GeriKelebek Olayın kahramanı ben değildim yolculuğun kendisiydi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Olayın kahramanı ben değildim yolculuğun kendisiydi

Olayın kahramanı ben değildim yolculuğun kendisiydi
refid:21368855 ilişkili resim dosyası

Amerika’da yaşayan makine mühendisi Erden Eruç, 2007’de sadece kas gücüyle dünyayı gezmek için yola çıktığında 46 yaşındaydı. San Francisco’nun Bodega Körfezi’nden özel yapılmış sandalıyla Büyük Okyanus’a açıldı. 5 yıl 11 gün süren dünya turunda pedal çevirdi, kürek çekti, yürüdü. Sıradışı bir başarıya imza atarken, kurduğu vakıfla çocuklar için eğitim ve yardım faaliyetleri yürüttü. Denizde en uzun süre kalan kürekçi ve kas gücüyle dünya turunu tamamlayan ikinci insan oldu; Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Seattle’daki evinden sorularımızı yanıtlayan Eruç, “Ses getirecek yeni hayallerim var” diyor.

5 yılda tamamladığınız yolculuğunuz sırasında nasıl bir güzergah izlediniz?
- 10 Temmuz 2007’de California’nin Bodega Bay Limanı’ndan başladım. 21 Temmuz 2012’de aynı noktaya döndüm. Yolculuğumun senelere yayılmış değişik etapları sırasında önce Büyük Okyanus’u, daha sonra Bismarck Denizi’ni kürekle aşıp iki hamlede Papua Yeni Gine’ye ulaştım. Kanoyla ve yürüyerek o ülkenin güneyine geçip ardından Mercan Denizi’nde kürek çekerek Avustralya’ya ulaştım. Avustralya’nın kıyı hattını saat yönünde pedalla aşıp Hint Okyanusu’na açıldım. Kasırga mevsiminin geçmesi için 2010-2011 kışında yolculuğuma Madagaskar’da ara verdim. Oradan Mozambik sahillerine kürek çekip, Tanzanya, Zambia ve Namibia üzerinden Afrika’yı bisikletle geçtim. Namibia’dan Venezuela’ya kürekle geçtim, oradan ABD’nin Louisiana sahillerine kadar yine kürekle devam ettim. Bitiş noktasına varabilmek için ABD’de 3 bin 845 kilometre daha pedal basmam gerekti.
Hangi etapta Guiness rekoru kırdınız?
- 2007 Temmuzu ile 2008 Mayısı arasında Büyük Okyanus’ta kürek çektiğim 312 gün rekor getirdi. Daha önceki 304 günlük rekor denizde kaybolan İngiliz kürekçi Peter Bird’e aitti. Toplam 876 günlük deneyimimle dünyanın yaşayan en tecrübeli okyanus kürekçisi oldum. Amerikalı, Kanadalı, Fransız, İngiliz, kısacası dünyadaki tüm okyanus kürekçileri beni ölçüt olarak alıyor artık. Bununla gurur duyuyorum.

KILIMANJARO’YA BABAM VE EŞİMLE TIRMANDIM

Ayrıca geçtiğiniz her kıtanın en yüksek dağına tırmanmayı planlamıştınız, başarabildiniz mi?
- İsveçli ünlü dağcı Göran Kropp, 2002 Eylülü’nde birlikte bir kaya çıkışı yaparken düşüp hayatını kaybetti. Kropp, 1996 yılında İsveç’ten Nepal’e bisikletle gidip Everest’e tırmanışıyla bilinirdi. Onun anısına uğradığım kıtaların en yüksek zirvelerine kas gücüyle gidip tırmanmayı amaçlıyordum. Altı ayrı kıtaya uğramak niyetindeydim, o nedenle bu projeyi Altı Zirve Projesi diye isimlendirdim. 2010’da global ekonomik kriz sırasında Hint Okyanusu geçisimde Avustralya’dan doğru Afrika’ya yönelip, Asya ve Avrupa’yı pas geçtim. Böylece Everest için gereken harcamaları ertelemiş oldum. 2011’de proje bütçesindeki açık hâlâ 215 bin dolar civarındaydı. Masrafı kısıp, turu bir an evvel tamamlamam gerekiyordu. O nedenle güney Atlas Okyanusu geçişim sırasında Afrika’dan doğru Kuzey Amerika’ya yöneldim. Venezuela’da kısa bir bisiklet etabı gerekti; o kıtanın en yüksek zirvesi Aconcagua’ya gitmedim, yolculuğa Karayip Denizi’nde devam ettim. Sonuçta Kuzey Amerika’da McKinley’e 2003’te, Avustralya’da Kosciuszko’ya 2010’da ve Afrika’da Kilimanjaro’ya 2011’de tırmandım. Asya’da Everest, Avrupa’da Elbrus ve Güney Amerika’da Aconcagua’ya tırmanmayı erteledim.
Yolculuğunun en unutulmaz bölümü hangisiydi?
- Afrika’da Kilimanjaro zirvesine çıkmam gerekiyordu. Eşim ve 79 yaşındaki babam Tanzanya’ya geldi, birlikte zirveye ulaştık. Orada onlarla birlikte olmak, onca çabaya değdi. Baba-oğul ikimiz de orada ömür boyu unutulmayacak hatıraları birlikte yaşama fırsatı edindik.
Tüm dünyayı dolaştınız, yüzlerce kişiyle tanıştınız, projeniz ne gibi tepkiler aldı?
- Yolculuğum bir ilişkiler yumağı olarak özetlenebilir. Her gittiğim ülkede gelir seviyesi ne olursa olsun, önceden tanımadığım kişiler bana yardım eli uzattı. Oralara uçak veya otomobille gelmiş herhangi bir turist olsaydım, belki bu kadar ilgi görmezdim. Kürekle veya yüklü bir bisikletle vardığım yerlerde özel ilgi gördüm, karşılaştıklarım öykümün bir parçası oldu. Zamanda yolculuğumun hakkını verme sorumluluğunu üstlendim. Olayın kahramanı ben değildim, yolculuğun kendisiydi.

Olayın kahramanı ben değildim yolculuğun kendisiydi

YALNIZ İKİ KİŞİ BAŞARABİLDİ

Dünyada daha önce hiç bunun gibi bir proje yapan oldu mu?
İngiliz gezgin Jason Lewis kas gücüyle devrialem projesini 2007 Ekimi’nde tamamladı. Okyanusları yanında bir arkadaşıyla geçmişti. Ben denizde yalnızdım. O nedenle “kendi gücüyle devrialemi” başaran ilk kişi oldum. Zaten dünyada kas gücüyle devrialem yapan sadece iki kişi var.
Uzun süre yollardaydınız, aileniz projenizi nasıl karşıladı?
- Babam, kardeşim de doğa düşküdür. Annem, “Herkes gibi şehirde vakit geçirseniz ne olur” derdi hep. Amerikalı eşim Nancy ile daha ilk tanıştığımız gün ona kas gücüyle devrialem projemi açmıştım, biliyordu. Sürpriz olmadı. Bana güven aşılamasının yanında yokluğumda gösterdiği sabır nedeniyle eşime çok şey borçluyum.
Çocuklar için kurduğunuz vakıf ne gibi sonuçlar aldı?
- 2003’te hayatıma yeni yön verme aşamasındaydım. Projelerim dünya standardında olacak, beni destekleyenlere prestij kazandıracaktı. Projelerin getireceği tanıtım potansiyelini eğitim ve hayır amacıyla değerlendirip topluma faydalı olmak istedim. Kâr gütmeyen bir vakıf oluşturmaya karar verdim. Seattle’da oturduğumdan vakfı orada kurduk. Yönetim ve denetim kurullarımızdaki tek Türk benim. Buna rağmen Türklerden gelen bağışların Türkiye’de değerlendirilmesi konusunda hiçbir itirazla karşılaşmıyorum. Türkiye’de İlkokullara Yardım Vakfı (İLKYAR) ve ABD’de Bridge To Türkiye adlı vakıf ile ortak projeler üretiyoruz. Ben açık denizlerdeyken, İLKYAR tarafından kırsal bölgelerdeki yatılı il bölge okullarına yapılan ziyaretler sırasında uydu telefonumla arayıp, öğrencilerin sorularını cevaplar, onlara hayallerine sahip çıkmaları gerektiğini söylerdim.
Seyahatinizin en zorlandığınız kısmı hangisiydi?
- Malzeme, tekne, erzak nakli gibi meseleler beni çok zorladı. Bunun yanında vakfımızın eğitim ve hayır amaçlı projeleri için bağış derlemede çok zorlandım. Aslında yolculuğum bu projeyi duyurmaya yönelikti. Başarımdan topluma fayda üretmeyi hedefleyerek yola çıkmıştım; milyon dolarlık projelere imza atabilecekken, ancak 100 bin dolar toplandı. Belli ki toplumun güvenini kazanmak o kadar kolay değilmiş.
Dünya turu sırasında gördüğünüz yerlerden en çok hangisi iz bıraktı sizde, tekrar, hatta defalarca gitmek istediğiniz bir yer var mı?
- Bende derin izler bıraktı. Göçebe hayatı yaşıyordum, farklı yerlerde çok az zaman geçirebiliyordum. Dolayısıyla tanıştıklarımla tekrar buluşabilmek, onlara teşekkür etmek en büyük isteklerimden. Kimi yerlerin doğasından, kimilerinin misafirperver halkından etkilendim. Filipinler, Papua Yeni Gine, Avustralya, Namibya, Venezuela...
Bundan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz?
- Öncelikle Aktaş Holding ve Marjinal gibi projeme destek verenlerin kampanyalarına katılıp, başarılarımı onlara faydalı olacak şekilde değerlendirmeliyim. Ayrıca kitaplar yazıp, geliriyle bütçe açığımı kapatmalıyım. Yolculuk sırasında uğradığım yerlere dönüp, insanları, öykülerini daha iyi araştırmayı düşünüyorum. Dünyada ses getirecek başka hayallerim de var elbet, ancak kısa vadede eşime zaman ayıracağım. Bağımızı yeniden güçlendirmeliyiz. Çünkü çok ayrı kaldık.

FİZİKSEL GÜCÜN YANI SIRA SABIR VE METANET GEREKLİ

Kasla dünya turuna çıkmak uzun süreli egzersiz gerektiren bir uğraştı. Fiziksel gücün yanı sıra sabır, metanet, bilgi gerektiriyordu. Her etaptan yeni tecrübeler ediniyor, bunları bir sonraki etabın hazırlık evresinde değerlendirebiliyordum. Kürek, bisiklet, kano, yürüyüş gibi farklı disiplinleri içeren bu mücadelede kritik dönemler birinden diğerine geçiş sırasındaydı. Örneğin bisikletle vardığım bir limandan kürekle açıldığımda, ilk iki hafta sakatlanmamaya, dört ila altı haftadan önce de kendimi olağanüstü zorlamamaya dikkat ediyordum. Zamanla vücut alışıyor, gerekirse saatlerce kürek başında kalabiliyordum. Etaplar arasındaki dinlenme süresi mevsimlere bağlıydı. Fırtına mevsimi sırasında okyanuslarda olamazdım. Aradaki beklemeler sırasında düzenli spor yapmaya çalışsam da, genellikle ek sponsor arayışı, medya talepleri, sunumlar gibi konular beni çok meşgul ediyordu. Her seferinde yolculuk etaplarının kendilerini birer idman süreci olarak değerlendirip, formumu giderek artırıyordum. Seneler boyunca bilinçli spor yapmamın büyük faydasını gördüm.

UFAK ZAFERLERLE MUTLU OLMAYI ÖĞRENDİM

Bu yolculuk özgüvenimi artırdı, hayatla ilgili tercihlerimi doğruladı. Senelerdir hareket halinde olan vücudum 51 yaşımda hâlâ zinde. Hayat kısa, hayalleri ertelememek gerekiyor. Bunlar da hedef koymadan gerçekleşmiyor. Yolculukta bir çok kişi yardım eli uzattı, sponsorlarım ve ekip arkadaşlarım bana sahip çıktı. İnsanlığa güvenim tam. Ancak toplumlar kahramanlarını kendileri seçiyor. Bu nedenle zaman içinde toplumdan hiçbir şey beklemeden ufak zaferlerle mutlu olmayı öğrendim. Zorlandığım son dönemlerde hedefe ulaşabilmek için üstlendiğim hayır ve eğitim projelerini düşündüm, böylece iç huzura kavuştum. Başladığım işi bitirebilmek benim kendi başarım olacaktı. Kendi değerlerime odaklanmalıydım. Bu turdan çıkardığım belki de en büyük ders, hiçbir beklenti olmadan azla yetinip mutlu olmayı öğrenmekti.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle