GeriKelebek Popvirüs
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Popvirüs

Lale BARÇIN İMER

Candan’ın imdadına ‘Yalan’ yetişti

Candan Erçetin'in ikinci albümü çıkalı epey oldu. Benim bu konuyu yazmak isteyip de bir türlü değişen gündem nedeniyle yazamam da. Gecikmeli de olsa Candan'ın albümüyle ilgili bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Böylece müzik dünyasındaki önemli bir yanılgıyı bir kez daha parmak basmış olacağım.

Dışarda bir albüm çıkmadan önce o albümde yer alan bir parçanın single'ı piyasaya sürülüyor. Bu bir çeşit o albümle ilgili ön araştırma. Bizde genelde albümün bütünlüğü olmadığından, pazar şenliği gibi parçalar art arda sıralandığından ve de single sektörü gelişemediğinden böyle bir tespit yapmak ne yazık ki mümkün değil.

Candan'ın ‘‘Çapkın’’ isimli albümü bir bütün olarak baktığınızda o kadar da ‘‘kimliksiz’’ değil, ancak bana sorsaydılar (Allahtan sormuyorlar) bazı parçaları repertuara almazdım. Neden derseniz anlatayım:

Malumunuz, Candan ikinci albümünü bizlere ‘‘Çapkın’’ isimli şarkıyla tanıtmaya başladı. Bana göre klasik bir başlangıçtı: Piyasanın çok sevdiği şıkır şıkır, fıkır fıkır bir parça ama benim de albümdeki en sevmediğim şarkı bu işte... Oysa Candan, albümdeki birçok parçasında çok ‘‘batılı’’ bir sound hedeflemiş ve bunda da başarılı olmuştu. Onlara oynaması gerekirdi. Hele ki ‘‘Yalan’’ isimli, Yıldız Usmanova imzalı, hüzünlü, ama insana bir o kadar da garip bir ferahlık aşılayan şarkı yok mu işte albümü sürükleyecek olan asıl bu şarkıydı. ‘‘Ağlayan’’ bir parça da değildi, anlatımı yerli yerindeydi. Ölümden söz etse de, hafif alaturka koksa da bu şarkı beni çok etkilemişti. Tabi bu etkilemede Candan'ın samimi, hüzünlü okuyuşunun da büyük payı vardı. ‘‘Her günü sanki sadece o günümüz varmışçasına yaşamaktı’’ şarkıdaki anahtar sözcükler. Biz Türkler ‘‘herşey boş, herşey yalan, fani dünya...’’ gibisinden cümleleri pek sevdiğimizden hoşuma gitmişti işte bu şarkı. Doğaldır ki bu düşüncelerimde yalnız değilmişim, önceki gün Erçetin'in yapımcısı Ünal Tunalı aradı ve albümün tirajının ilk haftalardaki durağanlığından sıyrılıp müthiş bir atağa kalktığını anlattı. Söylediğine göre albüm 200 bin sınırını aşmak üzereymiş. ‘‘Tamam‘‘ dedim, ‘‘Söylemeyin, sihirli şarkı Yalan...’’

Evet, son günlerde sık sık bir yerlerde ‘‘Yalan’’ın müziği geliyor kulaklarıma. Ve bunun sebebi de radyolar. Şarkıyı onlar ‘‘patlattı’’... İşte bu da kanıtlıyor ki, bir şarkı eğer iyiyse onun klibe milibe ihtiyacı yok, ama ‘‘radyoya’’ var... Çünkü ‘‘radyolar’’ o iyi şarkıyı keşfedip insanlara sunuyor. Radyo dinleyicisinin daha kaliteli müzikseverler olduklarını düşündüğüm için tezin doğruluğuna yürekten inanıyorum.

Radyolar ‘‘Yalan’’ı keşfetti, dinleyici de ‘‘Yalan’’sayesinde Candan'ın albümünü! İşte radyonun gücü...

Bu arada: Albümde beğendiğim diğer şarkılar, ‘‘Kaybettik Biz’’, Hayranım Sana’’, ‘‘Her Aşk Bitermiş’’ ve kesinlikle ‘‘Onlar Yanlış Biliyor’’...

Marmelat hikâyesi

Aslında bu muhabbetten sıkıldım. Bir anda karşımıza çıkan ve takdir edilmeli ki çok iyi ‘‘pazarlanan’’ Marmelat Kızlar topluluğu, son yıllarda dünyada sıkça rastladığımız dışı cilalı içi boş topluluklar kategorisine bile girmiyor bence. Çünkü dışlarının cilalı olmadığını kör değiliz ya görüyoruz. Bulduklarını takmış biraz paçoz görüntüsündeler bence. Şarkılarını ise konuşmaya değmez çünkü ortada kayda değer bir şey yok. Yani, ne fizik, ne ses ne müzik... Feci şekilde dejenerasyona uğramış türkülerimiz birer hilkat garibesi gibi karşımızda hepsi o. Dünyadaki bu tür gruplar akımına ille de ayak uyduracaksak, Yonca Evcimik'in kurduğu ‘‘Çıtır Kızlar’’a fena halde haksızlık ettiğimizi düşünüyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle