GeriKelebek Mürekkebi Kurumadan
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mürekkebi Kurumadan

Cem Sultan

John Freely

Çev. Püren Özgören

YKY


Fatih Sultan Mehmet’in Ahmet ve Bayezid’den sonra doğan üçüncü oğlu Cem (1459-1495). Şanssızlığı daha doğumuyla başlamış. Bir rivayete göre babası saltanat kavgasına neden olacağı düşüncesi ya da öngörüsüyle beşiğini tekmelediği için düşmüş ve bu olayın izi hafif bir şaşılık olarak kalmış. Büyüdüğünde ağabeyi Bayezid’le aralarındaki iktidar kavgasını ve sonrasında Rodos Şövalyeleri’ne sığınmak zorunda kalışını, Fransa’daki yaşamını, trajik ölümünü, daha sonra naaşının Bursa’ya getirilişini kaba hatlarıyla meraklıları zaten biliyordur. John Freely hem Türkçe hem de yabancı kaynakları tarayıp, Cem Sultan’ın yaşadığı yerleri de dolaşarak Doğu’da ve Batı’da nasıl konumlandırıldığını, dönemin tarihini vererek anlatıyor. Cem Sultan’ın tarihle efsaneyi ayıran sınır çizgisini geçen bir kahraman olduğunu belirtiyor yazar. İşte o sınır çizgisini geçtiği için belki de bizim ilk idolümüz o. Bugün Fransa Bourganeuf’taki Zizim Kulesi’nin Cem Sultan anısına müzeye dönüştürüldüğünü ve orada 25 yıldır işçi olarak yaşayan Karamanlıların sultanın yoldaşlarının torunları olarak kabul edildiğini de daha güncel bilgiler olarak öğreniyoruz kitaptan.

Hece Cümbüşü

Nick Hornby

Çev. Refne Orhun

Sel Yayıncılık


Bir Erkek Hakkında, Ölümüne Sadakat, İyi de Nasıl gibi romanları Türkçe’ye çevrilen ve sadık bir okur kitlesi olan İngiliz yazar Nick Hornby’nin okuma günlüğü Hece Cümbüşü. Eylül 2003’te başlayıp Kasım 2004’e kadar her ay aldığı ve okuduğu kitapları listeleyen yazar, okudukları hakkındaki görüşlerini de yazıya dökmüş. Arada çok beğendiklerinden bölümler de almış kitabına. Köşe yazısı olarak da yayınlanan bu okuma notları bizi neden ilgilendirsin ki diye düşünebilirsiniz. Hele sözünü ettiği kitapların çoğu dilimize çevrilmemiş ve bizim onlar hakkında hiç bir fikrimiz yoksa... Yazıları okurken hiç de aklınıza böyle düşünceler gelmiyor. Hemen benzerlikler arıyorsunuz kendinizle Hornby arasında. Mesela o ay alınan kitaplarla okunanlar çok fazla birbirini tutmuyor. Bir de öyle bir kitap gelir ki, seh hálá onu okumadın mı diye suçlanırsınız. Kaçmıştır aradan, bunu açık yüreklilikle yazmış Hornby. J.D Salinger’ın Franny ve Zooey’sini yeni okuduğunu itiraf edivermiş daha baştan. Bir de ilginç istatistikler veriyor mesela. Dickens’ın romanlarında aşağı yukarı 13 bin karakter yarattığını biliyor muydunuz? Büyükçe bir kasaba kadar neredeyse. Evet, enteresan notlar var bu kitapta.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle