GeriKelebek Manastır’da Mustafa Kemal’in okulunda
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Manastır’da Mustafa Kemal’in okulunda

Manastır’da Mustafa Kemal’in okulunda
refid:21041017 ilişkili resim dosyası

Osmanlı’nın Rumeli Vilayeti’ndeki önemli şehirlerden biriydi Manastır. Mustafa Kemal’in askeri lise eğitimi aldığı kent 1912’de Osmanlı topraklarından çıktı. Yugoslavya dağıldıktan sonra Makedonya’ya katıldı. 2601 metrelik Baba Dağı’nın eteklerinde, Dragor Nehri’nin kıyısına kurulan şehir günümüzde Bitola adını taşıyor, tarım, tekstil üretimiyle öne çıkıyor. Okurumuz Şeref Pınarcı, Mustafa Kemal’in izinden şehri gezdi, gençlik aşkının izlerine rastladı, izlenimlerini yazdı.

Manastır, yeni adıyla Bitola bugün Makedonya bağımsız devletinin ikinci büyük şehri. Eski ismi sadece Osmanlı’dan kalma kimi camilerin levhalarında yazıyor. Haritalarda ismi Bitola. Bu küçük şehrin Atatürk’ün gençliğinde önemli bir yeri var. 1896’da Selanik’te ortaokulu bitirip “Manastır Askeri İdadi”sinde okumak üzere gelmiş. Dört yılı burada geçmiş. Sonra Harp Okulu’nda öğrenim görmek için İstanbul’un yolunu tutmuş.
Atatürk ilk gençlik aşkını da Manastır’daki lise yıllarında yaşamış. Eleni Karinte’nin Atatürk’e yazdığı mektuptan öğreniyoruz bu hüzünlü aşk öyküsünü...
Atatürk’ün okulu günümüzde Manastır Kültür Müzesi. Kent çevresinden çıkarılan pek çok antik eserin sergilendiği salonların yanında, rehber eşliğinde gezilen bir de Atatürk anı odası var. Binanın birinci katındaki odada renklendirilmiş fotoğraflar, Türkiye’den gelen resmi heyetlerin getirdiği plaket, büst gibi hediyeler sergileniyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın hazırlattığı 30 dakikalık belgesel Türkçe izlenebiliyor.

FOTOĞRAFLAR, BELGELER HEYKEL TÜRKİYE’DEN

Girişte Atatürk’ün büstünün yanında Makedon ve Türk bayrakları, yanında da ziyaretçi defteri bulunmakta. Önce duygularımı kaleme aldım. Sonra, kimler neler yazmış, diye baktım. Pek çok yabancı ziyaretçi kendi dillerinde notlar yazmış deftere. Hayranlık ve övgü ifade ettiklerini sanıyorum...
Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yapıp hediye ettiği Atatürk’ün balmumu heykelinden de söz etmeliyim.
Türkçe bilmeyen rehber 100 Denar alarak çantasından çıkarttığı bileti bana uzattı. Boynumda bulunan fotoğraf makinesine bakarak fotoğraf çekmek istersem 500 Denar ödemem gerektiğini söyledi. Kendimi tutamadım. Türkiye’den size yollanan fotoğraf ve belgeleri fotoğraflatmak için mi giriş ücretinin beş katını istiyorsunuz, diye sordum. Rehber de bu uygulamayı saçma buldu ki “istersen birkaç kare çekebilirsin” diye gönlümü aldı. Beni tek başıma salonda bırakarak dışarı çıktı. Birkaç kare çektim. Çıkarken elime Eleni Karinte’nin Atatürk’e yazdığı aşk mektubunun fotokopisini verdi.

ELENİ’NİN EVİNDE ATATÜRK KÖŞESİ

Manastır’da Villa Diamond otelinde kalmıştım. Yedi odalı aile işletmesinin sahiplerinden 24 yaşındaki Menden Lazarov’la Eleni hakkında konuştuk. Verdiği bilgiler doğrultusunda birlikte Eleni’nin yaşadığı eve gittik. Binanın birinci katındaki büyük daire, şık bir kafe-bara dönüştürülmüş. Beş odası barın temsil ettiği şehirlerin havasına uygun döşenmiş: New York, Paris, Londra, Roma, Las Vegas. Benim için en ilginç köşe daireye girişin solunda, barın karşısındaki duvardı. Buraya Atatürk’ün lise yıllarındaki fotoğrafı, yanına Eleni’nin mektubunun İngilizce, Makedonca, Türkçe tercümeleri, Askeri İdadi binasının fotoğrafı asılmıştı.
Evet, heyecan verici bir andı. Şaşkınlıkla fotoğrafladım gördüklerimi. Seyahate çıkmadan önce pek çok bilgiye ulaştığım halde, bu bilgiden bihaberdim.
Menden Lazarov’a bir içki ısmarladım. Beni bu güzel sürprizle buluşturduğu için teşekkür ettim. O da benim fotoğrafımı çekti duvarın önünde. Dönüşte Menden, Villa Diamond’ın yanındaki St. Dimitrij Kilisesi ve bitişiğindeki üç katlı konağı gösterdi. TV dizisi Elveda Rumeli’nin burada çekildiğini heyecanla anlattı. TV dizisi izlemediğim için bilmiyordum. İlgisiz görünmemek için meraklanmış gibi yaptım, Menden’in heyecanına karşılık verdim. Benzer bir olayı Brezilya’yı gezerken yaşamıştım. Karşılaştığım pek çok kişi Galatasaray ve Fenerbahçe’nin oyuncularını sayıyordu. Ben ise futbolla ilgilenmediğim için isimlere aşina değildim. Yine biliyormuş gibi davranmak zorunda kalmıştım... Makedonya’nın diğer şehirlerinde, Kosova’da Türk dizileri ilgiyle izleniyordu. Hatta yollarda Kurtlar Vadisi’nin bile afişlerini gördüm, fotoğrafladım.
 
ELENİ’NİN AŞK MEKTUBU

Kemal Atatürk’e herhangi bir zamanda ve yerde!
Çok seneler geçti, ben halen her gün senden haber bekliyorum. Mektubumu alırsan, beni hatırla. Kâğıtta gözyaşlarımı göreceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şey konuşuluyor. Eğer şimdi başka bir kadını seviyorsan mektubumu yırt ve kendine sor: İnanabilir miyim ki, Manastırlı Eleni Karinte, bir günlük tanıdığı ve âşık olduğu erkeğe tüm ömrünü ithaf etmiştir? Ve benim seni sevdiğim kadar seviyorsan o kadını kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum. Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan, başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni isterim.
Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni senden ayırmak için eve kapattı, bir ay çıkmama izin vermedi. Ağlıyordum. Biliyordum ki tüm kilitleme, hapsetme çabaları nafileydi.
Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm. Beni sevebilirsin, dedi. Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum, dedim. Ve sonra bir daha onu görmedim. Babam beni hiçbir zaman affetmedi. Ben de onu. Eskisi gibi genç ve güzel değilim artık... Tüm ömür bir gün içerisinde!
Ebediyen seni seven ve seni bekleyen, senin Eleni Karinte.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle