GeriKelebek Mesleğime deli oluyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mesleğime deli oluyorum

Mesleğime deli oluyorum
refid:14791581 ilişkili resim dosyası

Fotoğrafçı Mehmet Turgut; Teoman, Hayko Cepkin, Ogün Sanlısoy gibi rockçılara yaptığı işlerle tanındı. Farklı hikaye ve renkleri olan kareleri ilgi gördü. Mesleğinin en aranılan isimleri arasına girdi. Elbette eleştirenler, photoshop dehası olduğu söyleyenler de vardı. Ama o hiç aldırmadan ve soluk almadan çalışmaya devam etti.

Son dönemde elinize aldığınız pek çok albümün kapağında imzası var. Mart ayından beri imtiyaz sahibinin babası Ahmet Turgut olduğu, iki ayda bir yayınlanan “46” isimli dergiyi çıkarıyor. Dergisi için Cem Yılmaz’a deli gömleği giydirip Şahan Gökbakar’ı kadın kılığına soktu. Biz de bu işin arkasında nasıl bir çalışma var merak ettik, kendisinin kapısını çaldık. Mehmet Turgut’u kendi dergisine kapak yaptık. Üstelik bir deli gömleği giydirerek...

Siz fotoğrafçısınız, dergi fikri nereden çıktı?
- Bir çok dergi için fotoğraf çekiyordum. Yolladığım fotoğraflara bakıp “Bu bize fazla, daha sade” olsun diyorlardı. Herkes kendini entelektüel zannettiği için olaylara minimalist yaklaşıyor. Yapmak istediklerim bir yerde tıkanıyordu. Bu yüzden kendi dergimi çıkardım.

Dergi üzerinden kendi reklamınızı yaptığınızı düşünenler de var.
- Benim reklama ihtiyacım yok. Ben zaten her zaman, her yerde görülebilecek, o kafada yaşayan bir adam değilim. Sadece bir fotoğraf aşığıyım. Ayrıca yaptığımız iş ne bir fotoğraf dergisi ne de bir fanzin. Röportaj fotoğrafı denen olay Türkiye’de yok. 46, bu boşluğun doldurulmasını sağlayan bir dergi. Mesela ABD’de örneği Vanity Fair var.

Dergiye neden 46 ismini verdiniz?
- TCK’nın 46. maddesi akıl sağlığı ile ilgilidir, oradan geliyor ismi. 46 raporundan yani.

Ben deliyim mi demek istiyorsunuz?
- Gerçek bir deli olmak kontrol dışı bir durum. Ama işiyle ilgili deli olabilir insan. Bu coğrafyada bu dergiyi çıkarmak delilik, bu tarz fotoğraflar çekmek ve bunları anlatmaya çalışmak delilik. Ve bütün bunlar beni deli yapıyor.

HANGİ ROCK GRUBU 10 BİN EURO VERİR

Derginin ikinci sayısı yeni çıktı. İlk sayının kapağında Cem Yılmaz vardı. Şimdi de Şahan Gökbakar’ı kadın kılığına sokmuşsunuz. Bu isimler size poz vermeyi neden kabul ediyor?
- Üç yıldır İstanbul’dayım. Tarzımdan taviz vermedim. İnsanlar bunu anladı. Ne kadar zor ve agresif konular da olsa çıkacak işin avam olmayacağını biliyorlar.

Albüm fotoğrafı çekmek için sanatçılardan 10 bin Euro istediğiniz doğru mu?
- Hayır. Astronomik ücretler istesem rock grupları benimle çalışamaz.

Ben size fotoğraf çektirmek istesem ne kadar ücreti ödemem gerekir?
- Sizin fotoğrafınızı çekmem ki.

Neden?
- Bir referans olması gerekiyor. Karşımdakiyle temasım olması şart. İşlerimle insanları yukarı iten biri olmak istemiyorum. Kendimi rampa gibi kullandırmam.

Bu isimler bedava Mehmet Turgut kareleri olsun diye mi sizin teklifinizi kabul ediyor?
- Konu isimlerin bana inanmaları. Ayrıca ukala, kaprisleri olan biri değilim. Fotoğraf makinesini elime aldıktan sonra işçi oluyorum.

Önceden çekim için sizi ararlarken şimdi siz ünlü isimleri arayıp talepte bulunuyorsunuz...
- Zamanında birlikte çalıştığım ve çok iyi iş çıkardığımız biri, şimdi bana “Beni kapak yapmazsanız fotoğraf çektirmem” diyor. Bana bunlar saçma ve komik geliyor. O yüzden bu tip isimleri seçmiyorum.

Sizin sırrınız gerçekten iyi photoshop mu?
- Bugüne kadar hep beni photoshop’u iyi diye yorumlamalarının sebebi, bazı insanların bazı fotoğrafları algılayamamaları. Bu benim kafamdaki dünyayla alakalı. Ben nasıl bir dünya kurup görmek istiyorsam o fotoğrafı çekiyorum.

Dergide reklam çok yok. Kar ediyor musunuz?
- Şu an bayağı zarardayız. Üçüncü sayıdan sonra kendi kendini kurtarmaya başlar.

FOTOĞRAFÇILAR BENDEN NİYE NEFRET ETTİ

Ailem 1920’lerden beri fotoğrafçılık yapıyor. İlkokul hayatım Ankara’daki stüdyomuzda geçti. Sanatçı olma isteğim hep vardı. Resim, heykel seviyordum. Bir sene kurslara gittim. Herkes cansız mankenleri çiziyordu. Herkesle aynı dersleri görerek farklı bir dil yaratamayacağımı anladım. İlk kırılma noktam 2004’de İstanbul’da açtığım sergi oldu. Fotoğrafları yurtdışına gönderdim, ödüller aldım. Sonra elimdeki fotoğrafları Türkiye’deki yarışmalara gönderdim. Hepsinde birinci geldim. Bu yüzden bütün fotoğrafçılar benden nefret etti.

BIYIKLARIMI KESMEM
Fit, içkisi sigarası olmayan sporcu bir adamdım. Bir gün 4-5 gün aralıksız çalıştım. Sakallarım uzadı. Aynaya baktım bıyıklarım fena değildi. Sonra bıyıklar benle bütünleşti. Artık kesmiyorum ve onları seviyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle