GeriKelebek Müzik: Haftanın albümleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müzik: Haftanın albümleri

EMİR YARGIN
Tokat
Kuzu Müzik

‘Tokat’ şarkısına çektiği kliple hayatımıza paldır küldür giren Emir Yargın mizah dozu yüksek elektronik müzik icra ediyor. Tarzını “yenilikçi pop” olarak adlandırıyor, fakat pop’tan ziyade Daft Punk, Owl City gibi “rahat dinlenen” elektronik isimlere yakın gördüm. Tüm altyapılarını yakın zamanda albüm çıkarmış Onor Bumbum yapmış. Altyapılar çok başarılı. Emir Yargın’ı diğer yerli ve yabancı örneklerinden ayıran şey ise şarkı sözleri. Komedi faktörünü atlamadan, samimi ve ironik şarkı sözleri vokalin altyapının arkasında kalmamasını sağlıyor. Çorapla konuştuğu ‘Çorap’ ve komik bir asılma hikâyesi ‘F*cker Discotheque’ çok eğlenceli parçalar. Buram buram Danny Elfman kokan ‘Kemik’ ve klip şarkısı ‘Tokat’ ise favorilerim. Bedük dinleyenlere ve yaratıcı bir müzisyeni müzik dağarcığına katmak isteyenlere öneririm.

MABEL MATİZ
Mabel Matİz
Zoom / Esen Müzik

Daha önce Göksel ve Teoman’a şarkılar vererek ve myspace’e yüklediği şarkılarıyla ses getiren Mabel Matiz ilk albümüyle karşımızda. Genç müzisyen “melodramatik pop” olarak tanımlıyor zor tanımlanabilir tarzını. Müziğinde alaturka, Yunan müziği, Türk Sanat Müziği ve eski tarz Türkçe Pop dokusu mevcut. ‘Morinin Meyhanesi’de western, ‘Barışırsa Ruhum’da rock izleri de var. Mabel’in en büyük başarısı tüm bu eklektik yapı altında kendine has belirgin bir tarz elde etmiş olması. Karşımızda gelecekte adını müzik dünyamıza kazıyabilecek kalitede bir besteci ve şarkı yazarı olduğu kesin. Fakat vokal tarzı çok ayrıksı. Ya seversiniz ya nefret edersiniz. Eğer ikinci kategoride durursanız bence biraz daha şans verin, çünkü ‘Arafta’, ‘Peruk Gibi Hüzünlü’ gibi kalıcı olmayı hak eden şarkıları kaçırmanız yazık olur.

EROL EVGİN
GÖZ BEBEĞİM SEN ÇOK YAŞA
Erol Evgin Prodüksiyon / EMI

Türk pop müziğinin eskimeyen yüzü Erol Evgin, altı yıllık bir aradan sonra “Göz Bebeğim Sen Çok Yaşa” adlı yepyeni albümüyle sevenlerinin karşısına çıktı. Albümde 14 şarkı yer alıyor. Erol Evgin’in dillere pelesenk olmuş şarkılarının atmosferinden hiç de uzak olmayan, yani bir bakıma ustadan bekleneni veren “Göz Bebeğim Sen Çok Yaşa”da; Murat Evgin’in yedi bestesinin yanı sıra Aslı Güngör’ün bir, Erol Evgin’in üç bestesi yer alıyor. Albümdeki şarkıların sözleri ise Dr. Selma Çuhacı, Aslı Güngör, Murat Evgin ve Erol Evgin’ e ait. Ayrıca gün ışığına çıkmamış sözleri Aysel Gürel’e ait olan iki eser de Erol Evgin ve Murat Evgin tarafından bestelendi. Albümde yer alan on bir şarkı ve üç versiyon olmak üzere toplam on dört kaydın düzenlemeleri Murat Evgin, Firuz İsmailov ve Caner Gültekin’ e ait. ‘Acemi Veda’ bu yazın rakı sofralarının vazgeçilmezlerinden olur.

Lady Gaga
Born This Way
Interscope Records

“Oh my Gaga!” dünyanın şaşkınlık nidalarından, çılgınlık eşiğine kadar bildiğimiz her şeyini baştan aşağı değiştiren kadın karşımıza “Born This Way” ile dikildi ya da park mı etti demeliyim? Kapağı görenler ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır. Elbette Lady Gaga’sız uyumuyoruz, Lady Gaga etkisiyle uyanık kalmamak mümkün mü? “Fame” ve bir üst modeli “Fame Monster” ile bu gezegene uzun zamandır unutturulmuş olan yırtık pop hiti yazmayı hatırlattı Gaga. Evet, “yırtık”, yanlış okumadınız; çorabı kaçmış, makyajı akmış, dudağı patlak, elbiseleri paçavra halde size yapışıp Fransa’ya gitmeden Fransız öpücüğünün kralına ulaştığınız o endorfin dolu şarkıların tümü Gaga’nın ruhani türbülansları! “Born This Way” de aynı uçağı düşürmeden sizi türbülans manyağı yapıyor fakat bu sefer havadan anakaraya o kadar tehlikeli dalışlar yapıyor ki bazen bu kanatsız uçağın bir kamikaze dalgıcı olup olmadığını sorgular halde buluyorsunuz kendinizi! Gaga “Born This Way”de bir topuğunu Amerika’ya diğer topuğunu Avrupa’ya saplamış, Atlantik Okyanusu üzerinde adeta striptiz yapıyor. Attığı bir parça kıyafet Amerika’ya, bir diğer parça Avrupa’ya düşerken arada okyanusa da düşen aksesuarlar oluyor. Europop trenine Britney’den sonra Gaga da binmiş ancak kendi tarzı o kadar koyu ki tüm albümü bir kahve gibi yudumladığınızda telvede halen Gaga’nın size göz kırpan yüzünü görmeniz mümkün. Fal kapatmanıza gerek yok, Gaga yine uçlarda, Gaga yine vizyoner, Gaga her zamanki gibi kendinden başka kimseye benzemiyor sadece zaman zaman andırıyor. Latin’den Alman’a, İngiliz’den Arizonalı’ya Gaga’nın girmediği kılık kalmıyor. Kimi şarkıda kızıl, kimi şarkıda sarışın, kimi şarkıda esmer ve kimi şarkıda da kel! Gaga’yı dinlerken ilk albümde bulduğunuz nokta atışı hitleri bulmakta zorlanacaksınız ancak o kadar derin şarkılar var ki ‘Americano’da bir Meksika kasabasındaki düellonun tam ortasına düştüğünüzde ancak bu derinliğe anlam vereceksiniz, ‘Edge of Glory’de en görkemsiz sokakta bile yürürken kafanızdan aşağı konfetiler yağdığında hatırlayacaksınız bu yazıyı, ‘Hair’ın saksafonlu introsunda kendinizde geçerken bir anda sanki “Full House” dizisinin setindeymişcesine tanıdık bir anı geliverdiğinde aklınıza hak vereceksiniz bana. Şarkı şarkı tarif vermek de istemiyorum esasen, Gaga bu defa işi biraz da size bırakıyor, adeta “Oturmaya mı geldik?” diyor ve dinlemeden, yalnızca duyarak tadını çıkaramayacağınız bir albümle karşınıza çıkıyor. “Born This Way” esasen Gaga’nın kafa kağıdı ve üzerinde başka hiçbir şey yazmıyor, o da böyle doğmuş işte!

IN FLAMES
SOUNDS OF A PLAYGROUND FADING
Century Media / EMI

Grubun kurucu elemanı Jesper Strömblad olmadan yayımlanacak ilk In Flames albümü olması sebebiyle, bizim gibi diehard fan’lar için aylardır büyük merak sebebi olan “Sounds of a Playground Fading”i eğer henüz dinlemediyseniz, yaklaşım açınızı sanki Jesper gruptan hiç ayrılmamış gibi ayarlayın. O zaman albümün yapısına daha sağlıklı erişirsiniz. Zira aksi hâlde, hep bir eksik arama derdine düşüyor kulaklar. Oysaki albüm taş gibi. Vokalist Anders’in “Jesper’ı müzikal olarak özlemiyoruz, onu arkadaş olarak özlüyoruz” demeci boşuna değil. Tüm besteleri tek başına sırtlayan gitarist Björn artık herhangi bir tarzın içerisine tam oturmadığı için “In Flames stili” diye adlandırdığımız şeyin ne olduğunu çok iyi biliyor. ‘Deliver Us’ı albüm yayımlanmadan önce dinleyince pek sevmemiştim ama albümün içinde parıl parıl parladı şerefsiz. ‘Where the Dead Ships Dwell’ ve ‘Darker Times’ da tam konserlik şarkılar.

DERLEME
LOUNGE 2011
Artist Müzik

Artist Müzik 2009’dan beri her yıl yayınladığı chillout ve lounge tarzındaki derlemelerini devam ettiriyor. Lounge 2011’de chillout müziğin en güncel şarkılarından örnekler mevcut. Bazı sürprizler de var. Mesela Nirvana’nın ‘Lithium’u, Queen’in Freddie Mercury öldükten sonra ortaya çıkan hit’i ‘You Don’t Fool Me’nin Indigo Sun yorumu, ‘Psycho Killer’, ‘Dance Me To the End of Love’, ‘What’s Love Got To Do With It’, ‘Hotel California’ ve ‘Sweet Dreams’ gibi şarkıların chillout halleri hem rahatlayıp trans halinize geçmenize hem de “bu hali ne acayip olmuş” demenize sebep oluyor! Derlemede tam 36 şarkı mevcut. 3 CD halinde satılan derlemenin kutusu da özenle yapılmış. Evde, kafede, piknikte, plajda, güneş doğarken veya güneş batarken chillout kafası arayanlara önerilir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle