GeriKelebek Ramazan davulcusuyla dolaşıp mani okurdum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ramazan davulcusuyla dolaşıp mani okurdum

Ramazan sohbetlerimizin bugünkü konuğu Muazzez Ersoy... Eski Ramazan’ları kimi zaman kahkahalar atarak, kimi zaman gözyaşları içinde anlatan Ersoy, birer hafta arayla kaybettiği anne ve babasını da andı.

Bu röportaj sayesinde çocukluğuna dönen, Ramazan davulcusunun peşine takılıp sokak sokak gezdiği günlere giden Ersoy, teknolojinin duyguları törpülemesinden de dert yandı.

- Ramazan ayında, sanat dünyasında işler biraz durgunlaşır. Konser olmaz, ekstra çıkmaz. Ama sen inanılmaz bir tempoda çalışacaksın...

Evet, maşallah bu Ramazan konserler üst üste geldi. Ayın 11’inde Amerika’ya gideceğim. Yaklaşık bir ay orada kalacağım, çünkü birçok eyalette konserlerim var. Bayramda Türkiye’ye geleceğim. Önce Antalya, sonra Almanya, ardından tekrar Antalya yapacağım. Allah’a şükür işlerimiz gayet iyi...

- Çocukluğundaki Ramazan’lara dönsek biraz... Neler anımsıyorsun o günlerden?

Her şeyden önce Ramazan ayı, bütün İslam alemi için çok kutsal bir ay. Ben, bu ayın bereketine inananlardanım. Çünkü bu ay, bütün dilek kapıları açılır. Şöyle bir çocukluğuma dönersek eğer, aklıma ilk gelen şey, annem ve babam ile kalktığım sahurlar... Yaşım çok küçük olmasına rağmen onlarla sahura kalkmak isterdim. Kaldırmadıkları zaman ‘Niye beni kaldırmadınız’ diye bağırır, kıyametleri koparırdım. ‘Kedinin kuyruğundan tutar gibi oruç tutulmaz’ derdi rahmetli babam. Beni böyle ikna ederdi. Ama ben beş-altı yaşında olmama rağmen inatla, hiç bozmadan orucumu tutardım.

- O yıllara ait ilginç bir anın var mı peki?

Ramazan davulcusu her zaman bizim evin önünden geçerdi. Ve ben sahura hep onun davuluyla uyanırdım. Bir gün yine uyandım ve kalktığım gibi evden dışarı fırlayıp davulcunun peşine takıldım. İki-üç mahalle o davulcuyla birlikte dolaşmıştım. Tabii bu arada annem, babam uyanmış. Her yerde beni arıyorlar. Düşünsenize sabahın kör vakti, kız yok ortada. Dışarı çıkmışlar, panik içinde koşuşturuyorlar. Bense davulcu ile dolaşıyorum. Eve döndüğümde çok kızmışlardı bana. Kısacası bayılırdım o Ramazan davulundan çıkan namelere, davulcunun söylediği manilere... Oynaya zıplaya dolaşır, kendimce maniler okurdum. Çok keyif alırdım yani. Demek ki sanatçı olacağım o zamanlardan belliymiş.

DAVULCULAR KALIBA GİRECEK

- Teknolojinin hayatımızdaki etkileri, kötülükleri işte...

Teknolojinin insan hayatına sağladığı kolaylıklar tartışılmaz. Ama onunla birlikte hepimizin yaşamındaki birçok şey kayboldu gitti. Mesela Ramazan topları kalmadı artık. Geçen gün televizyonda seyrettim, Ramazan davulcusu artık belli bir melodi de çalacakmış. Hani o doğallık var ya, o güzeldi işte. Şimdi böyle olunca davulcular da bir kalıbın içine girecek. Oysa biz onları çaldıkları ama yanlış ama doğru ritimleri, söyledikleri manileri ile sevmiştik. Böyle çok yapay olacak. Belki gereklidir ama doğal halleri bence çok daha güzel...

- Ben artık sahurda, Ramazan davulunu bile duymaz oldum...

Evet, artık bazı yerlerden geçmiyor. Benim oturduğum semtte var. Eğer evde olursam duyuyorum. Ama bazen duyamadığım geceler de oluyor. İş seyahatinde değilsem mutlaka davulcunun harçlığını da veririm. Bu gelenek de bitiyor yavaş yavaş...

- Sen, sahne kostümlerine de çok dikkat ediyorsun. Mesela hiçbir zaman çok dekolte giymezsin. Neden?

Dekolte giyiyorum. Ama dekoltelerim her zaman belli sınırlar içinde, belli sınırlar çerçevesinde olur. Kostümde beni rahatsız edecek bir şeye takılırsam, bir yerim görünüyor mu, bir yerim açıldı mı diye düşünmeye başlarsam, asla şarkı okuyamam.

HACCA GİDECEĞİM

- Cami ve türbe ziyaretlerine gider misin?

Hem cami hem de türbe ziyaretlerine giderim. Yalnızca türbe ziyareti için bir şey söylemek istiyorum. Allah dostları çok özel. Ama ne istiyorsan, dileğin neyse, muradın neyse, neye ihtiyacın varsa, Allah’tan isteyeceksin. Ya da ne sıkıntın varsa onu Rabbinle paylaşıp, ondan yardım isteyeceksin. Benim türbe ziyaretlerine gitmemin sebebi, Allah dostlarına hürmetimdir, bu kadar.

- Hacca gitmeyi düşünüyor musun?

Durumu, imkanı olan her Müslümana farz. Çok gitmek istiyorum. Ancak niyetim önce Umre yapmak, ondan sonra Hacca gitmek. Yıllardan bu yana içimde tek bu var. Tabii Allah nasip ederse... Bu konuda bir üzüntüm var, benim durumum, imkanlarım tam düzlüğe çıktı, annem ile babamı kaybettim. Onlar vefat etmeden önce imkanlarım elverişli değildi. Şu anda yaşıyor olsalardı, yemin ediyorum sırtımda taşırdım. Sırtımda Hacca götürürdüm onları. Hayatımda her şey yoluna girmeye başladı, birer hafta arayla ailemi kaybettim. Keşke sağ olsalardı da onları götürebilseydim. Neyse... Bu konuda bir şey daha söylemek istiyorum; Hacca gitmeden önce onun kurallarını bilmen ve o kurallara, prensiplere uyman gerekiyor. Bütün bunların başında en önemlisi kalp ve niyettir. Allah katında da önemli olan kalp temizliğidir. Kalbinizin güzelliğidir.

- Peki bu şan ve şöhret kalp güzelliğini kirletmiyor mu?

Hiç etkilemedi beni... Çocukluğumdaki yapım, huyum nasılsa, yine öyle. Bende hiç değişen bir şey olmadı. Kalbimi hiç kirletmedim, kirletmemeye özen gösterdim.

- Bize bir iftar mönüsü verebilir misin?

İmkanlar çok önemlidir. Eğer imkanlar elverişli ise hurma, zeytin, çorba ve peynir iftar sofrasının vazgeçilmezidir. Bazen olmuyor, bir üzüm tanesiyle de iftarını açabilirsin. Ancak sağlık açısından, hafif şeyler yemeli ve mideye birden yüklenmemeli. En önemlisi bir çorba içtikten sonra, yarım saat ara vermeliyiz. Ondan sonra hafif yağlı, hafif yemekler yemeliyiz. Bu sahur için de geçerli. Sahurda da sindire sindire yememiz gerek. Ama ben bir türlü bunu yapamam. Çocukluğumdan beri hep acele acele yemek yerim. Bu da feci şişkinlik yapıyor, hiç sağlıklı değil.

Sahura kalkmamak olmaz

Yoğun çalışma temposunda sahura kalkamayabilirsin. Bu, bütün çalışanlar için geçerli. Uyuyakalırsın falan... Ama hiç kalkmadan tutmak olmaz. Kalkmak, çok sevaptır. Tabii ki bütün bunların takdiri Allah’a kalmıştır. Onu biz bilemeyiz. Fakat ben sahuruma kalkarım, eğer kalkamazsam da gün içindeki iş tempomu sürdürürüm.

Yaptıklarımı Allah bilsin

Sanatçı dostlarımın çadırlarda verdiği iftar yemeklerine katıldığım çok oldu. Ama ben yaptığım şeyleri çıkıp da söylemekten pek hoşlanmayan birisiyim. Ortaya çıkmayı sevmiyorum. Yapıyorsam da Allah’la ben bilirim. Öyle ki benim yaptığımı karşı taraf bile bilmez. Allah rızası için yaparım. ‘Ben bunu yaptım, ben şunu yaptım’ gibi böbürlenmeleri sevmiyorum.

TEKNOLOJİ DUYGULARI TÖRPÜLEDİ

- Biz çok şey görmedik, yaşamadık. Büyüklerimizden duyduklarımızla sadece bazı şeyleri hayal edebiliyoruz. Peki çocuklarımıza ne bırakıyoruz?

Büyüklerimizden öğrendiklerimiz her ne olursa olsun, onlara da aktarmalıyız. Değerlerimizi kaybetmemek adına yapmalıyız bunu. Kitap okumalarını sağlayarak, gelenek ve göreneklerimizi öğretmeliyiz. Ben gelenek ve göreneklerimiz konusunda hassas ve tutucuyum. Modern olmak başka bir şey. Modern olursun ama kültürüne, atalarına, atalarından gelenlere, sana kalan mirasa da çok iyi bakman gerek. İyi bakmalısın, çünkü bir gün sen de değerlerini çocuklarına teslim edeceksin. Şimdi teknoloji ve modern hayat ne yazık ki birçok şeyden bizi uzaklaştırdı.

- Mesela komşuluk diye bir şey kalmadı...

Kaldı ama tek tük kaldı. Korkarım birkaç yıl sonra onlar da kalmayacak. Mesela herkesin ortak şikayeti güzel bestelerin çıkmaması... Güzel bestelerin sayısı da azaldı. Eskiden insanlar sevdiklerinin, dostlarının, akrabalarının sevinçlerinden, hüzünlerinden yola çıkarak bir şeyler yaparmış. Ve o eserler kalıcı olurmuş. Şimdi her şey elektronik olduğu için tıkandı. Teknoloji bir yerde insan duygularını da törpüledi. Tamam, tamamen duyguları bitirmedi ama bir körelme söz konusu. Annelerimiz günlerce, haftalarca postacı yolu gözlermiş. Artık postacı yolu beklemek falan yok ki. Telefondan da vazgeçtim, internet var. Dünyanın öbür ucu ile konuşabiliyorsun. Ben postacıları bile özledim. Hem de çok özledim. Artık özlem yok, hasret yok. Bitti... e-mail yazıyorsun ya da chat’leşiyorsun, bu kadar basit haberleşmek. Mekanik olduk.

- Ya iş ve özel hayatında neler yaşanıyor?

Özel hayatımda hiçbir şey yok. Artık benim için sağlığımın yerinde olması, rızkımın kesilmemesi önemli. İş hayatına gelince, yeni albümün repertuar çalışmalarını tamamladık. Bayramdan sonra Allah kısmet ederse stüdyoya girip okumalara başlayacağım. Tamamı yeni, çok güzel şarkılardan oluşan bir Muazzez Ersoy albümü hazırlıyorum. Sevenlerimin de çok beğeneceğine inanıyorum. Çok ama çok güzel şarkılarımız var.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle