GeriKelebek Mehmet Ali beni seviyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mehmet Ali beni seviyor

Sevgilisinin çapkınlıklarını, doğru insanı bulamamasına bağlayan

Nefise Karatay:

‘‘Mankenlik, fotomodellik gibi hayallerim olmadı hiç. Ajansa bile, güzellik yarışmasında mankenler gibi iyi yürümeyi öğreneyim diye kayıt yaptırdım. Ama Neşe Abla beni gördükten sonra bir daha bırakmadı.’’ Eee, Neşe Erberk haklı tabii. Çünkü Nefise Karatay gerçekten çok alımlı ve hoş bir kız. Çocukluğundan beri en büyük hayali güzellik kraliçesi seçilmek olmuş ve 1997 yılında Türkiye 2. güzeli seçilerek hayattaki en büyük düşünü gerçekleştirmiş. Veee şimdi, Nefise Karatay'ın sevinçlerini, üzüntülerini, umutlarını ve aşkını kendi ağzından dinleme zamanı...

Mehmet Ali Erbil'le aynı sette olmak nasıl bir duygu? Utanıp, heyecanlanıyor musun?

-Hayır. Tam tersine onunla birlikte oynamak çok zevkli.

Nasıl tanıştınız?

-Tatlı Kaçıklar'da tanıştık. Güzel bir arkadaşlığımız var. Çok canayakın, iyi ve çok değer verdiğim bir insan. Birçok insanda olmayan bir kalbe sahip.

Belki dost olarak çok iyi bir insan olabilir. Ama bu kadar çapkın olması seni korkutmuyor mu?

-Şu bir gerçek ki; Mehmet Ali'nin önceki ilişkileri gibi olmak istemiyorum. O yüzden biraz mesafeli davranıyorum. Onunla önce arkadaş olmak, sohbet edebilmek çok önemli. Sibel Ceylan ‘Mehmet Ali'yle arkadaş olmayı başaramadığım için onu kaybettim’ dedi. Bugüne kadarki çapkınlıklarını da doğru insanı bulamamasına bağlıyorum. Bana değer verdiğini biliyorum. Birisi sizi seviyorsa, bunu anlamamanız imkansız zaten.

Mehmet Ali'yle yaşadığın ilişki yüzünden Çarkıfelek'e hostes olma durumun sözkonusu olabilir mi?

-Bugüne kadar sunuculuk yaptığım programlarda birtakım prensiplerim vardı. Adımı vereceğim, arka planda kalmayacağım ve kendime ait bir program yapmak. Dolayısıyla bu konuda çok seçiciyim. Bir kere Özlem'in rahatsızlığı nedeniyle onun yerine Çarkıfelek'te yer aldım. Onu da Mehmet Ali rica etti diye yaptım.

Ama bir programa çıkman olay oldu. Birçok yerde bu konuda haberler çıktı.

-Özlem Yıldız, çok samimi olmamama rağmen görünce merhabalaştığım bir insan. Özlem'le ilgili dergilerde çıkan yazılara inanmıyorum. ‘Nefise'den nefret ediyorum. Çok olmaya başladı’ gibi şeyler. Benim kimseyle problemim yok. Dediğim gibi her şey uydurma. Örneğin Mehmet Ali ile Özlem hiçbir zaman nişanlanmamışlar. Bir davette Mehmet Ali, Özlem'in anne ve babasıyla bir araya gelince hemen fotoğrafları çekildi ve altına yazıldı: ‘‘Mehmet Ali görücüye çıktı. Özlem'le evlenecekler’’ diye. Halbuki böyle bir şey kesinlikle yok! Bugünlere gelmek için çok çalıştım, uğraştım. İstediğim yerlere de geliyorum. Amacım daha da iyi olmak. Bu yüzden özel hayatımla gündeme gelmek istemiyorum. Üstelik Mehmet Ali'yle ilgili haberlerle basında yer almam ilişkimizde huzursuzluk yaratıyor. Sonuçta aynı ortamdayız, birbirimizi görüyoruz sürekli.

Belki de ünlü olmanın bedeli bu. Önceden her şey güllük gülistanlık görünüyor. Ama işin içine girince...

Ünlü olunca özel hayat diye bir şey kalmıyor. Başkaları için yaşıyorsun; ne derler, ne düşünürler, ben ne duruma düşerim gibi... Bir ilişki yaşarsın. Bunu ailen ve yakın çevren bilir. Oysa şimdi tüm Türkiye yaşadığım ilişkiyi biliyor. Öyle bir damga yiyorsun ki, hayatın boyunca kurtulman mümkün değil. Yeni bir ilişkiye başlasan, geçmişteki bütün sevgililerinin kare kare fotoğrafları basılıyor gazetelere. Bu camiada yaşamak çok zor. Böyle bir bedel ödemem gerektiğini işin içine girdikten sonra anladım.

Bulunduğun camiadan arkadaşların var mı?

-Bu camiadan çok fazla arkadaşım yok. En yakın arkadaşlarım, çocukluktan beri tanıdığım Gökçen ve bir turnede tanıştığım müzisyen Mine. Bu camiada insanlarla sürekli rekabet halindesin, herkes kendini düşünüyor. Anlayacağın her koyun kendi bacağından asılıyor!

Sunuculuk ve oyunculuk teklifi geldiğinde korkmadın mı hiç? Sonuçta bu işler için bir eğitim gerekiyor.

- Sunuculuk için Can Gürzap'tan diksiyon dersleri aldım. Filme gelince; ‘Tatlı Kaçıklar’ dizisinden teklif geldiğinde biraz tereddüt ettim. Hem canlandıracağım rol için, hem de üstesinden gelip gelemeyeceğimi bilmediğim için. Uçuk kaçık bir kızı oynamam gerekiyordu. Etrafına zarar veren, sadist ve rahatsız birini canlandırmak beni ürküttü. Ama oradaki tiyatroculardan büyük destek gördüm.

Bir sinema filmi teklifi alsan nasıl bir filmde ve kiminle oynamak istersin?

-Hayalim insanların aklında kalabilecek, düşündürücü bir filmde rol almak. Yıllar önce Aydan Şener'in ‘Çalıkuşu’ filmi vardı. Onun etkisinde kalmıştım. Feride karakterini canlandırmak isterdim. Doğrusunu söylemek gerekirse elimde bir fırsat olsa tercihim Kevin Costner olurdu. Ama hemen belirteyim; çok seçiciyim. İki, üç şarkıyla patlayan sonra film çeken insanlarla oynamayı asla düşünemem.

Boş zamanlarında ne yapıyorsun?

- Sinemaya gitmeyi çok seviyorum. En son Sean Connery’nin ‘Kurda Tuzak’ filmine gittim.

Peki kitap okur musun?

-Fırsat buldukça kitap okuyorum. En son Ramses'i okudum. Çok etkilendim. Daha önce Mısır'a gitmiştim. Piramitler, insanlar çok egzotikti.

Nefise, Nefise’yi anlatıyor

- 1976, Almanya doğumluyum, Türkiye'ye beş yaşında geldim.

- Hırslı ve çalışkan oluşum sanırım Boğa'lığımdan kaynaklanıyor.

- Mankenlerin çoğu Claudia Schiffer ya da Cindy Crawford'u kendilerine örnek alıyorlar. Oysa benim tek favorim Brooke Shieldes.

- İç çamaşırı ve mayo defilesine hiç çıkmadım. Mayoyu sadece güzellik yarışmasında giydim, o kadar. Bu tür defilelerin insanları belli. Onlar o işten para kazanıyorlar, ben paramı dizilerden, sunuculuktan kazandığım için gerek hissetmiyorum.

- Evlendikten sonra mankenliği bırakmayı düşünüyorum.

- İnsanlara pek güvenmem, hep şüphelenirim.

- Çocukluğumda çok zayıftım. Yuvarlak hatlı olduğum için biraz kilo beni şişko gösteriyor. Meyve ve sebzeye ağırlık veriyorum. Mutluyken yemek yemek aklımdan bile geçmez. Ama üzüntülüyken yememek için kendimi frenliyorum. Galiba benim hep mutlu olmam lazım!

Birinci olmak önemli

Çocukluğumdan beri güzellik yarışmalarına girip, derece kazanan kızlara özenirdim hep. Ailem de ‘Bak, o yarışmaya katılsaydın, sen kazanmıştın’’ der, dururdu. Daha da heveslenirdim. 1996 yılında Erberk Ajans'a kayıt yaptırdım. Bir de istisnai durum oldu. Normalde güzellik yarışmalarında dereceye girenler sonra program sunmaya başlarlar. Bende tam tersi oldu. Önce Number One TV'de sunuculuk yaptım. Altı ay sonra da yarışmaya katıldım ve Türkiye 2. Güzeli seçildim. Amacım belliydi, derece almak. ‘Kazanmak değil, yarışmak önemli’, diyenlere inanmıyorum. Kraliçe olamadığım için bir miktar para ve araba kaçırdım. Bu yüzden çok üzüldüm tabii.




Yorumları Göster
Yorumları Gizle