GeriKelebek Medyadan : Muhtelif alıntılar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Medyadan : Muhtelif alıntılar

Dinime dahledene bak – Ertuğrul Özkök’ten aşıramadığım haber – O milletvekili eski değil de eylemli olsaydı, acaba ne olurdu – Kahraman tanker şoföründen bahsetmemek olmaz – Turizm Bakanı artık bol bol tatil yapabilir – İşçi babalığı için Ecevit’in yaşı geçmedi mi – Bence bırakın Başbakan şiir söylesin – 2005 yılında ciddi bir gazetemizin iki sayfasını işgal eden yazılar - Bush, Erdoğan’ı 3 dakikada mı ikna etti – Yabancı basın vız gelir, bizim kale gibi Orhan Pamuk’umuz var... vs


Not: Yanda, Açık Gazete’de yayımlanan (acikgazete.com) ‘CHP’DE KIYIM’ adlı illüstrasyon.

LAHAVLE...

TÜSİAD, Avrupa Birliği maceramızın bu son ve en zor merhalesinde Türkiye adına müzakereleri yürütecek olan başmüzakerecinin ‘tam gün’ bu işi yürütebilmesi için, başka bir kamu görevinin olmaması gerektiğini söyledi. Yani, adını açık açık söylemeden ‘Abdullah Gül hem TC’nin Dışişleri Bakanlığı, hem de Başmüzakereciliğini yürütemez’ demeye getirdi. Bu TÜSİAD’ın ne ilk, ne son buna benzer açıklamasıdır.

Birisi çıktı ve bu açıklamaya şöyle bir tepki gösterdi: “TÜSİAD, işadamları derneği, başmüzakereci derneği değil. Bu işe çok karışmasa diye düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mutlaka başmüzakereci bulur!”

TÜSİAD’a “Sen iş dünyasıyla ilgilen, sanayiyle ilgilen, ticaretle ilgilen, başmüzakeci senin ne üstüne vazife?” diyen kim, biliyor musunuz?

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün...

Star, 21 Şubat


*

ERTUĞRUL ÖZKÖK’TEN AŞIRAMADIĞIM HABER

Ertuğrul Özkök köşesinde komik bir anekdot anlattı. (Bunu daha önce bize anlatmış, yazacağım demişti. Günlerce yazmayınca, belki de unuttu, ben yazarım, diye sevindim ama unutmamış. Bari ben de alıntı yapayım.)

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Beyoğlu Emniyet Amirliği’nde bir kutlama yapılıyor.
Şimdi bakın ve siz karar verin.
Acaba dünyanın başka bir ülkesinde böyle bir olay olabilir mi?
Emniyet Amirliği’nde yapılan bir yaş günü partisi.
Amirliğin bütün görevlileri, bir delikanlının yaş gününü kutluyorlar.
18 yaş partisi.
Bu delikanlı, orada çalışan genç bir polis değil.
Herhangi birinin akrabası da değil.
Öyleyse yaş günü niye kutlanıyor?
Anlatayım da görün.
Polislerin yaş gününü kutladığı çocuk, o bölgede hırsızlık ve kapkaç olaylarına katılmış bir delikanlı.
Bugüne kadar tam 58 olaya karıştığı tespit edilmiş.
Çeşitli defalar yakalanmış; ama çocuk olduğu için serbest bırakılmış.
İşte o delikanlı 18 yaşını dolduruyor.
Yani cezai ehliyeti oluşuyor.
Yani artık yakalanıp içeri atılabilecek.
Polisler işte bu özel günü kutluyorlar.
Semtin en azılı hırsız ve kapkaççılarından birini artık cezaevine yollayabilecekleri için sevinçliler.
Böyle bir şey olur mu diyeceksiniz.
Bazılarınız bu bir ‘şehir efsanesi’ diyecek.
Ama kaynağım sağlam. Bunu dün bizzat İstanbul Valisi Muammer Güler’den dinledim.

Hürriyet, 23 Şubat


*

ESKİ MİLLETVEKİLİ BACANAĞINI DUBLÖR OLARAK KULLANDI, diyor haber.

Edirne’de alkollü bir halde kaza yapan eski milletvekilinin bacanağı olayı üstlenmiş, ama üç saat sonra yalan söylediği anlaşılmış, eski milletvekili hakkında ‘suça teşvik’, bacanağı hakkında da ‘yalan beyan’ suçundan işlem başlatılmış.

İddiaya girelim mi, polis bu olayı ortaya çıkardığında o milletvekili ‘eski’ değil de ‘eylemli’ olsaydı, olay örtsas edilmiş olurdu, bizim de ruhumuz bile duymazdı.

Hürriyet, 23 Şubat


*

BU RESMEN CİNAYET DEĞİL Mİ?

Manisa’da bir ana baba, 6-8-10 yaşlarındaki üç çocuklarını evde kilitli bırakıp gezmeye gitmiş, çocuklar çıkan yangında ölmüş.

Haber “Gözaltına alınan anne baba ifadelerinin ardından serbest bırakıldı” diyor.

Bu nasıl iştir? Mesela Amerika’da böyle bir suç, cinayetten beterdir. Bizde Adalet ‘zaten ciğerleri yanmış, bir de biz vurmayalım’ mı diyor?

Hürriyet, 23 Şubat


*

ARTIK BOL BOL TATİL YAPAR J

Yeni Turizm ve Kültür Bakanımız Atilla Koç, 22 yıldır yıllık izin kullanmamakla, milletvekili seçildikten sonradır ki hayatında ilk kez tatil yapmakla övünüyormuş.

Bir ilke daha imza attık ve 59 yıllık ömründe hiç izin yapmamış, sadece 1 kere tatile gitmiş bir ... TURİZM BAKANI’na sahip olduk.

Allah’tan KÜLTÜR ayağı daha sağlammış, çünkü (Yalçın Bayer’in yazdığına göre) ‘En büyük özelliği çıkan son kitapları takip etmesi ve okuması’ imiş.

Hürriyet, 23 Şubat


*


BU HABERE DEĞİNMEMEK OLMAZ

Gaziantep-Nurdağı’nda seyreden benzin yüklü bir tankerin freni patlamış. Sürücü Tahsin Altun (38), yan koltukta oturan Bilal Işık’a hemen araçtan atlamasını söylemiş. Işık ‘Birlikte atlayalım’ deyince, Altun reddetmiş, "Ben atlayamam, tanker karşıdan gelen diğer araçlarla çarpışır, bir felaket olur"!

Ve bir araca çarpmadan uçurumdan yuvarladığı tankerde ... yanarak ölmüş.

Kahraman adamcağız, Allah razı olsun, ruhu şâd olsun!

Gazeteler, 23 Şubat


*

İŞÇİ BABASI OLMAK İÇİN BİRAZ GEÇ KALMADI MI?

Spot: Demiryolcularla Ankara Garı’nda buluşan Ecevit, bazı sendika yöneticileriyle birlikte SEKA işçilerine destek vermek üzere trenle İzmit’e gitti.

Başlık: İşçi babası Ecevit

Serdar’ın yorumu: İşçilerin anasının neden ağladığı belli oldu...

DBTercüman, 24 Şubat


*

BUSH İKNA ETTİ, diyor manşetinde Birgün.

Bush’la yaptığı görüşmeden sonra ABD’ye karşı yumuşadığı gözlenen Erdoğan, ‘İlişkilerimiz dostluk ve müttefiklik zemininde sürüyor’ dedi”.

Birgün’ün manşeti doğruysa eğer, George ‘Dubya’ Bush’un ikna kabiliyeti çok yüksek olmalı.

Çünkü Brüksel’deki NATO Zirvesi öncesinde Bush ile Erdoğan (ve tabii ki tercüman vasıtasıyla) topu topu sekiz dakika ayaküstü görüştüler; onun da, anlaşıldığı kadarıyla, iki dakikasında iki Anglo-sakson Erdoğan’a iltifat (!) etmişler, kaldı 6 dakika. Bunun da yarısı İngilizce-Türkçe-İngilizce tercüme...

Bizimki 3 dakikada ikna olmuş bu hesapça...

Birgün, 24 Şubat


*

DİLİM(İZ)DE TÜY BİTTİ AMA...

Merhaba Serdar Bey, bu sabah Atv kahvaltı haberlerinin Gündemden Başlıklar kısmında hırsızlık olaylarının artışından bahsediliyordu. Cümle aynen şöyle:

"Pendik'te bir emlakçıyı gasp ederek cep telefonunu çalan hırsızlar daha sonra bir marketçiyi de soyarak kaçtılar".

Türkiye'nin en çok izlenen televizyon kanallarından biri hem de haber bülteninde böyle bir hataya düşüyorsa biz çocuklarımızın nasıl bir Türkçe ile konuşmasını bekleyebiliriz ki? Ben söyleyecek kelime bulamıyorum.Güzel Türkçemizi bu hale getirenleri de esefle kınıyorum.

Hatice ER

ATV, 24 Şubat


*

YATAĞABAĞIMLIENGELLİLEREBAKIMZEDELER

Hükümet, yatağa bağımlı 200 bin özürlünün (yani engellinin demek istiyor gazete) evlerinde bakılmaları için proje hazırladı. Evde bakım için kurulacak özel şirketlere devlet özürlü (engelli) başına 450 YTL ödeyecek.

Gecikmiş ama yerinde, önemli, hayatî bir karar ve uygulama, aferin hükümete. Ancak şunu da bir kenara not edin: Türkiye’de böyle kararlar verirken, düşünmeden, araştırmadan, langur lungur işe girişiriz biz ve muhakkak yüzümüze gözümüze bulaştırırız. Çok yakında haberleri çıkmaya başlar: “Devleti engellilere evde hizmet veriyorum diye şu kadar milyon lira dolandırdılar” yahut “Bütün gün kahvede boş oturanları evde bakıma muhtaç engelli diye gösterip devletten para alan çete yakalandı”, olmadı “Türkiye’de evde bakım parası alan 100 bin engelsiz engelli var...”

Burası Türkiye, olmazsa bir şey bilmiyorum ben de!

Sabah, 24 Şubat


*

İYİ ŞEYLER MEYANINDA

Memleketimizi, insanlarımızı devamlı eleştiriyoruz, iyi şeyler olunca onu da söyleyelim.

Yalçın Abi’nin (Bayer) Mesaj Panosu köşesinde okudum, bir vatandaş yazmış:

34 TCD 49 plakalı takside cüzdanımı düşürdüm. Taksi sahibi Şaban Baba, arabasını Bağcılar’da Özyıldız Shell’e yıkatmaya vermiş, personel cüzdalı bulup banka kredi kartından bankayı arayarak 2 saatte bana ulaştılarl. Bu dürüst Shell çalışanlarına ve taksi şoförüne teşekkür ederim. Zeliha Dural

Hürriyet, 25 Şubat


*

SERBESTİ KAOS DEMEK DEĞİL Kİ

Fatih Altaylı’nın evcilik düğmesinin neden mevciliğe döndüğü, kimin döndürdüğü, yani büyük bir Erdoğan hayranı iken neden düşman kesildiği merak konusu...

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun ‘Gerekli işgücünü tespit edeceğiz ve üniversitelerde buna göre kontenjan ayıracağız. Mühendis lazım değilse mühendislik fakültelerinin kontenjanını kasacağız’ sözlerini eleştiriyor Altaylı.

Tartışılır bu karar” diyor “İsteyen istediğini okur...”

Laf mı şimdi bu? Tabii isteyen istediğini okuyacak da, üniversiteler de ihtiyaç kadar kontenjan açacak. Yoksa ortalık böyle diplomalı işsizlerle dolar işte...

Hürriyet, 25 Şubat


*

BIRAKIN ŞİİR SÖYLESİN

Başbakan “Ben doktora iğne yaptırmam ama hemşireye yaptırırım çünkü hemşirenin pratiği yoğun. Bir yoklar damarı bulur ama doktor bulamaz, icabında felç de edebilir” dedi.

Ekledi, sadece okumak yetmiyor “Benim okulda nice bir numaralı arkadaşlarım şu anda sefilleri oynuyor. (!) Karneleri baştan sona on ama hayata gelince çok başarısız oluyorlar.”

Biliyor musunuz, düşündüm de... Başbakan illa konuşacaksa, bari bırakın şiir okusun eskisi gibi!

Hürriyet, 25 Şubat


*

ASIL RAHŞAN HANIM ELDEN GİTTİ

Rahşan Ecevit önce “Din elder gidiyor” demişti, bu kez de “Vatan elden gidiyor” dedi, “Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklarımızı para karşılığında parça parça veriyoruz. Sevr’in yapamadığını biz kendi ellerimizle yapıyoruz.”

Gazeteler, 25 Şubat


*

YIL 2005, CİDDİ BİR TÜRK GAZETESİ

2005 yılında elin gâvuru (J) HIV virüsünün kilidini çözmek, Mars’ta su bulmak üzere...

DB Tercüman gazetesinin aynı sayısında 2 tam sayfa işgal eden iki konu:

(1) Soru: Müslüman kızlar gayr-i müslimle evlenebilir mi? Cevap: Müslüman bir kızların (?) gayr-ı müslim erkeklerle yapacağı nikâh sahih değildir. Müslüman kız ancak Müslüman erkeklerle evlenebilir.

(2) Cinler insanlardan üstün değildir. Cinler de melekler ve şeytanlar gibi insanların göremediği bilinmeyen varlıklardır. Cinler hakkında somut bilgiler Kur’an-ı Kerîm’de yer buluyor.

Eee, her millet layıkını bulur!

DB Tercüman, 25 Şubat


*

Anahtar Deliğinden köşesinde ‘BAŞBAKAN’A HİNTLİ KORUYUCU!’ haberi şöyle başlıyor:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ünlü seyyah Marko Polo misali dünyanın dört bir yanını dolaşıyor.”

Marko Polo dünyanın dört bir yanını mı dolaşmıştır yoksa sadece Çin’e mi gitmiştir?

HO Tercüman, 25 Şubat


*

ALIN SİZE BİR ‘KOMLPE’ TEORİSİ

Herhalde benden önce birinin aklına gelmiştir, biri yazmıştır, ben görmedim ama...

Son zamanlarda bir yerden düğmeye basıldı (komplo teorisi demeyin, bu kadar da tesadüf olmaz) önce WSJ, ardından Le Figaro, Türkiye’ye resmen saldıran, terbiyesiz yazılar neşretti. Son olarak, The Guardian’daki bu yalancı muhabir çıktı ortaya, dünyanın her metropolünde meydana gelebilecek bir çirkin hadiseyi, Türkiye’yi aşağılamak için vesile bildi...

Sizce tesadüf mü yoksa planlı programlı bir karalama kampanyası mı?

Gerçi bizim kimseye ihtiyacımız yok, elhamdülillah Orhan Pamuk’umuz var ama...

(Londra’nın batakhaneler mahallesi Soho’da da adamı böyle kazıklarlar... diye kim yazacak ilk, merak ediyordum: Prof.Dr. Ali Atıf Bir yazdı. Eee, ne de olsa ‘pazarlama’ uzmanıdır !J)

Gazeteler, bir haftadır


*

BU DA BİR DİĞER MUHTEŞEM HABERDİ:

İzmir Alsancak Limanı’nda, sokakta gözleme satan kadının yolunu kesen biri, ‘Biz sana burada gözleme satmayacaksın demedik mi...’ diye bacağına sıkmış.

Kimmiş gözlemeci kadını vuranlar? Aynı kaldırımda nohutlu pilav satan rakipleri...

Yani ‘Nohutlu pilav mafyamız’ da oldu çok şükür!

Takvim, 26 Şubat


*

BİR TANE DE ‘BUNLARIN DA BİR OYU VAR’ HABERİ

Söke’de bir dut ağacının dallarını kırılmasın diye bezle bağlamışlar.

Peki sonra ne olmuş?

Benim gibi seçimlerde bir oyu olan vatandaşlar, dutun dallarına bağlı bez parçalarını görünce bunu bir dilek ağacı zannedip, çaputla donatmışlar.

Biliyor musun, bu haberleri okuyunca, cinci hocalara, üfürükçülere, jetfadıllara daha bir anlayışla bakıyorum, insanın bu milleti dolandırmaması için çok sağlam bir iradeye sahip olması gerekir...

Star, 26 Şubat


*

PARALI ÖZEL DERS

2003 yılında Antalya’ya tatile geldiği arkadaşını öldürdü diye önce hüküm giyen ve 4 sene 2 ay ceza alan ama Yargıtay’dan dönen davada bu kez beraat eden bir Fransız, suçsuz yere yattığı 499 gün için, Türkiye’den 192.000 Avro tazminat talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuş.

Eee, medeni memleketlerde bu işler böyledir. Türkiye, çatır çatır öğrenecek hak nedir, hukuk nedir, insan hakları ne demektir. Elin oğlu parasıyla özel ders vererek öğretecek bize, insana saygı duymayı...

HO Tercüman, 26 Şubat

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle