeye başlandı. Boydan boya kablolar çekilip ampuller takıldı. Bütün semti inletecek güçlü ses sistemleri kuruldu. Taht, puset, hanım sultanın oturacağı cafcaflı koltuk, okkalı misafirlerin masaları ve koltuklar yerlerine konuldu. Meydana bakan birinci halkada birbirinden güzel giyinmiş, takmış takıştırmış kızlar, arkalarına da anneleri yerleşti.

Mikrofonu alan ailenin kadınlarından biri, "Bir recalim vaaaar" diye başladı: "Heyy karılar, Murat abimin halasının kızından başlıyoruz. Hadi çıksınlar ortaya da görelim marifetleriniiii..." İşte böyle sırayla çıktı aileler. Ellerinde birlik ya da onluk dolarlarla oynamaya koyuldular. Müzisyenlerden biri paraları topladı, doları olmayanlara Kobra Murat ikramda bulundu. Balat’ta Romanların yakın komşusu Kastamonulular bir güzellik yapıp iki kişilik bir köçek ekibi göndermişti. Onlar da bir yandan oynayıp bir yandan taklalar atarak paraları ağızlarıyla topladılar.

ANNE-KIZ BİR GECEDE ÜÇ KOSTÜM DEĞİŞTİRDİ
/images/100/0x0/55eb1882f018fbb8f8aac177


Hem annesi, hem Sergül, gece boyunca üç kez kostüm değiştirdi. Önce kırmızı, sonra sarı, sonra mor. Analı kızlı mor kostümle sahneye çıktıklarında ışıklar karardı ve ortaya doğum günü pastası geldi. Pastanın üstüne Sergül yerine Sehergül yazmışlardı. Orhan çileden çıktı, karısı onu zor yatıştırdı. Karı-koca pastayı kestiler ve dans etmeye başladılar. Saat 01.00 gibi saz heyeti çekildi ama Romanlar oynamaya doyamadıkları için bant yayınından devam etti oryantal havalar. Biz ayrıldık ama kalanların sabah gün ışıyana kadar oynadığını sonradan öğrendik.

Okkalı bir ailenin fakir düşmüş sonra yine zirveye tırmanmış üyesi

Kobra Murat’ın ailesi, okkalı denilen ailelerden biri. Yani, Romanların aristokratı. Dedeleri, Osmanlı padişahı III. Ahmet’in çocuklarının sünnet düğününde çalgıcılık yaptı. Aile iki asır boyunca sultanların, paşaların düğünlerinde, bu işi üstlendi. Balkan Savaşı bu eğlencelere son verince, Kobra’nın dedesi Dülger Ahmet marangoz oldu, Kobra Murat’ın babası Ergüden Bey ise tekstili seçti. Murat ilkokuldan sonra kaban ve mont diken babasının dükkanında çalışmaya
/images/100/0x0/55eb1882f018fbb8f8aac179
başladı. Sonra işler bozuldu, annesi öldü, babası kendini içkiye verdi. İki kız kardeşiyle kalakaldı Murat. Bir konfeksiyon atölyesinde çalıştı. Zor durumda kaldıklarını da saklamaya çalışıyorlardı etraftan, çünkü Divandiler’in çocuklarının o güne kadar yamalı elbise giydikleri bile görülmemişti.

KIRPINTI KUMAŞLARDAN İLK ELBİSELERİNİ DİKTİ

Murat’ın komşularından gizleyerek topladığı atık kumaşlar, onun gelecekteki mesleğini de tayin etti. Bu kumaşların arasındaki büyük parçaları ayıklar, onlardan kız kardeşlerine elbiseler dikerdi. Ölçü mölçü almasını, kesim yapmasını da bilmezdi ama işte göz kararı dikip bitirirdi. Yine de her yaptığı elbise cuk diye otururdu kardeşlerinin bedenine. Sonra teyzeleri, komşularına da dikmeye başladı. Bir gün eline üç beş kuruş geçince, kiloyla satın aldığı parça kumaşlarla çalışmaya başladı ve Salmatomruk’ta bir mağazaya götürdü. Yirmi elbise bir haftada satıldı. Bir dikiş makinesi alarak balkona koydu, çünkü evde yer yoktu.

Aradan yıllar geçti, Murat büyüdü, Emine Hanım’la evlendi. Ayvansaray’ın girişinde, Blaherna Ayazması’nın karşısında güzel bir dükkan açtı kendine. Kostümleri kendisi çizip kesiyor, yanında çalışan usta elemanlarla dikiyor. Saç güllerini ve elbiselerin üzerindeki işlemeli çiçekleri eşi Emine Hanım yapıyor, şemsiyeleri halası, tahtları kaynanası süslüyor.

DİZİ YÖNETMENLERİ VE SİNEMACILAR MÜŞTERİSİ

Sadece elbise üretmiyor Murat usta, sünnetler için yataklar dikiyor, bu yatakları süslüyor, allı pullu tahtlar yapıyor. Ülkenin dört bir yanından Romanlar gelip buluyorlar Murat’ı. Sinemacılar ve dizi yönetmenleri kostümler, dekorlar yaptırıyor.

KOBRA MURAT, YILAN DİLEK’E KARŞI

Romanların Dilek adında çok meşhur bir terzisi daha var. Yılan derisi desenli, allı pullu elbiseler diktiği için "Yılan Dilek" namıyla anılıyor. Murat da, abla dediği bu ustaya çok saygı duyuyor. Kendisi biraz ünlenip öne çıkınca Roman kadınları ona, "Yahu senin ne eksiğin var Yılan’dan. O yılansa sen de kobrasın" demeye başlıyor. Ve ondan sonra Kobra Murat diye yürüyor namı. Dükkanın kapısına da yazdırıyor bu ismi. Ve bir de kart bastırıyor: "Kobra Murat Moda Evi, ünlülerin-sanatçıların, ağır Romanların terzisi, Romanların Cemil İpekçisiiii."


Yorumları Göster
Yorumları Gizle