GeriKelebek O evde beynim dinlendi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O evde beynim dinlendi

İçini, ağlayarak Armağan Çağlayan’a döken Semra Hanım, tüm samimiyetiyle itiraf etti: ‘Dışarıdaki hayatım daha zor. O evde hiç değilse beynim dinlendi. O şartlarda bile!’

Niye bu yarışmaya katılmak istediniz? Oğlumun isteği üzerine, onu evlendirmek için. Ben çok varlıklı bir insan değilim. Orta halli bir aileyiz. Vallahi billahi evle araba için girdim. Çocuğumun evi arabası olsun diye girdim... Yalan mı söyleyeceğim? Ama o yarışmaya giren herkes ben hariç ev araba için girmemiş, bir ben girmişim.... Benim için altınlar da, ev de, araba da önemliydi...

- O kadar şey yaşadınız, üç buçuk ay o evde kaldınız ve o evden hiçbir maddi kazanç sağlamadan çıktınız, bütün bu sıkıntıya değdi mi?

Değdi....

- Neyi değdi?

Neyi değdi biliyor musunuz? Dışarıdaki hayatım daha zor. Orada hiç değilse beynim dinlendi. O şartlarda bile!

- Dışarıdaki hayatınızın o evden bile daha zor olan kısmı ne?

Hayat mücadelem...

- Siz hayatınızı çocuklarınıza vakfetmişsiniz... Semra Hanım’ı çok kaçırmışsınız... Nerede kaçtı o Semra Hanım kontrolden? Bir yerde kaçmış....

(Ağlayarak) Belki de çok küçük 13-14 yaşında kaçtı....

- Çok küçükken mi çalışmaya başladınız?

Hayır. Okudum sadece. Okulu bitirince de bankaya girdim. Bankada da asil memurluğa geçmeden bu adamcağıza kaçtım. Evimizin en değer verilen çocuğu bendim!

- Hamit Bey ’e kaçmanızın sebebi, 13-14 yaşında kaçırdığınız mutluluğu yakalamak mıydı? .

D
ürüst gördüm onu, bakın yanıldığımı da 28 sene sonra anladım. Çok kendime yakın buldum. İlk yalanını evlendiğimizde yakaladım. 17 yılda gerçekten mutluydum. Evine bakıyordu, bir kadın azla yetinmesini bilir.

ANNEM BİZİ BAŞKALARI İÇİN YAŞATTI HEP

- Bakın hep böyle yapıyorsunuz, ‘Kadın azla yetinmesini bilir! ’ Oysa ki çok şey istemek lazım hayattan.

(Ağlayarak) Hiçbir şey istemedim, hep verici oldum... Hiççç bir şeyyy istemedimmmm!

- Nerede büyüdünüz?

Bayrampaşa... Babam çok uygar bir insandı. Annem ise felaket... Hep bizi başkaları için yaşattı. Hep, ‘Demesinler, demesinler, demesinler...’

- Eee peki siz ‘Demesinler, demesinler’ diye büyüdünüz, yaşadınız ve mutluluğu yakalayamadım bu yüzden diyorsunuz. Ama şimdi siz de Ata’ya ya da Seçil’e aynı şeyi yapıyorsunuz. Otoriter bir anne yüzünden diyorsunuz ama şimdi siz de belki annenizden daha otoritersiniz!

Ben de yaptım aynılarını... Ben de çok otoriter davrandım. Hele büyük kızıma! Daha benim kızım 10 dakikalığına bir arkadaşına gitmemiştir. Gidemez!

- E onu da başkaları için yaşatıyorsunuz....O da sizin için yaşıyor şu anda... Çok yazık!

Evet yazık!

- Siz ekranlara çıktıktan sonra ufak oğlunuzu hep medyadan sakladınız. Nasıl becerdiniz içeriden bunu?

Girerken kızımla anlaşmıştık. Hatta bu öneri kızımdan gelmişti. Ne Seçil, ne Anıl medya önüne çıkmayacaktı!

- Ama bir yerde ip koptu.

Evet eski eşim yüzünden....

- Üzülüyor musunuz bunları görünce? Yani benim yüzümden çocuklarımın hayatı da cehenneme döndü diyor musunuz?

Maalesef. Hem de nasıl!

TURLARLA GEZECEĞİM ÇOK HEVESİM VAR

- İnsan içine çıkmaya çekiniyor musunuz?

Hayır çekinmiyorum ama, bu maddi yönden yargılamalar beni çok üzüyor. Gece de kendi evimdeydim ve saat 01.30’da sırf rahatsız olayım diye kapımın zili çalındı. O saatten sonra hiç uyuyamadım.

- Bütün bunlara değer miydi?

(Uzun süre düşündükten sonra ve göz yaşlarını tutamayarak) Belki de değmezdi. Bilmiyorum... Hiç bilinçli bir şey yok ki bende! Ama gençlerde vardı. Onlar yarışmaya katılarak şöhret olunacağını biliyorlarmış. Bana hep oynuyorsunuz diyorlar. O zaman susayım diyorum. Yine oynuyorsun diyorlar. Konuşuyorum, yine agresifleştin diyorlar. Ben bu insanların doğrusunu bulamadım!

- Hiç çarşıya pazara çıktınız mı? Ne oluyor?

Herkes geliyor sarılıyor.

- Belki de sizin için mutluluk bu!

Olabilir. Sevilmek insanlar tarafından. Doğru, mutlu oluyorum...

- Hiç ‘Sabah Yıldızları’nda kadınlar kalkıp sizin için konuştuğunda içinizden bir şeyler kopmuyor mu?

Üzülüyorum. Eriyorum yani.

- Bu programın size verdiği en büyük zararlardan birisi de boşandığınız eşinizle olan uygar ilişkinizin son bulması oldu galiba...

Tabii ki... Çünkü onu ben tanımamışım. Ama bu yarışma sayesinde 28 yıldır tanımadığım eski kocamın ne olduğunu da anladım... Ve çok üzüldüm. Keşke evlendiğim gün bıraksaymışım! Bir tek buna üzüldüm..

- Hayattaki en büyük pişmanlığınız eski eşiniz mi?

Evet, kesinlikle!

- ‘Gelinim olur musun’ evinden sonra yapılan ‘Gel Yeniden’ programı için sizin büyük miktarlarda para istediğiniz, ve size bu para verilemediği için programın yapılamadığı söylendi doğru mu bu?

Yok olmadı böyle bir şey... Bana trilyonlar verilse o programa asla girmem dedim. Ve eski eşime telefon açıp, seninle asla öyle bir yarışmaya girmem, hemen evine dön dedim. Ben bir mağazanın açılışına gittim, buzdolabı almak karşılığında, ama o da gelmedi daha!

MUHTARLIK İÇİN ÇOK TEKLİF GELDİ

- Sizin gelecekte, Bayrampaşa Belediye Başkanlığı’na ya da mahallenizin muhtarlığına aday olacağınızı düşünüyorum, doğru mu?

Muhtar adaylığı için bana her yerden teklif gelmiştir. İstemedim. Muhtarımız çok iyi biri. Bayrampaşa şimdiki belediye başkanından daha iyi birini bulamaz. Ama Allah her şeyin hayırlısını versin....

- Hiç mutluluğu yakalayamadım dediniz. Dar kalıplara sıkışmış bir hayatınız var. Üç çocuğunuzu da evlendirdiniz, iş sahibi yaptınız ve kendiniz için, mutlu olmak için bir şey yapayım dediğinizde ne yapacaksınız?

Turlarla gezeceğim. Çok hevesim var.

- Nereye gitmek istiyorsunuz?

Akdeniz’i Antalya’yı hiç görmedim. İsterim gitmeyi.

- En son nereye gittiniz?

Şarköy, Kumbağ, Şarköy, Kumbağ.

- Hiç Bayrampaşa’nın dışına çıkmadınız mı?

Mahalleye çıkmıyorum ki! Herkese merhaba derim, ama Güler Hanım haricinde hiçbir komşumla görüşmem. Ben evimin içinde Ataköy’de oturuyormuşum gibi tasavvur ediyorum. Günler öyle gelip geçiyor.

- Görüşeceğiniz insanların bile bir standardı var yani... Kim mesela? Standart ne?

Güncel konuları yaşayabilen, boş konuşmayan, cemiyete faydalı olabilen, bana da bazı şeyler öğretebilecek, beni eğitebilecek insanlar... Armağan Bey, benim Allah’tan tek bir dileğim var, güzel bir yerde evim olsun istiyorum.

- Nerede mesela?

Bahçeşehir olabilir. Fındıkzade olabilir. Oralarda cemiyet daha bir başka. Mesela bir pazara gidiyorsunuz, ‘Dur hele’ yerine, ‘Müsaade eder misiniz? Geçebilir miyim’ denmesini duymak istiyorum. İnanın ben bunların bile özlemini çekiyorum.

- Aslında ‘yırtmak’ istiyorsunuz?

Hep bunu yaşadım... Hep bu özlemle yaşadım.

- Bütün bu çekilen ’eziyet’ daha iyi bir hayat için mi?

Evet... Her şey bunun için. Yerden göğe kadar daha iyi bir hayat için!

(Ağlayarak röportaj bitti!)

Artık onu seviyorum

Hiçbir şey göründüğü gibi değil. ‘Gelinim Olur musun’ evinde gördüğüm, sevmediğim ve sinir olduğum kadınla, az önce yaklaşık bir buçuk saat konuştuğum kadın arasında o kadar çok fark var ki!

O, bugüne kadar çok ‘yırtmaya’ çalıştığı ama bir türlü ‘yırtamadığı’ hayattan, bir kez olsun ‘yırtmak’ için girmiş o eve! Bütün reality show kahramanları gibi...

O, showun en sonundaki ödüle uzanıp, bir evi, arabası, biraz da parası olacağı umuduyla girmiş o yarışmaya. Bayrampaşa’dan ‘kurtulmak’ için girmiş. Daha iyi bir semtte, daha iyi bir evde yaşamak özlemiyle, ‘hayat öyküsünü’ satmak üzere girmiş o eve.

Oysa kendinden önce ‘hayat öyküsünü satanların ’şimdi nerede olduğunu’ sormamış hiç kendine?

Kendisinden önce ‘yırtmak’ için ‘Reality Show’lara katılanların, bir türlü yırtamadıklarını görememiş. Röportajın başında her zaman olduğu gibi ‘güçlüyüm’, ‘benim sinirlerim bozulmaz’ diyen Semra Hanım, daha beşinci dakikada gözyaşlarını tutamadı. Çünkü onun da sinirleri bozulmuştu, hem de çok kötü bozulmuştu.

O da ‘Reality Show’ yükünün altında ezilmişti işte! Hatta ‘kendi hayat öyküsünün’ altında ezilip kalmıştı, duvarlarını bir türlü yıkamamıştı. Şimdi evinin duvarlarını yeniliyordu. Evine daha güzel boyanmış, daha süslü, daha sağlam duvarlar yaptırıyordu. Ama duvarlarını yıkmak arzusu ile girdiği yarışma, ona yepyeni duvarlar örmüştü.

Semra Hanım’ı tanıdıktan, ona dokunduktan sonra, artık seviyorum onu. Hatta bir gün bir gazetenin magazin ekinde Antalya’nın herhangi bir beş yıldızlı otelinin havuzbaşında güneşlenirken çekilmiş resimlerini görmek istiyorum!

Hayattan yırtamadı, bari bu en çok istediği şeyi gerçekleştirsin istiyorum. Bu yarışma sayesinde bari Antalya’yı görebilsin istiyorum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle