GeriKelebek Pierre Loti’nin ruhu ocakbaşında yaşayacak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pierre Loti’nin ruhu ocakbaşında yaşayacak

Şöyle bir çağrı cümlesini okuduğunuzda ne düşünürsünüz: “Gelin Pierre Loti ruhunu birlikte yaşatalım!” Türk dostu, Fransız romancı Pierre Loti’nin anılacağı, edebiyatının veya içinde yer aldığı oryantalizm akımının tartışılacağı bir toplantı herhalde, değil mi?

Ben de öyle düşünmüştüm.
Hatta “Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa Demir’in açılışını gerçekleştireceği” şeklinde başlayan bir davet cümlesini okuduğumda, “Ne güzel demek ki bir müze falan kurdular” diye geçirdim içimden.
Çok safmışım, çok...
Bakın devamı nasıl geldi davet cümlesinin: “... Türk halkının sempatisini kazanmış ünlü Fransız yazar Pierre Loti’nin İstanbul’a gelişinde Çemberlitaş’ta yaşadığı 100 yıllık binadaki, Vuslat Ocakbaşı’nın ilk gününde gelin Pierre Loti ruhunu birlikte yaşatalım.”
Eyüp’te yaşadığı için orada Haliç’e yukarıdan bakan tepeye Pierre Loti Tepesi dendiğini ve yaşadığı farzedilen evin kendi adında kahve olarak hizmet verdiğini biliyorsunuz.
Sultanahmet Divanyolu’ndaki bir cadde de Pierre Loti adını taşıyor.
Peki Loti’nin ruhu bir ocakbaşında nasıl yaşatılır dersiniz?
Kitapları, anıları taranıp en çok sevdiği yemek neydi diye araştırıldı ve ona göre bir mönü mü hazırlandı acaba?
Kuzu şiş kebabı mesela Pierre Loti şiş diye mi sunulacak insanlara. Ya da Gavurdağı salatasının adı Gavurdağlı Pierre Loti olarak mı değiştirilecek?
Mekanın sahipleri bir kadirbilirlik örneği gösterip ünlü yazarı anıyor, daha ne istiyorsun diyebilirsiniz?
Birşey dediğim yok canım, ben sadece bir ocakbaşında Loti’nin ruhu nasıl yaşatılır diye fikir jimnastiği yapıyorum.
Loti’nin İstanbul’a geldiğinde kullandığı bazı eşyası ve Azade Hanım’a ilk defa aldığı hediyelerden olan bir kol çantasıyla şapka da sergileniyormuş.
Onlara bakıp, acılı şalgam kadehimi Loti için kaldıracağım ben.
Loti’nin ruhunu siz nasıl yaşatırsınız, bilemem!

Kriminal delil torbasının masamda ne işi var

İçinde kana bulanmış bir nüfüs kağıdı ve eski madeni para bulunan şeffaf plastik bir poşeti masamda görünce önce bir anlam veremedim. Poşetin üzerinde yazan “Kriminal Delil Torbası” yazasını okuyunca dehşete düştüm.
Bir cinayet soruşturmasının delilleri ağzı büzgülü bir torbayla masama bırakılmıştı. Torbanın üzerindeki formda da aynen aşağıdaki bilgiler vardı:
“Olay Yeri: Samatya
Maktul: Necdet Denizel
Ölüm Sebebi: Boyun bölgesi kesiği
Delil Tanımı: Kitap, kurbanın kimliği ve kan örneği, eski madeni para.
Hazırlayan: Başkomiser Nevzat.”
Delil tanımındaki kitap maddesi ve Başkomiser Nevzat ismi uyanmama sebap oldu. Okuma kopyasını ondan sonra farkettim ve içimdeki kasvet bir anda dağıldı.
Ahmet Ümit’in yeni romanı İstanbul Hatırası için hazırlanmış tanıtımın bir parçasıymış meğer bütün bunlar.
Komiser Nevzat iddialı dönüyor anlayacağınız. Ben romanı okumak üzere müsadenizi istiyorum şimdilik.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle