GeriKelebek Onlar yazdı mı meşhur ediyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onlar yazdı mı meşhur ediyor

Her bilette payı varHINCAL ULUÇ (70) /_np/2474/7992474.jpg<ımg>

Sabah yazarıBirkaç yıl önce bir bale temsili için "Devletin parasıyla bu kadar kötü iş yapılır mı? Bir ilkokul müsameresine benzemiş" diye yazdığında koreografından dansçısına, basın sorumlusundan genel müdürüne bütün kurumun nasıl telaşlandığına bizzat şahit olmuştum. Başkalarının beğenip beğenmemesi o kadar önemli değildir ama Hıncal Uluç yazdı mı, bilinir ki herkes okur, kafasının bir köşesine iliştirir. Onun fikirleri sadece çok okunan bir köşe yazarı olduğu için değil, üşenmeden kalkıp bütün temsillere gittiği için değerlidir. Il Travatore’nin de galasında görürsünüz onu, en harcıalem Amerikan filminin fuayesinde de. O nedenle satılan satılmayan sinema, konser, tiyatro, dans ve opera biletlerinde payı vardır. Şöhret de yaratır. O yazmadan önce Nez mi vardı, Ferhat Göçer mi? Beğendiği serginin, filmin, şarkıcının pr’ını ondan daha iyi yapacak biri yoktur. Ona kültürün cumhurbaşkanı diyorlarDOĞAN HIZLAN (72)/_np/2475/7992475.jpgHürriyet yazarı<ımg>Türkiye’de kültür sanatın en yüksek merciidir. Sanatın sadece bir alanında nüfuz sahibi değildir. Edebiyat da ondan sorulur, klasik müzik de. Onun açılışına gittiği sergiyi daha çok kişi ziyaret eder, bahsini geçirdiği opera ya da bale temsilinin biletleri tükenir. Bir etkinliğe katılması için sayısız telefon gelir, çünkü bazen şöyle bir görünmesi bile o etkinliğinin prestijini artırır. O yüzden de bütün kitap fuarları onu ister, bütün edebiyat yarışmaları onu jüri yapar. Bir kitap onun onayıyla çok satar. Çünkü referansı altın değerindedir. Bütün bunlar kadar önemli olan, Doğan Hızlan’ın bu nüfuzunu büyük bir zarafetle taşımasıdır. Bir kitap ya da bir albümü önerirken okuruna baskı yapmaz. Eleştirileri yıkıcı değildir. Bilgiyle donatılmış, tecrübeyle sağlaması yapılmıştır. O yüzden gücünü kabul eden herkes aynı zamanda ona saygı ve sempati duyar. Türkiye’nin sosyal sörfçüsüERTUĞRUL ÖZKÖK (62)Hürriyet Genel Yayın YönetmeniÜlkedeki en küçük esintinin denizle ne zaman, nasıl ve hangi açıyla buluşacağını önceden hisseder. Dalga geldiğinde o hazırdır, dengesi tamdır. Ortaya estetik bir sörf şov çıkarır. Yazdığını nefis bir dedikodu malzemesiymiş gibi konuşur, hayati bir meseleymiş gibi tartışırız ama en önemlisi peşinden gideriz. Konu ister siyaset olsun, ister bir film, şarkı ya da kitap. Onun köşesinde bir cümleyle geçirdiği her neyse artık popüler olmuştur. Tarkan, Şükriye Tutkun, Harun Kolçak, Burak Kut gibi starların öneminden ilk onun yazılarında söz edilmiştir. "Da Vinci Şifresi" romanının nasıl bir fenomen olacağını Türkiye’de ilk o söylemiştir. Sonradan satış rekorları kıran Issız Adam filminin müziklerini "Anlamazdın Anlamazdın" başlıklı yazısıyla ilk o keşfetmiştir. Geçen yıl en sevdiği aryaları topladığı bir albüm çıkardığına bakmayın, elitist değildir. Mesela henüz bugünkü şöhreti yokken Serdar Ortaç’ı çok beğendiğini rahat rahat söylemişti. Popu sever. Zaten İngilizce’yi de pop müzik aşkına, Billboard dergisini okuyabilmek için öğrenmiştir. Arabeski hor görmez. O, I-pod’unda hem Mal di Luna aryası hem de Kara Kışlar parçası bulunan tek genel yayın yönetmenidir. Edebiyatın güven noktasıENVER ERCAN (51)Varlık ve Yasakmeyve’nin YönetmeniEdebiyat dergisi Varlık’ın ve şiir dergisi Yasakmeyve’nin genel yayın yönetmeni. Varlık, 75 yıllık bir dergi; edebiyata kazandırdıklarıyla oluşturduğu bir güven duygusu var. Ercan’ın yayın yönetmenliğini sürdürdüğü son 20 yılda Şebnem İşigüzel, Müge İplikçi, Sema Kaygusuz, Süreyyya Evren, Can Bahadır Yüce, Nilay Özer, Tuna Kiremitçi, Neşe Cehiz burada yazdılar. Yasakmeyve daha genç, 7. yılını sürüyor. Ama artık şiir çevresinin nabzını tutuyor. Üstelik Yasakmeyve genç şairlerin ilk kitaplarını da basıyor. Öykücülerin başvuru merkeziSEMİH GÜMÜŞ (53)Natos Öykü’nün yönetmeni30 yıldır edebiyat dergileri hazırlıyor. Önce Adam Öykü vardı, şimdi Notos’u yapıyor. Edebiyat yayıncılığını geleneksel ve tutucu tavrından kurtaran adamlardan biri. Ayda en az 150 öykü, Notos’ta basılması için onun eline geliyor. Beğendiği bir yazar oldu mu, aylarca, üst üste onun öyküsünü basıyor, okuyucuyu peşinden sürüklüyor. Muhafazakár sanat çevrelerinin bilirkişisiİSKENDER PALA (51)

Yazar ve şairSağcısıyla da, solcusuyla da hoş geçimlidir. Gücünü, hitap ettiği geniş gençlik kitlesinden alır. Her kesimden hayranları vardır. Divan şiiri üzerine yaptığı seminerlerde yer bulmakta zorlanırsınız. Onun adı anıldığında genellikle muhafazakár bir entelektüelin modern hayata bakış açısı akla gelir. Librettolar yazar, müzikaller hazırlar, romanlarını billboardlarda tanıtır, resim sergilerinde boy gösterir, panellerde tartışır, televizyonlarda programlar yapar. Kültür sanat politikalarını belirlemek bakımından sağ entelektüellerin de, bürokratların da akıl danıştıkları arasındadır. Etrafında genç şairler dönerHİLMİ YAVUZ (73)

ŞairTalat Halman ona Şair-i Azam sıfatını vermişti. Şairlerin şairi gibi bir şey demek bu. Belki de bu yüzden çevresinde hep bir hayran avenesi vardır. Bilkent Üniversitesi’nde verdiği derslerin çıkışında kapıda bekleşirler, çünkü ondan bir şeyler öğrenmek, ilham almak genç edebiyatçı ve şairler için önemlidir. Zaman Gazetesi’nde kültür sanat yazıları yazar. Felsefe, din, edebiyat ve dilbilimi üstüne birçok denemesi vardır. istanbul’un sesini açanlarAHMET (47) - MEHMET ULUĞ (50) - CEM YEGÜL (50)

 Babylon ve Pozitif’in sahipleriYirmi yıl önce abd’den istanbul’a döndüklerinde en büyük hayalleri dönemin ünlü grubu Sun Ra’yı Türkiye’ye getirmekti. Başardılar ve sonra Pozitif adlı organizasyon şirketini kurdular. Bugün Pozitif’in yaptığı Efes Pilsen One Love, Rock’n Coke, Akbank Caz Festivali, Blues Festivali, SOS istanbul gibi festivallere baktığımızda Türkiye’deki müzik piyasasını değiştirip çıtayı yükselttiklerini söyleyebiliriz. Toplamda bir buçuk milyon kişinin gittiği o konserlerde James Brown’ı, The Cure’u, Manu Chao’yu, Jane Birkin’i, Patti Smith’i, Marianne Faithful’u ve REM’i dinledik. Ayrıca 10 yıl önce açtıkları Babylon müzik kulübü, istanbul’un sesini ve hacmini değiştirdi. Sonra plak şirketi Doublemoon geldi. Bugün Pozitif sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da iyi müziğin markasıdır. Halkın kalbine giden yolun anahtarıSEZEN AKSU (55)Yeni şarkıcılar onunla tanışmak ister, kulisinde bekler, evinin kapısını çalar. Bütün sanatçılar onun ekürisinin bir parçası olmak ister. Çünkü eğer o ekürinin içinde olursanız, hem güvende hissedersiniz, hem müzikal hayallerinize daha kolay ulaşabilirsiniz. Sertab Erener, Levent Yüksel, Aşkın Nur Yengi, Işın Karaca bir zamanlar Sezen Aksu’nun yanındaydı, böylelikle varoldular. Kenan ve Ozan Doğulu da öyle. Eğer albümünüze ondan bir parça alabilirseniz, Türk halkının kalbine kalıcı olarak girersiniz. Türkiye’de müzik deyince dünyadaki yollar ona çıkarHASAN SALTIK (45)

Kalan Müzik’in sahibiGeçen ay BBC World, Türk müziğiyle ilgili bir belgesel çekmek için istanbul’a geldi ve bütün yabancılar için mutat hale gelen görüşmeyi yapmak için Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık’ın karşısına geçti. Röportajı yapan ünlü müzik eleştirmeni Charles Gillett’di ve o gün Saltık’a şöyle dedi: "Türkiye’nin müziğini senin sayende tanıdık." Gerçekten de Kalan Müzik sadece bir müzik şirketi değil. 1991’den beri arşivlerde kalmış Klasik Türk Müziği, Halk Müziği eserlerini yayınladı, Ermeni, Laz, Kürt sanatçılara albümler yaptı. Keşfettiği Anadolulu sanatçılar dünyanın en önemli sahnelerinde konserler verdi. Time 2006’da Saltık’ı Avrupa’nın Kahramanları’ndan biri ilan etti. Saltık sinema sektöründe de çok aranılan bir kişi. Türkiye’de yapılan bütün film ve dizilerin yüzde 60’ı müzikleri için ona başvuruyor.Hak arayan kilit adamBÜLENT FO


Yorumları Göster
Yorumları Gizle