GeriKelebek Nakışla işlenen yolculuklar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nakışla işlenen yolculuklar

Nakışla işlenen yolculuklar
refid:23207719 ilişkili resim dosyası

Defne Tesal’ın ‘Cam Kenarı’ adlı, nakışa ve goblene benzer bir teknikle yaptığı resimleri Çukurcuma Galeri Artist’te.

Bu ilk kişisel sergisi tam anlamıyla iğneyle kuyu kazmak. Tesal, başını cama dayayıp yaptığı otobüs yolculuklarının izlenimlerini kumaşa işlemiş.

Serginin adı ‘Cam Kenarı’ ve bir yol hikâyesi anlatıyorsun. Fikir nasıl ortaya çıktı, araba ve otobüs yolculuklarını sever misin?
- Evet; bu sergi, hem resimlerin konusu hem de yapım aşamasıyla bir yolculuk oldu. Kullandığım iplerin toplam uzunluğunu hesapladım. Dikerken sekiz km yol gitmişim! Karayolu yolculuğunu çok seviyorum. Camın kenarında oturmak, saatlerce gitmek, konuşmaktan ziyade izleyici olmak, kendi başına kalmak, devamlı yeni görüntülere şahit olmak ve yol boyunca hissedilen bilinmezlik/belirsizlik çok güzel.
Sergideki işler de bu şekilde mi oluştu?
- Evet. Yol boyunca gördüğüm görüntüler, o anlardaki hislerimle birleşerek soyut manzaralara dönüştü. Çalışırken yolda çektiğim fotoğrafları ve küçük eskizleri kullandım. Bu görselleri birebir aktarmak istemedim. Onun yerine; deforme ederek, parçalara ayırarak, bölümler ekleyip çıkartarak ilerledim. Ortaya çıkan işler gerçekte var olan yerlerin görüntüleri değil, oralardan esinlenerek yaptığım hayali manzaralar oldu.
Teknik olarak yaptığın şey şimdi pek bilinmese de gergef kullanarak nakış
değil mi?
- Çalışırken resimleri önce basit hatlarıyla kumaşa çiziyorum. Sonra iple dikerek renklendiriyor, detaylandırıyorum. İpi değişik yönlerde dikmek durağan, akışkan, hareketli, dingin, basit ya da karmaşık alanlar oluşturuyor. Yaptığım şey teknik olarak bir tür nakış. Bunu fark ederek yola çıkmadım ama sonra baktım ki ben nakış yapıyorum. Ama genelde işlerden bahsederken ‘dikiş’ diyorum çünkü nakışın belli teknikleri, yöntemleri ve kocaman bir geleneği var. Benim yaptığım bunlara pek uymuyor.
Nereden aklına geldi, ailende görmüş müydün? Çok zor bir iştir ve büyük emek ister...
- Anneannemin nakış ve goblen yaptığına şahit oldum. Sandık içinde duran, zamanında çeyiz olarak yapılmış işlemeli eski yatak örtüleri, masa örtüleri, seccadeler gördüm ama beni bu malzemeye ve tekniğe onlar yönlendirdi diyemem. Hatta hiç aklıma gelmezdi benzer bir şey yapacağım. Yaptığım resimleri biriktirdiğim kumaş ve iplerle birleştirdim. Parça kumaşlarla kolaj yapıp, üzerine iple detaylar koyuyordum. Zamanla resimleri sadece dikiş oluşturmaya başladı. Dikerek resim yapmaya başladığımda yaptığımın nakışa, goblene benzediğinin farkında değildim. Geçmişini, köklü geleneğini hiç düşünmemiştim. Malzemeye ve dikmeye duyduğum ilgi ile başladım. Hâlâ tekniği pek bilmiyorum ve bunun üzerinde çok durmuyorum. Daha ziyade deneyerek ilerliyorum.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle