Ona Leo diyorlar

Güncelleme Tarihi:

Ona Leo diyorlar
Oluşturulma Tarihi: Ocak 21, 2012 00:00

Eleonora Lo Bianco dünya voleybolunun en önemli oyuncularından. Dile kolay, tam 510 kez İtalya Milli Takımı’nın formasını giydi. Avrupa ve dünya şampiyonlukları yaşadı. Bu sezonun başında da ilk kez İtalya dışına çıkarak Galatasaray’a transfer oldu. Üstelik meme kanserini atlattıktan sadece sekiz ay sonra. Arkadaşlarının ‘Leo’ dediği başarılı pasör İstanbul’da sevdiklerini ve kanserle mücadelesini anlattı.

Haberin Devamı

- İtalya Ligi’nde hep iddialı takımlara forma giydiniz. Sonunda 31 yaşında ilk kez ülke dışında oynamaya karar verdiniz. Bu kararınızda en büyük etken neydi?
- İtalya Ligi 20 yıl boyunca Avrupa’nın en iyisiydi. En iyi yabancı oyuncular orada oynardı. Ancak, İtalya’nın ekonomik sorunları voleybolu da etkiledi. Birçok oyuncu başka ülkelere transfer oldu. Serie A da eski gücünden kaybetti. Geçen yaz kariyerimde yeni bir pencere açmak istedim. Bunun yollarından biri İtalya dışına transfer olmaktı.

- Türkiye’den başka ülkelerden de teklif aldınız mı?
- En başta Rusya’dan teklif aldım. Ama çok iyi bir tecrübe olacağını düşünmediğim için kabul etmedim. Ayrıca Türkiye’ye daha önce gelmiş bazı eski takım arkadaşlarım İstanbul’un çok iyi bir tercih olacağı konusunda telkinde bulundu. Yaşam tarzının çok iyi olduğunu anlattılar. Bunun üzerine Galatasaray’ı seçtim.

Haberin Devamı

- Türkiye liginin seviyesini ve Galatasaray’ı nasıl buldunuz?
- Galatasaray’a birkaç yıllık proje gözüyle bakabiliriz. Yeni bir takımımız var, hemen iyi sonuçlar almak mümkün değil. Daha iyi seviyeye gelmek için zamana ihtiyacımız var.

/images/100/0x0/55ea2974f018fbb8f86f04f2

OLİMPİYAT MADALYASI İÇİMDE BİR UKDE

- Peki İtalya ve Türkiye ligleri arasında ne gibi farklar gördünüz şimdiye kadar?
- İtalya’da takımların seviyesi birbirine daha yakın. Türkiye’deyse lig ikiye bölünmüş: Ligin tepesinde çok güçlü takımlar var. Buna karşılık diğer takımlar biraz zayıf. Bu da yeterince çekişme olmasını önlüyor. Türkiye Voleybol Federasyonu bir karar alarak, sahadaki yabancı oyuncu sayısını ikiye indirmiş. Bence bu kararla en iyi Türk oyuncuların sahada kalma süresi arttı. Bu karar da Türk oyuncuların seviyesini artırabilir.

- Türk seyircisini nasıl buldunuz?
- İtalya’daki voleybol seyircisi bu kadar ateşli değil. Özellikle Galatasaray-Fenerbahçe rekabetindeki ortam yok orada. Tribündeki seyircileri ayrı ayrı oturtmak gerekmez.

- Tüm bu milli takım kariyerinde bir eksiğiniz var: Olimpiyat şampiyonluğu. 2004 ve 2008’de hep çeyrek finalde elendi İtalya.
- Londra, muhtemelen dördüncü ve son olimpiyatım olacak. Bir türlü yarı finale yükselemedik. Hatta önde gittiğimiz maçları bile kaybettik. Sanki takım oynamaktan vazgeçti. Zihinsel olarak o baskıyı kaldıramadık. O iki maçı hep unutmaya çalışıyorum. Bu madalya için bir ukde. Londra’da bu eksik madalyayı almayı umut ediyorum.

Haberin Devamı

-İtalya adına bayrak taşımaya aday dört sporcudan birisiniz. Sizi heyecanlandırıyor mu?
- Bir sporcunun hayatında bir kez yapabileceği çok özel bir şey. Benim için büyük bir onur. Ülkenizi temsil eden kişi olacaksınız. Seçilirsem çok sevinirim. Bir de şöyle bir önemi var: İtalyan Olimpiyat Komitesi bu kez dört kadın sporcu arasından seçecek bayrak taşıyıcıyı. Erkeklerin tekelindeki görevi bu kez bir kadın üstlenecek.


- Yaklaşık altı aydır İstanbul’dasınız. Şehri keşfetme imkanı buldunuz mu?
- Anadolu yakasında yaşıyorum. Çok güzel bir şehir. Noel’de ailem de geldi. Tabii İtalya’da küçük bir şehirde yaşadığım için bana çok kalabalık geliyor. Daha çok Anadolu yakasındaki alışveriş merkezlerine gittim. Avrupa yakasındaysa Kanyon’a gittim ama İstinyePark’a henüz gidemedim. Doğrusu şehrin öbür yakasına gitmekten biraz çekiniyorum.

Haberin Devamı

İSTANBUL’DA BAYILDIĞIM ÜÇ ŞEY

- Boğaz Köprüsü’nden akşam saatlerinden geçerken gördüğüm o manzara. Eşi benzeri yok.
- Simit! Tek kelimeyle bayılıyorum! Hele babam, İstanbul’a geldiğinde her seyyar satıcıdan simit aldı.
- İnsanların içtenliği. Burada herkes her zaman nazik, ilgili ve yardıma hazır.

KENDİMİ HİÇBİR ZAMAN BİR HASTA GİBİ GÖRMEDİM

2010 Kasım’ında Japonya’daki dünya şampiyonasında mememde bir sertlik hissettim. Ama şampiyona sırasında çok yakın bir arkadaşım hariç, kimseye bahsetmedim. Neler yaşayacağımı bilmiyordum. İtalya’ya dönünce hemen tetkikler yapıldı ve Milan Avrupa Onkoloji Enstitüsü’nde bir operasyon geçirdim. Göğsümdeki kitle alındı. 31 yaşındaydım ve ailemde hiçbir kanser vakası yok. Üstelik sporcuyum ve sağlıklı bir yaşam sürüyorum. Demek ki başıma gelmesi gerekiyormuş. Kendimi bu sürecin hiçbir anında bir hasta gibi görmedim. Ocak’ta yeniden antrenmanlara çıktım. Bir ay sonraysa maçlarda forma giymeye başladım. Sürekli tıbbi kontrol altındayım ama hayatımda önemli bir değişiklik yapmadım.

Haberin Devamı

510 KEZ MİLLİ OLDUM

Yıllardır İtalya Milli Takımı’nın pasörüyüm. Milli Takım’da 510 kez oynadım. İlk kez 1998’de girdim. 13 yıl ara vermeden oynadım. Erkek ve kadınlarda en çok milli olan voleybolcuyum. 14 numara ben çocukken İtalya’nın en iyi pasörü Manuela Benelli’nin forma numarasıydı. Sonra antrenörlüğümü de yaptı. Onu örnek aldım ve numarasını da sırtıma geçirdim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!