GeriKelebek Paris’in en lüks hali
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Paris’in en lüks hali

Paris’in en lüks hali
refid:25922206 ilişkili resim dosyası

New York, Londra ve Milano’ya kötü haber. Paris, bu sezon moda merkezi olma konusunda rakiplerini fena halde solladı. Kate Moss’tan Rihanna’ya herkesi ışıklar kentine sürükleyen etkinlikte ne yeniyor, ne içiliyor, ne takılıyor?

Modanın elitlerinin zorunlu adres değişikliği: Coco Chanel’in “Paris dediğin Place Vendôme’dur, Place Vendôme dediğin de Ritz’dir” adlı ‘özlü’ sözü yıllardır “Paris Moda Haftası’nda nerede kalınır?” sorusunun cevabı niteliğindeydi. Anna Wintour olmak üzere modanın aristokrasisi otelin suitlerini parselliyor, hatta gelmeden önce şahsi eşyalarıyla yeniden dekore ettiriyordu. Karl Lagerfeld, onun ilham perisi Lady Amanda Harlech, Daphne Guiness, Kate Moss gibi isimler, öğleleri avludaki restoranda, akşamları ise otelin barı Hemingway’de toplaşarak, moda haftasını ‘kapalı devre’ geçiriyorlardı. Geceliği 10 bin dolardan başlayan Coco Chanel Suit’i kapmak da ayrı bir prestij meselesiydi. Ancak 2012’de restorasyona girmesi ve yenilemenin uzayarak 2015’e kadar sürmesi, tüm hesapları değiştirdi. Moda haftasının ön sıra ekibi, rotayı Hotel Le Meurice’e çevirdi. 228 Rue de Rivoli’deki otel sadece ‘Vogue üssü’ olarak anılmıyor: Kanye West ve Jay-Z gibi ünlü hip-hop yıldızları da burada. Otelin Philippe Starck tasarımlı barı ‘Bar 228’de VIP adresi. Bu moda haftasında Kate Moss ve eşi Jamie Hince ve Rihanna’yı ağırlayan otelin en büyük rakipleri de, Hôtel Plaza Athénée, Le Royal Monceau Raffles, Hôtel Le Bristol, Shangri-La Hotel ve Four Seasons George V.

Defile çıkışı Hotel Costes’a: “Hazır giyim markasının defilesi nasıl havalı olur” demeyin. Daha öncr sadece bir kere yapılan H&M Studio’nun Eyfel Kulesi’nin karşısındaki en iddialı defilelerin yapıldığı Grand Palais’deki defilesinde, podyumda Mariacarla Boscono, Lindsey Wixon, Izabel Goulart gibi top modellerin geçit yaptı. İzleyen arasında Miranda Kerr, Jessica Alba, Olivia Palermo, Leigh Lezark gibi modanın ağır topları bulunuyordu. Defile yarım saat rötarla başladı, herşey 10 dakika içerisinde de olup bitti. Sonrasında defile ekibi ‘gayrıresmi after-party’ için Hôtel Costes’un restoran ve barında toplandı. Şampanyalar su gibi akıp gitti. Miranda Kerr’ün de gecede olması yüzünden paparazziler otelin önünde kendi partilerini düzenledi.

En hit kokteyl ‘French 76’: Moda haftasındaki top modellerin zayıflığının izleyicilerin ruhunda bıraktığı tahribattan olacak, yemek yemek fena halde ‘out.’ Yemek yenmiyor ama defile aralarında birşeyler içmek fena halde in. Bir dönem herkesin ayılıp bayıldığı, Paris’in Lucca’sı L’Avenue eski havasında değil. Saint Honore’den Avenue Montaigne’e uzanan yoldaki Le Castiglione gibi daha ‘sıcak’ cafeler revaçta. Tabaklar 25 Euro’dan başlıyor. Ancak rağbet eden yok. Öğlen yemeğinde espresso yanında Kir Royale ve Bellini, akşam mönüsü olarak da yine şampanya kokteylleri içiliyor. Bunlar arasında en çok rağbet gören, Bar Hemingway’in barmeninin yarattığı vodka, lime suyu, şeker ve şampanyadan oluşan ‘French 76.’ Bar 228’deki Coktail Starcky de popüler bir içki.

Dries Van Noten’in harikalar diyarı: Farklı tasarımcı işbirlikleriyle ismini duyuran Colette hâlâ popülerliğini koruyor. Ancak herkesin dilinde olan butik, moda haftasında gerçekten büyük beğeni toplayan Dries Van Noten’in Malaquais’deki dükkânı. Ev sıcaklığındaki dekorasyonunu Parisliler öve öve bitiremiyor.


En ‘konuşulan’ after- party Balmain’in: Erkek arkadaşı Drake’le birlikte Paris’e gelen Rihanna, Lanvin’den Dior’a her türlü defileye katılıyor. Şarkıcı 27 Şubat’ta yüzü olduğu Balmain defilesine zeytin yeşili deri ve bir hayli vamp bir trençkotla katılıp ortalığı yıktı. Hızını alamadı, markanın ‘Crazy Horse’ta verdiği after-party’ye içinde hiçbir şey olmadan, sadece file bir bluzla katılarak partinin şu ana kadar en çok konuşulan etkinliği olmasını sağladı.

Hiç tanımadığın birinin evinde partile: New York Moda Haftası’nın altın kızı Charlotte Ronson, Vogue gözlükleriyle yaptığı işbirliğini tanıtmak için Paris’teydi. Etkiliğin havalı davetli listesi göz önüne alınınca, parti mekânının afili bir otelde olduğu düşünülebilir. Ancak kokteyl, Place Des Vosges’deki bir apartmanın üçüncü katında, iki oda bir salon bir evde gerçekleşti. Misafirler, banyo, mutfak ve yatak odasında gezerek şampanyalarını yudumladılar. Sonradan öğrendik ki, tanımadığın birinin evine partiye gitmek, yeni bir trendmiş. Son dönemin en popüler sanatçısı Herve Perdriolle’un galerisi de yine bir evde konuşlanmış. Sanatçının kendi evi, aynı zamanda ‘müze’ görevi görüyor.


Defile çıkışında araba savaşları: Yarı transparan plili diz altı ya da kalem farketmez ama etek modası almış başını gidiyor. Paris’te beş dakikada bir bastıran ‘ahmak ıslatan’ yağmurunu da, sokaklarda aheste aheste gezme diye bir durum yok. Her yere arabayla gitmek durumundasınız. Moda Haftası’nda günde en az 3 defile gezen Anna Dello Russo, ulaşımı da bir stil objesi hale getirip ‘bisiklet taksi’yle gezmeye başladı. Vogue Paris’nin yayın yönetmeni Emmanuel Alt gibi daha ‘sade’ isimler Mercedes kiralayıp tüm günü şoförle geçiriyor. Ne de olsa defile çıkışlarında kalabalıkla rekabet edip, taksi kovalamak ayrı bir çile. Bu arada taksi şöförlerin de moda bilinci defilelere gidenlerin konuşmaları yüzünden tavan yapmış. “Lanvin’in koleksiyonu bir hayli iyiymiş, değil mi?” gibi cümleler duyuyorsunuz, şaşırmayın.

Görünümü sade, fiyatı ağır mücevherler: İstanbul Fashion Week’te görmeye alıştığımız biçimiyle, defileye topuz yaptırıp, takıp takıştırmak diye bir durum yok. Ancak Londra’daki gibi punklığın dibine de vurulmuyor. Deri pantolon ya da etek kürklü bir manto, püsküllü asi ceketler, dekolte olmayan triko bluz milletin forması olmuş durumda. İlkbahar trendlerini tanıtmak misyonunu üstlenenlerin üzerinde de pastel renkler, pembeler, sarılar da kol geziyor. Takı konusunda da yarı değerli, ‘görüntüde sade, pahada ağır’ modeller ön planda. 2,500 Euro değerindeki ‘Choker by Saint Laurent by Hedi Slimane’ kolyesi, en popüler mücevherlerden biri. Aksesuar konusunda da Chanel’in ve Mulberry’nin top model Cara Deleveigne’den ilham alarak yaptığı sırt çantaları da bir hayli revaçta.

Dönüşü muhteşem oldu: Musée Rodin’de yer alan Dior defilesi iddialı bir geri dönüşe sahne oldu. Fransa Cumhurbaşkanı’nın uzun süre sevgilisi olan ancak ihanete uğradığı için hastanelik olan Valerie Trierweiler, “Elysee Sarayı’ndan kovulabilirim ama moda dünyasından asla” ön sıradan defileyi izledi. Uzun süredir halkla görünmeyen Trierweiler, ilk kez ‘halkla’ kucaklaştı. ‘Diğer kadın’ konumundaki Julie Gayet ise davetli listesinde yoktu.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle