GeriKelebek Misyon sahibi ve dava adamı değil bir araştırmacıyım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Misyon sahibi ve dava adamı değil bir araştırmacıyım

Misyon sahibi ve dava adamı değil bir araştırmacıyım
refid:12711227 ilişkili resim dosyası

Rıfat Bali, gayrimüslim azınlıkların tarihi ve Türkiye’nin değişimiyle ilgili araştırmaları ve kitaplarıyla tanınan bir araştırmacı. En önemlisi, Yahudi kökenli olmasına rağmen kendi cemaatinden de bağımsız davranabilen, yazabilen özgür ruhlu bir tarih yazıcısı.

HAYATIMI YAZSAYDIM
Üç ayrı dönemim oldu

Mükemmeliyetçi, öfkeli, aşırı talepkâr, kafasına koyduğunu yapmak için ölümüne çalışan, teferruat düşkünü, sabırsız, bana kötülük yapanı veya yapmaya çalışanı hiç unutmayan ve ona karşı müthiş kin besleyen biriyim. Hayatımı yazsaydım Tepebaşı’ndan başlardım. 12 yaşına, yani 1960 yılına kadar Tepebaşı’nda yaşadım. Üç ayrı hayatım oldu. 1970’ten 90’lı yılların sonuna kadar ticaret hayatı. 90’lı yılların ikinci yarısında başlayan ve hâlâ devam eden araştırmacı hayatı, birkaç yıl önce başlayan yabancı devlet ve üniversite kütüphanelerine Türkiye’de sosyal bilimler alanında yayınlanan telif kitap ve dergileri ihraç etme ile yenilenen ticaret hayatım ve ilaveten bu yıl başlayan yayıncılık faaliyeti. www.librakitap.com.tr

MUSEVİ OLMAK
İlk yüzleşmem askerdeydi

İlk yüzleşmem er olarak askerliğimi yaparken oldu. 1968’de temel eğitimden sonra lisan bildiğim için önce Genelkurmay Başkanlığı’na tayin edildim. Ancak burada kalamadım ve dağıtımım Erzurum’a 9. Kolordu Komutanlığı’na çıktı. Askeri Mahkeme’de yazıcıydım. Sonra idari hizmetlerdeki gayrimüslimlerin kıta hizmetine gönderilmelerine dair bir emir geldi ve Erzurum’daki Piyade Alayı’na tayinim çıktı. Amirim olan Hâkim Albay’a çıktım, o da elinden bir şey gelmediğini söyledi. Askerliğimi alayda eğitim yaparak bitirdim.

İSMİM
Rafael’in Türkçesi


Adımın Türkleştirilmesinden hiç rahatsızlık duymadım. Sadece babamın başka isim seçerek (mesela Refik veya Rauf) daha yaratıcı (!) olmasını isterdim. Erkek toruna büyükbabanın isminin verilmesi âdettendir. Babamın beş kardeşi, biri hariç, hep erkek çocuk sahibi oldu. Bu dokuz erkek çocuktan dördüne dedemin adı Rafael’in Türkçeleştirilmiş hali olan Rıfat adı verildi. Benimle birlikte Bali sülalesinde dört Rıfat Bali oldu! Yazı hayatına atılınca kuzenlerimden farkım olsun diye babamın Nesim olan adının ilk harfini (N) ilave ederek imza atmaya başladım.

HAZİN TECRÜBELER
Museviler hatıralarını sansürler


Ailem, sıradan orta halli bir aileydi. Geriye bırakabileceği fotoğraf ve birkaç parça evraktı. O kadar. Ancak bir gazetecinin yanlarına gidip hayatlarını anlatmasını istemesi halinde herhalde onlar da hatıralarını sansürleyerek konuşurlardı. Son yıllara kadar Türk Yahudileri arasında hatıratını yayınlayan yoktu. 1923’ten bu yana onlarca kişi Türk Musevi Cemaati başkanı ve Hahambaşı olarak görev yaptı. Bir tek eski başkanlardan Bensiyon Pinto, o da ancak geçen yıl, hatıratını yayınladı. Azınlıklar arasında yerleşik zihniyet “bu devlete, bu millete güven olmaz” şeklindedir. Bu da geçmişteki hazin tecrübelerin birikimi.

GERGİNLİĞİM VE MUTSUZLUĞUM
Yazmaya başlayınca değiştim


Bende yazar değil, bir araştırmacı kabiliyeti var. 1995’te Express dergisinde yayınlanan ilk yazılarım öfke ve polemik dolu, resmi lisana daha çok isyan eden sert yazılardı. Şimdi o döneme kıyasla çok değiştim, daha gergin ve mutsuz bir insan oldum. Türkiye’deki azınlıkların tarihini, araştırmalarımla öğrendim. Türk toplumunun gayrimüslimler hakkında olağanüstü menfi duygulara sahip olduğunu fark ettim. Bunun sebebinin serbest şekilde nefret yayan ve yaymaya devam eden İslamcı, aşırı milliyetçi basınla popüler yayınlar olduğunu gördüm. Bu söylemin önde gelen aktörlerinin, sadece İslamcı camiada değil, sol ve liberal görüşlü camiada da “aydın” olarak itibar sahibi olduklarını gördüm.

EŞİM BETİ
Babamın başardığı mühendislik projesi


Evliliğim babamın başardığı bir sosyal mühendislik projesidir! Ailem doğal olarak Yahudi bir kızla evlenmemi istiyordu. Öyle bir kızla tanışmam zordu, zira askerde olduğum iki yıl boyunca arkadaş çevremden kopmuştum. İşten kalan boş vakitlerimi satmaya uğraştığım sınai malzemelerin katalogları ile ticaret ve sanayi odalarının adres kitaplarını okumak ve İngilizce öğrenmekle geçiriyordum. Babam emekliydi. Müstakbel bir gelin bulmayı iş edindi. Eşim Beti, sayesinde tanıştığım üçüncü gelindi. Bir akşam aradım, evine gidip tanıştım. Bir müddet çıktık ve nihayetinde nişanlandık. Eşim sürekli diken üzerinde yaşayan, bana tahammül eden bir insan.

6-7 EYLÜL
Kapıcı engellemiş


Olaylar sırasında 7 yaşındaydım. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Aile içinde de sonraki yıllarda bu mevzu hiç konuşulmadı. Hayal meyal hatırladığım apartman kapıcısının yağmacı güruhların apartmana girmesini önlediğinin söylendiğiydi.

HAYALİM
Ölmeden önce araştırmalarımı tamamlamak


Ölmeden önce bütün araştırmalarımı tamamlayıp yayınlamak, çok iyi telif eserler yayınlayan bir yayınevi olarak isim yapmak, ölümümden sonra arşivimi ve kütüphanemi nereye vereceğim konusunda her şeyi hazırlamak... Çocuklarıma şahsi terekemle ilgili fazla iş bırakmamak... İşte bunlar hayallerim benim.

İLK İŞİM
İşe girdiğim şirketin sahibi oldum


Askerden sonra Jak Barkey Müessesesi’nde, sekreterlik, getir götür işleri, bankalarda muamele takip etmek, tahsilat yapmak gibi işlerle başladım. Sonra geceleri Özel Galatasaray Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu’na gitmeye ve aynı anda İngilizce öğrenmeye başladım. Okulu üçüncü sınıfta terk ettim zira yüksek matematik dersini bir türlü veremiyordum. Ayrıca artık satıcılığa terfi etmiştim. Maaş artı kârdan prim sistemi, 1981’de ortaklığa dönüştü. Jak Barkey, 1992’de hissesini bana sattığında eşimle birlikte şirketin tek sahibi olduk. Sanayi kuruluşlarına sınai malzeme ve ileri teknoloji makineleri sattım. Çok da başarılı oldum. 90’ların sonunda işler kötüye gitti ve şirketin faaliyeti giderek azaldı.

ARAŞTIRMACILIK
Dava adamı değilim


Ben araştırmacıyım. Misyon sahibi dava adamı değilim. Herhangi bir kuruma, dini veya entelektüel cemaate karşı bir aidiyet hissim yok, istediğimi söyler ve yazarım. Sevabı da, vebali de bana ait. Tek derdim, yeni vesikalar bulmak, yeni şeyler söylemek. Şayet bulduğum belge “yeni” ise bazılarınca “tehlikeli” olarak kabul edilse dahi, gözümü kırpmadan yayınlarım, korkmam.

ÇOCUKLUĞUM
Teyzemin kobayı oldum


Teyzem otoriter ve dediğim dedik bir kadındı. Babam gibi basit bir müstahdem olmamamı, “adam” olmamı istiyordu. Ona göre adam olabilmek de Türkiye dışında geçerliliği olmayan Türkçe ile değil, Fransızca ve İngilizce öğrenmekle mümkündü. Çocuğu olmadığı için ben onun kobayı idim. Beni dönüştürmeye çalıştı. Evine alıp yabancı dil öğretmeye, velhasıl anne ve babamın küçük dünyasından koparmaya çalıştı. Anne ve babamsa farkında olmadan hayatıma yön verdi! 1970’te askerden döndüğümde iş arıyordum. Annem, kuzeni Sami Alyon’a telefon edip iş aradığımı söyledi. O sayede kuzenimin işhanında komşusu olan Jak Barkey adında bir mümessil komisyoncu tüccarın yanında işe başladım. Başlayış o başlayış.

TÜRKLÜK-TÜRKİYELİLİK
Önemli olan dışlanmamak


Türk kavramı teoride gayrimüslimleri dışlamayan, uygulamada ise bu kavrama etnik (Türk ırkı) ve dinsel (İslâm dinine mensup) bir anlam yüklendiğinden dışlayan bir kavramdı. Türk vatandaşı yerine Türkiyeli veya Türkiye vatandaşı dediğinizde ne değişecek? Ben bir kamu kuruluşunda çalışacak ve de bunun için usulen yapılan güvenlik soruşturmasından geçecek ve bu soruşturma sırasında Musevi olmam bir problem teşkil edecekse, karşımdaki insan beni Türk yerine Musevi olarak görmeye devam edecekse Türkiyeli olsam ne olur, Türkiye vatandaşı olsam ne olur?

Yorumları Göster
Yorumları Gizle