GeriKelebek Ödüllü koltuk
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ödüllü koltuk

Metin Káşo'nun tasarımına, Chicago- Uluslararası Dekorasyon Fuarı Decorex'te ödül yağdı.

İç mimar Metin ve Pervin Káşo, geçtiğimiz Haziran ayında Amerika'nın en büyük dekorasyon fuarı Decorex'e katıldı. Fransız, İtalyan, İngiliz tasarımcılarıyla aynı standda sergiledikleri koltuk, en iyi üretim, en iyi tasarım ve en iyi kumaş dalında birinci oldu. 25 yıl önce aynı fakültenin, aynı sınıfından mezun olan Káşo çifti, o günden bu yana aynı işi ve yatağı paylaşıyor. Pervin Káşo, ‘‘başarımızı birbirimizi tamamlamamıza borçluyuz,’’diyor. İç mimar ve tasarımcı Kaşo ailesiyle dekorasyonun dedikodusunu yaptık.

Mobilya kültürüne Káşo damgasını vurmak uzun yıllarınızı almış olmalı...

PK- Mimar Sinan Üniversitesi Tatbiki Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık ve Mobilya Dizaynı Bölümü mezunuyuz. İkinci sınıftan itibaren Metin'le birlikte okuduk. Sınıfta 11 kişiydik. Camekan çiçeği gibi yetiştik. Alman ekolünden gelen hocalarımız bizimle teker teker ilgilendi. O yıllarda bile projemizin en iyi olması için birbirimizden gizleyerek, saklayarak bir yarış içinde çalışırdık. Metin'le benim aramda farklı bir yarış vardı. Ve bu daha sonra evliliğe dönüştü.

Aranızda bir iş bölümü var mıdır?

PK- Metin imalat safhasında daha söz sahibi. Estetik mevzuunda ise ben daha ön plandayım. Proje aşamasında mutlaka bir çekişmemiz olur. Hakiki manada dövüşerek, hatta birbirimize küserek tamamlarız bazı projelerimizi. Aşağı yukarı 16 saati müşterek geçiriyoruz. Bir işe girdiğimiz zaman karı-koca statülerinin yerine farklı kişilikte iş yapan insan oluyoruz. Düşünce çarpışmalarından zaman zaman çok güzel eserler çıkıyor. Bazen birimiz kitlenince, diğerimiz problemi çözüyor. Yemek masamızda iş var, seyahatte iş var, tatilde iş var, hatta yatakta iş var. Yattıktan sonra aklıma yeni bir şey geldiğinde hemen Metin'i uyandırırım ya da kağıda çizer ertesi gün ona gösteririm.

Dekoratörlük günümüzün yükselen mesleklerinden biri artık. Bu meslekte etik açıdan benimsediğiniz kurallar var mı?

MK- Bazı dekoratörler projelerinde şapkalar uçurmak isterler. Hayallerinde uçarlar, yaşanan mekanı bir tiyatro sahnesine dönüştürürler. Bazı evler bunu taşır, bu projeler başarılı olur. Çünkü ev sahibinin kişiliğiyle uyuşmuştur. Oysa ev sahibini tanımadan, bu evin sahiplerinin benimseyemeyeceği, sona erdiğinde yapay duran projeler bir fiyasko ile sonuçlanabiliyor. Bizim ülkemizde maalesef bu anlamda, evin sahibinin kişiliğiyle uyuşmayan göstermelik çok ev var.

YAYLARIN NESLİ TÜKENDİ

Dekorasyonda diğer Avrupa ülkelerinden hiç de geri kalmıyor. Gerek malzeme gerekse estetik ve tasarım açısından dünyada ortaya çıkan her yeni ürünü burada da bulmak mümkün...

MK- İç mimari her insanın hayatının bir parçası bence. Yaşam standardı arttıkça insanların estetik kaygıları da gelişiyor. Türkiye'de herşeyi bulmak mümkün. Bir tek şey hariç. Mobilya yayı! Artık mobilya yayı kullanılmıyor. Birkaç senedir bunu bulmak mümkün değil. Piyasada son kalanları toplamaya çalıştım. Herşey o kadar basitleşti ki...İnsanlar angaryası fazla olan bu yayı kullanmak yerine işlerini kolaylaştıracak süngeri tercih ediyor. Ben belki de artık piyasada nesli tükenen yaylardan edinebilmek için yurt dışından tel getirtmeye başladım. Özel olarak imal etmenin yollarını arıyorum.

Zevklerinizin uyuşmadığı ve hiç tarzınız olmayan ancak çok ses getireceğini bildiğiniz bir projeye imza atar mısınız?

PK- Bugüne kadar böyle öneriler aldık ama ne projeye evet dedik, ne de o mobilyayı tasarladık. Hiç bir zaman ilkelerinden taviz vermeyen iki insan olduk. Mesela bizim mağazamızdan ister akrabam, ister arkadaşım, ister hocam olsun, kimse indirimli mal alamaz. Buna karşılık biz projeyi çizerken para almıyoruz. Fahri olarak, amatör bir ruhla o insanın evine gidiyorum, rölöve alıyorum, projenin üstünde çalışıyorum, onun renklendirmesini yapıyorum ve benim için keyif ne biliyor musunuz? Tasarladığımız mobilyanın, sanki çocuklarım gibi güzel bir mekanda mutlu olması.

ÜZÜM ÜZÜME BAKA BAKA

Káşo'nun tarzı nedir?

MK- Piyasaya girdiğimiz ilk zamanlar 1970'lerin başından 80'lere kadar bir mücadele verdik. Ayakta kalmak ve kendimizi göstermekti mücadelemiz. Okuldan öğrendiklerimizi tatbik etmek, yeni öğrendiklerimizi üzerine ekleyerek ilginç tasarımlar yapmak... O zamanlar günün modasını takip ediyorduk. Zaman içinde modern-klasik bir çizgiyi yakaladık. Anadoluyu geziyoruz, o kültürün mobilyaya nasıl yansıdığını görüyoruz ama bunu kendi tasarımlarımızda kullanmıyoruz.

Zevklerde birbirinizden ayrılır mısınız?

PK- Üzüm üzüme baka baka kararır icabı... Aynı şeylerden zevk alıyor, aynı şeylerden nefret ediyoruz.

Bu sizin yaratıcılığınızı kısırlaştırmıyor mu?

PK- Kimi zaman tıkandığımız yerler oluyor ancak ikimizin de çok iyi bir gözü vardır. Her zaman bu yeteneğimiz sayesinde problemlerin üstesinden gelmeyi başardık.

MK- Göz de yetmez, müşterilerimiz bizim en iyi hocalarımız. Bugüne kadar onlardan çok şey öğrendik.

Şaşaalı, klasik ve ergonomik

Geçtiğimiz Haziran ayında Chicago'da Uluslararası Dekorasyon fuarı Decorex'de tasarladığınız bir koltuk ödül aldı...

MK- Dünyanın tanınmış 121 tasarımcı firmasının katıldığı Dekorex USA'e Worlddesign markasıyla katıldık. Bundan önce Washington'da açılan Design Center'da mobilyalarımızı sergilemeye başlamıştık. Tasarımlarımız Worlddesign adı altında satılıyordu. Çünkü Amerikalılar çok tutucu insanlar. Türkiye'yi daha iyi tanımadıkları için Amerikalı ortaklarımızla oturup düşünüp, İngilizce bir isim koymaya karar verdik. Ancak bu markanın altında Washington'ın yanısıra, New York ve İstanbul'un da isimleri geçiyordu. Chicago'da böyle bir yarışma yapılacağını önceden bilmiyorduk. Tasarladığımız koltuğun en iyi üretim, en iyi kumaş ve en iyi tasarım ödüllerini aldığını duyunca çok sevindik.

Bu koltuğun özelliği nedir?

MK- Bu koltuğun adını ben ‘‘Emile Rullman’’ koydum. 1930'larda dünyada çok önemli eserlere imza atan bir mimar. Bu koltuğun tarzı Rullman gibi art deco. Bu koltukta aynı zamanda empire zamanların yani o şaşaalı dönemin klasik yaklaşımı var. Ama bence en önemlisi ergonomik bir koltuk olması. Üstüne oturan kişinin kendisini çok rahat ve huzurlu hissetmesi.

Son yıllarda giyimden dekorasyona moda olan minimalist akım sizi de etkiledi mi?

MK- Minimalist akımı benimsemek için öncelikle minimalist olmak lazım. Minimalist bir seviyedir. Öncelikle o seviyeye gelmek lazım. Böyle olmayan birçok insanın evini minimal döşemesi, ne kadar güzel olsa da yapay duruyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle