MEDYADAN : Ortaya karışık

Güncelleme Tarihi:

MEDYADAN : Ortaya karışık
Oluşturulma Tarihi: Ekim 27, 2003 17:01

Hafta sonu, biliyorsunuz, Bingöl taraflarındaydım, hazırlık, yolculuk filan derken doğru dürüst gazete bile okuyamadım. Onun için pazartesi yazamadım, bugün de servis tabağımız biraz zayıf kaldı. Bu sefer idare edin n’olur, haftaya telafi ederiz.!

Haberin Devamı

Ailenizin ve mahallenin namusundan sorumlu Şok, 21 Ekim

Spot şöyle: Ünlü birçok isim, sevişirken farklı şeyler düşündüğünü itiraf etti. Sonuca göre (?) kadınlar sevişirken ev işlerini, erkekler başka kadınları hayal ediyor.

Kadınların sevişirken ev işlerini “hayal etmesi” çok inandırıcı geldi bana ya...

Neyse...

Angelina Joie vahşice sevişmeyi severmiş, Robbie Williams “seks, seks, seks” demiş. Madonna, Cameron Diaz ve Anthony Kiedis abuk sabuk birşeyler söylemişler, sualle pek ilgisi olmayan.

Bizim “ünlü isimlere” de açıp sormuşlar. Oyuncu Toprak Sergen başka kadınları düşündüğünü itiraf etmiş. Ama ben şarkıcı Özlem Tekin’in cevabına bayıldım:

Adamına göre değişir!”


*

EVET, BİRAZ AMİYANE OLMUŞ

Hürriyet, 21 Ekim

Fatih Altaylı, banka hortumcusu işadamlarına karşı Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in hazırlattığı kanun tasarısını şu sözlerle övüyor:

“... bu soyguncuları, amiyane tabirle, ‘çıktıkları yere kadar’ kovalayacak bir düzenleme.”


*

VİYANA’YI SEL ALDI

Hami Çağırdaş (inşallah adını doğru okumuşumdur) bir yazımın üstüne gecce.com’a girmiş, “En güzeli Nil Demirci Hanım’ın Viyana şehri üzerine görüşleri... tam 700 km’lik bir sapma olmuş, diyor.

Merak edip baktım. Viyana’yı tıklayınca karşıma bir ... gondol fotoğrafı çıktı. Demek ki ben görmeyeli Viyana’yı su basmış, gondolla geziyorlar.

(Bir teknik hata olmuş herhalde, Viyana’yı tıklayınca Venedik sayfası geliyor da...)


*

İTLAF EDEMİYORUZ BARİ SALIVERMESEK

Akşam, 22 Ekim

Gaziantep’te 33 yaşındaki bir herif, 9 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ederken, polis tarafından suçüstü yakalanmış. AA’nın haberine göre, bu sapık daha önce 7 çocuğa tecavüz edip, 7 kere hapis yatmış. On gün önce tahliye edilmiş ve çıkar çıkmaz bu talihsiz yavrucağa saldırmış.

Tamam, benim içimden de kızın ailesi gibi, bu iğrenç yaratığı linç etmek geliyor, “Yedi kere hapse girmiş, bunu bir şişleyecek çıkmamış mı?” diye sorasım geliyor ama... belli ki adam sapık, ruh hastası, 8 kere aynı suçu işlemiş birini ömür boyu kapatmanın, akıl hastanesinde filan tutmanın imkanı yok mudur, anlamadım.


*

FAKİR FUKARA BABASI CEM UZAN

Star, 22 Ekim

RTÜK, Cem Uzan’a maç arası propaganda ve yalan yayın yapma yasağı getirdi. Ama Uzan, GS-Olympiakos maçının devre arasında yine babasının televizyonuna çıktı.

Recep T.Erdoğan’a ilk defa “Sayın Başbakan” diye hitap ettiğine, “gerekirse ayağına giderim” demeye getirdiğine göre, bence kıçı iyice sıkıştı artık, yine “haysiyetli” bir girişimde bulunuyor.

Haberin Devamı

Gerçi kimi meslektaşlarım “Bunun altında da bir oyun vardır” diye düşünüyorlar ama...

Ben, Star gazetesinin bu haberi verişine, tek kelimeyle bittim.

Star şöyle yazdı:

Bu konuşmayı yapmadan önce günlerce düşündüğünü, ‘Acaba nasıl bir konuşma yapmalıyım ki iktidar daha da zor duruma düşmesin’ dediğini belirten Cem Uzan şöyle konuştu: ‘Amacım iktidarı zora sokmak değil, amacım sadece bu insanların mağduriyetlerine son vermek.”

Nasıl ağladım bu sözleri okuyunca, nasıl duygulandım... Sadece memleketin menfaatini düşünen, kendini böylesine dolandırılmış insanlara adayan bir insan...


*

TAMAM NAOMİ KISRAK GİBİ AMA...

Vatan, 22 Ekim

Top model Naomi Campbell bir geceliğine İstanbul’a geldi, ortalığı birbirine kattı. (Ben, hep söylerim ya, gazetecileri haysiyetsiz buluyorum. Madem birisi sana bu kadar büyük terbiyesizlik yapıyor, kaçıyor, küfrediyor, otele sokmuyor, dövdürüyor, köpek muamelesi yapıyor... Gazeteciler aralarında anlaşır, Naomi’yi izlemezler, haberini yapmazlar, fotoğrafını kullanmazlar, yetmedi, gazete de “Naomi’li ilanları kabul etmiyorum” der... Muhabirinizi niye ezdiriyorsunuz yahu Allah’ın bir şeyine...) 

Vatan bir toparlama yapmış, Naomi gibi, Cameron Diaz da Türkiye’den ağlayarak ayrıldı, Boy George, ardından Pamela Anderson’un kocası olay çıkardı... Niye bize gelince delleniyorlar, diye soruyor gazete. Ahmet San’dan, Ömer Karacan’dan, Erkan Özerman’dan görüş almışlar. 

Zeki Başesgioğlu diyor ki: “Atın jokeyi önemlidir!

Naomi kısrak gibi kadın, ben de farkındayım ama, bu kadar da açık söylenmez ki...


*

TAMAM, BAYKAL’I BEN DE BEĞENMİYORUM AMA...

Sabah, 22 Ekim

Hıncal Abi, herkesten farklı bakmayı bilir, gereğinde aykırı düşerek tartışma yaratma konusunda da üstüne yoktur. Ama bu sefer işin dozu kaçtı.

Hıncal Uluç, ana muhalefet partisi CHP’nin başına... Bedri Baykam’ı teklif ediyordu açık açık.

Yok artık!


*

MERDİ KIPTİ DURUMUNA DÜŞMEYELİM

Hürriyet, 22 Ekim

Arkadaşım Zeynel Lüle’nin Hürriyet’e manşet olan haberi şöyleydi:

KADEK’e karşı Zana

AB Komisyonu ile görüşen Türk yetkililer, “KADEK’i terör listesine sokarsanız Leyla Zana ile arkadaşlarının davasının seyri değişebilir” mesajı verdiler.

Yani, KADEK’i terör listesine alırsanız, biz de Zana’ya bir iyilik yaparız, tahliye ederiz...

Yahu bu ne biçim bir itiraftır, psikolojide buna lapsus derler. 

“Kuvvetler ayrılığı” olan demokratik bir ülkede, Yürütme’ye mensup yetkililer (hükümet, elçiler, bürokratlar) yahut da Yasama’ya mensup milletvekilleri, nasıl olur da böyle bir laf ederler? Yargı’ya müdahale edebileceklerini söylerler?

Bu, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığının, Leyla Zana’nın emirle içeri atıldığının en açık itirafıdır. Sırf bu lafı etti diye adamı AB’ye almazlar.


*

NAMUSLU İNSAN O KADAR AZ Kİ...

Milliyet, 23 Ekim

İzmir Konak İlçesi Bahar Mahallesi’nde açılan parka Selma Onay adlı hanımın adı verilmiş? Kimmiş bu Selma Hanım, adı niye bir parka verilmiş?

Konak Belediye Başkanı mealen diyor ki: “Selma Onay’ın arsasının imar sorunları vardı. Komşuların hepsi, inşaat izni olmamasına rağmen gecekondu diktiler, Selma Hanım gecekondu inşa etmeyi reddetti
.”

Allah rahmet eylesin, dürüst bir insanmış demek ki...

Ama Türkiye’nin haline bakın: “İmar izni olmayan yere gecekondu yapmadı” diye bir insanın adı parka veriliyor. Yani her dürüst, namuslu, normal vatandaşın yaptığını yapmak, Türkiye’de aziz ilan edilmek için kâfi. Namussuzlar o kadar çok ki...


*

BUNLAR BİZİ FENA ÖPECEK

Milliyet, 23 Ekim

NATO Genel Sekreteri Lord Robertson Türkiye’nin NATO içinde ve dünyada çok önemli bir konuma geldiğini söylemiş ve demiş ki : “Geleceğiniz parlak!”

Bu “Geleceğin parlak” lafı, çocukluğumuzdaki bir tekerlemeyi hatırlattı bana.

(Engin Ardıç olsa açık açık yazardı, benim elim gitmiyor.) 

Şu kadarını söyleyebilirik ki, bu Batılılar bizi gözüne fena kestirdi...


*

HAYIRDIR?

Yarın, 23 Ekim

Ekonomi sayfasının manşeti: Kemal Abi mucizesi

Spot: Cesur çıkışları, pratik çözümleri, özel teşebbüsle barışık politikalarıyla Maliye Bakanı Kemal Unakıtan veya Başbakan’ın hitap biçimiyle “Kemal Abi” herkesin takdirini kazanmayı bildi. O, kabinenin tartışmasız en başarılı bakanı.

Ufuk Güldemir zeytinyağı işine mi girdi?


*

ÇBS’Lİ BALIK DA ÇIKTI

Yarın, 23 Ekim

Bengüç (Özerdem) kısa bir süredir Yarın’da yazıyor ve güzel şeyler yakalıyor. “Her gördüğün balığı taze sanma” başlıklı yazısı güzel değildi, dehşetti.

Üsküdar’da çifti bir milyona palamut görünce almaya kalkmış. Ama biraz dikkatli bakınca...

“Aman Allah’ım o da ne! Balıklar bayat, kokmuş, gözler solmuş. Ama yüzgeçleri kıpkırmızı. Şöyle eğilip bakıyorum. İnsafsızlar, boyamışlar. Satıcıyla konuşuyorum. Anladığımı anlayınca ‘Sana değil abi’ diyor ve tezgah arkasından balık çıkarıyor. Neyle boyadığını soruyorum. Açıkça anlatıyor...”

"Vallahi de billahi de tezgahın arkasından çıkarıyor. Bayrak kırmızısı ÇBS. Duvar boyası. ‘Bu adamı öldürür’ diyorum. ‘Bu boyaları biz temizliyoruz. Bu yüzgeçleri alıyoruz...”

İnanırım. Bengüç’ün dediğine inanırım, bir defa. Ayrıca bizim milletin yemeyeceği b.k yoktur...

Benim hikayem çok daha masum.

Büyükçekmece’de bakkala gittim, yıllarca önce, adam el arabasında balık satıyor. 

- Haydiye kefal! Canlı canlı, canlı canlı...

Merakla bakıyorum, tezgahında kefala benzer balık yok.

- Usta! Göster bakayım bana şu kefalları...
- Aha ya! diye hayatımda ilk kez gördüğüm bir balığı işaret ediyor.
- Bu kefal mı?
- Kefal abi...
- Ulan bu balığın pulu yok, bu ne biçim kefal?

Kulağıma eğiliyor, nefesine kadar balık kokan satıcı:

- Ses etme be abi, millet kefal diye seve seve yiyor. Kaçırmayalım şimdi vatandaşın ağız tadını!

Biz görmeyeli balıkçılar işi abartmış demek ki...


*

GAZETECİLİK VE SERBEST PİYASA

Yarın, 24 Ekim

Gazetenin “sahibi” ve Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Güldemir, başyazısına “Bu ayıp ortadan kalksın” diye başlık atmış, türban meselesini yazıyor, “Ben Türkiye’nin modernleşme emellerine güveniyorum. Özgürlüğün türbanı yeneceğine inanıyorum” diyor ve yazısı şöyle bitiyor:

Yaşasın serbest piyasa!”

Hayırlı işler!..


*

GÜNLÜK DONLAR GELDİ

Akşam, 24 Ekim

İnternetten satış yapan bir şirketin Akşam’a verdiği tam sayfa ilandan:

Everyday Külot (One size)

“One size”, demek ki her döte uygun...

Müjdelux Everyday Külot, özel dikişsiz ağı ile günlük kullanım için idealdir.”

Anlamadım! Günlük olmayan, mesela haftalık, aylık don da mı var?


*

DÜZELTİRKEN DÜZELLTİK (!) ÖZÜR DİLERİZ

Hürriyet, 27 Ekim

Ertuğrul Özkök, 26 Ekim tarihli köşesinde “Fransız’ın ilk hasat ‘Primeur’ şarabı, ‘Nouveau Beaulolais’si neyse, bizim ilk hasat zeytinyağımız da odur” diye yazdı.

Hatasını sonradan fark edince, Hürriyet’in okur temsilcisine telefonla bir düzeltme koyması için rica etmiş. Düzeltme şu şekilde çıktı:

ERTUĞRUL ÖZKÖK : Dünkü yazımda, Fransa’da ilk hasat şarabının adını ‘Nouveau Beaulolais’ diye yazmışım, doğrusu ‘Beaulolais Nouveau’ olacaktı, özür dilerim.

Ömer adlı bir çocukluk arkadaşım, küçükken “k” harfini söyleyemezdi, “t” derdi. Bir gün babasına koşup müjde vermiş: “Baba, baba, artık ‘Tapıyı tapa’ demiyorum, doğru söylüyorum, ‘Tapıyı tapa’ diyorum.”

Bizim düzeltme de böyle olmuş. O şarabın adı ne ‘Nouveau Beaulolais’, ne ‘Beaulolais Nouveau’ ... doğrusu “Beaujolais Nouveau” yani “j” harfiyle...

Biz düzeltme yaparken fena düzeltmişiz!

(Not: Okur Temsilcisi arkadaşım Doğan Satmış’ı da harcamayalım bu arada. Ertuğrul Bey telefon edip de “Şöyle şöyle bir hata yapmışım, iki satır düzeltme koyar mısın!” deyince, Doğan, şarabın adından emin olmak için, internetten “Beaulolais” şarabını aramış ve ... bulmuş. Çünkü - Doğan’ın talihsizliği - “Beaulolais” diye de, az bilinen bir şarap var.)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!