GeriKelebek Oyuncu olmak istemeyen oyuncu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Oyuncu olmak istemeyen oyuncu

Antalya Altın Portakal Festivali'nde ‘Masumiyet’in gösteriminden hemen sonra edebiyat öğretmeni bir adamcağız geldi: ‘Tebrik ederim, siz oyuncu değilsiniz, değil mi?’ dedi. Çok mutlu oldum. Demek ki o kadar naturel görünmüşüm ki beni tanıyamamış. Meslek hayatımda hiç bu kadar onore edilmemiştim. Keşke her yaptığım işte bu kadar naturel görünebilsem. Ben sinema ve tiyatroda çok oyuncu görmekten hoşlanmıyorum. Karakterle oyuncu o kadar özdeşleşmeli ki, insanlar bir ara o kişinin oyuncu olduğunu unutmalılar. Her işe başlarken kendime koyduğum hedef şu: ‘Acaba oyuncu gibi durmamayı becerebilecek miyim?’ Bu sözler, hepimizin reklam filmlerinden tanıdığı, sinemanın ödüllü oyuncusu Güven Kıraç'a ait. O, oyuncu olmak adına lise yıllarından başlayan maceralı bir serüvenin de başrol oyuncusu aslında... Ama gerçek hayatla oyundaki rolünü birbirine karıştırmayı kendisi istemiş.

Aşk önemli

Kıraç'ın hayatında aşk çok önemli bir yer tutuyor. Aşkta dürüstlükten ve sadelikten yana olan oyuncu, hesaplı-kitaplı, bir şeyler planlanarak yaşanan aşklardan büyük rahatsızlık duyduğunu da gizlemiyor. Zaman zaman küçük oyunların keyifli olabileceğini, ama bunun dozunu iyi ayarlamak gerektiğini düşünen Kıraç, aşkın tarifini de çok açık ve yalın bir dille yapıyor: ‘‘Aşk, lunaparktaki tahta ata binmek gibidir. Hani jeton atınca bir ileri bir geri hareket eden at... Ayaklarınız yerden yüksekte, bir yere gidiyormuşsunuz gibi hissedersiniz kendinizi. Ancak bir baktığınızda aslında hiçbir yere gitmediğinizi görürsünüz. Elinizdeki jetonlar da bir süre sonra biter ve hareket etmeyen bir atın üzerinde durmak bir süre sonra çok sıkıcı bir hal alır...’’

Son zamanlarda tasavvufa merak saran Kıraç, hayatını Mevlana'nın ‘‘Ne olursan ol, gel’’ felsefesine göre yaşamaya çalışıyor. 7-8 aydır tasavvuf üzerine sohbetlere katılan Kıraç, yaşadığımız zaman içinde en zor olan şeyi, yani aslını aramayı sürdürdüğünü belirtiyor. Bu yolla sevmediği yönlerini bulup çıkartıp, masaya yatıran genç oyuncu, hoşgörünün artık unutulan bir kavram olduğunu da ekliyor. ‘‘Bazen birinin yerinize frene basması gerekiyor, tasavvuf yoluyla bunu ben başarıyorum. Gerçek şu ki, bugün maddiyattan çok maneviyata ihtiyacımız var. Bu yüzyıl biterken ben de herkes gibi aslımı arıyorum.’’




Yorumları Göster
Yorumları Gizle