GeriKelebek Ramiz, 50 Cent’in verdiği 30 bin lirayla albüm yaptı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ramiz, 50 Cent’in verdiği 30 bin lirayla albüm yaptı

Ramiz, 50 Cent’in verdiği 30 bin lirayla albüm yaptı
refid:11660493 ilişkili resim dosyası

Ramiz’in (27) ismini tüm Türkiye ilk kez “Var mısın Yok musun”da ünlü Amerikalı rapçi 50 Cent’in yarıştığı gün duydu. 50 Cent, kazandığı 30 bin TL’yi başarılı bulduğu Ramiz’e albüm çıkarması için verdi. Aslında Ramiz, yıllardır rap dünyasının içindeydi. İstanbul Attack grubunu kurmuş, Gece Yolcuları’na “Değer mi” adlı şarkıda eşlik etmişti.

Ama şimdi ilk kez solo albüm çıkarıyor. Ramiz, bir Bulgaristan göçmeni. Bulgaristan’da dünyaya geldiğinde, o zaman Türklere Bulgar adı verilmesi şart olduğundan Ruslan adını almıştı. Yedi yaşındayken İstanbul’a göç etti ve rap ile daha ilkokuldayken tanıştı.

Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Aydın ve Konya’dan bugünkü Bulgaristan topraklarına gönderdiği göçmenler arasındaydı. Ramiz (Bayraktar) 1982’de, Bulgaristan’da doğdu. Bütün Türkler’in isimlerinin Bulgarlaştırıldığı dönemdi, onun adı da mecburen Ruslan oldu. Yedi yaşındayken büyük göçle birlikte, ailece her şeylerini Bulgaristan Eskicuma’da bırakıp İstanbul Güneşli’ye yerleştiler. Anne ve babasının diplomaları burada tanınmadığından hayata sıfırdan başladılar.
Ailesi çok çalıştığı için daha yedi yaşında sorumluluk aldı, küçük kardeşi için yemek pişirdi. Latin alfabesini bilmiyordu, ilkokula baştan başladı. İşte rap müzik, hayatına bu dönemde girdi: “Sekiz yaşındaydım, Pepsi reklamında MC Hammer’ı dinledim, bir daha rap müzikten kopamadım. Ne zaman rap dinlesem kendimi iyi hissediyordum. 1992’de Public Enemy’yi tanıdım. İlkokul üçte evdeki teypleri kaçırır okulda dans ederdik. Bulduğum her bol pantolonu alıp giyerdim. ‘Niye babanın pantolonunu giyiyorsun’ diye çok dalga geçtiler benimle.”

RAP İÇİN GÖZÜM DÖNER

1990’larda Türkiye rap’le yakından tanışmış, plak şirketleri bu müzik türüyle ilgilenmeye başlamıştı. Ramiz de 13 yaşında kendine bir org aldı ve onunla ritm verip yazdığı sözleri kaydetti. “Şimdi biri onları bulsa kendimi denize atarım, alakasız kelimeleri arka arkaya sıralamaktan başka bir şey yapmamışım” diyor.
Bir rap müzisyeni olmak için çırpındı, 19’unda Kadıköy’de bir iş hanında arkadaşı Tuzak’la kendi stüdyolarını kurdular. Ondaon adını verdikleri grubun 2001 ve 2003’te iki albümü çıktı.
Kendine hiçbir zaman Türkçe rap’i örnek almadı. Terror Squat, Big Pun, Tupac, Notorius B.I.G. idolleriydi. Ama İngilizce bilmediği için parçaları fonetik olarak ezberliyordu. 2004’te Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni bitirince internette tanıştığı rapçi bir arkadaşının yanına, Almanya’ya gitti. “Rap için gözüm döner, hiçbir şeyi görmem. Cesur davrandım, kendimi Almanya’da buldum. Orada İngilizce de öğrendim.”
Türkiye’ye döndüğünde ilk hedefi albüm yapmaktı. Yaptığı parçalara çok güveniyordu ama sabırlıydı, doğru zamanı bekliyordu. Dr. Fuchs, Kasırga ve Timur’la birlikte İstanbul Attack grubunu kurdular. 2005’te ilk albümleri çıktı. Albümün tanıtımı da iyi gidiyordu ama grup elemanları ayrılmaya karar verdi: “Rap, tek bir tarz değildir, bir sürü kolu var. Ama bu henüz gün yüzüne çıkmadı çünkü sektör oturmadı. Biz de bu sebeple ayrıldık.”

TAM 100 ŞARKI YAPTI

Ramiz, yoluna artık tek başına devam edecekti. Aradan askerliği çıkardı, döner dönmez albüm hazırlıklarına başladı. İstanbul Attack’ın prodüksiyonundan tanıdığı Cem Özkan, ona çok yardımcı oldu. Ama Ramiz, yaptığı parçaları beğenmiyordu: “Belki şaka gibi gelecek ama 100’e yakın parça yaptım. Çoğunu üçüncü kez dinlediğimde beğenmiyordum. Zaten bir insan, yaptığı her işi beğenirse başarıya ulaşması çok zor. Bu şarkılar da benim için antrenman oldu, boş kaleye şut çekip durdum. Geçen kasım ayında artık hazırdım. Tam bu sırada 50 Cent olayı gündeme geldi...”

Acun Ilıcalı beni nasıl keşfetti

İnsanların başarılarının altında torpil aranmasını anlamıyorum. Bu, insanların kendi başarısızlıklarından kaynaklanıyor. Ben de küçükken bu handikapa düşmüştüm. İyi yerlere gelenlerin hep torpilli olduğunu sanırdım. Ama işinizi doğru yaptığınızda istediğiniz yere ulaşıyorsunuz.
1996’da hiçbir yerde rap duymazken, Acun Ilıcalı’yı muhabir olarak izlemiştim ve üzerinde Tupac tişörtü vardı. Başka rap dinleyenlerin de olduğunu görmek iyi gelmişti. “Acun Firarda” programında, Miami’de Ice-T ile röportaj yaptı. Ona karşı sevgim iki kat arttı, motive oldum. Programının görüntü altı müziklerinde hep rap vardı.
2006’da bir gün evde yere atılmış bir gazete gözüme ilişti, “Acun Top 5” yazıyordu. Beşinci sırada ben vardım. Gözlerime inanamadım. O kupürü askere gidene kadar cüzdanımda taşıdım. Askere giderken, dönüşte kapısını çalacağıma söz vermiştim kendi kendime. Ama şans bana daha erken güldü ve Manisa’da askerliğin ilk haftasında Acun Ilıcalı’nın yakın bir arkadaşıyla tanıştım. O da Ilıcalı’nın şarkılarımı sevdiğini biliyordu. 2007’de tanıştık. Her zaman yardımcı olacağını söyledi.
Geçen yıl Cem Özkan’la albüm hazırlıkları yaparken Acun Medya’dan telefon geldi. “50 Cent gelecek” dediklerinde ben tanışacağım diye sevinirken, onlar benim için yarışabileceğini söyleyince havalara uçtum. Acun Ilıcalı şarkılarımı dinledi. Beğenince, içinde albümde de olan “Yaptığını Beğendin mi” ve “Ego” şarkılarını 50 Cent’le görüşmesine götürdü. İşte torpil olduysa burada oldu. Şarkılarım ilk elden 50 Cent’e gitti. “Böyle rap yapan biri için yarışmak onur verici olur” demiş 50 Cent.
Hemen yarışma gecesi için şarkı yazdım: “Bitmez Bu Rap”. Şarkı şöyle başlıyordu: “Dilimi kesseler, çenemi dikseler, beni yok etseler, bitmez bu rap...” Sonra gizli bir soru geliyordu: “If you like it, just put your hands up - Beğendiysen sadece ellerini kaldır...” Ve 50 Cent, yarışmada gerçekten o cümleyi duyar duymaz ellerini kaldırdı. Benim için kazandığı 30 bin TL’yi albüm için kullandım.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle