GeriKelebek Morrissey’i nasıl bilirsiniz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Morrissey’i nasıl bilirsiniz

Morrissey’i nasıl bilirsiniz
refid:20981060-spot ilişkili resim dosyası

Morrissey, devam etmekte olan 19. İstanbul Caz Festivali’nin ağır toplarından. İngiliz alternatif müziğinin ikonu, efsanevi topluluk The Smiths’in kurucusu Morrissey, duyarlı ve protest şarkılarıyla dünyanın en önemli çağdaş ozan ve şarkıcılarından sayılıyor.

Asıl adıyla Steven Patrick; 19 Temmuz Perşembe akşamı, altı yıl sonra tekrar İstanbul’da olacak! Mavi’nin gösteri sponsorluğunda festivale noktayı koyacak konsere günler kala; Küçük İskender, Yasemin Mori, Yekta Kopan, Muhsin Akgün, daha önceki konserinde ön grup olan Çilekeş’ten Görkem Karabudak ve Kanat Atkaya’ya sorduk: ‘Morrissey’i nasıl bilirsiniz?’...

Kanat Atkaya / Müzik yazarı
SOLO SEVERİM AMA ASIL THE SMITHS’I BİLİRİM

Morissey’i öncelikle The Smiths olarak bilirim. Melody Maker ve NME röportajlarından, 1980’lerden itibaren müzikal alemimize hakimiyet kurmasından bilirim. The Queen Is Dead’den Meat Is Murder’a kadar şahane The Smiths albümlerinden bilirim. Albümlerinden ve bulana kadar göbeğimi çatlattığım enfes kapaklı 45’liklerinden bilirim. Geceyarısı yol uzayıp giderken walkmen’de dönüp duran ‘There Is A Light That Never Goes Out’tan bilirim, ‘Panic’ten bilirim, ‘Hand In Glove’dan, ‘Shoplifters of the World, Unite’dan bilirim. Solo kariyerini de bilirim, onları da severim. Ama hâlâ en çok The Smiths günlerini bilir, severim. Konserlerinde beş veya altı tane The Smiths çalıyor. Dediğim gibi solo albümlerini de severim ama o beş altı şarkı bile yeter, onu bilir onu söylerim, sadece bu sebepten konserini kaçırmam, giderim!

Küçük İskender / Şair
YILLAR SONRA MEMLEKETE GERİ DÖNMÜŞÜM GİBİ

İnsan bazı seslerle büyür; büyümek aslında uzaklaşmaktır bana göre. Kendine yakınlaşmak için her şeyden ayrılman, her şeyi terk etmen gerekebilir. Morrissey, bu zorunlu yolculuğumda bana rehberlik edenlerden... Kötü bir teypte her an sarabilecek kasetler sayesinde tanışmıştık. İyi bir yol arkadaşıydı; kim bilir belki de yazdığım gençlik şiirlerinde onun da bir nebze katkısı vardır. ‘İt Cazı’ diyebildiysem eğer, caza hüzün ve keyif sirayet ettiği içindir. Morrissey, ders aldığı kadar ders verebilen enderlerden. Ne zaman tekrar dinlesem yıllar sonra memleketime geri dönmüşüm gibi hissediyorum.

Yekta Kopan / Yazar
BİZİM ONU DEĞİL ONUN İNSANLIĞI NASIL BİLDİĞİ ÖNEMLİ

Morrisey dendiğinde aklıma, seksenlerin ortalarında, Ankara’daki Tunalı Pasajı’nın alt katındaki ‘Jazz’ isimli müzik dükkânının vitrininde gördüğüm bir albüm kapağı gelir. Albümün kapağındaki, başı önde çıplak erkeğin Joe Dallesandreo olduğunu, fotoğrafın Andy Warhol filmi Flesh’ten alındığını, bu kapağı Morrisey’in kendisinin tasarladığını yıllar sonra öğrendim. Albümü ilk dinlediğimde, farklı gitar tınıları ve solistin kendine has söyleyişi etkilemişti beni. O zamandan başlayarak Morrisey’in ve Marr’ın takipçisi oldum. Morrisey grupla, Marr’la, müzikle, dünyayla, edebiyatla, yaşam ve ölümle ilişkileri konusunda cesur ve dürüst tavrıyla, eşine az rastlanır bir figür olarak yürüdü yıllar boyunca. Aslında düşününce bizim Morrisey’i nasıl bildiğimizin pek de önemi yok. Asıl önemli olan onun insanlığı nasıl bildiği!

Muhsin Akgün / Foto muhabiri
HESABI KAPATMAYA GELİYORUM!

Morrissey, konser fotoğrafları kitabımdaki yokluğu ilk fark edilen isimlerden biridir. Çünkü 2006 yılında gerçekleşen Morrissey konseri sırasında Gaziantep’te askerdim. Konserin caz festivaline yakın tarihte olmasını da bahane ederek, konserleri çekmek için izin almayı bile düşünmüştüm. Ama durum baş edebileceğim gibi değildi. Roger Waters’tan The Cure’a belgelemek istediğim önemli isimler vardı. Hatta 2006 yılında kaçırdığım konserler listem bile var. Bu listeden Morrissey ile olan hesabımız 19 Temmuz’da kapanacağı için huzurluyum.

Görkem Karabudak (Çilekeş) / Müzisyen
KULİSİNDE SEBZEDEN BAŞKA BİR ŞEY YOK!

Pop sanatının 80’li yıllardan bu yana en büyük müzikal figürlerinden biridir Morrissey. Öyle ki, o yıllarda tavan yapmaya yüz tutmuş ‘80’lerin diskosu’, teknolojik imkânlarının yanında tüm dünyayı peşinden sürüklerken; karşısında günümüzün çoğu güncel İngiliz gruplarının bile hâlâ ilham kaynağı olmaya devam eden The Smiths’i buldu. Ada’nın erken punk akımının geleneksel tavrına, dünyanın Jim Morrison’dan sonraki en önemli çağdaş ozanlarından birinin şarkı yazarlığı ve romantizminin karışması, şüphesiz ki The Smiths’i -şimdilik- 30 yıl ileriye taşıdı. Daha önceki konserinin ön grubu olma şansına nail olduğumuz Morrissey’i bu defa İstanbul Caz Festivali’nin kapanış gecesinde tekrar izleyecek olmak heyecan verici. Bir de kulisinde yer alacak müzisyen dostlarıma benden bir tavsiye: Karnınızı iyice doyurup gelin, çünkü orada sebze dışında bir şey bulamayacaksınız!

Yasemin Mori / Müzisyen
KRALİÇEYİ BİLE ELEŞTİRİR

Morrissey’i lise yıllarımda keşfettim. King Crimson, Led Zeppelin, Pink Floyd gibi ağır abileri dinlerken denk geldi ve rockn roll’un vamp kadınlarından Siouxy Sioux’la yaptığı düetle tanıştım. Morrissey’i araştırırken, The Smiths’e ve tüm Manchester tarihinin müziklerine daldım. The Smiths’in yeri her zaman başka oldu. Morrissey söz yazarlığının, müzikalitesinin ilk tohumlarını orada attı. İronisinin sivri uçlarını kraliçeden sistemin uyuşuk bireylerine, kendi zarar görmüş egosunun ezikliğine kadar batırdı. Ve bunu en kendine has dille yaptı. Sisteme ve bireylere yönelttiği tüm eleştiriye rağmen aşktan, gündelik bir dil kullanmasına rağmen şiirsellikten ve müzikten hiç vazgeçmedi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle