Pemra Özgen

Güncelleme Tarihi:

Pemra Özgen
Oluşturulma Tarihi: Haziran 10, 2006 00:00

İki yıldır Avrupa’da turnuvadan turnuvaya koşan Pemra Özgen şimdi Türkiye’nin en iyi kadın tenisçisi. Tenis uğruna öğreniminden ve özel yaşamından feragat eden Özgen, Kadın Tenisçiler Birliği WTA’nın son dünya sıralamasında 471.’liğe yükseldi. Sıralamadaki yerini daha yükseltmek için yeni bir turnuva maratonuna başlıyor. Pazartesi gününden itibaren altı hafta Avrupa’da raket sallayacak.

İstanbullu Pemra Özgen (20) 1994’te henüz sekiz yaşındayken bir arkadaşına özenip tenise başladı. Evine yakın Taçspor Kulübü’ndeki tenis okuluna bir gitti, bir daha çıkmak bilmedi. 1996’da Taçspor tesisleri bir süreliğine kapanınca Pemra da kulüp değiştirdi. Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’ne (TED) geçti ve yola rağmen haftanın altı günü okul çıkışı antrenmana gitmekten hiç bıkmadı: "Kalamış Lisesi’nde okurken durumu idare ediyordum. Ama iki yıldır devamlı yurtdışında turnuvalara gidiyorum. Bu yüzden Bilgi Üniversitesi’nde ilk yıl sınıfta kaldım, bu yıl da kaydımı dondurmak zorunda kaldım. Gelecek yıl ne yaparım bilemiyorum?"

Türkiye’de profesyonel sporcuların öğrenim hayatlarında karşılaştıkları zorluklar malum. Buna rağmen Pemra Özgen burs tekliflerini kabul etmedi. "ABD bana çok uzak göründü. Doğrusu gitmeyi göze alamadım."

Henüz 14-15 yaşında Türkiye Gençler Şampiyonası’nda kupaları toplarken bu noktaya geleceğini pek düşünmedi. 16’sına geldiğinde Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü (TED) onu Avrupa’daki turnuvalara göndermeye başladığı zaman tenisçi olacağına inandı. Beş antrenörden sonra 2004’te Erhan Oral ile çalışmaya başladı. Oral’ın girişimiyle Kale Color sponsoru oldu ve Pemra 18 yaşında profesyonelliğe adım attı: "Birçok tenisçi o yaşta üniversiteye hazırlandığı için tenisi bırakır. Çünkü sponsorsuz 25 turnuva oynamak pek mümkün değil. Ben devam ettim."

Bu iki yılda bütün gününü kulüpte geçirerek daha sıkı antrenman yaptı ve Türkiye’nin en iyi kadın tenisçilerinden biri haline geldi. Kadın Tenisçiler Birliği WTA’nın 29 Mayıs’taki son dünya sıralamasında 29 basamak daha atlayarak 471.’liğe yükseldi. Bu sıralamada en iyi Türk tenisçi unvanını açık farkla koruyor. 2005 sezonunu 530. sırada kapadıktan sonra antrenörü Erhan Oral ile bu yıl 350.’lik ile 400.’lük arasını hedef belirledi. Bu hedefe ulaşmak için en önemli dönem haziran ile eylül ayları arası olacak.

Sıralamada daha yükselebilmek için 12 Haziran ile 23 Temmuz arasında altı haftasını Avrupa’da raket sallayarak geçirecek. "Geçen yıl haziranda aldığım puanlar silinecek. Bunların yerine daha yüksek puanlar almaya çalışacağım. Buna karşılık temmuz-eylül arasında alacağım her puan sıralamadaki yerimi daha da yükseltebilir." Bu altı haftalık maratonun ardından bir hafta dinlenecek. Çünkü bu çalışma temposu ve turnuvadan turnuvaya koşuşturma sporcuları zihnen ve fiziken çok yıpratıyor. "Bazen beş-altı hafta üst üste yurtdışında turnuva oynuyorum. Devamlı uçak yolculuğu yapmaya ve otellerde kalmaya alışmış olsam da altıncı haftanın sonunda artık bunalıyorum. ’Vurayım da gitsin’ diyorum içimden. Bu tempo hiç bitmiyor. Mesela bu pazartesi Portekiz’e gidiyorum, oradan Fransa’ya geçeceğim, en son Almanya’da iki turnuvada oynayacağım. Ancak temmuz sonu İstanbul’a döneceğim."

İki yıldır Avrupa’da ve Ortadoğu’da turnuva turnuva dolaşarak puanını yükseltmeye çalışıyor. Geçen yıl yedi ülkede 11 turnuvaya katıldı. Bu sezon başından beri de Fransa’da iki, İsveç’te, İspanya’da ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de birer turnuva oynadı. En iyi sonucu geçen yıl İstanbul’da Yeşilyurt Spor Kulübü’ndeki şampiyonlukla aldı. Şu anki sıralaması nedeniyle genelde Uluslararası Tenis Federasyonu ITF’in turnuvalarında mücadele ediyor. Sadece bazı WTA turnuvalarının elemelerine katılabiliyor.

Örneğin önceki hafta İstanbul’daki İstanbul Cup turnuvasında elemelerde bir tur geçti ama ana tablo maçlarına kadar yükselemedi. Bu turnuvalarda daha fazla oynayabilmesi aslında tamamen bir kısır döngüye bağlı. "Puanım arttıkça ve sıralamadaki yerim yükseldikçe daha iyi turnuvalara katılabilirim. Daha iyi turnuvalara katılıp tur geçtikçe daha yüksek puan alırım. Bu sayede sıralamada daha da yükselirim. Böyle bir yükseliş de biraz o yılki oyununuza ve performansınıza bağlı." Tabii Wimbledon veya Fransa Açık gibi bir grand slam turnuvasında oynama hayali de hálá sürüyor. Eğer iki yıl içinde dünya sıralamasında ilk 200’e girebilirse Pemra Özgen’i belki de bir grand slam turnuvasında ön eleme oynarken göreceğiz.

DÜNYA SIRALAMASINDA 5 YILLIK YÜKSELİŞ

2002’de: 1099.

2003’te: 702.

2004’te: 915

2005’te: 530.

2006’te: 471.

MAURESMO’NUN OYUNUNU ÇOK BEĞENİYORUM

Tenise başladığımda Alman Steffi Graf’ı çok beğeniyordum. Ama kısa süre sonra tenisi bıraktı. Bugün en çok dünyanın bir numarası Fransız Amelie Mauresmo’nun oyununu beğeniyorum. Fizik açıdan çok kuvvetli. Vole vuruyor, dip çizgiden oynuyor. Komple bir oyuncu.

KIZLAR ARASINDA ŞİMDİDEN SIKI BİR REKABET VAR

Yurtdışı turnuvalara gidince birçok yabancı tenisçiyle samimi oluyorsunuz. Dostluklar kurmak mümkün. Ama size kötü bakanlar da çok. Önce arkadaşım zannettiğiniz kız ertesi hafta sizinle konuşmuyor. Genelde bu rekabet kızlar arasında yaşanıyor. Erkeklerde böyle şeylere pek rastlanmaz.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!