GeriKelebek Onno Tunç vefat etmeseydi şu an Sezen Aksu’nun konumundaydım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onno Tunç vefat etmeseydi şu an Sezen Aksu’nun konumundaydım

Onno Tunç vefat etmeseydi şu an Sezen Aksu’nun konumundaydım
refid:9305448 ilişkili resim dosyası

Amerika'dan dönen ve ikinci albümü "Hislerimin Talebesiyim"i çıkaran Sevda Karababa'dan çarpıcı açıklamalar.

Amerika'dan dönen ve ikinci albümü "Hislerimin Talebesiyim"i çıkaran Sevda Karababa, "Şarkıcı erkekler bana hiç seksi gelmiyor. Şarkıcılık, erkeğe uygun bir meslek gibi gelmiyor bana. Erkeğin bir duruşu, karizması vardır. Ama sahneye çıkan, eline mikrofonu alan bütün erkekler, bir süre sonra feminenleşiyor. Abuk subuk dans ediyor, bakışı, duruşu, saçını atış şekli bile değişiyor. Parlak ceketler, taşlı pantolonlar giyiyorlar" diyor.

Ben sizi çok eskiden tanıyorum ama genç kuşak tanımıyor. Sizi onlara tanıtarak başlayalım...

- İ.Ü. Batı Müziği ve İTÜ Türk Müziği konservatuvarlarını eş zamanlı olarak bitirdim. Birinde kabak kemani ve viyola eğitimi, diğerinde de flüt ve gitar eğitim aldım. Nilüfer’in vokalistliğine başlamadan önce rahmetli Onno Tunç ile tanıştım. Zaten beni Nilüfer’le tanıştıran da kendisiydi. Ondan sonra bana albüm yapacaktı ama kısmet olmadı.

Nasıl tanıştınız Onno Tunç’la?

- Onno’nun kızı Ayda arkadaşımdı. Bir gün gazetede Onno’nun röportajını okudum ve çok etkilendim. Ayda’ya babasıyla tanışmak istediğimi söyledim. Tek bir hayalim vardı, Onno’nun sesimi beğenmesi... O sesimi beğenirse, bar

Onno Tunç vefat etmeseydi şu an Sezen Aksu’nun konumundaydım
şarkıcılığından bir üst seviyeye transfer olabilir, albüm yapabilirdim. Kendisiyle buluştuk, beni dinledi ve sesimi çok beğendi. Ondan sonra da çok sık bir araya geldik. Benim müzikal geleceğimle ilgili kariyer planlaması yapıyordu. Fakat bunun için beş-altı ay gibi bir zamana ihtiyaç olduğunu söylemişti. O sırada boş durmamı istemediği için de beni Nilüfer’le tanıştırdı. Nilüfer’e vokalistlik yapmaya başladım.

Bu arada sizi neden Sezen Aksu’yla tanıştırmadı acaba?

- Çünkü o oralar ikisinin arası açıktı. Onno, Nilüfer’le yakındı ve Sezen Hanım bu yakınlığa çok sinir oluyordu. O dönem zaten Onno, Ajda Pekkan’ın albümünü yapıyordu. Yani Sezen Aksu ile hiçbir şekilde bağlantısı yoktu. Küs oldukları bir dönemdi. Bu, bana da yarayacaktı ama dediğim gibi kısmet değilmiş...

Onno Bey’in Sezen Aksu ile arasının açık olması neden size yarasın ki?

- Çünkü Onno hem Sezen Hanım’a hem de Sezen Hanım’ın müziğine çok vakit ayırıyordu. Hayatında Sezen Aksu yokken yeni bir prodüksiyonla çok rahat ilgilenebilirdi, olmadı. O talihsiz uçak kazası yaşandı. Ben beş-altı aylığına Nilüfer’e vokalist olarak gitmişken, yedi yıl yanında kaldım. Her işte bir hayır vardır. Ama Onno yaşasaydı müzikal hayatım çok daha iyi olurdu. Çünkü o Türkiye’nin en önemli müzisyeniydi. Şu an bile onun yerine geçebilecek birisi yok müzik camiasında. Demek ki, benim de çile çekerek yukarı çıkmam gerekiyormuş.

Çok mu çile çektiniz, ne oldu?

- Çile çekmek derken her şey daha zor ilerliyor şimdi... 15 yıl önce ben Onno Tunç’un kanatları altında bu piyasaya çıksaydım, onun desteğiyle yürüyebilseydim, şu an inanın Sezen Aksu nasıl bir konumdaysa ben de öyle bir konumda olabilirdim.

Pardon anlamadım, nasıl yani?

- Evet, olabilirdim... Eğer Onno Tunç yaşasaydı, müzik piyasasında dengeler çok değişirdi. Bende bir şey görmeseydi, bana "Seninle çalışmak istiyorum, sana albüm yapacağım" demezdi. Ki o güne kadar kendisi hiç genç bir şarkıcıyla çalışmamıştı. Sonuçta yoluma Nilüfer’le devam ettim. Çok güzel bir dönemdi ama benim için onun yedi yıl vokalistliğini yapmam, kayıp bir yedi yıldır.

Neden kayıp?

- Albüm yapmam çok zor oldu. Göz önündeki şarkıcıların hepsine bakın, egosunu yenip, kendisine rakip olacak birisine asla destek olmazlar. Nilüfer ve onun konumundakilerin egolarını yenmeleri olanaksız. Ne olursa olsun,

/images/100/0x0/55eaf60bf018fbb8f8a1e43e
bilinçaltında bir şey var ve seni sürekli bekletiyorlar.

Siz de beklemeseydiniz...

- Çok gençtim. Tek başıma hareket etmekten korktum. Bir de o dönemler ünlü bir şarkıcının vokalisti olmak etiketti. Belki de o etiketi kaybetme korkusu yaşadım... Keşke bu korkuyu yaşamasaydım da "Ben gidiyorum" diyebilseydim. Çünkü bestelerim vardı, şarkı sözü yazabiliyordum. Basiretim bağlandı, ne diyelim.

Nilüfer’in prodüktörlüğünde ilk albümünüz "Sevdalım"ı 2000’li yıllarda piyasaya çıkardınız. Anlaşılan o ki, elde ettiğiniz başarı memnun etmemiş sizi...

- O ilk albümde bir acemilik yaşadık. Ne benim ne de albümün doğru düzgün bir reklamı, tanıtımı yapıldı. Nilüfer de, "Ben Nilüfer’im. Benim yaptığım iş mutlaka ilgi görür" düşüncesiyle çok yanımda olmadı. n Peki sonra ne yaptınız...

- Reklam cıngıllarından, bar çalışmalarından, dalış eğitmenliğinden kazandığım paralarla tası tarağı toplayıp Amerika’ya gittim. Amacım vardı, yabancı dil öğrenmek, tekrar müzik eğitimi almak ve ülkemde yapılan işlere dışarıdan bakmak istedim. Miami’de "Miami Ad School"a girdim. Bir süre sonra da evlendim.

DEMET AKALIN ŞARKICI DEĞİL

Bir Türk’le mi?

- Hayır, Amerikalı’yla. 2 buçuk-3 yıl evli kaldım. Sonra olmadı zaten...

Neden olmadı?

- O işleri nedeniyle İngiltere’de yaşamak zorunda kaldı. Çok az görüşmeye başladık ve boşanmaya karar verdik. Sonra yalnız yaşamaktan çok sıkılıp Türkiye’ye döndüm. Belki beş yılda müzik piyasasında bir şeyler değişmiştir diye umutla gelmiştim ama hayal kırıklıkları yaşadım. Beş yıl önceki gibi hálá firma sahipleri, olmadık insanlara "bey, hanım" diye hitap ediyordu. Bunları görünce içimden albüm yapmak hiç gelmedi.

Kimlere beyefendi ya da hanımefendi denmesi rahatsız etti sizi?

- Mesela Tuğba Ekinci. Herkes, "Tuğba Hanım, Tuğba Hanım" diye peşinde. Oysa elle tutulacak hiçbir yanı yok!

Peki... 15-16 yıllık kariyerinizde ikinci albümünüz "Hislerimin Talebesiyim"i piyasaya çıkardınız...

- Evet. Nihayet ikinci albümüm piyasaya çıktı. Umarım hayatımda bundan sonra güzel şeyler olur.

15 yılda ya da ilk albümünüzden bu yana çok isim çıktı, sizi sollayıp geçti. Bu durum zaman zaman canınızı acıtıyordur herhalde...

- Yok. Ben burada kalsaydım çok popüler olur, çok paralar kazanırdım. Mutlu olur muydum, sanmıyorum. Çünkü o zamanlar piyasanın şartları beni mutlu etmiyordu. Ben o şartlarda yorulmak, yoğrulmak istemedim. Piyasaya çıkan isimlerden Gülşen’i tanımam mesela. Ama öyle çok çok iyi bir ses olduğunu düşünmüyorum. Hande Yener, iyi bir şarkıcı. Ama bu yaptığı müzik türüyle şarkıcılığının çok az bölümünü kullanıyor. Eskiden yaptığı daha zordu. Şimdi dümdüz şarkı okuyor. Kafa sesiyle söylüyor, yorumsuz okuyor. Bu durum onu vasatlaştırdı. Klipleri kötü taklit. Yani Bollywood filmleri gibi. Bir de para kazanmayı bırakıp, deneysel bir şeylere girişmesini takdir ediyorum. Demet

Onno Tunç vefat etmeseydi şu an Sezen Aksu’nun konumundaydım
Akalın’a gelirsek, o çok iyi bir kız. Fakat iyi bir şarkıcı değil. Ayrıca biraz susmasını öğrenmeli. Mesela diyor ki, "Ben şan dersi almayacağım. Sesimin özelliği bozulur." İnsanın bunu söylemesi için cahil olması, kendini şarkıcı zannedip, sesini iyi sanması için bayağı bilgisiz olması gerek. Evet şarkıları çok tuttu, iyi şarkılar seçti ama iyi bir ses değil. Kalktı, "Türk yönetmenler kısır" dedi. Sen ne istediğini biliyor musun peki? Sen niye onları yönlendirmiyorsun, niye dünyayı takip etmiyorsun? Etsen, o klibin benzer olduğunu anlardın. Ne istediğini bilmiyor. O yüzden de kliplerinde Banu Alkan gibi gözüküyor. Bu yönetmenle ilgili bir şey değil.

Son sözünüz...

- Müzikal anlamda bu albümle yırtar mıyım bilmiyorum ama ben iyi şeyler olacağına inanıyorum. Ben Türkiye’de son 12 yıl içerisinde gelmiş geçmiş en iyi seslerden biriyim. Sezen Aksu, Ajda Pekkan ve Nilüfer’e solist olarak rakip olabilecek tek kişiyim. Bunu sakın ukalalık olarak algılamayın, ben müzikal kariyerime, eğitimime çok güveniyorum. Ben oturup bir albümün her aşamasıyla ilgilenebilirim. Beste yapıyorum, söz yazıyorum, teknikten anlıyorum...  Bu ikinci albümümü alıp bir dinleyin, asla hata bulamazsınız. Sanki 40 yıllık şarkıcıymışım gibi sıfır hata ile yaptım bu albümü. Şu bir gerçek ki, iyi şarkıcılıkla albümün tutması çok başka bir şey. Demet Akalın’ın albümleri çok satıyor ama iyi bir şarkıcı değil. n Siz de birkaç yıl önce Abdullah Gencal’la birlikte tangalı, üstsüz güneşlenirken yakalandınız...

- Ben o dönem beş günlük tatil için Türkiye’ye gelmiştim. Apo da benim çok eski arkadaşımdır. Bodrum’a geldiğimi duymuş, beni bulunduğu yere davet etti. Kırmadım, gittim. Miami’de nasıl rahatsam, orada da rahat hareket etmeye devam ettim. Ama bir anda paparazziler etrafımızı sardı. Şimdi o gazeteciler beni tanımaz. Çünkü meşhur değilim. Mutlaka onları oraya biri çağırdı. Zaten Abdullah daha sonra "Sevda ile Bodrum’a beraber geldik" deyince beynimde şimşekler çaktı ama iş işten geçmişti. Kendisi şu an arkadaşım değildir zaten...

Şarkıcılık erkeği feminen yapıyor

"Bir sevgilim yok. Olamıyor. Neden olamıyor? Bir erkeğin benim zekamla baş etmesi gerekiyor. Ama edemiyorlar. Bu anlamda onları çok zeki bulamıyorum. Benim çevremde hep müzisyen ya da şarkıcılar var. Şarkıcı erkekleri de

/images/100/0x0/55eaf60bf018fbb8f8a1e442
çekici bulmuyorum. Bana hiç seksi gelmiyorlar. Bir şarkıcıdan hoşlandığımı anladığım an, hemen kafamı çevirir giderim. O kadar tepkiliyim yani bu duruma. Bu iş yani şarkıcılık, erkeğe uygun bir meslek gibi gelmiyor bana. Erkeğin bir duruşu, karizması vardır. Ama sahneye çıkan, eline mikrofonu alan bütün erkekler, bir süre sonra feminenleşiyor. Abuk subuk dans ediyor, bakışı, duruşu, saçını atış şekli bile değişiyor. Parlak ceketler, taşlı pantolonlar giyiyorlar. Şimdi birçok kişi karşı çıkacak ama, bu anlamda şarkıcılık kadına yakışıyor, erkeğe değil. Erkeklere yakışan tek şey dans. Dans derken folklordan söz ediyorum. Folklor oynayan bir erkek çok daha karizmatik. Anadolu Ateşi’ndeki dansçılara bakın, süperler... Hele o Karadeniz bölümündeki performanslarıyla müthiş erkeksiler."

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle