GeriKelebek Rock bana yakışır
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rock bana yakışır

Rock bana yakışır
refid:12233950 ilişkili resim dosyası

Nilüfer, evinin kapılarını MTV Türkiye’de yayınlanan “BeniMTV’m” programına açtı. Kariyerinin 37’nci yılında “Hayal” adlı yeni albümüyle sevenlerinin karşısına çıkan sanatçı, sunucu Alper Etiş’le sohbetinde dikkat çekici açıklamalar yaptı.

NİLÜFER FOTOĞRAFLARI

Nasıl gidiyor yeni albüm koşuşturmacası?
- Vallahi oldukça rahat, sakin. Eskiden olsa çok telaş yapardım. Ama şimdi birkaç seçkin müzik kanalı röportajı, birkaç gazete röportajının ardından keyfini çıkarmaya kalıyor iş.

“Hayal”in hikâyesi nedir?

- Bir önceki albüm çıkalı 3,5 yıl olmuş. Ben bile bu kadar zaman geçtiğinin farkında değildim. “Hayal”, aheste aheste bir çalışma oldu. Çünkü şarkıların oluşması uzun bir süreye yayıldı. Birkaç aranjörle çalıştığım için de toparlanması daha kolay oldu. Ozan Çolakoğlu, Devrim Karaoğlu, Mustafa Ceceli, Buğra Uğur, Mete Özgencil, Sinan Akçıl, Fahir Atakoğlu ve Ender Çabuker, bu albümde birlikte çalıştığım isimler.

Albümün “Bir Bilseydin”e çekilen ilk klibi, bir müzik kanalında yayınlanmamış, bunun üzerine gerginlik yaşanmıştı. Neler söyleyeceksiniz bu konu hakkında?
- Yayınlanmadığını görünce nedenini merak edip, DMC yetkililerine sordum. Klibin kurula gireceğini, bunun da gerekçesini bildirmediklerini söylediler. Ben polemiğe girmeyi seven biri değilim ancak çok bunalmış olacağım ki, tepki gösterdim. Çok şükür dinleyicim de arkamda durdu, beni destekledi.

Kemik bir hayran kitleniz var. Nasıl bir bağ var onlarla aranızda?

- Müziğe başladığım yıllardan beri beni takip eden bir kitle var. O yolu yürürken eklenenler de var. Ben artık konserlerde, çok tanıdık bir kalabalık karşısında şarkı söylüyormuşum gibi hissediyorum. Bu çok özel bir duygu. Onların sevgisini hissedebiliyorum.

HÂLÂ KONSERLERİMDE HEYECANDAN TİTRİYORUM

Nasıl hissediyorsunuz sahnede?
- “Yaz olsun da konserler yapalım” diye yazı dört gözle bekliyorum. 15 Ağustos’ta Açıkhava Tiyatrosu’nda konser vereceğim. Her geçen sene konserlerde daha çok heyecanlanıyorum. Günlerce verilen o emeğin, hazırlığın, provaların sonucunda gerilim artıyor, konsere çıktığımda ilk iki şarkıyı soluk soluğa ve titreyerek söylüyorum. Sonradan tabii ki çok rahatlıyorum alkışlarla.

Dile kolay, sanat kariyerinizde 37 yıl geçmiş. Dönüp baktığınızda neler görüyorsunuz?
- Bana hiç o kadar zaman geçmiş gibi gelmiyor. Bir de çok şeyi aklımda tutmuyorum ben. Her seferinde yeniden başlıyorum, geçmişte yaptıklarımın üstüne yatmıyorum. Sevenlerimin benden dinlemeye alıştığı bir tarz var, onu değiştirmeden farklı sound’larda söylemek hoşuma gidiyor.

Bazı şarkıcılar alternatif rock ya da son dönemde moda olan elektronik müziğe geçiş yaptı. Siz hiç böyle radikal bir değişiklik yapmayı düşündünüz mü?

- Hiç rock söylemedim ama her albümde “Çok sıkı bir slow rock parça olsa da söylesem” diye şarkı peşine düşmüşlüğüm vardır. Hiç öyle bir şarkı denk gelmedi, elime geçerse tereddütsüz söylerim. Ayrıca bana yakışacağına da inanıyorum. Öte yandan radikal şeyler de yaptım. 1992’de “Şov Yapma” diye bir şarkı okudum mesela. İlk duyulduğunda dinleyiciye ters gelen bir şarkı oldu ama sonradan çok sevildi.

MÜZİKTE YARATAMAMA SIKINTISI VAR

90’ların başında Türk pop müziğinde bir patlama oldu. Sizce bu iyi bir gelişme miydi yoksa bugün birçok kişinin şikayetçi olduğu şartlar, bu patlamadan sonra mı geldi?
- O birikim sonucu oluşan bir patlamaydı. Çok fazla genç sanatçı ve çok şarkı çıktı. Bence güzel bir patlamaydı, keşke devam etseydi. Şimdi tekdüzeliğe dönüldü, bir yaratamama sıkıntısı yaşanıyor. Bir arayış, farklı bir şeyler yaratma çabası var. Tabii müzik piyasasındaki kriz de insanları umutsuzluğa sürüklüyor, yeni şeyler yaratmaktan caydırıyor.

Eski 45’liklerin tekrar gözde olması bu arayıştan dolayı mı sizce?

- Nostalji güzeldir, eski şarkıları dinlemek keyiflidir. İnsanların gözünün önünden anıları geçer. Göksel’in yaptığı albüm çok tatlı mesela. Dünyanın her yerinde böyle şeyler yapılıyor.

Siz koleksiyon tadında bir albüm yayınlamayı düşünmüyor musunuz?

- 70’li yıllara ait hitlerden oluşan “Yeniden 77’ye” diye bir albüm yapmıştım.

Eski şarkılarınızı dinlediğinizde ne hissediyorsunuz? Eleştiriyor musunuz mesela kendinizi?

- Yoo, eleştirmiyorum. Şarkıların çoğunda, 17-18 yaşında bir genç kızın söylemesi için ağır, okkalı sözler var ama yaşıma göre son derece duygulu söylediğimi düşünüyorum. Sesimi biraz çocuksu buluyorum tabii.

Peki sizce müziğe çok genç yaşta başlamak bir avantaj mı?

- Avantaj tabii ki... Ben hep temkinli davranmaya dikkat ettim, adımlarımı dikkatli attım. Daha profesyonel olduktan sonra da uzun yol koşucusu olmaya özen gösterdim.

TÜRKİYE'DE YAPILMAMIŞ BİR KONSER DÜŞLÜYORUM

Bundan sonrasında ne gibi projeleriniz var?

- Türk sanat müziğiyle ilgili bir şeyler yapmak istiyorum ama kararsızım. Tabi bu arada yeni şarkılarla albüm çalışmasına da girebilirim. Onun dışında sahne, teknik, dekor, dansçılar, kostüm, kısacası her şeyiyle Türkiye’de hiç yapılmamış bir konser dizisi yapmak istiyorum. Celine Dion konseri gibi bir konser neden burada yapılamasın?

BU İŞ SEVMEDEN ÇEKİLECEK GİBİ DEĞİL

Genç şarkıcılara neler tavsiye edersiniz?
- Uzun yol koşucusu olmalılar. Bir de müziği sevmeliler, çünkü bu iş sevmeden çekilecek gibi değil. Topluma ait oluyorsunuz, her şeyinize çok dikkat etmeniz gerekiyor. Bunu göze almaları
lazım. İşlerine ve seyirciye saygı duymalı, dürüst olmalılar. Kalıcı olmanın kuralları bunlar. Tabii disiplinli olmak, çok çalışmak, iyi şarkı söylemek ve mümkünse müzik eğitiminden geçmek de önemli. Benim öyle bir imkanım olmadı ama hâlâ şan teknikleri üzerine egzersizler yapmaya devam ediyorum.

Yeni çıkmış ama sesi de çok güzel olmayan gençleri gördüğünüzde ne düşünüyorsunuz?

- İnsanın illa gümbür gümbür bir sesi olması gerekmiyor. Ses rengi ve yorumu çok özelse, o duyguyu bana geçirebiliyorsa, bu yeterli...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle