GeriKelebek Müzik beni adam etti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müzik beni adam etti

Müzik beni adam etti
refid:22244210 ilişkili resim dosyası

“Kraliçe” albümüyle müzik listelerine hızlı bir giriş yapan Hande Yener’le buluştum; aşk, yenilikler, eleştiriler, müzik, her şeyi konuştum.

“Kraliçe” albümü 12.12.2012 tarihinde piyasaya çıktı. Ben en çok 11.12.2012 gecesinin nasıl geçtiğini merak ediyorum... 
  
- Artık doğuma giden bir kraliçeydim o gece. Şarkılarımı tek başına dinlemek zordu, çünkü bir an önce başkaları da dinlesin istiyorsun. Ben son iki aydır her gece sadece 6 saat uyuyordum. Adrenalin yetiyordu bana. Düğün telaşı gibiydi o heyecan. 12’si gecesi; “Beni tutmayın gezeceğim, eğleneceğim” dedim. Gerçekten o gece acayip derecede ruhum hafifledi.

“Kraliçe” gerek ismi, gerekse kartonetiyle bir hayli iddialı, değil mi?   

- Albüme adını veren şarkı, çok güzel bir aşk hikayesi anlatıyor aslında. Tabii bu konsepti kaçırmak istemedik; taçlar, kostümler... Sonuçta yine bana has bir iş çıktı ortaya.

“Kraliçe” Hande Yener’i çekemeyenler oldu mu?

- O şarkı albüme zor yetişti aslında. “Adı ‘Hasta’ mı olsun albümün? Yok yok ‘Hasta’ olmasın, negatif algılanmasın” derken bir gün Sinan Akçıl aradı beni. “Albümün adını düşünme. Bir şarkın daha oldu ve albüme onun adını vereceksin” dedi. “Kraliçe diye şarkı mı olur!” dedim ben de. Laf olsun diye yazmayacağını biliyorum ama ne kadar romantik olabilir ki diye düşündüm. Bir çaldı şarkıyı, o gün evde bayram havası esti.

BEN 18 YAŞINDA ÖLECEĞİM!

Neden tam 12.12.2012 tarihi. Ya yetişmeseydi albüm?

- Ben aralıkta düşünüyordum albümü zaten. Normalde gün vermeyiz, aksilikler olabilir. Sonra aklıma böyle bir heyecan yaratmak geldi. Ne yapayım 24 saat bu işi düşünüyorum ben. O yüzden evlenmiyorum ve yeni bir çocuk falan düşünmüyorum. Bunlara zaman ayırsam müziğe konsantre olamam. Stüdyoda heyecan oluştu. 12’sinde çıkmazsam karizmam sarsılır diye hafif tehditkar, hafif cilveli stüdyodakilerle atışmalarım oluyordu. Allah yardım etti o konuda. Bir gün daha gecikseydi albümümüz 13’üne kalacaktı. Bu da skandaldı benim için.

Büyük bir riske girdiniz yani?

- Adı üstünde iddiaya giriyorum aslında. Ama yıllardır bu işi yaptığım için albümlerim merak ediliyor. Hep aynı şeyler üretmediğim için “Acaba bu kez ne yapacak” deniyor. Bence yeni bir şeyi kabul ettirmek çok zevkli. Tabii başta çok emin olduğunuz bir şeye de yeter diyebilir insanlar. “Hep aynı şeyi yapıyor” da diyebilirler. Bence o da çok büyük bir risk. Ben öyle biri olamam zaten. Yapı olarak da değişimi, ona ayak uydurmayı seven biriyim. Değişim beni gençleştiriyor, yeniliyor. Bende ibre tam tersi çalışıyor. 18 yaşında öleceğim!

Benjamin Button gibisiniz o halde?

- Ben o filmi izlediğimde “Hayatımı çekmişler” dedim.

KONUŞARAK AYRILMAYI HİÇ SEVMİYORUM

Değişimden vazgeçmemeyi, eleştirilere kulak tıkamayı nasıl başarıyorsunuz?

- İyi ama en çok ödül de bende var. Bu ülke gerçekten değişimi seviyor. İnsanlar kendi hayatlarında uygulayamayabilir; önemli olan değişime ayak uyduran kişiyle ilgilenmeleri. Herkes her şeyi çok çabuk tüketip sıkılıyor zaten. Doğal olarak o arayışta değişimi siz vermediğiniz sürece, bir süre sonra onların gözünde eskiyorsunuz. Saygı kalıyor, divalık veya belli isimler kalıyor. O kadar. Kariyerinin hangi döneminde olursan ol onu hep taze tutmak gerekiyor. Çok zor bir şey tabii ki. Ama ben bunu aşkla yapıyorum.

Hayatında müzik olmayan bir Hande Yener nasıl olurdu?

- Düşünemiyorum bile! Bana çok şey katıyor müzik. Beni terbiye etti, beni adam etti, beni çocuk etti, özgür kıldı. Bir genç kıza okulun veremeyeceğini verdi belki de. Belki müzik olmasaydı ben bu kadar doğru bir hayata sahip olmazdım. Daha çok hatam olurdu, daha çok saçmalardım. Özel hayatım sorunlu olurdu. Bütün bunlar müziğin bana verdiği güzel enerjiden dolayı.

Hayatınızın herhangi bir döneminde şarkıdaki gibi birine kraliçelik yaptınız mı hiç?

- Tabii yaptım. Ben konuşarak ayrılmayı hiç sevmem. Çünkü manzara bellidir. Üzerine konuşmak, kaçtığım bir şeydir. Yüzüne olumsuzlukları söylemek zorunda kalmak benim için en büyük işkencedir.

Son olarak, “Elektronik müzik çok tutmadı, para kazanamadı, eski şarkılarına döndü” yorumlarına ne diyorsunuz?

- Eski şarkılarım zaten benim repertuvarımda. Elektronik yaparken de okuyordum onları ve para kazanıyordum. Saçma yorumlar bunlar. Ben sadece pop yapacağım demedim ki hiç! Elektronik yaparken de “Burada kalacağım” dedim mi, ayrıca mecbur muyum hep o noktada kalmaya?

BANA ÇOCUK İSTETECEK BİR ADAM YOK HAYATIMDA

Ajda Pekkan gibi mi olacaksınız? Bir erkekten, çocuktan çok müzik aşkına adanmış bir hayat mı sizinki de?

- En azından benim bir tane kocaman oğlum var. Zaten hayata aşk dolu bakan biri olarak hiçbir şeyden uzak yaşamıyorum ki. Yeğenim de var, arkadaşlarımın çocukları da var. Sadece şu an evlenme çağında değilim ben. 18 olduğumda düşünürüm artık!

Gerçekten bir çocuk daha yapmaz mısınız?

- Düşün içeride ağlayan bir çocuk var. Patlar, çatlar o çocuk. Ancak belli bir kıvama gelince kadın o sorumluluğun altından kalkabiliyor.

Nasıl bir kıvam?

- Bir aşk yaşıyorsun, o zaman o gücü buluyorsun kendinde. O adamdan çocuğun olsun istiyorsun. Öncelikle benim hayatımda o adam yok işte, onun olması gerek. Sonra o arzuları tetikleyecek bir şey yok. Eğleniyorum, anımı yaşıyorum. Duygularım ölmedi, yaşıyorlar. Bir de bazen bazı imzalar bana bir şeylerin sonu gibi gelebiliyor. Böyle şartlanan biri olmaması lazım. Evliliğe öcü gibi bakmayan, evlenince benim oldu gibi bir hisse kapılmayan biri olmalı. Kendi kafamda biri olursa olur ancak.

SİNAN’I BEĞENMESEM İLTİFAT EDEMEZDİM

“Artık Sinan Akçıl’la çalışmasın, yeter” diyenler var. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

- Başarılıyız ama... Bu ülkede besteciyim diye geçinen çok insan var, ama gerçek besteci az! Sana özel müzik yapacak, çalacak kaç kişi sayabilirsin? Hazır elbise almak mı, haute couture kıyafet mi?

Nasıl yani?

- Sinan, Ajda Pekkan’a göre farklı, Hande Yener’e göre farklı işler yapıyor. Biz ayrılmıyorsak, işimizle mutluysak demek ki yolunda her şey. Çünkü bir tane Onno Tunç vardı, on tane yoktu. Bir tane de Sinan Akçıl var. Ben hayatımda kolay kolay iltifat edemem, beğenemem, mükemmeliyetçiyim. Ağzımdan güzel sözler dökülüyorsa o doğrudur.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle