GeriKelebek Rolü kabul etmeseydim bu film çekilmeyecekti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rolü kabul etmeseydim bu film çekilmeyecekti

Rolü kabul etmeseydim bu film çekilmeyecekti
refid:16880002 ilişkili resim dosyası

Javier Bardem dünyanın en arzulanan erkeklerinden. Aynı zamanda Penelope Cruz’un kocası ve yeni doğan oğlunun babası. Fakat son zamanlarda öne çıkmasının nedeniyse ‘Biutiful’. Ünlü Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu dün gösterime giren bu filmle ‘En İyi Yabancı Film’ dalında Oscar adayı oldu. Bardem ise Biutiful’daki baba rolüyle Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldı, şimdi de aynı dalda Oscar için yarışıyor. Roma’da buluştuk...

Biutiful filminde canlandırdığınız Uxbal karakteri galiba 23 yıllık mesleğinizin en güzel ve etkili rolü.
- Bence de. Yönetmen Alejandro Inarritu önce senaryoyu gönderdi. Sonra “Bu rolü senin için yazdım. Kabul etmezsen tereddütsüz filmi rafa kaldırırım” dedi. Rolü oynamam için koşullarını sıraladı. Bir kere 15 kilo vermem gerekecekti. Bu cüsseyle kanser hastası olunmazdı. Sonra çekimler beş-altı ay arası sürecekti. Dış dünyayla irtibatım kesilecekti. Alejandro’nun sunduğu materyal inanılmaz çekiciydi. Rol tam bana göreydi. Kabul etmekten başka seçeneğim olamazdı.

Alışılagelmişin dışında bir Barselona’ya tanık oluyoruz filmde.
- Sizin söylediğiniz alışıla gelmişlik turistik Barselona için geçerli. Her kent gibi Barselona’nın da batak tarafları var. Pislik, yolsuzluk, kanunsuzluk, kuralsızlık, çaresizlik, fakirlik ve dünya üstünde bir cehennem. Aslında filmdeki evimin avlusu da bir cehennemdi.

Biutiful’un teması ölüm...
- Evet Uxbal’in gözüyle gördüğü, beynini yiyen bir ölüm. Ama şunu belirtmem lazım; Uxbal’ın ölümle yüzleşme deneyimiyle benim ölüm ilgili görüşüm birbirine zıt. Ancak yönetmen sanki bu role bürünmek benim fikrimmiş gibi geldi sete. Bundan da epeyce rahatsız oldum.

BARDA BURNUM KIRILINCA MECBUREN AKTÖR OLDUM

Dile kolay bu 15 kiloyu nasıl verdiniz?

- Benim vücudum Amerikan futbolu oynayarak gelişti. Belki iyi bir profesyonel oyuncu olabilirdim. Ama tesadüfen bir barda yediğim yumruk ve sonucunda kırılan burnumla hayatım değişti. Aktör oldum. Yönetmenler oyuncuları filmdeki karakterler için kendi istedikleri kılığa sokar. İri kemikli biri için kilo vermek pek kolay olmaz ama bir diyetisyen yardımıyla bunu becerdik. Bu meslek Tanrı vergisi bir yetenek gerektirse de; katıdır, acımasızdır ve vefasızdır. Bir küçük hata seni mahvedebilir. Bunun hep bilincinde olman gerekir. İşte bunları düşündüğünde de o kiloları hemen verirsin.

Bu rol için hangi deneyimlerinizden yararlandınız?
- Hepimiz haberleri izler, gazeteleri okur, yaşanan acılar görürüz ama bir aktör daha da öteye gitmeli. Bunları sadece bilmesi yetmez, hissetmesi gerekir. İyi rol yapmak için hissettiklerinizi, heyecanınızı, yaşadıklarınızı seyirciye aktarmak; bulaştırmak gerek. Alejandro el ele verdik karşımıza çıkan yüksek dağları tırmanarak belki de profesyonel yaşantımızın zirvesine çıktık. Bana sadece bir rol değil, hayat deneyimi de önerdi ve beş ay boyunca bunu bana yaşattı, bende dolu dolu yaşadım.

İSPANYOLCA OSCAR’A ENGEL OLABİLİR

Cannes Film Festivali’ndeki ödül bunu kanıtlıyor. Oscar’lar için de bir beklentiniz var mı?

- Alejandro ile kenetlenmemiz, uzun ancak belirsiz bir maceraya çıktığımızın bilincinde olmamız, sabrımız ve zorluklara katlanmamız bir ödül getirdi. Aldığım ödülün büyük payı yönetmenindir. Oscar’lara gelince... Zaten bir tanesi ofiste duruyor. Bilmem yanına başka bir heykelciği ister mi? Şaka bir yana, yorum yapmak için daha çok erken. Üstelik film İspanyolca. Bu da önünde bir engel olabilir.

Onca yönetmenle çalıştınız. Favoriniz hangisi?
- Yapmayın, gaddar bir soru! Şimdi Bigas Luna desem Pedro Almadovar’ı nereye koyacağım? Beni İspanya dışına taşıyan Julian Schnabel, Woody Allen, Oscar’a ulaştıran Coen Kardeşler ya da Alejandro Gonzales İnarittu. Yoksa ‘İçimdeki Deniz’le beni zirveye çıkaran Alejandor Amenabar mı? İnanın hepsinin yeri ayrı. Kariyerimin farklı etaplarındaki ikonlarım onlar.

Peki bir filmde İspanyolcayı mı tercih ediyorsunuz yoksa artık uzmanı olduğunuz İngilizceyi mi?
- Elbette anadille rol yapmak çok daha kolay ve oyuncu için özgürlük. Ama Hollywood’a alıştım artık. İngilizce konuşurken dilim sizin de anlayabileceğiniz gibi biraz İspanyolcaya kayıyor. Ama çekimlerde diksiyonuma çok dikkat ediyorum.

BENDEN DAHA YAKIŞIKLI AKTÖRLER VAR

Dünyanın en seksi sinema oyuncularından biri olmak nasıl bir duygu?
- Ben bir karakter oyuncusuyum. Benim için görünüm değil üstlendiğim rollerdeki kimliklere bürünebilmek ve başarıyla canlandırmak önemli. Sık sık medyaya çıkmak da istemem. Ancak film tanıtımlarındaki basın toplantıları veya zorunlu röportajlara katılırım. Dünyada benden çok daha yetenekli veya yakışıklı oyuncular var. Ama sihirli değnek onlara değmemiş. Kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Belki çok ortalarda görünmemek, seyircilerin karşısına sadece beyazperdede çıkmak daha sağlıklıdır, böylece daha kalıcı olursunuz.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle