GeriKelebek Ramazan’da tiyatrolar tıklım tıklım olurdu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ramazan’da tiyatrolar tıklım tıklım olurdu

Ramazan’da tiyatrolar tıklım tıklım olurdu
refid:3355347 ilişkili resim dosyası

Usta tiyatrocu Hadi Çaman, bu sene tiyatroda 44. yılını kutluyor. Ramazan sohbeti için bir araya geldiğimiz Çaman, Kastamonu’da geçen çocukluk yıllarında anneanne ve babaannesinin hazırladığı iftar sofralarını özlemle andı. Ramazan’ların eski tadının kalmadığını da ‘Eskiden Ramazan’da tiyatrolar tıklım tıklım olurdu, şimdi Ramazan geliyor diye yüreğimize iniyor’ sözleriyle dile getirdi.

- Ramazan deyince aklınıza ilk ne geliyor?

İlk aklıma gelen, ‘Ramazan gelsin, hoş gelsin’ sözü. Ben dinlerdeki kutsal günlere inanılmaz bağlı bir insanım. Müslümanım, ama öbür dinlere de çok saygı duyuyorum. Bu dinlerin, özellikle de bizim dinimizin bu kutsal günlerde bizi birleştirmesinden yanayım. Şu anda 60’lı yaşların başındayım, bundan 50 sene öncesini hatırlıyorum. Kastamonuluyum; dedeler, babaanneler, anneanneler, nineler, yengeler, teyzeler, halalar, dayıların olduğu büyük bir ailede büyüdüm. Bu kutsal günlerde o dönemdeki kenetlenmelerin ne yazık ki berbat ettiğimiz İstanbul’da en küçük ayrıntısını bile göremiyorum. Ne komşuluk, ne akrabalık, ne dostluk, ne yurttaşlık kaldı.

- Neleri özlüyorsunuz, hangi değerlerin kaybolması sizi üzüyor?

Ne yazık ki günümüzde bayramda bile insanlar arife gününden bir yerlere kaçıyorlar ve o eski buluşmalar gerçekleşmiyor. Çok şık otellerde birbirlerinin elini öpüyorlar, o kadar... En çok o kutsal yapının kalmamış olmasına üzülüyorum.

- ‘Eski Ramazan’ların tadı yok’ sözüne katılardan biri de sizsiniz o zaman...

Maalesef o tat yok. 60’lı yılların başında Dormen Tiyatrosu’na başladığımda Ramazan’ı hasretle beklerdik. Her gece tıklım tıklım olurdu. İnsanlar iftardan sonra gelip oyun izlerdi. Ama şimdi Ramazan geliyor diye biz tiyatrocuların yüreğine iniyor. Günümüzde her şey o kadar farklı ki! Kastamonu’dayken 30 günlük sürecin 10 günü evde dostlarımızla iftar açardık, diğer günlerde de biz onların evine davetli olurduk. Sadece komşulara ve akrabalara sahip çıkılmazdı, varlığı olmayan hiçbir vatandaş aç bırakılmazdı.

TARİHİ KALEDE TOP ATILIRDI

- İftar sofraları nasıldı peki?

İftar sofraları harika olurdu. Neleri yiyeceğimizi bilemezdik, hele de çocukken ve gençken! O anneanneler, o babaanneler neler yapardı... Eskiden yapay şeyler yoktu. Kastamonu’da bir pazar kurulur ve bütün köylerdeki insanlar özel olarak yaptıkları peynirleri, yoğurtları getirirlerdi. Biz Anadolu’da yaşarken ‘Allah’ım ne olur artık yaz gelsin de domates yiyelim’ diye düşünürdük. Şimdi lapa lapa kar yağarken bile domates yiyorsun, ama eski domateslerin, sebze ve meyvelerin tadı kalmadı. Özel reçeller, özel pekmezler, cevizden yapılmış yemekler, kendi imal ettikleri tarhanadan yapılmış çorbalar, börekler, kebaplar... O bir ay içinde rahmetli babam bile kilo alırdı.

- Sokak şenlikleri de meşhurmuş o dönemde...

Tabii, bir de bizim orada tarihi bir kalemiz vardı. İftar zamanı top atılırdı. Evimizin karşısında rahmetli Şerife teyzemiz vardı, onun evinin eşiğine oturup top ne zaman patlayacak diye kaleye bakardık. Büyük kentlerde ne yazık ki bu tat kalmadı. Eksik olmasın belediyeler çadırlarda geleneksel tiyatrolardan örneklerle halkı eğlendiriyorlar. Ama Ramazan’da neden ille de Osmanlı döneminden kalma geleneksel oyunları oynayalım? Günümüzün oyunlarını neden almıyor belediyeler bizden? Hiç değilse hayatında tiyatroya gitmemiş insanlara tiyatronun ne olduğunu öğretmiş oluruz.

BU BİNA KUTSAL BİR MEKAN

- Bu sene Ramazan nasıl geçecek?

Grubumu iftara götüreceğim. Sonra kız kardeşime, ağabeyime ve yengeme gideceğim. 83 yaşındaki dünya güzeli annemiz yaşıyor. Anneme yemekler hazırlayıp onun masasında toplanırız.

- Tiyatroya ilgi olmamasından siz de şikayetçisiniz. Ama sizin tiyatronuzda en son ‘Hisse-i Şayia’yı seyretmiştim ve salon bir hayli kalabalıktı...

Dört senedir o oyunu öldürmedik. Şehir Tiyatroları nasıl 22 yıldır ‘Lüküs Hayat’ı oynuyor, biz de o oyunu sürdürmeye çalışacağız. 20. yılımızı ‘Hisse-i Şayia’ ile kutlamıştık, gelecek yıl 25. yılımız. Bakalım 25. yılı hangi oyunla kutlayacağız? Yeditepe Oyuncuları’nın belli bir çizgisi var ve o çizginin altına düşmek istemiyorum. Soruna gelince, Yeditepe Oyuncuları’nın ilgisiz bir dünyası yok. Özellikle Teşvikiye’nin göbeğinde yarattığım şu binayı çok kutsal bir mekan olarak görüyorum. Abartmayayım ama neredeyse Teşvikiye Camii kadar kalıcı ve bir kültür ibadethanesi.

- Teşvikiye’nin hareketliliği yorucu da olsa, sizi canlı tutuyor sanırım...

Tabii, ayrıca bu mekan artık bütün tiyatrocuların buluşma yeri oldu. Özellikle de Fuaye Cafe’ye herkes geliyor. Nejat Ağabey (Uygur), Gazanfer Ağabey (Özcan) bir röportaj yapacakları zaman hep burada randevu verirler. Böyle kalıcı bir şey yaratmak da benim çok hoşuma gidiyor. Benim kadar köpeğim Candaş’ın da buradan geçen insanlarla arası çok iyi. Avrupa’ya gidenler ona mama ve hediye bile getiriyor.

- Bu hareketlilikten yorulduğunuzda ne yapıyorsunuz?

Dostlarımın sorunları olduğu zaman, ilk bana telefon eder. Bunlar eskiden beni çok mutlu ediyordu, ama bu yaştan sonra biraz yorucu geliyor. Meslek aileme verdiğim güzellikleri, kendi aileme tattıramadım. Allah’tan ailem bana çok düşkün de beni hiç yalnız bırakmıyorlar. Tabii ki bir sıkıntıları olduğu zaman, onların da yardımlarına koşuyorum, ama en çok sahip çıktığım tiyatro ailem...

Dizilerde gerçek tiyatrocu kalmadı

- Son yıllarda yerli diziler çok popüler. Siz hiç dizide oynamayı düşünmediniz mi?

Biz tiyatrocular bütün zamanımızı tiyatromuza ayırmak zorunda olduğumuz için, bize teklif getirirken biraz korkuyorlar. Çünkü onlar matine ya da suareniz olduğu zaman kızıyorlar. Açıkçası bu işi bırakan gerçek tiyatrocu dostlarıma biraz kırgınım. Onlar kendilerini sadece dizilere adadılar, ama sırası geldiğinde de ‘Biz tiyatrocuyuz’ diyorlar. Tamam tiyatrocu olsunlar, ama tiyatrocu kalmadı onlar.

- Severek takip ettiğiniz diziler var mı?

Ben evde kendime çok fazla zaman ayırmıyorum, ama ‘Aliye’ ve ‘Yabancı Damat’ hoşuma gidiyor. Bir de o dizilerde çok sevdiğim dostlarım oynuyor, onları görmek için seyrediyorum. Ama yüzde 100 bir tutkunluğum yok. Genelde haber kanallarını izlerim.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle